Derya Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derya Gül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2020 Salı

2,5 yaşındaki Yağız Sinan cezaevinde atak geçirdi

14 Ocak 2019 
 Oğlu ile Tarsus’ta tutuklu bulunan ev hanımı Derya Gül’den mektup var. Gül, 15 gün önce kurp atağı geçirip acile kaldırılan Yağız Sinan için yardım istedi.

 Bir yıldır Tarsus Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan üç çocuk sahibi Derya Gül (33), milletvekillerine mektup yazarak yardım çağrısında bulundu. 4 yaşındaki oğlu Yavuz Selim ve 2,5 yaşındaki Yağız Sinan’a dönüşümlü olarak cezaevinde bakmak zorunda kalan Derya Gül, yaşadığı sıkıntıları mektubunda tek tek anlattı.

Yağız Sinan’ın bebekliğinden beri halk arasında yalancı kuşpalazı ya da difteri olarak bilinen kurp hastası olduğunu ve Yağız Sinan’ın cezaevinde sürekli atak geçirdiğini belirtti. Oğlunu acile götürmek zorunda kaldığını, cezaevi ortamında çocuğun tedavisiyle ilgilenemediğini kaydetti. Kendisinin de adres değişikliğinden dolayı kaynaklanan ‘küçük’ bir hatadan dolayı hukuksuzluğa maruz kaldığını yazdı.

LÜTFEN MEKTUBUMU DİKKATE ALIN

Çaresiz kalan anne, “Sizden mağduriyetimle alakalı bana yardımcı olmanızı istiyorum. Küçük bir yanlışlıktan dolayı 1 yıldır mağdurum, çocuklarımın yanında olmak, anneme yardımcı olmak istiyorum. Lütfen mektubumu dikkate alın.” dedi.

3 çocuk sahibi Derya Gül Mersin Tarsus Cezaevinde, eşi ise Kahramanmaraş’ta tutuklu. Derya Gül’ün 7 yaşındaki büyük kızı Ayşe Esra (en sağda) anneannesiyle birlikte yaşıyor. Yavuz Selim (3,5) ve Yağız Sinan (2) dönüşümlü olarak annelerinin yanına gidiyorlar. Derya Gül’ün kucağındaki yeğeni Bahar. Onun annesi Pınar Güler İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu. (Fotoğraf Tarsus Cezaevi, Temmuz 2019).






ANNEM 4 TORUNA BAKIYOR, KARDEŞİMİ OKUTUYOR

“1 yılı aşkın süredir tutuklu ve hükümlü bulunuyorum. Yargıtay’a temyiz dilekçemin kabulü için dilekçe yazdım ama 1 yıldır cevap alamadım, bir sonuca varmadı. Temyiz başvurumu Yargıtay kabul ettiği anda hüküm bozulması lazım ama zaman geçtikçe umudum azalmakta. 3 çocuğum var.” diyen Derya Gül, eşinin Maraş Türkoğlu ve ablasının da İzmir Şakran’da tutuklu bulunduğunu belirtti ve ekledi:

“Ailem zor durumda. Annem ablamın 2 çocuğu ve benim 3 çocuğuma bakmakta, kız kardeşim de Ankara’da Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi. Ailem maddi olarak da zorlanmakta. Ben ailemi rahatlatmak için en küçük oğlumu yanıma alıyorum ama çocuğun “kurp” rahatsızlığı cezaevi ortamında sık sık nüksediyor, burada tedavisi çok sıkıntı, her kurp olduğunda acile gitmek zorunda kalıyoruz.”

Yağız Sinan, cezaevinden anneannesinin evine geldiği bir gün iltihaplanma olduğu için acilen sünnet edilmişti. Bu fotoğraf o zaman çekildi. Eylül 2019.

15 GÜN ÖNCE ACİLE GÖTÜRÜLDÜ 


Kurp hastalığı sırasında çocuklar, gece havlamayı andıran bir öksürükle uyanıyor ve nefes almada zorluk çekiyor. 15 gün önce yine acile kaldırılan Yağız Sinan’ın atak sırasında yaşadıklarını bir aile yakını şöyle anlattı:

“Tam uyumaya başladığı an tıkanıyor, uyuyamıyor. Soğuk buhar yapılması lazım. Koğuşun penceresini açsalar çocuk üşütüyor. Özellikle kış aylarında artıyor bu rahatsızlığı. Geçen gün yine acile götürdüler. 3 gün boyunca hiçbir şey yememiş. Makarna istemiş annesinden, anne bana yapar mısın demiş, o günlerde hiç makarna çıkmamış. Makarna gibi basit bir yemeği bile çocuğa yediremiyorsunuz orada.”

