ömer faruk gergerlioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömer faruk gergerlioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2020 Çarşamba

Tutuklu anne: Kızım intihara teşebbüs etti, oğlum manik depresif oldu

26 Şubat 2018 
İki yıldır tutuklu Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve tutukluluk sürecinde ailece yaşadıklarını yazdı.



3 Temmuz 2018’den bu yana Manisa E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 3 çocuk annesi Nesibe Nur Akkaş, intihara kalkışan kızını, manik depresif teşhisi konulan oğlunu ve ailece yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

KIZIM İNTİHARA TEŞEBBÜS ETTİ

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 6 sayfalık mektup yazan Akkaş, büyük kızının aşırı dozda anti-depresan aldığını ve ölümden döndüğünü söyledi. Akkaş, “Büyük kızım 12 yaşında. 42 ay önce babasının tutuklanmasının ardından geçirdiği travmayla aşırı derece kilo almaya başladı. Ben kızımı Celal Bayar Üniversitesi Hastanesine tedaviye götürüyordum. Zaten 7 yaşından beri ‘Dikkat Eksikliği-Dürtüsellik’ hastalığından dolayı kırmızı reçete ile tedavi gören kızım, 10 yaşında antidepresan kullanmaya başladı. Maruz kaldığı sıkıntılar ve yaşadığı travmalar yüzünden 2018 Kasım ayında tedavisi için doktorun verdiği depresan ilaçları aşırı derece içerek İNTİHAR teşebbüsünde bulundu.” dedi.

NEFESİM DARALMAYA BAŞLIYOR ANNE

Akkaş, kızının Mart 2019’da kendisine gönderdiği ilk ve son mektubunun bir bölümüne de kendi mektubunda yer verdi:

“Anne var ya senin bana verdiğin kolye şu an elimde olan kolye ben onu okula takınca sanki böyle siz beni evde bekliyormuşsunuz gibi bir cesaret doluyordum. Ama önceki hafta okulda kolye, bileklik vs takılması yasaklandı. Bir anda içimi dolduran şey çıkıp gitti. Sanki birisi gücümü almaya çalışıyormuş gibi sanki sizin cezaevleriniz her bir saniyede daha da uzaklaşıyor gibi, sanki açık görüşler hiç gelmeyecek gibi, yüzünüzü, o güzel tebessümle bakan yüzünüzü çok az görecekmişim gibi sanki biri kalbimi sıkıştırıyor ama bırakmıyor anne, size o kadar çok ihtiyacım var ki… Anne biliyor musun ben geceleri kolyeyi alıp seninle konuşa konuşa ağlıyorum. Anne hani ben zehirlendim ya boru soktukları yer böyle üzülünce ama çok üzülünce sanki boğazımda bir şey var da nefes almama izin vermeyecekmiş gibi oluyor ondan sonra gerçekten nefesim daralmaya başlıyor ve nefes alamamaya başlıyorum… Ve artık bu çok sık oluyor.”

İki kızı, bir oğlu bulunan Nesibe Nur Akkaş çocuklarıyla bir görüş gününde, 2018.


OĞLUMA MANİK DEPRESİF TEŞHİSİ KONULDU

Tutuklandığından bu yana 16 yaşındaki oğlunun İzmir’de şizofren anneannesi ile kaldığını belirten Nesibe Nur Akkaş, “15 tatilde çok ısrar etmemin üzerine doktora götürülen oğluma doktor manik depresif teşhisi koymuş, düzenli muayeneye çağırmış. Şu an doktora götürebilecek kimse yok maalesef. Çünkü doktoru Turgutlu’da, okulu İzmir Çiğli’de, annemin evi İzmir’in Evka 4’ünde. Hepsi çok ters yerlerde. Devamsızlık ve derslere odaklanma, katılım problemi yaşayan oğlum çoğu zaman öz bakımını yapmakta bile zorluk çekiyor.”

Nesibe Aktaş, sadece çocuklarının değil kendisinin sağlık sorunları yaşadığını da ifade ediyor. Gözaltına alındıktan bir gün sonra hastalıkları nedeniyle İzmir Kadın Doğum Hastanesi ve Turgutlu Devlet Hastanesinde operasyon yapılacağını söyleyen Akkaş, “Gözaltına alındığım günün ertesi kadın hastalıklarından operasyon geçirecektim… Cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım ilerledi, bazıları tedavi edilmiyor. Damar ameliyatı olmam gerekiyordu, bu şartlarda çok riskli olduğu için olamadım. Kalp-damar, kadın hastalıkları, üroloji, KBB, fizik tedavi (bel fıtığı oluştu, sağ bacağım uyuşuyor) beyin cerrahisi, Nüroloji gibi bölümlerle ilgili tedaviler görüyorum. Doktorlar tarafından şartlar değişmedikten sonra iyileşmemin çok mümkün olmadığı ifade edilmekte.” diye yazdı.


OĞLUMU 6 AY HİÇ GÖRMEDİM

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Nesibe Nur Akkaş’ın eşi de 42 aydır tutuklu. Dosyası Yargıtay’da bulunan Akkaş, mektubunu çocuklarının ruhen kan kaybettiğini, dayanma gücünün kalmadığını söyleyerek bitiriyor ve “Ne olur sesimi duyun” diyor.

“Kızlarımı sadece ayda 1 veya 2 ayda bir görüşüme gelince görebiliyorum. Oğlumu ise 6 ay hiç görmedim. Çocuklarımdan sağlıklı bilgi ve haber alamıyorum. Ciddi manada ruh ve beden sağlıkları ile eğitim hayatları adına endişe etmekteyim. Çocuklarım aile kavramını yitirmiş durumdalar. Bir daha bir araya gelemeyeceğimizi sanıyorlar. Psikolojileri çok kötü durumda. Aile Birlik ve Bütünlüğümüz Parçalanmış durumda. Bu yaşadığım durumları anlatabilecek kimsem olmadığı için sesimi sizin aracılığınızla vicdan sahiplerine sesleniyorum. Çocuklarım ruhen kan kaybediyorlar. Yaşları belki çok küçük gibi gelmiyordur belki size ama emin olun kundaktaki bebekten daha kötü ve annelerine ihtiyaçları olan aciz bir durumdalar. Anlatmaya çalıştığım mağduriyetler artık dayanma gücünün tükenmesine sebep oluyor. Ne olur sesimi duyun.”

