hamile tutuklular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamile tutuklular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2020 Pazar

Tutsak bebek Esra Rana, birinci yaşına cezaevinde girdi

2 Şubat 2020
6 aylık hamileyken tutuklanan Beyza Demir, geçen yıl bu zamanlarda kızını dünyaya getirip tekrar cezaevine gönderilmişti. Esra Rana bebek, 1. yaşını hapiste doldurdu.

Hatırlayacaksınız, geçen sene tam bugünlerde Beyza Demir, 1 günlük bebeği Esra Rana’yı Bakırköy civarında bir hastanede dünyaya getirmiş ve sonra tekrar cezaevine gönderilmişti.

Tarih 29 Ocak 2019’du. 6 aylık hamileyken Edirne’de tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine konulan Beyza Demir, TCK 16/4 maddesine rağmen tahliye edilmemiş, 9. ayını hapiste doldurmuştu. Bebeğini de sancıları gelince alelacele kaldırıldığı bir hastanede dünyaya getirmişti. Aradan bir yıl geçti. Esra Rana bebek 1 yaşına girdi. Gözlerini cezaevinde açan Esra Rana, ilk adımlarını orada attı, dişleri orada çıktı, ilk seslerini yine koğuş ortamında çıkarmaya başladı.

ADALET SESSİZ, AİLE SESSİZ, HERKES SESSİZ…

İki aylıkken tükürük bezinden mikrop kapan Esra Rana, o süreçte ameliyat edilmişti. Sağlık durumlarından ve kendilerinden maalesef yeni bir haber yok. Demir’in ailesi, bu tutukluluk karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor.

Cemaat soruşturmaları kapsamında eşi Emin Demir ile birlikte Kasım 2018’de tutuklanan Beyza Demir, özel okullarda öğretmenlik yapıyordu. Bir ifadede adı geçtiği için tutuklanmıştı. 14 Ocak 2019’da ilk mahkemesine çıkan Demir, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından örgüt üyesi olduğu iddiasıyla  7 yıl 6 ay cezasına çaptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Bakırköy Cezaevinden Gebze Cezaevine nakledilen Beyza Demir’in eşi, Emin Demir ise Aralık 2019’da tahliye edildi. Esra ara sıra babasıyla kalıyor ama yaşı itibariyle annesinden kopamıyor. Bugünlerde Gebze Cezaevi çok soğuk rutubetli olduğu için kızını yanına alamayan Beyza Demir, sütünü sağıp lavaboya döküyor.

ŞEYMA VE YUSUF BURAK

15 Mayıs 2019, Yusuf Burak ve annesi Şeyma Tekin.
Beyza Demir ile aynı durumda olan ve aynı gün doğum yapan Şeyma Tekin ve oğlu Yusuf Burak ise 28 Şubat 2019’da tahliye edilmişti. Fakat Tekin, cezaevi sürecinde yaşadıklarının hala atlatabilmiş değil. Tek başına evden çıkmaya, sokaklarda yürümeye korkuyor. Dışarı çıkmak istemiyor. İlk kez 28 Mayıs 2019’ta oğlu ile birlikte gezmeye gidebildiler. Hala daha o tedirginlikleri devam ediyor.

Doğum gününüz kutlu olsun Ceyda ve Yusuf Burak. Aynı gün dünyaya geldiniz, biriniz 28 gün sonra özgür oldu, diğeriniz hala tutsak!

30 Aralık 2019 Pazartesi

Hamile bir kadın daha tutuklandı

30 Aralık 2019 
4 aylık hamile Serpil Özmermer, 17 Aralık 2019’da tutuklanarak İzmir Şakran Cezaevine gönderildi. KHK’lı Özmermer’in 4 yaşında bir oğlu daha bulunuyor.

2016 yılında çıkarılan KHK ile memurluktan ihraç edilen hamile Serpil Özmermer (29) on beş gün önce tutuklandı. Riskli bir hamilelik yaşayan Serpil Özmermer’in eşi H. Özmermer, BOLD Medya’ya ulaşarak seslerinin duyurulmasını istedi.


H. Özmermer, “Eşim Serpil Özmermer 4 aylık hamile ve hamileliği risk altında. Aynı yıl polisin hakkında soruşturma olduğunu ve ifadesinin alınması gerektiğini söylenmesi üzere kendisi gitti. Gözaltına alındı, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.” dedi.

OĞLUMUN ANNESİNE İHTİYACI VAR

Cemaat soruşturmaları kapsamında hakkında dava açılan Serpil Özmermer’in iddianamesi 2019 yılı içinde tamamlandı. Duruşmalara katıldığı halde 17 Aralık 2019’da görülen 2. celsede tutuklandı. Eşinin kaçma şüphesi bulunmadığını, şartlı tahliye ile bırakılabileceğini söyleyen H. Özmermer, “Eşim hamile ve bir de annesine ihtiyacı olan oğlumuz var. Bu durumlardan psikolojik olarak olumsuz etkileniyor. İzmir Şakran Kadın Cezaevi B6 koğuşunda kalıyor. Sesimizi duyurur musunuz?” ifadelerini kullandı.

2012 yılından beri Adalet Bakanlığında memur olarak çalışan Serpil Özmermer, 2016’da çıkarılan KHK ile ihraç edildi. Bir ifadede adı geçtiği için hakkında soruşturma başlatıldı. Özmermer, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmalarına SEGBİS ile İzmir’den katılıyordu.




24 Aralık 2019 Salı

Eşimi serbest bırakın, o daha 3 aylık hamile

24 Aralık 2019 

Özel bir kolejde İngilizce öğretmeni olarak çalışan Ebru Hazır eşi: “Eşim 3 aylık hamile. Okula gidip dersten çıkarıp gözaltına alındı.  Eşim serbest bırakılsın.”


