insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2020 Salı

"Bana ve eşime 4 yıl boyunca virüs muamelesi yaptılar"

31 Mart 2019 
Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber'in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acılı eşi, bir yıl sonra konuşmaya karar verdi. Yaşadıklarını BOLD'a anlattı.



Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019'da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. 6 ayrı ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, "Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum." diyor.
KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI
11 Mart 2019'da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında "Arkama bir ağrı girdi" dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon Devlet Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse geri gönderildi.

Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip "Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor." dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar "Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz." diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.
HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRULTTULAR
O akşam Cemil Dilber'in durumunun ciddiyeti anlaşılınca bu kez Afyon ParkHayat Hastanesine götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.
4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILAR
Dilber, görüş izni için savcıya gitti, "fetö ise kimse gelmesin" diyen savcının kapısından eli boş döndü.
"Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi... 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti." diye haykırıyor acılı eş.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016'da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesindeydi.
AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİ
Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber'i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber'e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi, bir dizi engel çıkartılarak. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.
"BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK"
Ayşe Dilber: "Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı." diyor.

Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber'in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı...


Uşaklı Cemil Dilber ve Ayşe Dilber çiftinin 17 yıl sonra dünyaya gelen Azra Nur (12) adında bir kızları bulunuyor. Dilber, anne-kız, uzun süre eşinin ceketine sarılıp uyuduklarını söylüyor.

Ayşe Dilber, eşinin eşyalarını mahkeme kararıyla cezaevinden aldı. Gelen poşetin içinden artık iyice beyazlaşmış bir iki parça kıyafet, iğne-iplik, ilaçları ve Kuran-ı Kerim çıktı.

30 Mart 2020 Pazartesi

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

30 Mart 2020 
Tedavisi geciktirildiği için cezaevinde zatürreden hayatını kaybeden öğretmen Nesrin Gençosman'ın ablası Adalet Bakanı'na seslendi: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın!



Cezaeevinde ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran Kursu öğretmeni Nesrin Gençosman'ın ablası Zeynep Gençosman, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e çağrıda bulundu.
İNSANLIK ADINA SİZE SESLENİYORUM
"İnsanlık vazifem adına..." başlıklı bir mail yazıp Gül'e gönderen Gençosman, "O sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın. Yaşatılan ihmalller geri dönüşü mümkün olmayan hatalar yaşatmasın istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileleri tek başına dertleriyle bırakamaz, kendi vatandaşını ölüme terk edemez, etmez." dedi.

Nesrin Gençosman hayatını kaybettiğinde 30 yaşındaydı.
KORONA SEMPTOLARININ AYNISI VARDI
Kardeşinin 11 Temmuz 2018'de tutuklanıp Ordu Cezaevi İnfaz Kurumuna gönderildiğini, o dönem adı konulmamış fakat COVİD-19 virüsünün oluşturduğu semptomların aynısını gösterdiğini ifade eden Gençosman, "Hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen, cezaevi yetkilileri hastaneye sevk etmediği ve 5 gün sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu, entübe halinde reanimasyon yoğun bakım servisine acilen kaldırılan ve 8 gün sonra yaşamını yitiren Nesrin Gençosman'ın ablası ve o sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum" ifadelerini kullandı.
YAŞAM HAKLARI ELİNDEN ALINMASIN
Zeynep Gençosman, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının ellerinden alınmasının yasal ve doğru olmadığını da sözlerine ekledi ve siyasi tutuklu ve hükümlülerin de ivedilikle tahliyesini talep etti.

Zeynep Gençosman bu mesajını başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkili kurumlara gönderdiğini söyledi.



21 Şubat 2020 Cuma

Hamile tutuklu Elif Tuğral bu sabah doğum yaptı: Oğlumu kucağıma aldım...

21 Şubat 2020 
Hamileliğinin son dört ayını cezaevinde geçiren Elif Tuğral, bu sabah oğlu Vehbi Enes’i dünyaya getirdi. Tuğral doğuma başında 8-10 asker ve gardiyanla girdi.