NESİBE NUR AKKAŞ’IN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN ORİJİNALİ








17 Şubat 2020 Pazartesi

Tutuklu anne Elif Güven: 40 ay önce dağılan yuvamın hüznünü yaşıyorum

17 Şubat 2020
17 aydır hapiste olan Elif Güven, darmadağın edilen yuvasını ve cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Güven, “Bu satırlar ifade etmek istediklerimin binde biri bile olamaz.” dedi.


Bandırma M Tipi Cezaevinde bulunan iki çocuk annesi Elif Güven, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup göndererek hem yaşadıklarını hem de cezaevinde tanık olduğu anne ve bebek manzaralarını yazdı.

25 Ocak 2020 tarihli mektubuna “40 ay önce eşimin tutuklanmasıyla birlikte dağılan yuvamın hüznümü yaşıyorum. 10 ay boyunca çocuklarımı göremeden geçirdiğim zamanlar ve sonrasının bütün kadınların ortak çığlığı olduğunu düşünerek bu mektubu yazıyorum” diyerek başlayan Güven, “Kadınların ve çocukların mağduriyetlere dur deyin” çağrısında bulundu.
10 AY ÇOCUKLARIMI GÖREMEDİM
Cemaat soruşturmaları kapsamında 24 Eylül 2018’de tutuklanan Elif Güven (35), Adana’da özel bir yurtta idarecilik yaptığı için örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyor. Aynı nedenlerle 10 yıl hapis cezasına çarptırılan eşi Selim Güven ise 3 yıldır tutuklu.

Halim (8), Nedim (6) adında iki erkek çocuğu bulunan Elif Güven’in çocuklarına Çanakkale’de yaşayan dede ve anneanne bakıyor. Adana’da oturdukları için tutuklandığında Tarsus Cezaevine gönderilen Güven, 10 ay çocuklarını göremediğini söylüyor. Daha sonra eşiyle birlikte Bandırma Cezaevine sevk edilen Güven çifti, şimdi sadece açık görüşlerde onlarla buluşabiliyor. Üzüntüden yüz felci geçiren anneanne ise hasta haliyle iki erkek çocuğunu büyütmeye çalışıyor. Annelerinden 1,5 yıldır uzak çocuklar ise psikolojik travma içinde.

Kastamonu Üniversitesi Bilgisayar Teknikerliği bölümünden mezun olan Elif Güven ve çocukları Halim (8) ile Nedim (6).
Mektubuna “Burada öyle hayatlara şahit oldum ve öyle hayatlar dinledim ki bu satırlarım ifade etmek istediklerimin binde biri bile olamaz. Yaşadıklarımıza gözler kör olmuş, kulaklar sağır olmuş gibi. Yine de bir umut sesimi duyurma çabasıyla tarihe not düşmek istiyorum” diye devam eden Güven’in bir annenin ve çocuklarının cezaevinde neler yaşadığına dair gözlemleri şöyle:
ÇOCUKLAR İLK ÖNCE MEMUR VE SAYIM KELİMESİNİ ÖĞRENİYOR
“Önceden çocuklarımızın ilk öğrendiği kelimeler anne ve baba iken, şimdi bu ortamdaki çocukların öncelikli kelimeleri memur ve sayım oldu. Cezaevindeki hayatı yurt dışı olarak algılayan çocuklarla birlikte tüketiliyoruz biz.
GECE UYANIP DUA EDEN ÇOCUKLARIN GÖZYAŞLARIYLA SABAHLADIK
Gecenin bir vakti uyandığında yine cezaevinde olduğunu anlayıp yatağında ellerini açarak dua eden çocukların gözyaşlarıyla sabahladık. Bir çocuğun annesi ve babasıyla birlikte evlerinde olmasını istemek en büyük lüksümüz oldu. Kantin alışveriş günümüzde mazgaldan verilen birkaç abur cubura kocaman gözlerle sevinen çocukların mutluluğuna gizledik hüznümüzü. İlk adımını gördüğümüz çocuklara sevinirken hiç hijyenik olmayan o soğuk zemin üzerine her düştüğünde bizim içimiz kanadı.
BURADAKİ TEYZELERİM EVLERİNİ ÇOK ÖZLEDİ ALLAHIM
Oyun oynayacak alanı olmadığı için evinin bahçesini ve arkadaşlarını özleyen çocuğun ‘Buradaki teyzelerim evlerini çok özledi ama en çok ben özledim Allahım’ diyen çocukların yakarışları bizi bu dört duvardan daha fazla sıktı. Çocuğu yanında olan anne ayrı hüzün yaşadı, uzak olan anne ayrı hüzün yaşadı. Hangisi daha acımasızdı bilemedik!
NENE DİYE SESLENDİKLERİNDE İÇİMİZ BURKULDU
Yıllardır çocuklarımıza bakan büyüklerimizi kendi anne babaları gibi gördü çocuklarımız. Görüşlerimize geldiklerinde annesinin yüzüne bakıp “Nene” diye seslendiklerinde içimiz burkuldu. “Ne zaman işin bitecek, eve geleceksin?” sorularına kaçamak cevaplar bulmaya çalışmak kelimeleri boğazımızda düğümledi. Okula giden çocuğumuzun her veli toplantısında annesinin babasının yanında olmamasından dolayı duyduğu yalnızlığın çığlığı km’ler ötede bizim kulaklarımızda yankılandı. Bunlar gibi bir sürü iç yakan hayat gördük buralarda.”
ELİF GÜVEN’İN GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN ORİJİNALİ


16 Şubat 2020 Pazar

Yüzde 50 çalışan tek böbreğini de cezaevinde kaybetti

16 Şubat 2020
Üçüncü evre böbrek hastası Ramazan Sarıkaya, yüzde 50 çalışan tek böbreğini de cezaevinde kaybetti. Doktorların ifadesine göre artık nakil yapılması gerekiyor.



Şubat 2019’dan bu yana Balıkesir Kepsüt Cezaeevinde tutuklu bulunan Ramazan Sarıkaya (50), böbrek nakli yapılacak hale geldi. Bir böbreği 1997’de askerdeyken alınan Sarıkaya’nın ikinci böbreği yüzde 50 çalışıyordu. Cezaevine girdikten sonra o böbreğin işlevi de birdenbire yüzde 30’a düştü. Bir ay önce kontrole götürülen Sarıkaya’ya doktorlar “Artık nakil yapılması lazım” dedi.