Hatay’da dün gözaltına alınan 3 aylık hamile Ebru Hazır’ın eşi Uğur Hazır, bugün mahkemeye çıkacak olan eşi için çağrıda bulundu. “Eşimi dersten çıkarıp götürdüler. Düşük tehlikesi var. O daha 3 aylık hamile, serbest bırakılmasını istiyorum” dedi.

İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ

Eşini dün sabah saat 8.00’de, çalıştıkları kolejden gelip aldıklarını ifade eden Uğur Hazır, “Eşim ihraç değil, herhangi bir şeyimiz yok. Hatay Kırıkhan ilçesinde özel bir kolejde çalışıyoruz. Eşim İngilizce öğretmeni. Sabah bana getirdiler evrakı. Tenefüsü beklediler, dersten çıkarıp bir de evi aramaya gittik hep beraber” dedi.

Eşinin ısrarla İstanbul’a götürülmek istendiğini söyleyen Uğur Hazır, “Düşük tehlikesi olduğuna dair hastane belgesini gösterdim. Avukat ile beraber savcı beye götürdük. İstanbul’a götürmekten vazgeçtiler ama dün geceyi emniyette geçirdi. İstanbul’dan soruşturmayla ilgili evraklar gelmemiş. Neyi istinaden aldınız diyoruz. Cevap verilmiyor. Hamile nezarette bekliyor diyorum, yapacak bir şey yok dediler. Geceyi Hatay KOM’da geçirdi.” diye konuştu.



5 YILDIR ÖĞRETMENLİK YAPIYOR

Şanlıurfa Murat Kolejinde öğretmenlik yaparken 667 KHK ile ihraç edilen Uğur Hazır (28), Mart 2018’de göreve iade edildiğini ama eşiyle ilgili herhangi bir durum olmadığını, eşinin 5 yıldır öğretmenlik yaptığını sözlerine ekledi. Haziran 2015’te Fatih Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatından mezun olan Ebru Hazır (26), Bakırköy’deki Fatih Kolejinde 3 ay, daha sonra Şişli Final Koleji, Halkalı Boğaziçi okullarında, geçen yıl Şafak okullarında görev yaptı.

GÜVENLİK SORUŞTURMASINDAN GEÇTİK

6 aydır Hatay’da yaşayan Hazır çifti, burada iş buldukları için bu şehre taşınmış. Uğur Hazır, “Zaten Türkiye’de şu anda atamalar olmadan önce güvenlik soruşturmasından geçiyoruz. Özel okullar da böyle bir kural getirildi. Benim de eşim için de yapıldı. Bize güvenlik soruşturması evrakları imzalatılıyor. İl emniyetten yazı geliyor, herhangi bir sıkıntı yoktur atanabilir diye.” ifadelerini kullandı.

Uğur eşinin gözaltı nedenine dair ise şöyle konuştu: “2017’de yılında Fatih Üniversitesinden mezun olan bir kızın ifadesinde adı geçiyordu. Sanırım o yüzden aldılar. Ama bu dosya İstanbul Çağlayan’da kapanmış görünüyor. Yetkisizlik verilmiş. Hatay’da tekrar açılmış sanırım. Nedenini bilmiyoruz. İstanbul’dan dosya gelince anlayacağız ne olduğunu.”

10 KASIM’DA HASTANEYE KALDIRDIK

İlk hamileliği yaşayan Ebru Hazır ve Uğur Hazır 19 Aralık 2017’de evlenmiş. 10 Kasım sabahı düşük riskiyle eşini hastaneye götürdüğünü ifade eden Hazır, “11 Kasım 2019 tarihli düşük belgesi elimizde var. Hatta 10 Kasım töreni olduğu gün eşim sıkıntılı uyandı. Çok iyi hatırlıyorum, ben törene gidecektim, buradaki hastaneler bakamadılar, düşük olacak dediler. Ben de alıp ile götürdüm. Özel bir hastaneye. Orada bir gece kaldık. Savcı beye sundum evrakı. Doktor onaylı düşük tehdidi var, bu vebalin altından kalkamayız dedim. Eşim serbest bırakılsın.” dedi.



Ebru Hazır, Hatay KOM Şube'de, gözaltındayken.
ÜÇ AYLIK HAMİLE KADIN GÖZALTINA ALINDI

16 Aralık 2019 Pazartesi

Doğumhane kapısında gözaltına alınan pembe başörtülü anne konuştu

16 Aralık 2019 
Fadime Günay, doğumhane kapısında gözaltına alınan ilk anneydi. Bir sembol olan fotoğrafını, yaşadıklarını, gözaltı kararını veren kadın savcıyı BOLD’a anlattı.



Fadime Günay (31), Tenkil sürecinde doğumhane kapısında gözaltına alınan ilk annelerden biri. Onu pembe başörtüsünden hatırlayacaksınız. İki büklüm olmuş halde, yüzündeki acının yansıdığı o kare sürecin sembollerinden oldu. Fotoğraf Alanya Adliyesinin önünde çekildi. Tarih 30 Ocak 2017, saat 14.30 civarıydı. Fadime Günay’ın bir kolunda kadın polis memuru, diğer kolunda annesi ve onun kucağında da gece yarısı 1.30’da normal doğumla dünyaya getirdiği kızı Beyza vardı.