5 aylık hamileyken tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen Elif Tuğral bu sabah 10.30’da İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesinde doğum yaptı. Bir erkek çocuk dünyaya getiren Tuğral’ın ve bebeğinin sağlık durumu henüz bilinmiyor. Başında yaklaşık 8-10 askerle asker ve gardiyan ile doğuma giren Tuğral’a annesinin refakat edebilmesi için savcılığa izin başvurusu yapıldı.

Oğlunu kucağına alan baba Nuri Tuğral, “Oğlumu kucağıma aldım. Sağlıklı görünüyordu. Eşimi henüz göremedim. Tahliyesi konusunda yetkililerin gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum” dedi.

Ev hanımı Tuğral’ın Hilmi adından bir erkek çocuğu daha bulunuyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2019’da tutuklanan Elif Tuğral, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Halen Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Tuğral’ın dosyası İstinaf’ta bulunuyor.




Elif Tuğral ve ailesi, bir görüş gününde. Ocak 2020.

 

14 Şubat 2020 Cuma

Ağrılardan uyuyamıyor, kabuslar görüyor, inleyerek uyanıyorum

14 Şubat 2020 
Cezaevinde yürüyemez hale gelen Veysel Avunan’dan mektup var: “Ağrılardan uyuyamıyorum. Kabuslardan inleyerek arkadaşları da uyandırıyorum.”


Tutuklu bulunduğu Elazığ Cezaevinden tedavi için Kayseri’ye gönderilen ve şu anda Kayseri Cezaevinde bulunan Veysel Avunan, kız kardeşi Sümeyra Avunan’a gönderdiği mektubunda sağlık durumunu anlattı.
Avunan “Hayat burada Allah’ın yardımıyla iyi gidiyor. Arkadaşlar bana spor yaptırıyorlar. Artık ufak tefek işlerimi görebiliyorum. Ama çok zorluyorlar. Önüne gelen, ‘hadi şu hareketi yap’, madem hastane ve cezaevi bir şey yapamıyor. Onlara inat biz seni buradan yürüterek çıkaracağız diyorlar.” dedi.
İNAN Kİ GÜCÜM YOK
Arkadaşlarının bazen kendisine “Çok tembelsin, söylenenleri takmıyorsun diye.” sitem ettiklerini belirten Avunan, “Ama inan ki gücüm yok. Çok çabuk yoruluyorum. Gece ağrılarımdan dolayı yatamıyorum veya gördüğüm kabuslardan dolayı inleyerek arkadaşları da uyandırıyorum. Sağolsunlar anlayışla karşılıyorlar.” ifadelerini kullandı.
HEP KALORİFERİN DİBİNDE OTURUYORUM
Mektubunda, içerideki sosyal faaliyetlerden de bahseden Avunan şöyle devam etti: “Haftada bir tatlı yapılır. Çiğ köfte yapılır. Saz eşliğinde türkü söylenir. Bunlar sosyal faaliyetlerimiz. Tabi ben hepsinde oturuyorum. Kaloriferin dibinde.”


15 Eylül 2017’de beri tutuklu bulunan Veysel Avunan’a Mart 2019 hastalandı. Önce teşhis konulamadı. Ta ki Elazığ Cezaevinde bayılana kadar… Önce zatürre dediler, sonra menenjit geçirdiği anlaşıldı. O günden sonra tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. İşlerini koğuş arkadaşlarının yardımıyla görebiliyor. HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Elazığ Cezaevine gidip bizzat kendisini gördü ve durumunu Meclis’te gündeme getirdi ama buna rağmen bugüne kadar bir çözüm bulunamadı.


DOSYASI İSTİNAF’TA
Cemaat soruşturması kapsamında tutuklanan ve örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Veysel Avunan (28), Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu. Bingöl’ün Genç ilçesinden 9 kardeşli bir ailenin en büyük oğlu olan Avunan’ın dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyor.