DOĞUMA POLİSLER EŞLİĞİNDE GİRDİM



Derya Gül, doğumhane kapısında gözaltına alınmak için polisin beklediği annelerden biri. Yağız Sinan’ı Adana Avrupa Hospital Hastanesinde kapıda polisler beklerken dünyaya getirdi. İki yıl önce CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun sosyal medya hesabından duyurduğu o günü Derya Gül de mektubunda anlatıyor:

“24.07.2017 tarihinde 3. çocuğum Yağız Sinan Gül’ün doğumu için hastaneye gittiğimde doğuma girmeden önce polisler geldi odaya ve hakkımda yakalama kararı olduğunu söylediler. Doğuma polislerin eşliğinde girdim. Çocuğum dünyaya geldikten 1 gün sonra bebeğimle beni mahkemeye çıkardılar, hakim bebeğimden dolayı haftada 1 gün imza denetimi ile bıraktı. Böylelikle mahkeme sürecim başladı.”


Cemaat soruşturmaları kapsamında 24 Aralık 2018’de tekrar tutuklanan Derya Gül, 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gül, mektubunda avukatı olmadığı için mahkeme süreçlerinde yapılan küçük hatalarından dolayı hüküm aldığını belirtiyor. Yargıtay’a yazdığı dilekçesinden de hala bir cevap bekliyor.


Ev hanımı Derya Gül’ün Yağız Sinan’ın geçirdiği atak sonrasında, 7 Ocak 2020’de yazdığı mektubun tamamı:



“Ben Derya Gül. 09.08.1986 Adana doğumluyum. 33 yaşındayım, evliyim ve 7, 4 ve 2,5 yaşlarında üç çocuğum var. FETÖ’ye üye olmak suçlamasından 24.12.2018 tarihinden itibaren Tarsus Kadın Kapalı C.İ.K’nda bulunmaktayım. Eşim de Maraş Türkoğlu Cezaevinde bulunmakta. Başıma gelen olaylar şu şekilde başladı:

24.07.2017 tarihinde 3. çocuğum Yağız Sinan Gül’ün doğumu için hastaneye gittiğimde doğuma girmeden önce polisler geldi odaya ve hakkımda yakalama kararı olduğunu söylediler. Doğuma polislerin eşliğinde girdim. Çocuğum dünyaya geldikten 1 gün sonra bebeğimle beni mahkemeye çıkardılar, hakim bebeğimden dolayı haftada 1 gün imza denetimi ile bıraktı. Böylelikle mahkeme sürecim başladı.

Ablam da 2016 yılından beri tutuklu olduğu için maddi imkansızlıktan avukat tutamadım, dışarıda olduğum için kendim işlemlerle ilgilendim. Mahkeme 2018 yılı Aralık ayında 6 yıl 3 ay hüküm verdi. Bebeğimden dolayı mahkemeye gitmiyordum, hüküm mahkemesinde de mahkeme bildirim yapmadı, benim olmadığım mahkemede, hakkımda gıyabımda hüküm verildi.

Avukatım olmadığı için mahkemenin gerekçeli kararı ikametime (bana) teslim edildi, ben de Adana Bölge Adliye Mahkemesine itiraz ettim, 2018 Mayıs ayında. 2018 yılı eylül ayında kızım ilkokula başlayacağı için ikamet adresinde değişiklik yapmamız gerekti, avukatımız olmadığı için ben bu adres değişikliğini bildirmemiz gerektiğini bilmiyordum. Çünkü tebligatın şahsen bana teslim edilme zorunluluğu var. Problem olacağını düşünmedim, sistemde adresimiz belli.

2018 yılının Aralık ayında Adana Bölge Adliye Mahkemesinin dosyamla ilgili kararı gelmiş ve eski ikametimin bulunduğu muhtarlığa teslim edilmiş, muhtar almaması gereken bir evrakı, ikametinde olmayan birinin bu kadar önemli bir evrakını almakla suç işlemiş ve bana evrakla ilgili haber de vermedi. Ben evrakı almadığım halde itiraz süresi başlamış oldu. Bu bir hukuksuzluk, ben almadan süre başlamamalıydı.

Süre içerisinde temyiz başvurusu yapmadığımdan dolayı 24.12.2018 tarihinde evrakın teslimi için getirilmeyen adrese polisler beni tutuklamak için geldiler. Sistemde adresim değişti ise resmi bir evrak nasıl oluyor da yanlış birisine teslim ediliyor ve ortaya ciddi bir mağduriyet çıkıyor.