Doğumdan henüz çıkmış lohusa kadın, eşikteki iki küçük basamağı çıkmaya çalışıyordu. Ama adım dahi atamayacak haldeydi. 6 dikişi bulunan bir kadının o an yaşadığı acı, stres ve sıkıntı herkesi derinden etkilemişti. Kamuoyunda büyük bir tepki oluştu ve Fadime Günay ifade için götürüldüğü adliyede 5 saat bekletildikten sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Günay o gün şanslıydı ama daha sonra birçok hamile kadın aynı şeyi yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Günay, hamile tutukluların sesi soluğu olmak için yaşadığı o anları BOLD Medya’ya anlattı:

15 TEMMUZ’DA ÜÇ AYLIK HAMİLEYDİM

“27 yaşında evlendim. 30 Temmuz 2015’te. Bir yandan okuyordum, öğrenciydim, bir yandan evhanımı oldum. 15 Temmuz olduğunda 3,5 aylık hamileydim. Eşimle evimizdeydik, herkes gibi. Eşim işletme mezunu. 15 Temmuz’dan sonra kapatılan okullarda işçi olarak çalışıyordu. İşsiz kalınca bir kafede garsonluk yapmaya başlamıştı. Biz de o günlerde iş yerine yakın bir yere taşınmıştık. 15 Temmuz’dan 3 ay sonra Kasım 2016’da eşimi oradan da çıkardılar, eski iş yerlerini bahane ederek. Hakkımızda herhangi bir arama ya da ihbar olduğunu da bilmiyorduk.

O süreçte ben zaten sürekli hastaneye gidip geliyordum. Antalya’da Akdeniz Şifa Hastanesine, Alanya’da da yarı özel olan Başkent Hastanesine hamileliğim sürecinde hep gittim. Hani bir yere kaçtığımız yok bir şey yok, öyle bir fikrim olsa hastaneye gitmezdim.

DOĞUM OLDU, KIZIMI KUCAĞIMA ALDIM…

Eşim işsiz kalınca kirayı ödeyememeye başlamıştık. Doğum yaklaşınca annemin yanına Alanya’ya yerleştim. Ocakta doğum yapacaktım. Yine kontrollere gidiyordum. Her hafta kontrole gittiğim hastanede hiçbir sıkıntı yaşamadım. 28 Ocak 2017’de saat 22.00 gibi doğuma gittim. Alanya Başkent Hastanesine. Giriş işlemleri yapıldı. Saat 1.30’da doğum yaptım. Normal doğumla kızım dünyaya geldi. Çocuğumu kucağıma aldım ama insanın içinde bir sıkıntı olur ya… Öyle bir haldeydim. Çocuğu alıyorsunuz, seviniyorsunuz, annem de yanımda ama farklı bir ruh halindeydim. Anlatamıyorum şu anda, çok değişikti. Sabaha karşı saat 5-6 gibi koridordan sesler geldi. Anneme bakmasını söyledim. Bir şey yok, şapkalı birileri var dedi sadece.

Fadime Günay, kızı Beyza ile birlikte bu kareyi çektirdikten kısa bir süre sonra gözaltına alındı. Alanya Başkent Hastanesi, 29 Ocak 2017.


4 POLİS BİRDENBİRE ODAMA GİRDİ

Saat 6.30-7.00 gibiydi. Odama polisler girdi. Sanırım 4 kişilerdi. Bir anda korkuyorsunuz tabi ne oluyor diye. Yeni doğum yapmışım, o saatte odama giriyorlar, ne olduğunu sormak istedim. Kontrol sürecinde değil de tam doğumda gelmeleri çok kötüydü. TC’mi verdiysem demek ki buradayım. O yüzden tepki göstermiştim. Fetö vs dediler… Ben de ne fetösü diye söyleyince, ‘Ne dikleniyorsun, diklenmeye senin hakkın yok, gözaltındasın” dediler.

Saat 7.30 gibi yanımda bir kadın polis kaldı, diğerleri gitti. Kapıda hastane yetkilileriyle konuşmalarını duydum, 14.30’da çıkış verilecek dediler. Doğumdan daha 24 saat geçmeden çıkış verilmesi görülmüş bir şey değildir. Yanımda annem var ve o benden daha kötü oldu, ona moral vermeye çalıştım. Doğumdan yeni çıkmışım, halsizim, bitkinim ama inanın o anları bile yaşayamadım.


KADININ HALİNDEN EN İYİ KADIN ANLAR DİYORSUNUZ AMA…

Daha sonra polis değişimi oldu ve başka bir bayan polis geldi sonra. Çıkış verilmesi saçma, dedi. Yardımcı olmak isteyen polisler de vardı. Hem hastaneden çıkış verilecek hem de nezarete konulacaktım. Doğum yaptığım gün pazar günüydü ve savcı o gün nezarete götürülmemi istemişti. Savcının bayan olması da bana çok ağır gelmişti. Yıkılmıştım o an. Bir kadının halinden en iyi kadın anlar diyorsunuz ama… Hastaneden alınıp nezarete konulmamı istemiş. Sosyal medyada tepki olunca bundan vazgeçtiler.

Ertesi gün 30 Ocak 2017 Pazartesi günü saat 14.30 gibi Alanya Adliyesine götürüldüm. Fotoğraf kapıdan girerken çekilmiş. 17.00’e kadar orada bekledim. SEGBİS ile Antalya’da hakim karşısına çıkacaktım. Normalde oraya çocuk almıyorlarmış, ama aldılar. Kızımı emzirmem gerekiyordu. Herkes tuhaf tuhaf bize bakıyor, gelen geçen soruyor. Daha 1 günlük çocukla adliyede bu kadın ne yapıyor diye şaşırıp kalmıştı herkes.

POLİS EŞLİĞİNDE İKİNCİ GECE

Sonra mahkeme salonuna aldılar beni. Katip, halimi görünce ‘kendini acındırmaya çalışıyor’ gibi bir şeyler söylemiş. Polis memuru da ‘yeni doğum yapmış bir kadın, normal’ dedi. Sonra bana sordu, ‘burada da beklemeniz gerekebilir, ayakta olacaksınız, dayanamayacak gibiyseniz isterseniz erteleyelim’ dediler. Ben yok dedim, ifademi vermek istedim.

18.00’e kadar bekledik, o gün olmadı. Tekrar hastaneye gittik. Bir gece daha polisler eşliğinde gece geçirdik. Ertesi gün saat 10.00’da tekrar gittik. İki buçuk gibi hakim karşısına çıktık. Hakim durumumu bildiği için oturmamı söyledi. Okula gittin mi, üniversitede orada mı okudun, yurtta kaldın mı gibi klasik soruları sordular. Sonra imza karşılığı bıraktılar ama ama bu olmaya da bilirdi. Sosyal medyada duyurulması etkili oldu. Ama dosyam kapatılmadı, tutuksuz yargılandım. Haftada bir gün imzam vardı. 6 yıl 3 ay ceza verdiler. Dosyam Yargıtay’da.