 

15 Ocak 2020 Çarşamba

“İnsaf edin hakim bey; kızımın, torunlarımın ne suçu var?”

15 Ocak 2020
Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Kızı, damadı ve 7 aylık torunu hapse giren, bir torununa da kendisi bakmak zorunda kalan Zahide Şen isyan etti.

Artvin’de özel bir okulda sınıf öğretmeni olarak çalışan Ayşegül Atalay ve eşi Mehmet Atalay 5 Aralık 2019’da tutuklandı. İki çocuk sahibi Ayşegül Atalay İzmir Şakran Cezaevine, eşi ise Artvin Cezaevine gönderildi.

Anne ve babanın birlikte tutuklanması geride kalan çocukları ve aile büyüklerini perişan etti. 7 aylık kızı Kardelen Betül’ü ile birlikte hapse gönderilen Ayşegül Atalay, 5 yaşındaki oğlu Mustafa Burak’ı annesine bırakmak zorunda kaldı.

Mustafa Burak ile tek başlarına kalan anneanne Zahide Şen (56), “Benim okumam yazmam yok. Samsun’daki evimi bırakıp İzmir’e geldim. Toruna yalnız bakıyorum. Kimim var başka. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen komşular yardımcı oluyor. Mustafa Burak okula gidiyor. Dava Artvin’den açıldığı için damadımı Artvin’e götürdüler. Kızımı bebek var diye burada bıraktılar. Damada daha hiç gidemedim” dedi.

Ayşegül Atalay ve çocukları.

“ANNEM BABAM GELECEK YİNE AİLE OLACAĞIZ DEĞİL Mİ?”

Mustafa Burak’ın sürekli anne ve babasını sorduğunu ifade eden anneanne, “Ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Eriyorum olduğum yerde. Annem, babam, kardeşim gelecek ve biz yine aile olacağız değil mi diyor. Çocuğumun hiçbir suçu yok, melek gibi kızım. Çok zor geldi bu bana. Çok ağır bir imtihandayız. Mustafa Burak artık durmuyor. Annesini istiyor. Geçen hafta bir haftalığına yanına verdik. Annesi ikisine birden bakamadı, ancak bir hafta kalabildi, geri gönderdi. Bayağı zorlu süreçten geçiyoruz. İnsafa gelin hakim bey, evlatlarım, torunlarım perişan. Onların ne suçu var?” diye konuştu.

BEBEKLİ ANNELERİ BİR KOĞUŞA TOPLADILAR


Cezaevi şartları ve ortamının bebekli anneler için uygun olmadığı sürekli dile getiriliyor fakat bugüne kadar bu konuyla ilgili yasal bir düzenleme yapılmadı. Zahide Şen, Şakran Cezaevinde pilot bir uygulama başlatılarak bebekli annelerin aynı koğuşa toplandığını belirtti ve Kardelen Betül’ün 6 haftadır cezaevinde yaşadıklarını anlattı:

“Kardelen Betül orada iki diş çıkarttı. Cezaevi şartları zor. Banyo yaptırmakta zorlanıyorlar. Çocuk hiç uyumuyormuş, kızım saat 3-4 uyuyorum diyor. İnsanlar ne de sorun yapmasa bile rahatsız oluyorlar. Bir de yeni bir uygulama varmış. Bebekli bütün anneleri aynı koğuşa toplamışlar. Herkesin çocuğu olduğu için kimse birbirine yardımcı da olamıyor. Biri ağlayınca öbürü uyanıyor. Artık curcuna.”

Zahide Şen ve torunu Mustafa Burak.


KARAR MAHKEMESİ 22 OCAK’TA

Hakkari ve Artvin’de olmak üzere toplamda 3 yıl öğretmenlik yapan Ayşegül Atalay ve eşi Mehmet Atalay, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandılar. 22 Ocak 2020’de Artvin’de karar mahkemeleri olacak. Zahide Teyze, “Kızım mahkemede hiçbir suçum yok, ekmek parası için çalıştım, dedi. 7 aylık kızı da kucağındaydı. Avukat ev hapsi vermelerini talep etti ama hakim ByLock var, yapacak bir şey yok dedi. Tutukladı. Avukat 3 haftalık süre istemişti. 22 Ocak’ta kızımı bırakmalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.