40 KİŞİLİK KOĞUŞTA KALIYOR

Sarıkaya’nın eşi Müzeyyen Sarıkaya, “Doktor, eğer ortamı sağlıklı olursa yüzde 30’luk böbrek onu uzun süre götürür demişti. Yemesi, içmesi, tuvalet ihtiyacı bunlar böbrek hastaları için önemli. 40 kişi kalıyorlar koğuşta. 2-3 tuvalet var. Sıra gelene kadar vakit geçiyor. Böbrekte ürenin durmaması lazım. Hijyenik bir ortam değil.” ifadelerini kullandı.

Ramaza Sarıkaya ve çocukları bir görüş gününde.



“ÖLÜNCE Mİ TEHLİKE VAR DİYECEKLER”

Eşinin, Kasım ve Aralık 2019’da Balıkesir Şehir Hastanesine iki kez götürüldüğünü söyleyen Müzeyyen Sarıkaya, “İlk götürdüklerinde doktor rapora ölüm tehlikesi yoktur yazmış. Bunun sınırı nedir? Ne kadar ömür biçtiler ki, ölüm tehlikesi yok deniliyor. Yüzde 50 çalışan böbrek nasıl yüzde 30’a düştü, şimdi nasıl nakillik hale geldi. Bir ay önce gittiği doktor artık nakil yapılması lazım dedi. Ölünce mi tehlike var diyecekler. Buradaki kasıt nedir? Ortada bir suç yok, suç varsa bir yıldır mahkemesi neden sonuçlanmıyor. Bunlar içimizde hep bir ukde. Bunların hesabını kim verecek? Geri dönüşü olan bir hastalık değil. Çırpınmamız bundan dolayı.” diye konuştu. Müzeyyen Sarıkaya, ev hapsi ve ceza ertelemesi gibi seçenekler varken neden bunların uygulanmadığını da sordu.

Özel bir yurtta idarecilik yaptığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Sarıkaya’nın davası, 5 kez mahkemeye çıkmasına rağmen henüz sonuçlanmadı.




GERGERLİOĞLU’NUN SORU ÖNERGESİ

Ramazan Sarıkaya ile ilgili 18 Ocak 2020’de TBMM’ye soru önergesi veren HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri gereğince Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e cevaplaması için 14 soru sordu:

1- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın ağır hasta bir şekilde Balıkesir Kepsut L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olduğu iddiası doğru mudur?

2- Bu iddialar doğruysa Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın hastalığı ne durumdadır?

3- Bu iddialar doğruysa 5275 sayılı kanun çerçevesinde tahliye edilmeme gerekçeleri nelerdir?

4- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın böbrek hastası olduğu iddiaları doğru mudur?Eğer doğruysa tedavisi ne şekilde yürütülmektedir?

5- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın tutuklandıktan sonra % 50 olan böbrek işlevinin % 35’e düştüğü iddiaları doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın böbrek işlevi neden % 35’e düşmüştür?

6- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın böbrek hastası olduğu iddiası doğruysa diğer mahpuslardan farklı bir şekilde yemeği,içeceği ve hijyeni farklı mıdır?

7- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaş cezaevinde kaldığı için kalan böbreğini kaybetmesi halinde sorumlu ya da sorumlular kim ya da kimler olacaktır?

8- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşa diyet raporu hazırlandığı iddiaları doğru mudur?

9- Bakanlığınıza iletilmiş bu konuyla ilgili şikayet var mıdır?

10- Son 3 yılda ağır hasta tutuklular için yapılmış çalışmalar nelerdir?

11- Son 3 yıldır Cezaevleri’nde çalışan personellerle ilgili açılan soruşturma sayısı kaçtır ve bu soruşturmaların akıbeti ne durumdadır?

12- Son 5 yılda cezaevlerinden hastalık nedeniyle tahliye olan kişi sayısı kaçtır ?

13- Son 10 yılda cezaevlerinde böbrek hastası olup böbreğini kaybeden yurttaş sayısı kaçtır?

14 Son 10 yılda cezaevlerinde böbrek hastası olup tahliye olan yurttaş sayısı kaçtır?

GEREKLİ İŞLEMLER BAŞLATILDI

Gergerlioğlu, soru önergesinden sonra Balıkesir’deki yetkili makamların Sarıkaya’nın tahliyesi için gerekli işlemleri başlattığını da iki gün önce duyurdu.


Dört çocuk babası Ramazan Sarıkaya bir görüş gününde.


14 Ocak 2020 Salı

KHK’lı mühendis cezaevinde kanser oldu: 4. evrede olmasına rağmen tahliye yok!

14 Ocak 2020
KHK’lı Abdülazim Özdemir’e 4. evre karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Eşi Emir Özdemir, “Defalarca doktora gitmesine rağmen bu evredeki bir hastalık nasıl anlaşılmadı” diye sordu.




10 aydır Bandırma 1 No’lu T Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan 49 yaşındaki Abdülazim Özdemir’e 4. evre karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Yarın kemoterapiye başlanacak olan Özdemir’in bu noktaya gelmesinde cezaevinde yaşadığı ihlallerin etkili olduğu belirtiliyor.

EŞİM SAPASAĞLAMDI

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup yazarak eşinin durumunu anlatan Emir Özdemir, “Eşim cezaevine girdiğinde sapasağlamdı. Sonra rahatsızlandı. Böbrek taşı teşhisi kondu. İyileşmedi. Sararıp vücudu kabarınca acilen doktora götürüldü. Meğer böbrek taşı yokmuş. Rahatsızlığı sarılıkmış. Hemen ameliyat olması gerekti. Ama ameliyat olacağı alet bozulduğu için geri cezaevine getirildi.” dedi.

ÇAY BİLE İÇEMEDİ, İHTİYAÇLARINI GİDEREMEDİ

Doktor Bursa veya İzmir’e sevkini istediği halde araya Kurban Bayramı girdiği için eşinin ihmal edildiğini ifade eden Özdemir, “Eşim idareyle de konuştu ancak unutuldu. Sevk edilmedi, ameliyat edilmedi. Elden ayaktan düştü. Hiçbir şey yeyip içemedi (çay bile içemedi). İhtiyaçlarını arkadaşları karşıladı.” ifadelerini kullandı.