1 yılı aşkın süredir tutuklu ve hükümlü bulunuyorum. Yargıtay’a temyiz dilekçemin kabulü için dilekçe yazdım ama 1 yıldır cevap alamadım, bir sonuca varmadı. Temyiz başvurumu Yargıtay kabul ettiği anda hüküm bozulması lazım ama zaman geçtikçe umudum azalmakta. 3 çocuğum var.
Ablam, eşim de tutuklu. Ailem zor durumda. Annem ablamın 2 çocuğu ve benim 3 çocuğuma bakmakta, kız kardeşim de Ankara’da Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi. Ailem maddi olarak da zorlanmakta. Ben ailemi rahatlatmak için en küçük oğlumu yanıma alıyorum ama çocuğun “kurp” rahatsızlığı cezaevi ortamında sık sık nüksediyor, burada tedavisi çok sıkıntı, her kurp olduğunda acile gitmek zorunda kalıyoruz.

Sizden mağduriyetimle alakalı bana yardımcı olmanızı istiyorum. Küçük bir yanlışlıktan dolayı 1 yıldır mağdurum, çocuklarımın yanında olmak, anneme yardımcı olmak istiyorum. Lütfen mektubumu dikkate alın. Şimdiden teşekkür ediyorum.”







11 Aralık 2019 Çarşamba

Anne babalar içeride, çocuklar dışarıda perişan: “Sesimi duyun, artık dayanamıyorum”

11 Aralık 2019 
Anne ve babası tutuklu çocukların psikolojileri gün geçtikçe daha da bozuluyor. Ebeveynler içeride, çocuklar dışarıda perişan. Daha bugün 3 çocuk sahibi Döndü çifti Mardin’de tutuklandı.

15 Temmuz’dan sonra birçok anne ve baba darbe bahane edilerek tutuklandı. Bir anda anne babasız kalan çocuklar şok geçirdi, travma yaşadı. Bu süreç hala devam ediyor. Daha bu sabah Deniz ve Hıdır Döndü çiftinin üç kızı Selma, Belma ve Semra yalnız kaldı. İki çocukları bulunan Özlem ve Selim Yıldırım çifti ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutuluyor.

Çoğu akrabalarının yanında kalan ya da sosyal hizmetlere verilen çocukların psikolojisi ise iyice bozulmuş durumda. 3 yaşındaki oğlu Bedirhan ile Balıkesir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Zinnet Kaya, “Sesimi duyun, artık dayanamıyorum. Artık kaldıramıyorum” diyor.

Zinnet Kaya ve çocukları Kamil Yusuf (10), Nihal (8), Bedirhan (3). Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi, 2019
1 SAAT KIZINA SARILIP AĞLADI

Yaklaşık iki yıldır aynı cezaevinde kalan Zinnet ve Babahan Kaya çiftinin 3 çocukları var. Bedirhan, Haziran 2018’den bu yana annesiyle birlikte cezaevinde. Kamil Yusuf (10), Nihal (8) ise dede ve babaanneleriyle İstanbul’da yaşıyor.

Yeğenlerini geçen hafta annelerinin açık görüşüne götüren amca A. Kaya, “Ne yazık ki yengenin durumu çok kötüydü. Psikolojisi iyice bozulmuş. 1 saat boyunca kızına sarılıp ağladı. Hiç konuşmadı desem yeridir. İnanın ilk defa yengemizi böyle gördüm. Sesimi duyurun, artık dayanamıyorum, dedi” diye konuştu.

Çocukları bazen 2, bazen 3 ayda bir görüşe götürebildiğini ifade eden A. Kaya, “Bedirhan devamlı ablama ve abimin yanına gitmek istiyorum diyor. Artık büyüdü. Konuşuyor. Niye buradayız diye sorguluyor. Abim, ablam gidiyor, niye biz kalıyoruz diyor. Biz de gidelim diye her gün ağlıyormuş. Çocuk devamlı çıkalım anne, çıkalım anne dediği için artık anne de yıpranmış. Büyük oğlu iyice içine kapandı. İyice psikolojisi bozuldu. Bilmiyoruz kime gidelim, ne yapalım.” ifadelerini kullandı.

Anne ve babası tutuklu bulunan çocukların durumunu HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sürekli TBMM’de gündeme getiriyor. Konuyla ilgili Ocak 2020’de yasal bir düzenleme yapılması bekleniyor.