10 Ocak 2020 Cuma

Cezaevinde omuriliği kırılan Tahsin Manav’ın kızı: Babamın felç geçirme riski var

10 Ocak 2020
Omuriliği iki yerinden kırılan Tahsin Manav’ın felç geçirme riski bulunuyor. Daha önce Behçet hastalığı geçiren, kalp kapakçığı değiştirilen, hapisteyken Zona’ya yakalanan Manav’ın sağlığından ailesi çok endişeli.


Koğuşta düşerek omuriliği kırılan Tahsin Manav’ın durumu oldukça kötü. Kızı H. Manav, dün yaptıkları açık görüşte babasının tekerlekli sandalye ile yanlarına getirildiğini, 45 dakika boyunca ağlamaktan konuşamadığını söyledi. İki yıldır Kırşehir E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan 70 yaşındaki Tahsin Manav, sağlık sorunlarına rağmen ne tahliye ediliyor ne de ev hapsi verilerek bırakılıyor.

Tahsin Manav, Behçet hastalığı nedeniyle erken emekli edilmiş, daha sonra kalp kapakçığı değiştirilmiş, sürekli kan tahlili yapılarak Coumadin adı verilen ilacı kullanması gereken bir hasta. Üç hafta önce de Zona hastalığına yakalanan Tahsin Manav’ın omuriliği geçen hafta koğuşta düşünce iki yerinden kırıldı ve tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.

Manav’ın kızı “Babamın sağlık sorunlarını daha önce mahkemede anlattık. Ev hapsi istedik ama bizi anlayan olmadı. 27 aydır hapiste. Son iki hastalık da üst üste geldi. Üstelik omuriliğinin kırılması bizi bitirdi. Omurilikte çökme olduğu için felç riski olduğunu öğrendik. Şu an ne yapacağız, ne edeceğiz bilmiyoruz.” dedi.

Babasının hapse girdiğinden beri sağlık problemi yaşadığını söyleyen H. Manav, “Babamın kalp kapağı değiştirilmişti. Coumadin denilen kanının akışkanlığı için bir ilaç kullanmak zorunda. Bu ilaç biraz tehlikeli. Her zaman kan tahlili vermesi gerekiyor ki, ilacın dozajı ona göre ayarlansın. Bazen yarım oluyor, bazen artırıyorlar. Kanı çok sıvılaşırsa burnundan çok büyük kanaması oluyor, bir yeri kesilirse kanı durmayabiliyor. Kanı pıhtılaşırsa da beynine pıhtı atabiliyor. Sürekli takip altında olması lazım. Cezaevinde kan vermeye götürmüyorlardı. O hafta bu hafta derken sürekli sıkıntı yaşadı. Bir kez kanı koyulaştı, gözüne pıhtı attı. Gözünde kanlanma oldu.” diye konuştu.

CİLDİ HEP OYUK OYUK OLMUŞ

Son bir aydır babasının daha da kötüleştiğini, Zona’ya (bir deri hastalığı) yakalandığını belirten H. Manav, “Zona çıkarttığından beri mahvoldu babam. Zona çok ağrılı ve yangılı (iltihaplı) bir hastalıktır. Bütün parmak aralarından başlayıp omzuna kadar sardı. Cildi hep böyle oyuk oyuk olmuş. Geceler boyu uyuyamıyorum, kıyafet giyemiyorum, sürtülünce ağrıyor dedi. Çarşamba günü (1 Ocak 2020) doktora götürmüşler. İlacını cuma vermişler.” ifadelerini kullandı.