FOTOĞRAF ÇEKİLİRKEN HİÇ FARK ETMEDİM

Fotoğrafa daha sonra bakınca şükrettim. Hamd olsun evdeyim, kızım yanımda dedim. Allah’a çok şükür başka bir sağlık sorunu yaşamadım. Pembe başörtümü, özel olarak o gün için hazırlamıştım. Polisler götürürken taksam çıkarsam mı diye düşündüm ama sonra takmaya karar verdim. Yarım kalan birçok duygu vardı içimde… Fotoğraf çekilirken de hiç fark etmedim. Orada iki basamaklı bir merdiven vardı. Adım attığımda sancı girmişti. O sancının acısı yüzüme yansımış olabilir. 6 dikiş atılmıştı. İlk çocuğum, ilk kez doğum yapıyorum, vücudunuzun neye nasıl tepki vereceğini ben de o gün yeni öğreniyordum. Doğum zor oldu, şöyle, ben duygularını, acılarını çok belli eden bir insan değilim, o fotoğrafa nasıl yansımış, ben de açıkçası şaşırdım. Doğum yapacağım zaman da annem de hemşire de inanmadı, emin misin sancın var mı diye sormuşlardı. O anda belki daha da güçleniyor insan. Koşturmam gereken daha bir çok olay yaşadım."

KIZIMIN KIRKI ÇIKMAMIŞTI, BABAMI TUTUKLADILAR

Beyza Günay

Fadime Günay serbest bırakılır ama sıkıntıları bitmez. Temizlik görevlisi annesi, kamyon şoförü babası ve eğitim kurumlarında işçi olarak çalışan eşi peş peşe tutuklanır.

“Kızım 35 günlüktü, daha 40’ı çıkmamıştı, babamın banka hesapları bloke oldu. Nedenini öğrenmek için karakola gitti, babamı orada gözaltına aldılar. Bir hafta Antalya KOM’da gözaltında kaldı. Tek başına tutuldu nezarette. Ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Bilgi de verilmiyor. Biz orada olduğunu biliyoruz, burada öyle biri kalmıyor diyorlar. Sonra tutuklandı. Beş dakika sürmedi mahkemesi, dosyanın içeriğine bakmadan, savunmasını dinlemeden, söz hakkı vermeden… Sırf Tokatlılar Derneğine üye diye tutuklandı babam. Yöresel bir dernek ve Bank Asya gerekçe gösterilecek tutukladılar. Hiç içeriğine bakmadan, babamın savunmasını dinlemeden karar verildi. 4 ay Antalya Döşemealtı L Tipi Cezaevinde kaldı. Cezaevinde vertigo hastası oldu, prostat çıktı. 54 yaşında bir adam. Şu an babam beraat etti.

HİZMETLİ OLARAK ÇALIŞAN ANNEMİ BİLE ALDILAR

“Üç kardeşiz, ben en büyüğüm. Babam içerideyken Kadir gecesinden bir gün önce, Ramazan’a denk gelmişti, annemi aldılar. Annem de kapatılan Alanya Ufuk Fen Lisesinde temizlik görevlisi olarak çalışmıştı. Kayyım atanınca annem zaten işten çıkartılmıştı. En son 2 aylık maaşı kalmıştı, onu bile alamamıştı. Hak talep edemedi ki 16 yıl çalıştı. Bunca yılın tazminatını da hiç vermediler. Sonra başka bir yerde yine temizlik işi yapıyordu. O sabah tam işe gidecekken kapıyı açıyor, karşısında polisleri görüyor. Erkek kardeşim bu sıkıntılar yüzünden kaza yaptı. Annem hem ona bakıyor, hem çalışıyordu. Annemi de 3 gün tuttular, onu da imzayla bıraktılar.

Kızım bir yaşına girdiğinde eşimi de tutukladılar. O da 5 ay kaldı Antalya Cezaevinde. Kapatılan kurumlarda sigortası bulunduğu için aldılar. Biz kimseye kötü bir şey yapmadık…"
Beyza Günay, 29 Ocak 2020’de 3. yaşına girecek.





Fadime Günay, eşi Antalya Döşemealtı Cezaevinde tutukluyken kızıyla gittiği bir görüş gününde.

31 Ekim 2019 Perşembe

Hamile kadına kelepçeli hastane eziyeti

31 Ekim 2019 
Bir hamile kadın daha tutuklandı. Gaziantep’te yaşayan 6 aylık Kimya Bozkurt’un on gün önce tutuklandığı yeni ortaya çıktı. 


19 Ekim 2019’da kayınvalidesinin evinin önünde arabaya binerken gözaltına alınan Kimya Bozkurt (29), 21 Ekim 2019’da SEGBİS ile savcılık sorgusu yapıldıktan sonra Ardahan Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Tutuklandıktan iki gün sonra Gaziantep L Tipi Cezaevi yönetimi tarafından rutin işlemler için Ersin Arslan Devlet Hastanesi Mücahitler Ek Binasına kelepçeli götürülen ve koridorlarda oradan oraya dolaştırılan Kimya Bozkurt, yaşadığı travmayı hala atlatabilmiş değil.

HALA KENDİNE GELEMEDİ

Dört yıllık evli olan Kimya Bozkurt’un eşi Cebrail Bozkurt, “Hastaneye kelepçeli götürülmüş. O şekilde hastane koridorlarında gezdirmişler. Doktor ilgilenmemiş ve kötü davranmış. Bir gün boyunca kendisine gelemedi. Kaçma şüphesi yok, jandarmanın kelepçeli götürmesi doğru değil. Bir insan, hamile bir kadın neden bu şekilde rencide ediliyor.” dedi.