Abdülazim Özdemir, bu ihmaller sonucunda geçtiğimiz ağustos ayı sonunda acilen ameliyata alındı. Bozuk olan aletin birkaç günde tamir edildiğini belirten Emir Özdemir, “Meğer alet birkaç günde yapılmış. Daha önce de ameliyat olabilirmiş. Ameliyatta parça alındı ve Ankara’ya patolojiye gönderildi. Bu arada aşırı kilo kaybetti. Çünkü bu süreç 2-3 ay sürdü. Ameliyattan sonra toparladı. Kilo almaya başladı. Aralık ayında patoloji sonucu geldi. Tekrar ameliyat olabilirim dedi. İyi huylu mu kötü huylu mu bakılacak dedi. ” diye yazdı.
Abdülazim Özdemir, Kalkınma Bakanlığında mühendis olarak görev yapıyordu. 672 Sayılı KHK ile ihraç edildi.

İHMALLER VAR MI?
Eşiyle 6 Ocak 2020’de yaptığı 10 dakikalık telefon görüşmesinde yıkıldığını ifade eden Emir Özdemir şöyle devam etti: “Maalesef karaciğer kanseri olduğunu ve 4. evrede bulunduğunu öğrendim. Yıkıldım. Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı? Kafamda bir sürü soru.”

ZAMAN BİZİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ

Emir Özdemir, eşinin geç olmadan tahliye edilmesini istedi: “Sizden ricam eşimin geç olmadan ve daha iyi şartlarda tedavi olabilmesi için tahliye edilmesi, cezanın ertelenmesi. Bunu eşim, çocuklarım, kendim, ailem için istiyorum. Zaman bizim için çok kıymetli, kemoterapi alması lazım.”

672 SAYILI KHK İLE İHRAÇ EDİLDİ
ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Abdülazim Özdemir, Kalkınma Bakanlığında mühendis olarak görev yaparken Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Daha sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderildi. 14 ay tutuklu kalan Özdemir, çıkarıldığı son mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verilip tahliye edilmişti. Dosyası 1,5 yıldır Yargıtay’da bekletiliyordu. Fakat Mart 2019’da tekrar tutuklanıp Bandırma 1 No’lu T Tipi Cezaevine gönderildi.

3 KIZLARI VAR


20 yıllık matematik öğretmeni eşi Emir Özdemir de 10 aydır Keskin T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Onun da dosyası Yargıtay’da bulunuyor. 5, 9 ve 15 yaşlarında üç kız çocuğu sahibi olan Özdemir çiftinin çocuklarına 80 yaşlarındaki dede ve babaanneleri bakıyor.

ÇOCUKLARIMIZ GÖRÜŞE GELEMİYOR


Emir Özdemir mektubunda, çocuklarını görememekten yakınıyor ve sevk dilekçelerinin dikkate alınmadığını da ifade ediyor:

“Çocuklarımız, okulu ve büyüklerimiz yaşlı olmalarından dolayı kapalı görüşlerimize gelemiyorlar. Açık görüşlerimizi de bazen yapabiliyoruz. Baba uzakta olduğundan 2-3 ayda bir gidebiliyorlar. Haftalık 10 dakika telefon görüşümüzü ise bir hafta çocuklarla, bir hafta eşimle yapabiliyorum. Yani 15’de bir 10 dakika eşimle görüşebiliyorum. Aile paramparça. Çocuklar hem bana hem de eşime gitmekte maddi manevi çok zorlanıyorlar. Yazılıya denk gelince de gelemiyorlar. Maalesef hafta sonu da çocuk görüşü kaldığımız cezaevlerinde uygulanmıyor. Eşim defalarca sevk yazmasına rağmen sevki de çıkmıyor. Bu ay da yazdı. Bakalım kısmet. En azından aynı yerde olsak iç görüş yapardık, çocuklarla gidiş-gelişte daha kolaylık olurdu. Mesela bu salı (bugün), cumaya da bana gelecekler.”

DEVLET YAŞAMA HAKKINI KORUMAK ZORUNDADIR

BOLD Medya’ya konuşan Özdemir ailesinin avukatı:

“Abdülazim Özdemir’in durumunu geçen hafta bir dilekçe ile Yargıtaya sunduk. Ama bir gün daha beklemeye tahammül yok. Çünkü 15’inde (yarın) kemoterapi yapılacak. Belki özel bir tedavi uygulanır. Kemoterapi cezaevinin içinde ne kadar sağlıklı olur? Eski Genelkurmay Başkanı müebbet cezası kesinleştiği halde yaşlıdır diye tahliye edildi. Ciddi bir rahatsızlığı da yoktu. Demek ki CMK açısından cezanın ağırlığı ve hafifliği önemli değil tahliye için. Ama bu adam kanser. Durumu vahim.

BİR DAKİKA BİLE BEKLETİLMEMELİ

Üstelik henüz yargılaması bitmedi. Böyle bir adamın tahliye edilmesi insanlığın bir gereğidir. Yaşama hakkı diye bir hak var insan haklarında. Temel bir hak. Vazgeçilmez bir hak. Devletin de yaşama hakkını koruması gerektiğine göre müvekkilimin derhal serbest bırakılması gerekir. Hatta bir dakika dahi bekletilmemeli. Tüm hukuk sistemlerinde bu böyledir. Bu durumda hangi müvekkilim olursa olsun aynı şeyi talep ederim.

ADLİ TIP, TERSİNİ SÖYLERSE YİNE TUTUKLASINLAR!

Yargıtaya verdiğimiz dilekçede ‘doktor raporlarına rağmen tahliyeyi uygun görmezseniz Adli Tıp’a sevk edin’ dedim ama bunu demek bile lüzumsuz. Bu durumdaki bir hasta Adli Tıp’a sevk edilmeden tahliye edilir. Adli Tıp’ta tersi çıkarsa yine tutuklasınlar! Şu anda bir gün, bir dakika dahi önemlidir.”
 