O GECE İKİ KERE HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ

Hülya Manav, iki yıldır 15 kişilik koğuşta kalan babasının, cezaevindeki tüm tutukluların etkilendiği gıda zehirlenmesinden sonra düşüp omuriliğinin nasıl kırıldığını ise şöyle anlattı:

“3 Ocak 2020 Cuma gününü cumartesiye bağlayan gece yarısı saat 2,5-3 gibi bir bulantı ile uyandığını söyledi. Böyle bir mide bulantısı hiç başına gelmediğini söyledi. Koğuş arkadaşları yardım etmişler aşağı indirmişler, 3 gibi hastaneye götürmüşler. Ufak bir serum vermişler. İyisin deyip geri yollamışlar.

Saat beş buçuk, altı gibi tekrar kötü olmuş. Gene aynı şekilde mide bulantısı ile kalkmış. Ama böyle bir mide bulantısı yok, hiç başıma gelmedi, gözüm karardı dedi. Koğuştakilerden birinin yardımıyla merdivenlerden inerken kendinden geçmiş, eli ayağı boşalmış, sonrasını hatırlamıyor zaten. Yanındaki kişi babamın sadece başını tutabilmiş. O sırada dili içine kaçmış, babamı öldü zannetmişler. Babam buna çok üzülmüştü. Açık görüşte hep bunları anlattı, ağlayarak. Bir veteriner vardı koğuşunda, o hemen karnından sıkmış, o şekilde kendine gelmiş. Tekrar hastaneye götürmüşler. Röntgen çekilmiş, düştüğü için beyin tomografisi çekilmiş, MR’a girmiş, kanını almışlar.

TEHLİKELİ BİR KIRIK

Omuriliğinde iki kırık tespit edilmiş. Biri kırık, diğeri çökme kırık adı verilen bir durum. Çökme kırığın çok tehlikeli olduğunu, devamlı gözetim altında olması gerektiğini söylüyorlar. Babam tekrar ne zaman doktora götüreceklerini bilmiyorum dedi. Normalde haftaya tekrar hastaneye götürülüp tekrar röntgen çektirilip durumuna bakılması gerekiyor. Çünkü omurilik bildiğiniz gibi beyinle ilgili oluyor. Sağlık durumu hiç iyi değil.

SANDALYEYİ KESİP TUVALET YAPTILAR

Babamı şu an merdivenli koğuştan alıp başka bir koğuşa koymuşlar. Yanına iki refakatçi verilmiş. Tuvalet ihtiyacımı gideremedim, arkadaşlar sandalyeyi kestiler, dedi. Banyomu dün akşam başka bir arkadaşım yaptırdı, çorabımı başka biri giydiriyor, dedi. Moralmen de sağlık açısından da çok kötü. Hastanede iki gün serum verdiler, ilaç verdiler, yatak iyiydi dedi. Jandarma kalmasın, çıkart bunu demiş doktora. Doktor hayır kalması gerekiyor demiş. İnsanı manen yıkıyorlar. Sağlığı zaten yıkık bir de insan gibi davranmıyorlar.”

BANK ASYA’DA HESABI VAR DİYE…

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2017’de tutuklanan Tahsin Manav, Bank Asya’da hesabı olduğu ve bir ifadede adı geçtiği için 3 Nisan 2018’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da. 1976’da Hollanda’ya işçi olarak giden Tahsin Manav, 10 yıl çalıştan sonra Behçet hastalığından dolayı oradan erken emekli edilmiş ve memleketi Kırşehir’e yerleşmişti.

TAHSİN MANAV’IN CEZAEVİNE GİRMEDEN ÖNCE VE SONRAKİ HALLERİ FOTOĞRAFLARA BÖYLE YANSIMIŞ


 








11 Aralık 2019 Çarşamba

Anne babalar içeride, çocuklar dışarıda perişan: “Sesimi duyun, artık dayanamıyorum”

11 Aralık 2019 
Anne ve babası tutuklu çocukların psikolojileri gün geçtikçe daha da bozuluyor. Ebeveynler içeride, çocuklar dışarıda perişan. Daha bugün 3 çocuk sahibi Döndü çifti Mardin’de tutuklandı.