Sorgu sırasında eşinin hamile olduğununa inanmadıklarını da söyleyen Cebrail Bozkurt, “Savcı sağa dön sola dön diyerek hamile mi değil mi anlamaya çalıştı. Hakim polislere şifahen rapor almalarını söylüyor. Karara da ‘gebe olduğunu kendi beyan etmiştir, tarafımıza ulaşan herhangi bir belge yoktur’ diye yazdılar. Sorumluluğu üzerlerine almamak için. Gebelik raporu daha sonra bu dosyaya eklendi. Ama yine de bir sonuç olmadı.” ifadelerini kullandı.

‘GELİNLİĞİNİ ALDIN MI?’ SORUSU DELİLSAYILDI

Ardahan’da üniversite okurken KHK ile kapatılan bir derneğe üye olmak ve Bylock kullandığı iddiasıyla tutuklanan Bozkurt, “Gelinliğini aldın mı?” sorusundan başka içerik bulunmayan konuşmadan dolayı örgüt üyesi olmakla itham ediliyor.


TUTUKLAMA KARARI

HAMİLELİK RAPORU



Hakim inanmamıştı, tutuklu Kimya Bozkurt’un 6 aylık hamileliği belgelendi

20 Eylül 2019 Cuma

Yetimhanelerde büyüyen Meryem Haydaroğlu 30 günlük bebeğiyle tutuklandı

20 Eylül 2019 
Bir lohusa anne ve bebeği daha tutuklandı. Yetimhanelerde büyüyen, 10 yıllık sınıf öğretmeni Meryem Haydaroğlu (37) doğum iznindeyken Şanlıurfa 2 Nolu T Tpi Cezaevine gönderildi.



 Tenkil Süreci’nin en büyük mağdurlarından tutuklu bebekli annelere bir yenisi daha eklendi. Şanlıurfa Viranşehir 15 Temmuz Şehitleri İlkokulunda sınıf öğretmenliği yapan Meryem Haydaroğlu ve 30 günlük bebeği Ahmet Mert, 7 Eylül 2019’da tutuklandı.

Haydaroğlu’nun tutuklandığını TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından şöyle duyurdu:

CEZAEVLERİ BEBEKLERE GÖRE DEĞİLDİR

“BİR LOHUSA TUTUKLU DAHA! Meryem Haydaroğlu lohusayken Hilvan’daki Şanlıurfa 2 Nolu T Tipi Cezaevine kondu. Ameliyatlı halde ve 28 kişilik kadın koğuşunda, 2 çocuğu da dışarıda kaldı! Zulüm ve insafsızlık son haddinde! Cezaevleri bebeklere göre yer değildir!”

Gergerlioğlu’nun da 17 Eylül 2019’da kendisine cezaevinden gelen mektupla öğrendiği anne ve bebeğin durumu oldukça vahim. Meryem Haydaroğlu’nun bir koğuş arkadaşı tarafından kaleme alınan mektupta, “Beş gün önce vicdanları kanatan bir durumla karşılaştık ki, bu duruma duyarsız kalmak mümkün değildi. Hepimize kendi sıkıntısını, acısını unutturacak kadar içler acısı bir durum. Şöyle ki; henüz kırkı çıkmamış bir bebek ve lohusa bir anne, aranan başka birine yakınlığından, arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve Bankasya’da bir miktar parasının bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak koğuşumuza getirildi. İsmi Meryem Haydaroğlu, Ahmet bebekle 28 kişilik koğuşta günlerdir zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.” denildi.

Şırnak doğumlu Meryem Haydaroğlu 37 yaşında.



YETİMHANEDE BÜYÜDÜĞÜ İÇİN TRAVMA GEÇİRDİ

Mektupta, Meryem Haydaroğlu’nun yetimhanede büyüdüğü için cezaevi koridorlarını, demir parmaklıkları ve görevlileri görünce ağlama krizine girdiği ve yaşadığı travma anlatılarak şöyle devam edildi:

“İşin daha üzücü ve vahim olan tarafı da Meryem hocanın henüz beş yaşındayken anne babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından Bitlis Yetimhanesine yerleştirildikten sonra 18 yaşına kadar farklı farklı yetiştirme yurtlarında kalmış olması. Zaten hayatı boyuna acılar çekmiş, aile sıcaklığından mahrum kalmış bir insana bir de hapishane hayatı yaşatmak reva mıdır? Üstelik evde kendisini bekleyen biri 3 diğer 8 yaşında iki küçük çocuğu daha varken.”

BEBEKLE 2 GÜN GÖZALTINDA KALDI

Bold Medya’nın ulaştığı Meryem Haydaroğlu'nun eşi Fatih Sultan Haydaroğlu, mektupta yazılanların doğrulayarak “Saat 6 civarında Şanlıurfa TEM’den geldiler. Savcılık yazısı varmış ellerinde. Arama yapacakları ve gözaltı yapacaklarına dair bir yazı. Aldılar Şanlıurfa’ya götürdüler, 2 gün gözaltı süresinden sonra akşam 17.00 civarında nöbetçi mahkemeye sevk edilip şüpheli kişilerle görüştüğü gerekçesiyle tutuklandı. Şu an Hilvan’daki cezaevinde. Bizim kimseyle bir ilgimiz yok. Lohusa bir anne serbest bırakılmalı.” dedi.

Ahmet Mert, Türkiye cezaevlerinde bilinen şu andaki en küçük bebek. 24 Mayıs 2019’da açıklanan resmi rakamlara göre cezaevlerinde 864 bebek bulunuyor. Ama Gergerlioğlu’na göre bu sayı 1000’e dayandı. 5275 sayılı CİK’e göre doğum yapan anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, cezalarının 6 ay ertelenmesi gerekiyor.