EMİR ÖZDEMİR’iN MEKTUBUNUN TAMAMI




 

8 Ocak 2020 Çarşamba

Hamileyken tutuklandı, 2 yaşındaki çocuğuyla birlikte hapse atıldı, HSK “Her şey normal” dedi

8 Ocak 2020 
Hamileliğin zorlukları, diğer çocuğuna cezaevinde bakmak durumunda kalması ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onun için verdiği hukuk mücadelesiyle Elif Aydın’ın hikayesi…

Elif Aydın (31), eğitim faaliyetlerinde bulunduğu için tutuklanan binlerce eğitimciden biri. Öğrenci yurdunda çalıştığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında 25 Mayıs 2018’de tutuklanarak Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildiğinde iki aylık hamileydi. Ayrıca iki çocuğu daha vardı. Şimdi 8 yaşında olan Kadir annesiz kalmış, Musab (3,5) annesiyle birlikte hapse girmişti. Yusuf Kaan ise annesinin karnındaydı. Üçü birlikte, 8 kişilik koğuşta, tek bir yatakta, cezaevi ortamında yaşamaya mecbur bırakılmıştı. Elif Aydın, cezaevi günlerini BOLD’a anlattı.

Aydın’ın sesini ilk duyurmaya çalışan ve hukuk mücadelesi başlatan isim ise HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’ydu. Aydın’ın yaşadıklarını ve Gergerlioğlu’nun onun için verdiği mücadele sürecini sunuyoruz.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU İŞLEDİLER

HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, kanuna rağmen Elif Aydın’ı tutuklayan Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kadir Gezici, üyeler Gülpınar Duman, Senem Birdal ve tutukluluğun devamı yönünde mütaala veren savcı Yakup Şahin hakkında, görevi kötüye kullanma ve hürriyeti tahdit suçlarından HSK’ya şikayet başvurusunda bulunmuş ve cezai soruşturma yapılmasını talep ederek, mücadelenin fitilini ateşledi. 1 Temmuz 2018 tarihli başvuruya HSK, yeni cevap verdi ve başvurunun işleme konulmadığını açıkladı.

Bunun skandal olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, HSK’nın suça ortak olduğunu belirtti. Gergerlioğlu, “1,5 sene sonra HSK geri dönüş yapmış ve 5275 sayılı kanunun 16/4 maddesini çiğneyerek tutukluluk kararı veren hakim ve savcıları korumuş, şikayet dilekçesini işleme bile almamış. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının keyfi işlemlerini denetlemekle yükümlü olan HSK, verdiği bu kararla denetim görevini yapmaktan kaçınmış, hakim ve savcıların hamile bir kadını tutuklaması suçuna ortak olmuştur.” dedi.

HSK’nın kendisine muhalif gördüğü hakim ve savcılarla ilgili en basit iddiaları anında işleme koyarak soruşturma açtığını, dolayısıyla ayrımcılık da yaptığını belirten Gergerlioğlu, “Türk Ceza Kanununun bir maddesini veya Anayasanın bir hükmünü sosyal medyada paylaştığı için Zonguldak Hakimi Kemal Karanfil hakkında soruşturma açıldı. Savunma istendi.” ifadelerini kullandı.

HSK’nın Gergerlioğlu’na gönderdiği 13 Kasım 2019 tarihli karar.



HAMİLELER HAKKINDAKİ KANUN

Gergerlioğlu HSK’nın açıklamasına 30 Aralık 2019’da itirazda bulundu ama henüz buna da bir cevap verilmiş değil. Hamile kadınlar hakkında hala mahkemelerde tutukluluk kararı veriliyor. Oysa 5275 sayılı CİK 16/4 maddesinde “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.” deniliyor. Bu hükümler tutuklular için de uygulanması gerekiyor.

ELİF AYDIN: İKİ KERE MERDİVENLERDEN YUVARLANDIM

8 aylık olana kadar cezaevinde kalan Elif Aydın, Kasım 2018’de 6 yıl 10 ay ceza verildikten sonra tahliye edildi. Dosyası Yargıtay’da. Tahliye olduktan bir ay sonra, 20 Aralık 2018’de oğlu Yusuf Kaan’ı dünyaya getiren Aydın dışarı çıktı ama hapiste hamile kadınlar bulunuyor. 5 aylıkken tutuklanan Elif Tuğral onlardan biri. Tuğral, Şakran Cezaevinde 8. ayına girdi. Doğumuna çok az kaldı.

Elif Aydın, cezaevinde geçirdiği 6 ayı, hamile ve bebekli bir anne olarak hapiste yaşadıklarını ve sonrasını BOLD’a anlattı:

“Biz Konya’da yaşıyorduk. Ilgın ilçesinde özel bir yurtta idarecilik yapıyordum. Olaylar olunca iş yerimiz kapatıldı. Biz de Kocaeli’ne ailemin yanına taşındık. Eşim 15 Temmuz’dan 2-3 sonra tutuklandı. Bir yıl hapiste kaldı. O çıktıktan 9 ay sonra ben tutuklandım. İçerideyken hamileliğim kötü geçmedi ama beni üzen çocuklarımdı. Dışarıda bir çocuğum kaldı, o zaman 2 yaşında olan Musab yanımdaydı, üçüncüsü karnımdaydı. Üçümüz aynı yatakta uyumaya çalıştık koğuşta.

CEZAEVİ ORTAMI ANNELER İÇİN ÇOK ZOR

Kontroller için her ay doktora götürüldüm, cezaevi yönetimiyle ilgili hiçbir şey diyemem ama suçsuz bir şekilde tutuklu olmak çok ağırdı. İki defa merdivenlerden yuvarlandım, hastaneye kaldırıldım. Pazar günüydü, doktor yoktu, hastane hastane gezdirildim.

Çocuğum da kaç merdivenlerden yuvarlandı. Yüzü gözü patladı. 8 kişilik bir koğuştu. Bazen 9 oluyordu. Cezaevi ortamı çocuklu bir anne için çok zor. Kesinlikle yaşanılmaz, psikolojik olarak da çok zor. Benim girdiğim dönem Allah’tan yaz dönemiydi. Vaktimizi hep avluda geçiriyorduk. Havalar soğumaya başlayınca içeri geçince psikolojik olarak ben de oğlum da yıprandık.