15 Temmuz’dan sonra birçok anne ve baba darbe bahane edilerek tutuklandı. Bir anda anne babasız kalan çocuklar şok geçirdi, travma yaşadı. Bu süreç hala devam ediyor. Daha bu sabah Deniz ve Hıdır Döndü çiftinin üç kızı Selma, Belma ve Semra yalnız kaldı. İki çocukları bulunan Özlem ve Selim Yıldırım çifti ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutuluyor.

Çoğu akrabalarının yanında kalan ya da sosyal hizmetlere verilen çocukların psikolojisi ise iyice bozulmuş durumda. 3 yaşındaki oğlu Bedirhan ile Balıkesir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Zinnet Kaya, “Sesimi duyun, artık dayanamıyorum. Artık kaldıramıyorum” diyor.

Zinnet Kaya ve çocukları Kamil Yusuf (10), Nihal (8), Bedirhan (3). Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi, 2019
1 SAAT KIZINA SARILIP AĞLADI

Yaklaşık iki yıldır aynı cezaevinde kalan Zinnet ve Babahan Kaya çiftinin 3 çocukları var. Bedirhan, Haziran 2018’den bu yana annesiyle birlikte cezaevinde. Kamil Yusuf (10), Nihal (8) ise dede ve babaanneleriyle İstanbul’da yaşıyor.

Yeğenlerini geçen hafta annelerinin açık görüşüne götüren amca A. Kaya, “Ne yazık ki yengenin durumu çok kötüydü. Psikolojisi iyice bozulmuş. 1 saat boyunca kızına sarılıp ağladı. Hiç konuşmadı desem yeridir. İnanın ilk defa yengemizi böyle gördüm. Sesimi duyurun, artık dayanamıyorum, dedi” diye konuştu.

Çocukları bazen 2, bazen 3 ayda bir görüşe götürebildiğini ifade eden A. Kaya, “Bedirhan devamlı ablama ve abimin yanına gitmek istiyorum diyor. Artık büyüdü. Konuşuyor. Niye buradayız diye sorguluyor. Abim, ablam gidiyor, niye biz kalıyoruz diyor. Biz de gidelim diye her gün ağlıyormuş. Çocuk devamlı çıkalım anne, çıkalım anne dediği için artık anne de yıpranmış. Büyük oğlu iyice içine kapandı. İyice psikolojisi bozuldu. Bilmiyoruz kime gidelim, ne yapalım.” ifadelerini kullandı.

Anne ve babası tutuklu bulunan çocukların durumunu HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sürekli TBMM’de gündeme getiriyor. Konuyla ilgili Ocak 2020’de yasal bir düzenleme yapılması bekleniyor.

ANNE-BABASI TUTUKLU ÇOCUKLARDAN BAZILARI

Özlem-Selim Yıldırım çifti, şu anda İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutuluyor. Dün gece gözaltına alındılar. 2 çocukları var. Çocukları Meryem İnci ve Şeyma anneannelerinin yanında.
Bugün tutuklanan ev hanımı Deniz Döndü ile öğretmen Hıdır Döndü’nün üç kızı var. Selma 7, Belma 3, Semra ise daha 2 yaşında. Kapıları kırılarak anne babası gözaltına alınan ve Mardin Cezaevine gönderilen çiftin çocuklarıyla şu anda amcaları K. Deniz ilgileniyor. Mardin Kızıltepe’ye bağlı Akdoğan Köyünde yaşayan K. Deniz, “Çocuklar gece gündüz ağlıyor. Gece korkuyla uyanıyorlar. Anne babalarını kapı kırarak yere yatırarak aldıkları için çocuklar bayağı korkmuş. Ağlıyorlar sürekli, bir dayılarına, bir komşuya götürüyorum. Biz de ne yapacağımızı şaşırdık.” dedi.