Ahmet Mert, Türkiye cezaevlerinde bilinen şu andaki en küçük bebek. 24 Mayıs 2019’da açıklanan resmi rakamlara göre cezaevlerinde 864 bebek bulunuyor. Ama Gergerlioğlu’na göre bu sayı 1000’e dayandı. 5275 sayılı CİK’e göre doğum yapan anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, cezalarının 6 ay ertelenmesi gerekiyor.
SEZARYENLE DÜNYAYA GELDİ

Eşinin özel bir okulda 10 yıl öğretmenlik yaptığını, 15 Temmuz’dan önce görevden ayrıldığını ve bir daha başlamadığını ifade eden Haydaroğlu, “Eşim 3 yıldır çalışmıyordu. Güvenlik soruşturmasından yeni geçmişti ve Nisan 2019’da tekrar ataması yapılmıştı. Üçüncü çocuğumuzu dünyaya getirdi. Doğum iznindeydi. Oğlumuz Ahmet Mert 31 Temmuz 2019’da doğdu. Hapse girdiğinde bebek 30 günlüktü. Eşim sezaryen olmuştu zaten.” ifadelerini kullandı.

BİTLİS, KİLİS, URFA’DAKİ ÇOCUK ESİRGEME KURUMLARINDA KALDI

Şırnak doğumlu olan Meryem Haydaroğlu, 5-6 yaşlarında anne-babasını vefat edince abisiyle birlikte Bitlis, Kilis ve Urfa’daki çocuk esirgeme kurumlarında, bizzat devletin elinde büyümüş bir öğretmen. Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Sınıf Öğretmenliği okuduktan sonra göreve başlayan Haydaroğlu, 2009’da evlenmiş. Genç annenin Ahmet Mert dışında 3 ve 8 yaşlarında iki çocuğu daha bulunuyor.

Meryem Haydaroğlu’nun Ahmet Mert dışında Zeynep Özlem (3), Betül İdil (8) adında iki çocuğu daha bulunuyor.



MERYEM HAYDAROĞLU VE AHMET MERT’İN CEZAEVİNDEKİ DURUMUNU ANLATAN İŞTE O MEKTUP…

Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu,

Daha evvel size şahsımla ilgili mektup yazmıştım. Bunun ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Bana geri dönüş yapacağınızdan eminim. Hala Şanlıurfa Cezaevinde dört küçük çocuğumdan ayrı olarak ve en önemlisi hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyorum. Hukuksuz diyorum çünkü eşimin yargılanıp hüküm aldığı bir hattan dolayı şimdi de bir taşla iki kuş vurma hesabıyla beni tutuklamış durumdalar. Bunların hepsini gönderdiğim diğer mektupta dile getirmiştim. Şimdi bu mektubu kaleme alışımın sebebi ise tamamen farklı.


VİCDANLARI KANATAN BİR DURUMLA KARŞILAŞTIK

Efendim, beş gün önce vicdanları kanatan bir durumla karşılaştık ki, bu duruma duyarsız kalmak mümkün değildi. Hepimize kendi sıkıntısını, acısını unutturacak kadar içler acısı bir durum. Şöyle ki; henüz kırkı çıkmamış bir bebek ve lohusa bir anne, aranan başka birine yakınlığından, arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve Bankasya’da bir miktar parasının bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak koğuşumuza getirildi. İsmi Meryem Haydaroğlu, Ahmet bebekle 28 kişilik koğuşta günlerdir zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.

AİLE SICAKLIĞINDAN MAHRUM KALMIŞ BİR İNSANA BU YAPILANLAR REVA MI?


Sayın Gergerlioğlu işin daha üzücü ve vahim olan tarafı da Meryem hocanın henüz beş yaşındayken anne babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından Bitlis Yetimhanesine yerleştirildikten sonra 18 yaşına kadar farklı farklı yetiştirme yurtlarında kalmış olması. Zaten hayatı boyuna acılar çekmiş, aile sıcaklığından mahrum kalmış bir insana bir de hapishane hayatı yaşatmak reva mıdır? Üstelik evde kendisini bekleyen biri 3 diğer 8 yaşında iki küçük çocuğu daha varken.




GÖNÜLLÜ AVUKATLIK YAPMAYAN İSTEYEN KİMSE YOK MU?

Efendim, ameliyatlı bir kadın, sabaha kadar uyumayan ağlayan bir bebek…. Yürek dağlayan bu durumdan mutlaka yardımınız olacağı düşüncesiyle paylaşmak istedim. Emin olun şu an dahi ağlayan bebeğini susturmaya çalıştığı için size mektubu kendisi yazamadı. İşin açıkçası benim yazdığımdan da haberi yok ki, benim gayem onun belki ifade etmeyeceği başka bir durumu da sizinle paylaşmak: Eşi zaten işsiz olan Meryem hanımın maddi anlamda çok ciddi sıkıntıları olduğundan dolayı kendilerine avukat dahi tutamamışlar. Efendim kendisine sürekli “avukat tutun” ısrarıma karşılık dayanamayıp söylediği bu durumu size anlatmamın sebebi belki bu hususta (gönüllü avukat gibi) yardımınız olacağını düşünüyorum.

BÜYÜDÜĞÜ YETİMHANELERİ HATIRLAYARAK AĞLAMA KRİZİNE GİRDİ


Sayın Gergerlioğlu son olarak sizinle beni en çok etkileyen Meryem hanımın içeri girdiğindeki ifadesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kucağında minicik bebeğiyle koğuşa getirildikten sonra ağlama krizine girdi, kendine geldikten sonra söylediği ilk söz: “Siz ne güzel yüzlü insanlarsınız, hepinizin suçu ne ki? Biliyor musunuz ağlamamın tek sebebi beni ilk içeri aldıklarındaki o uzun koridorlar, demir kapılar, görevliler eskiden kaldığım yurtları hatırlattı, çok korktum.” Bu travmayı yaşatmaya hakları var mı?