OĞLUM ENFEKSİYON KAPTI, GÖZÜ ŞİŞTİ


Koğuştaki diğer insanlar da kendilerince haklılar. Ses kaldırmıyor, bir sıkıntı duymak, görmek istemiyorlar. Çocukla in çık, oraya dokunma, buraya dokunma. Arkadaşlar her gün çamaşır suyuyla yıkıyorlardı. Buna rağmen ortam hijyen açısından iyi değildi. Musab enfeksiyon kaptı, gözü şişti, kafasını ranzalara vurdu kaç kere. Yuvarlandı, ağzı patladı, kafası şişti. Bunları görünce, bir de hamilesiniz daha çok sıkıntı oluyor haliyle.”

Elif Aydın bu fotoğrafı, tahliye olduktan 2-3 gün sonra çektirdiğini söylüyor.




Elif Aydın’ın eşi de bir yıl Gebze Cezaevinde tutuklu kalmış.




11 Aralık 2019 Çarşamba

Anne babalar içeride, çocuklar dışarıda perişan: “Sesimi duyun, artık dayanamıyorum”

11 Aralık 2019 
Anne ve babası tutuklu çocukların psikolojileri gün geçtikçe daha da bozuluyor. Ebeveynler içeride, çocuklar dışarıda perişan. Daha bugün 3 çocuk sahibi Döndü çifti Mardin’de tutuklandı.

15 Temmuz’dan sonra birçok anne ve baba darbe bahane edilerek tutuklandı. Bir anda anne babasız kalan çocuklar şok geçirdi, travma yaşadı. Bu süreç hala devam ediyor. Daha bu sabah Deniz ve Hıdır Döndü çiftinin üç kızı Selma, Belma ve Semra yalnız kaldı. İki çocukları bulunan Özlem ve Selim Yıldırım çifti ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutuluyor.

Çoğu akrabalarının yanında kalan ya da sosyal hizmetlere verilen çocukların psikolojisi ise iyice bozulmuş durumda. 3 yaşındaki oğlu Bedirhan ile Balıkesir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Zinnet Kaya, “Sesimi duyun, artık dayanamıyorum. Artık kaldıramıyorum” diyor.

Zinnet Kaya ve çocukları Kamil Yusuf (10), Nihal (8), Bedirhan (3). Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi, 2019
1 SAAT KIZINA SARILIP AĞLADI

Yaklaşık iki yıldır aynı cezaevinde kalan Zinnet ve Babahan Kaya çiftinin 3 çocukları var. Bedirhan, Haziran 2018’den bu yana annesiyle birlikte cezaevinde. Kamil Yusuf (10), Nihal (8) ise dede ve babaanneleriyle İstanbul’da yaşıyor.

Yeğenlerini geçen hafta annelerinin açık görüşüne götüren amca A. Kaya, “Ne yazık ki yengenin durumu çok kötüydü. Psikolojisi iyice bozulmuş. 1 saat boyunca kızına sarılıp ağladı. Hiç konuşmadı desem yeridir. İnanın ilk defa yengemizi böyle gördüm. Sesimi duyurun, artık dayanamıyorum, dedi” diye konuştu.

Çocukları bazen 2, bazen 3 ayda bir görüşe götürebildiğini ifade eden A. Kaya, “Bedirhan devamlı ablama ve abimin yanına gitmek istiyorum diyor. Artık büyüdü. Konuşuyor. Niye buradayız diye sorguluyor. Abim, ablam gidiyor, niye biz kalıyoruz diyor. Biz de gidelim diye her gün ağlıyormuş. Çocuk devamlı çıkalım anne, çıkalım anne dediği için artık anne de yıpranmış. Büyük oğlu iyice içine kapandı. İyice psikolojisi bozuldu. Bilmiyoruz kime gidelim, ne yapalım.” ifadelerini kullandı.

Anne ve babası tutuklu bulunan çocukların durumunu HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sürekli TBMM’de gündeme getiriyor. Konuyla ilgili Ocak 2020’de yasal bir düzenleme yapılması bekleniyor.

ANNE-BABASI TUTUKLU ÇOCUKLARDAN BAZILARI

Özlem-Selim Yıldırım çifti, şu anda İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutuluyor. Dün gece gözaltına alındılar. 2 çocukları var. Çocukları Meryem İnci ve Şeyma anneannelerinin yanında.
Bugün tutuklanan ev hanımı Deniz Döndü ile öğretmen Hıdır Döndü’nün üç kızı var. Selma 7, Belma 3, Semra ise daha 2 yaşında. Kapıları kırılarak anne babası gözaltına alınan ve Mardin Cezaevine gönderilen çiftin çocuklarıyla şu anda amcaları K. Deniz ilgileniyor. Mardin Kızıltepe’ye bağlı Akdoğan Köyünde yaşayan K. Deniz, “Çocuklar gece gündüz ağlıyor. Gece korkuyla uyanıyorlar. Anne babalarını kapı kırarak yere yatırarak aldıkları için çocuklar bayağı korkmuş. Ağlıyorlar sürekli, bir dayılarına, bir komşuya götürüyorum. Biz de ne yapacağımızı şaşırdık.” dedi.




3 çocuk sahibi Derya Gül Mersin Tarsus Cezaevinde, eşi ise Kahramanmaraş’ta tutuklu. Derya Gül’ün 7 yaşındaki büyük kızı Ayşe Esra (en sağda) anneannesiyle birlikte yaşıyor. Yavuz Selim (3,5) ve Yağız Sinan (2) dönüşümlü olarak annelerinin yanına gidiyorlar. Derya Gül’ün kucağındaki yeğeni Bahar. Onun da annesi İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu. (Fotoğraf Tarsus Cezaevi, Temmuz 2019).
7 Ekim 2019’da Mardin’de tutuklanan evhanımı Selma Andırınlı Mardin Cezaevinde, eşi Yakup Andırınlı ise 40 aydır Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde tutuklu. Üç çocukları bulunan Andırınlı çiftinin kızları Zeynep 5, Hafsa 7, Ebrar 12 yaşında. Hafsa hasta,vücut gelişim problemi var. Bakıma muhtaç. Doktor kontrolünde tedavi oluyor. Küçük kız Zeynep annesiz uyuyamıyor. Büyük kızları okula gitmek istemiyor. Çocuklara 70 yaşındaki sağlık sorunları olan anneanneleri bakıyor.
Mustafa İhsan’ın (4) boynunu büken bu fotoğraf, Müzeyyen-Erdoğan Yılmaz çifti tutuklanmadan hemen önce çekildi. 2 Aralık 2019 tutuklanan Yılmaz çifti Altındağ Karapürçek Cezaevine gönderildi. Anne babasız kalan Mustafa İhsan’a Ankara’da ikamet eden hasta anneanne ve dede bakıyor. Mustafa İhsan dışında iki torunlarına daha bakmak zorunda kalan ebeveynler oldukça zor durumda. Yılmaz çiftinin 28 Aralık 2019’da mahkemesi olacak.
Ayşegül Kapaklı ve çocukları Ahmet Efe (5) ve Alperen Fatih (10). 7 yıl 6 ay hüküm verilen Ayşegül-Hüsamettin Kapaklı çifti Eskişehir Cezaevinde tutuklu. İki çocukları var. Ahmet Efe, epilepsi hastası. İki çocuğa da hasta anneanne bakıyor.
Hüsamettin Kapaklı ve çocukları.
6 yıl 3 ay hüküm verilen Aslı Özdemir Çanakkale’de, eşi Murat Özdemir ise Manisa’da tutuklu. 5 ve 10 yaşlarındaki çocuklarına yaşlı dede ve anneanneleri bakıyor.
8 aydır tutuklu bulunan Necla Şen ile üç yıldır tutuklu Gökhan Şen çiftinin Mualla (2), Orhan (5) adında iki çocukları var. Karabük cezaevinde bulunan Necla Şen’in henüz davaları başlamadı. Çocuklar gece sayıklayarak uyanıyor ve “Annem nerede” diye ağlıyorlar.