3 çocuk sahibi Derya Gül Mersin Tarsus Cezaevinde, eşi ise Kahramanmaraş’ta tutuklu. Derya Gül’ün 7 yaşındaki büyük kızı Ayşe Esra (en sağda) anneannesiyle birlikte yaşıyor. Yavuz Selim (3,5) ve Yağız Sinan (2) dönüşümlü olarak annelerinin yanına gidiyorlar. Derya Gül’ün kucağındaki yeğeni Bahar. Onun da annesi İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu. (Fotoğraf Tarsus Cezaevi, Temmuz 2019).
7 Ekim 2019’da Mardin’de tutuklanan evhanımı Selma Andırınlı Mardin Cezaevinde, eşi Yakup Andırınlı ise 40 aydır Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde tutuklu. Üç çocukları bulunan Andırınlı çiftinin kızları Zeynep 5, Hafsa 7, Ebrar 12 yaşında. Hafsa hasta,vücut gelişim problemi var. Bakıma muhtaç. Doktor kontrolünde tedavi oluyor. Küçük kız Zeynep annesiz uyuyamıyor. Büyük kızları okula gitmek istemiyor. Çocuklara 70 yaşındaki sağlık sorunları olan anneanneleri bakıyor.
Mustafa İhsan’ın (4) boynunu büken bu fotoğraf, Müzeyyen-Erdoğan Yılmaz çifti tutuklanmadan hemen önce çekildi. 2 Aralık 2019 tutuklanan Yılmaz çifti Altındağ Karapürçek Cezaevine gönderildi. Anne babasız kalan Mustafa İhsan’a Ankara’da ikamet eden hasta anneanne ve dede bakıyor. Mustafa İhsan dışında iki torunlarına daha bakmak zorunda kalan ebeveynler oldukça zor durumda. Yılmaz çiftinin 28 Aralık 2019’da mahkemesi olacak.
Ayşegül Kapaklı ve çocukları Ahmet Efe (5) ve Alperen Fatih (10). 7 yıl 6 ay hüküm verilen Ayşegül-Hüsamettin Kapaklı çifti Eskişehir Cezaevinde tutuklu. İki çocukları var. Ahmet Efe, epilepsi hastası. İki çocuğa da hasta anneanne bakıyor.
Hüsamettin Kapaklı ve çocukları.
6 yıl 3 ay hüküm verilen Aslı Özdemir Çanakkale’de, eşi Murat Özdemir ise Manisa’da tutuklu. 5 ve 10 yaşlarındaki çocuklarına yaşlı dede ve anneanneleri bakıyor.
8 aydır tutuklu bulunan Necla Şen ile üç yıldır tutuklu Gökhan Şen çiftinin Mualla (2), Orhan (5) adında iki çocukları var. Karabük cezaevinde bulunan Necla Şen’in henüz davaları başlamadı. Çocuklar gece sayıklayarak uyanıyor ve “Annem nerede” diye ağlıyorlar.

3 Aralık 2019 Salı

Felçli Yavuz Selim Öğretmen 950 gündür cezaevinde tutsak!

3 Aralık 2019 
Yüzde 54 ortopedik engelli, kulağı duymayan ve ileri derecede böbrek hastası olan Yavuz Selim Burgu, 950 gündür Kayseri Bünyan Cezaevinde tutuklu.
Davası görülürken hakimin “Sakatsın ayağa kalkamıyorsun zaten, otur” dediği matematik öğretmeni Yavuz Selim Burgu’nun eşi Rukiye Burgu, bir engelli eşi olarak yaşadıklarını sosyal medyadan paylaştı.

“Keşke sosyal medyada sevgi pıtırcıklı, engelli adayıyız tweetleri ile sorun çözülse. Yüzde 54 ortopedik engelli, kulağı duymayan, ileri derecede böbrek hastası 950 gündür cezaevinde. 950 gün uzun bir zaman. Engelli bir adam için daha uzun. 5275 sayılı yasa ne zaman uygulanacak” dedi.

Eşinin cezaevinde 3 kez düştüğünü ifade eden Rukiye Burgu, ciddi bir sorun oluşmadığı için şükrettiğini ifade etti.