DOĞUM İZNİNDE HASTA YATAĞINDAN KALDIRILAN BİR ANNE

Efendim bunca mağduriyetin içinde bir de bizim derdimizi sırtınıza yük yapıyoruz ama emin olun durum duyarsız kalınacak gibi değil. Son bir haftada aynı savcı ve hakim tarafından tutuklanan beşinci kişi ve bunların çoğu ev hanımı.

Meryem hanım aktif olarak hala çalışan bir sınıf öğretmeniymiş. Doğum izninde hasta yatağından kaldırılıp getirilen kadıncağızın yardımcısı olacağınızdan, elinizden geleni yapacağınızdan eminim efendim. Allah yardımcınız olsun. Şimdiden çok teşekkür ederim.





13 Eylül 2019 Cuma

Nurhayat Yıldız: Artık şafak sayıyorum; az kaldı…

13 Eylül 2019
3 yıldan bu yana Sinop Cezaevinde tutuklu bulunan Nurhayat Yıldız son mektubunda diyor ki: “Hüküm alacağım çok büyük ihtimal, zaten cezanın çoğunu yattık. 1,5 yıl çok gelmiyor gözüme…”

Ev hanımı Nurhayat Yıldız (29), Tenkil Süreci’nin en sembolik isimlerinden biri oldu. 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan ve cezaevinde bebeklerini kaybeden ilk anneydi. Doğum yapar yapmaz tekrar cezaevine gönderildi ve hala Sinop Cezaevinde bulunuyor.

Giresun Üniversitesinde iki yıl muhasebe okuyan Yıldız, mezun olduktan sonra Sinop’ta ailesinin yanına döndü ve burada özel bir kurumda çalışmaya başladı. Eşiyle bu kurumda tanıştı ve 1 Temmuz 2014’te evlendi.

15 Temmuz olduğunda 3 aylık hamile olan Yıldız, kullanmadığı Bylock programı nedeniyle 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakim, telefonunun dökümleri bile incelenmeden 10 dakikada tutuklanmasına karar verdi.

Dosyası 1 yıldan bu yana Yargıtay’da bulunan Nurhayat Yıldız’a verilen 7 yıl 6 ay hapis cezası henüz kesinleşmedi. Fakat kendisinin de 31 Temmuz 2019 tarihli son mektubunda dediği gibi artık cezasının büyük bir kısmını hapiste geçirdi. Yıldız, “Hüküm alacağım çok büyük ihtimal, bunu da artık kabullendim, zaten cezanın çoğunu yattık. 1,5 yıl çok gelmiyor gözüme, hatta düşününce mutlu oluyorum az kaldı diye” diyor.

İŞTE NURHAYAT YILDIZ’IN SON MEKTUBUNDAN BİR BÖLÜM…

“Aleykümselam balımmm… Temmuzun son günü. İçimden dedim ki, bugün Pazartesi senden, dün Hüsna’dan mektup geldi. Allahım bugün arkadaşlarıma gelsin dedim. Sadece bana geldi. Hoş ben bu durumdan şikayetçi değilim, yani bana mektup gelmesinden. Onlar da bana takılıyor; ya Nurhayat hep sana mektup geliyor diye. Arkadaş diyor ki; ben çözümü buldum …. bize mektup arkadaşı bulsun diyor (tabi şakasına). Rabbim’e sonsuz şükürler olsun, hamdüsenalar olsun iyiyim. Sizler iyi olunca daha iyi oluyorum. Yazın tadını çıkarıyorum. Sabah kalkıyorum, yürüyüşümü yapıyorum, sonra avluda kitap okuyorum, bazen el işi yapıyorum. Artık şafak sayıyorum tabiri caizse 1,5 yıl kaldı yaa, Rabbimin izniyle yokuşu çıktık, şimdi yokuş aşağı iniyoruz, kolayladık yani.

Dün Güllüzar’ın 3 yılı bitti, bir ay sonra da benim 3 yıl bitecek nasipse inşallah. Zaman gerçekten ne kadar güzel ilaçmış. İlk bir yıl yalan olmasın neredeyse her uyandığımda sabahları cama bakıyordum, parmaklıklı cam, ben hala burada mıyım diyordum. İki yıl oldu daha çok alıştım, bazı şeyleri aşmaya başladım. Üçüncü yılımda artık her şey normalleşti. Eğer ruh halim iyiyse (ki bu aralar iyiyim, çok şükür) burayı seviyorum. Hüküm alacağım çok büyük ihtimal, bunu da artık kabullendim, zaten cezanın çoğunu yattık. 1,5 yıl çok gelmiyor gözüme, hatta düşününce mutlu oluyorum az kaldı diye.

Hayatın akışına bırakmak istiyorum artık kendimi. Akıntıya çok kürek çektim ve bu beni hep yordu. Eskiye nazaran daha çok teslim ediyorum kendimi Rabbim’e. Demek ki yaşanan her şeyin yaşanması gerekiyormuş. Geçmişe hayıflanmak yerine olanlara şükredip ileriyi düşünmek istiyorum artık. Birkaç aydır okuduğum kitaplar da bana çok iyi geldi. Rabbim bizi çok seviyor buna emin ol. Ben emimin çünkü lütufları sağanak sağanak yağıyor. Bir de insanların ne imtihanlar yaşadığını düşününce Rabbin’e hamd ediyorsun. Bitecek bu ayrılık er ya da geç diyorsun…”


NURHAYAT YILDIZ'IN KALEMİNDEN CEZAEVİNDE İKİZ BEBEKLERİNİ KAYBEDİŞ SÜRECİ







2 Şubat 2019 Cumartesi

Hamileyken tutuklandılar, doğum yaptırılıp tekrar cezaevine gönderildiler

2 Şubat 2016
İki farklı şehirde tutuklu iki kadın bugün doğum yaptı. Anne ve bebekleri doğumun ardından hapishaneye gönderildi. Tutuklu annelerden birini kocası hamileyken boşadı.