20 Eylül 2019 Cuma

Yetimhanelerde büyüyen Meryem Haydaroğlu 30 günlük bebeğiyle tutuklandı

20 Eylül 2019 
Bir lohusa anne ve bebeği daha tutuklandı. Yetimhanelerde büyüyen, 10 yıllık sınıf öğretmeni Meryem Haydaroğlu (37) doğum iznindeyken Şanlıurfa 2 Nolu T Tpi Cezaevine gönderildi.



 Tenkil Süreci’nin en büyük mağdurlarından tutuklu bebekli annelere bir yenisi daha eklendi. Şanlıurfa Viranşehir 15 Temmuz Şehitleri İlkokulunda sınıf öğretmenliği yapan Meryem Haydaroğlu ve 30 günlük bebeği Ahmet Mert, 7 Eylül 2019’da tutuklandı.

Haydaroğlu’nun tutuklandığını TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından şöyle duyurdu:

CEZAEVLERİ BEBEKLERE GÖRE DEĞİLDİR

“BİR LOHUSA TUTUKLU DAHA! Meryem Haydaroğlu lohusayken Hilvan’daki Şanlıurfa 2 Nolu T Tipi Cezaevine kondu. Ameliyatlı halde ve 28 kişilik kadın koğuşunda, 2 çocuğu da dışarıda kaldı! Zulüm ve insafsızlık son haddinde! Cezaevleri bebeklere göre yer değildir!”

Gergerlioğlu’nun da 17 Eylül 2019’da kendisine cezaevinden gelen mektupla öğrendiği anne ve bebeğin durumu oldukça vahim. Meryem Haydaroğlu’nun bir koğuş arkadaşı tarafından kaleme alınan mektupta, “Beş gün önce vicdanları kanatan bir durumla karşılaştık ki, bu duruma duyarsız kalmak mümkün değildi. Hepimize kendi sıkıntısını, acısını unutturacak kadar içler acısı bir durum. Şöyle ki; henüz kırkı çıkmamış bir bebek ve lohusa bir anne, aranan başka birine yakınlığından, arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve Bankasya’da bir miktar parasının bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak koğuşumuza getirildi. İsmi Meryem Haydaroğlu, Ahmet bebekle 28 kişilik koğuşta günlerdir zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.” denildi.

Şırnak doğumlu Meryem Haydaroğlu 37 yaşında.



YETİMHANEDE BÜYÜDÜĞÜ İÇİN TRAVMA GEÇİRDİ

Mektupta, Meryem Haydaroğlu’nun yetimhanede büyüdüğü için cezaevi koridorlarını, demir parmaklıkları ve görevlileri görünce ağlama krizine girdiği ve yaşadığı travma anlatılarak şöyle devam edildi:

“İşin daha üzücü ve vahim olan tarafı da Meryem hocanın henüz beş yaşındayken anne babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından Bitlis Yetimhanesine yerleştirildikten sonra 18 yaşına kadar farklı farklı yetiştirme yurtlarında kalmış olması. Zaten hayatı boyuna acılar çekmiş, aile sıcaklığından mahrum kalmış bir insana bir de hapishane hayatı yaşatmak reva mıdır? Üstelik evde kendisini bekleyen biri 3 diğer 8 yaşında iki küçük çocuğu daha varken.”

BEBEKLE 2 GÜN GÖZALTINDA KALDI

Bold Medya’nın ulaştığı Meryem Haydaroğlu'nun eşi Fatih Sultan Haydaroğlu, mektupta yazılanların doğrulayarak “Saat 6 civarında Şanlıurfa TEM’den geldiler. Savcılık yazısı varmış ellerinde. Arama yapacakları ve gözaltı yapacaklarına dair bir yazı. Aldılar Şanlıurfa’ya götürdüler, 2 gün gözaltı süresinden sonra akşam 17.00 civarında nöbetçi mahkemeye sevk edilip şüpheli kişilerle görüştüğü gerekçesiyle tutuklandı. Şu an Hilvan’daki cezaevinde. Bizim kimseyle bir ilgimiz yok. Lohusa bir anne serbest bırakılmalı.” dedi.

Ahmet Mert, Türkiye cezaevlerinde bilinen şu andaki en küçük bebek. 24 Mayıs 2019’da açıklanan resmi rakamlara göre cezaevlerinde 864 bebek bulunuyor. Ama Gergerlioğlu’na göre bu sayı 1000’e dayandı. 5275 sayılı CİK’e göre doğum yapan anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, cezalarının 6 ay ertelenmesi gerekiyor.