YERİNDEN KALKIP ÇAY BİLE ALAMIYOR


Dünya Engelliler Günü ile ilgili oğluna verilen ödevi görünce çok üzüldüğünü ve uzun süre etkisinden kurtulamadığını belirten Rukiye Burgu, “Oğlumun ödevi #dünyaengellilergünü ile ilgiliydi. Konusu engellilerin karşılaştıkları sorunlar ve yaşadıkları mağduriyetler. Yerinden kalkıp çayını bile alamayan, buna rağmen 32 aydır tutuklu, felçli bir babanın çocuğu olarak ne yazdı ödevine cesaret edip bakamadım.” ifadelerini kullandı.

5276 sayılı Ceza İnfaz Kanuna göre cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyen tutukluların cezası ne olursa olsun hasta iyileşinceye kadar ertelenmesi gerekiyor.

Yavuz Selim Burgu, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandı ve 8 yıl 9 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylandı. Yavuz Selim Burgu’nun cezaevinde yaşadıklarını ilk insan hakları savunucu ve HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu gündeme getirmişti.

Cezaevinde üç kez düşen Yavuz Selim Burgu, çayını bile alamayacak kadar hasta bir tutuklu.







21 Ekim 2019 Pazartesi

Düşük tehlikesine rağmen 5 aylık hamile kadın tutuklandı

21 Ekim 2019
Her gün yapılması gereken iğneleri bulunan, düşük tehlikeli hamile Elif Tuğral, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailesi anne ve bebeğin hayatından endişeli.

İzmir’de yaşayan 5 aylık hamile Elif Tuğral (31) düşük tehlikesi raporlarına rağmen tutuklandı. 10 Ekim’de Şakran Cezaevine gönderilen Tuğral’ın, her gün yapılması gereken iğneler için hastaneye götürülüp götürülmediği bilinmiyor.

20 Haziran 2019’da evinde gözaltına alınan Tuğral, o gün çıkarıldığı mahkeme tarafından ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı. Dört ay sonra; 10 Ekim 2019’da İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan dava için hakim karşısına çıkan Tuğral, 6 yıl 10 hüküm verilerek cezaevine gönderildi.

KIZIMIN DÜŞÜK TEHLİKESİ VAR

Elif Tuğral’ın annesi Aziziye Özünlü, “Aslında savcı hamileliğini göz önünde bulundurarak serbest bırakılmasını talep etti, bir hakim de aynı görüşteydi ama diğer hakim tutuklanmasını istedi. Kızımın düşük yapma tehlikesi var. Ev hapsindeyken kanının pıhtılaşmaması için her gün iğne oldu. İzin alarak sağlık ocağına gidiyordu. Cezaevinde bu iğneleri olup olmadığını bilmiyoruz. Her gün revire çıkma imkanı cezaevlerinde olmuyor. Sevk alıp kontrole gitmesi aylar sürüyor zaten.” dedi.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde mezun olan edebiyat öğretmeni Elif Tuğral, İzmir’de özel bir yurtta çalıştığı için örgüt üyesi olduğu iddia ediliyor. 2014’te evlenen Elif Tuğral’ın 4 yaşında Hilmi adında bir oğlu daha bulunuyor.

Öte yandan Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan diğer bir hamile Zeynep Şakrak da hala tahliye edilmedi. 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu 16/4 maddesine göre hamile kadınlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Haklarında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan hamile kadınlar Türkiye’de tutuklu yargılanıyor. Oysa tutuklanmaması gerekiyor. Hüküm aldıktan sonra ise hüküm kesinleşirse cezası erteleme sonrası infaz edilmeli.

Geçtiğimiz günlerde Adana’da röntgen filmiyle kapıları açıp evleri soyan biri hamile 3 kadın yakalanmıştı. 6 yıl 10 ay 10 gün cezası olduğu tespit edilen zanlılardan Kader Ç., hamile olduğu için ev hapsiyle serbest bırakılmıştı. 15 Temmuz’dan sonra başlatılan Tenkil sürecinde tutuklanan kadınlara uygulanmıyor.