Yusuf Burak gözünü cezaevinde açan ve orada yaşamak zorunda kalan yüzlerce bebekten sadece biri.

Biri İstanbul’da, diğeri Erzurum’da tutuklu bulunan iki kadın peş peşe doğum yaptı ve ikisi de doğumdan bir gün sonra bebekleriyle birlikte tekrar cezaevine gönderildi.

Dün doğum yapan Şeyma Tekin* 1 günlük bebeği ile tekrar cezaevine gönderildi.

24 yaşında, henüz hayatının baharında olan Şeyma Tekin, 2017’de evlendi, 7 ay önce tutuklandı, 2 ay önce de boşanmak zorunda kaldı.

Tutuklandığında iki aylık hamile olan Tekin dün doğum yaptı ve bir günlük bebeğiyle tekrar 25 kişilik koğuşa gönderildi. Doktorların yaptığı ilk muayenede anne karnında iken yeterince beslenemeyen bebeğin (Yusuf Burak) fiziken zayıf kaldığı ve kalbinde üç delik olduğu teşhisi konuldu.

Anne ve bebeğin iyi bakılması gerektiği görüşüne rağmen tutukluluk devam ettirildi.

GECE YARISI HASTANEYE KALDIRILDI

Önceki gece saat 23:00 sularında Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi’ne götürülen Şeyma Tekin sabah 11:00’de bir erkek çocuk dünyaya getirdi.

Yusuf Burak ismi verilen bebek, annesiyle birlikte bugün tekrar Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu.

Şeyma Tekin, 24 Haziran 2018 Milletvekilliği Genel Seçimi’nin  yapıldığı gün, bir itirafçının ismini vermesi üzerine gözaltına alındı.

Bir gün nezarette kaldıktan sonra mahkemeye çıkarıldı ve sorgusunu yapan hâkimin “İsim ver, yoksa 10 yıl ceza alırsın.” tehditlerine maruz kaldı. “Ben kimseyi tanımıyorum.” deyince tutuklandı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan genç annenin dosyası şu anda İstinaf sürecinde.

KOCASI ÇEVRE BASKISI SEBEBİYLE BOŞADI

Bebeğiyle hapishaneye geri gönderilen Şeyma Tekin, gözaltına alınmadan kısa bir süre önce hamile olduğunu öğrendi. Ancak kocası hamile eşine destek olmak bir yana, çevre baskısı nedeniyle boşanma davası açtı.

Çevre baskısı ve tehditler sonucu; tutuklu bir kadınla evli olmak istemediğini belirten kocası, hapiste bulunan hamile eşini boşadı.

Şeyma Tekin’in babası Halil Tekin, Twitter hesabından tepkisini dile getirdi.
Halil Tekin, “Bize dün sabah 9:30’da haber verdiler, hemen gittik hastaneye, doğuma bile almadılar. Annesi akşam üzeri beş gibi gidebildi yanına. Benim bir kızım var. Gözümüzden sakındık, böyle oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nde adalet nasıl işliyor, ben anlamıyorum, ben cahil birisiyim. Ortaokul mezunuyum. Biz burada kırsalda yaşıyoruz. İsim vermeyle benim kızımı tutukladılar, bir şey sormadılar. Bu nasıl bir şey, ne diyeyim. Biz ne yaptık! Benim kızım lekesiz bir pamuk. Allah yardım etsin.” dedi.


Şeyma Tekin ve bebeği Yusuf Burak, doğumdan tam 28 gün sonra, 28 Şubat 2019’da tahliye edildiler. Şu anda Türkiye’de Erzurum’da yaşıyorlar. Tekin eşinden boşandı, babasının evine geri döndü. Yusuf Burak’ın velayetini geri aldı. Fakat cezaevi sürecinde yaşadıklarının hala atlatabilmiş değil. Tek başına evden çıkmaya, sokaklarda yürümeye korkuyor. Dışarı çıkmak istemiyor. İlk kez 28 Mayıs 2019’ta oğlu ile birlikte gezmeye gittiler.
15 Mayıs 2019, Yusuf Burak ve annesi.
Yusuf Burak 2 aylıkke.
 

Yusuf Burak 1 aylıkken, cezaevinden yeni çıktığında.


 BEYZA DEMİR VE BEBEĞİ BAKIRKÖY CEZAEVİ’NDE

Beyza Demir de bebeği ile hapishanede.

Üç ay önce eşi Emin Demir ile birlikte Edirne’de tutuklanan Beyza Demir de 29 Ocak’ta İstanbul’da Bakırköy civarındaki bir hastanede doğum yaptı ve iki gün hastanede kaldıktan sonra tekrar cezaevine gönderildi. 2013’te evlenen Beyza ve Emin Demir çifti öğretmendi ve özel sektörde öğretmenlik yapıyorlardı. Bir itirafçının isimlerini vermesi nedeniyle haklarında yakalama kararı vardı.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan Beyza Demir, Şeyma Tekin kadar şanslı değil.

14 Ocak 2019’da ilk mahkemesine çıkan Beyza Demir’e İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi örgüt üyeliğinden 7 yıl 6 ay ceza verdi.

Hala kızı Ceyda ile birlikte aynı cezaevinde tutuklu. Ceyda iki aylıkken tükürük bezinden mikrop kaptı ve ameliyat edildi. Annenin de sağlığı durumu kötü.

CEZA İNFAZ KANUNU ALENEN ÇİĞNENİYOR

Bir kadının en zor dönemi hamilelik süreci doğum ve lohusalık…

Herhangi bir sağlık sorunu olmasa bile 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 16/4 maddesine göre doğum yapan hükümlü kadınların cezaları 6 ay ertelenmesi gerekiyor. Hamile kadınlar ise tutuklanamıyor.

Hizmet Hareketi’ne mensup olduğu için gözaltına alınan kadınlara bu kanun uygulanmıyor.