Ahmet Mert, Türkiye cezaevlerinde bilinen şu andaki en küçük bebek. 24 Mayıs 2019’da açıklanan resmi rakamlara göre cezaevlerinde 864 bebek bulunuyor. Ama Gergerlioğlu’na göre bu sayı 1000’e dayandı. 5275 sayılı CİK’e göre doğum yapan anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, cezalarının 6 ay ertelenmesi gerekiyor.
SEZARYENLE DÜNYAYA GELDİ

Eşinin özel bir okulda 10 yıl öğretmenlik yaptığını, 15 Temmuz’dan önce görevden ayrıldığını ve bir daha başlamadığını ifade eden Haydaroğlu, “Eşim 3 yıldır çalışmıyordu. Güvenlik soruşturmasından yeni geçmişti ve Nisan 2019’da tekrar ataması yapılmıştı. Üçüncü çocuğumuzu dünyaya getirdi. Doğum iznindeydi. Oğlumuz Ahmet Mert 31 Temmuz 2019’da doğdu. Hapse girdiğinde bebek 30 günlüktü. Eşim sezaryen olmuştu zaten.” ifadelerini kullandı.

BİTLİS, KİLİS, URFA’DAKİ ÇOCUK ESİRGEME KURUMLARINDA KALDI

Şırnak doğumlu olan Meryem Haydaroğlu, 5-6 yaşlarında anne-babasını vefat edince abisiyle birlikte Bitlis, Kilis ve Urfa’daki çocuk esirgeme kurumlarında, bizzat devletin elinde büyümüş bir öğretmen. Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Sınıf Öğretmenliği okuduktan sonra göreve başlayan Haydaroğlu, 2009’da evlenmiş. Genç annenin Ahmet Mert dışında 3 ve 8 yaşlarında iki çocuğu daha bulunuyor.

Meryem Haydaroğlu’nun Ahmet Mert dışında Zeynep Özlem (3), Betül İdil (8) adında iki çocuğu daha bulunuyor.



MERYEM HAYDAROĞLU VE AHMET MERT’İN CEZAEVİNDEKİ DURUMUNU ANLATAN İŞTE O MEKTUP…

Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu,

Daha evvel size şahsımla ilgili mektup yazmıştım. Bunun ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Bana geri dönüş yapacağınızdan eminim. Hala Şanlıurfa Cezaevinde dört küçük çocuğumdan ayrı olarak ve en önemlisi hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyorum. Hukuksuz diyorum çünkü eşimin yargılanıp hüküm aldığı bir hattan dolayı şimdi de bir taşla iki kuş vurma hesabıyla beni tutuklamış durumdalar. Bunların hepsini gönderdiğim diğer mektupta dile getirmiştim. Şimdi bu mektubu kaleme alışımın sebebi ise tamamen farklı.


VİCDANLARI KANATAN BİR DURUMLA KARŞILAŞTIK

Efendim, beş gün önce vicdanları kanatan bir durumla karşılaştık ki, bu duruma duyarsız kalmak mümkün değildi. Hepimize kendi sıkıntısını, acısını unutturacak kadar içler acısı bir durum. Şöyle ki; henüz kırkı çıkmamış bir bebek ve lohusa bir anne, aranan başka birine yakınlığından, arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve Bankasya’da bir miktar parasının bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak koğuşumuza getirildi. İsmi Meryem Haydaroğlu, Ahmet bebekle 28 kişilik koğuşta günlerdir zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.

AİLE SICAKLIĞINDAN MAHRUM KALMIŞ BİR İNSANA BU YAPILANLAR REVA MI?


Sayın Gergerlioğlu işin daha üzücü ve vahim olan tarafı da Meryem hocanın henüz beş yaşındayken anne babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından Bitlis Yetimhanesine yerleştirildikten sonra 18 yaşına kadar farklı farklı yetiştirme yurtlarında kalmış olması. Zaten hayatı boyuna acılar çekmiş, aile sıcaklığından mahrum kalmış bir insana bir de hapishane hayatı yaşatmak reva mıdır? Üstelik evde kendisini bekleyen biri 3 diğer 8 yaşında iki küçük çocuğu daha varken.




GÖNÜLLÜ AVUKATLIK YAPMAYAN İSTEYEN KİMSE YOK MU?

Efendim, ameliyatlı bir kadın, sabaha kadar uyumayan ağlayan bir bebek…. Yürek dağlayan bu durumdan mutlaka yardımınız olacağı düşüncesiyle paylaşmak istedim. Emin olun şu an dahi ağlayan bebeğini susturmaya çalıştığı için size mektubu kendisi yazamadı. İşin açıkçası benim yazdığımdan da haberi yok ki, benim gayem onun belki ifade etmeyeceği başka bir durumu da sizinle paylaşmak: Eşi zaten işsiz olan Meryem hanımın maddi anlamda çok ciddi sıkıntıları olduğundan dolayı kendilerine avukat dahi tutamamışlar. Efendim kendisine sürekli “avukat tutun” ısrarıma karşılık dayanamayıp söylediği bu durumu size anlatmamın sebebi belki bu hususta (gönüllü avukat gibi) yardımınız olacağını düşünüyorum.

BÜYÜDÜĞÜ YETİMHANELERİ HATIRLAYARAK AĞLAMA KRİZİNE GİRDİ


Sayın Gergerlioğlu son olarak sizinle beni en çok etkileyen Meryem hanımın içeri girdiğindeki ifadesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kucağında minicik bebeğiyle koğuşa getirildikten sonra ağlama krizine girdi, kendine geldikten sonra söylediği ilk söz: “Siz ne güzel yüzlü insanlarsınız, hepinizin suçu ne ki? Biliyor musunuz ağlamamın tek sebebi beni ilk içeri aldıklarındaki o uzun koridorlar, demir kapılar, görevliler eskiden kaldığım yurtları hatırlattı, çok korktum.” Bu travmayı yaşatmaya hakları var mı?


DOĞUM İZNİNDE HASTA YATAĞINDAN KALDIRILAN BİR ANNE

Efendim bunca mağduriyetin içinde bir de bizim derdimizi sırtınıza yük yapıyoruz ama emin olun durum duyarsız kalınacak gibi değil. Son bir haftada aynı savcı ve hakim tarafından tutuklanan beşinci kişi ve bunların çoğu ev hanımı.

Meryem hanım aktif olarak hala çalışan bir sınıf öğretmeniymiş. Doğum izninde hasta yatağından kaldırılıp getirilen kadıncağızın yardımcısı olacağınızdan, elinizden geleni yapacağınızdan eminim efendim. Allah yardımcınız olsun. Şimdiden çok teşekkür ederim.