ANNE-BABASI TUTUKLU ÇOCUKLARDAN BAZILARI

Özlem-Selim Yıldırım çifti, şu anda İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutuluyor. Dün gece gözaltına alındılar. 2 çocukları var. Çocukları Meryem İnci ve Şeyma anneannelerinin yanında.
Bugün tutuklanan ev hanımı Deniz Döndü ile öğretmen Hıdır Döndü’nün üç kızı var. Selma 7, Belma 3, Semra ise daha 2 yaşında. Kapıları kırılarak anne babası gözaltına alınan ve Mardin Cezaevine gönderilen çiftin çocuklarıyla şu anda amcaları K. Deniz ilgileniyor. Mardin Kızıltepe’ye bağlı Akdoğan Köyünde yaşayan K. Deniz, “Çocuklar gece gündüz ağlıyor. Gece korkuyla uyanıyorlar. Anne babalarını kapı kırarak yere yatırarak aldıkları için çocuklar bayağı korkmuş. Ağlıyorlar sürekli, bir dayılarına, bir komşuya götürüyorum. Biz de ne yapacağımızı şaşırdık.” dedi.




3 çocuk sahibi Derya Gül Mersin Tarsus Cezaevinde, eşi ise Kahramanmaraş’ta tutuklu. Derya Gül’ün 7 yaşındaki büyük kızı Ayşe Esra (en sağda) anneannesiyle birlikte yaşıyor. Yavuz Selim (3,5) ve Yağız Sinan (2) dönüşümlü olarak annelerinin yanına gidiyorlar. Derya Gül’ün kucağındaki yeğeni Bahar. Onun da annesi İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu. (Fotoğraf Tarsus Cezaevi, Temmuz 2019).
7 Ekim 2019’da Mardin’de tutuklanan evhanımı Selma Andırınlı Mardin Cezaevinde, eşi Yakup Andırınlı ise 40 aydır Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde tutuklu. Üç çocukları bulunan Andırınlı çiftinin kızları Zeynep 5, Hafsa 7, Ebrar 12 yaşında. Hafsa hasta,vücut gelişim problemi var. Bakıma muhtaç. Doktor kontrolünde tedavi oluyor. Küçük kız Zeynep annesiz uyuyamıyor. Büyük kızları okula gitmek istemiyor. Çocuklara 70 yaşındaki sağlık sorunları olan anneanneleri bakıyor.
Mustafa İhsan’ın (4) boynunu büken bu fotoğraf, Müzeyyen-Erdoğan Yılmaz çifti tutuklanmadan hemen önce çekildi. 2 Aralık 2019 tutuklanan Yılmaz çifti Altındağ Karapürçek Cezaevine gönderildi. Anne babasız kalan Mustafa İhsan’a Ankara’da ikamet eden hasta anneanne ve dede bakıyor. Mustafa İhsan dışında iki torunlarına daha bakmak zorunda kalan ebeveynler oldukça zor durumda. Yılmaz çiftinin 28 Aralık 2019’da mahkemesi olacak.
Ayşegül Kapaklı ve çocukları Ahmet Efe (5) ve Alperen Fatih (10). 7 yıl 6 ay hüküm verilen Ayşegül-Hüsamettin Kapaklı çifti Eskişehir Cezaevinde tutuklu. İki çocukları var. Ahmet Efe, epilepsi hastası. İki çocuğa da hasta anneanne bakıyor.
Hüsamettin Kapaklı ve çocukları.
6 yıl 3 ay hüküm verilen Aslı Özdemir Çanakkale’de, eşi Murat Özdemir ise Manisa’da tutuklu. 5 ve 10 yaşlarındaki çocuklarına yaşlı dede ve anneanneleri bakıyor.
8 aydır tutuklu bulunan Necla Şen ile üç yıldır tutuklu Gökhan Şen çiftinin Mualla (2), Orhan (5) adında iki çocukları var. Karabük cezaevinde bulunan Necla Şen’in henüz davaları başlamadı. Çocuklar gece sayıklayarak uyanıyor ve “Annem nerede” diye ağlıyorlar.

5 Haziran 2019 Çarşamba

Cezaevi yollarındaki bir anneannenin Ramazan Bayramı

5 Haziran 2019
Halime Teyze, 5 küçük torununu, cezaevlerindeki anne ve babalarıyla görüştürmek için 3 gündür şehir şehir dolaştırıyor. Cezaevlerindeki anne ve babaların dramı başka, torunlarını o şehirden bu şehre getirip götüren anneannelerin dramı daha başka, içeride ya da dışarıda cezaevi yollarında büyüyen yeni neslin dramı ise bambaşka…

Ümmü-Ali Fışkınlı 4 torunlarıyla birlikte köydeki evlerinde.


Yaklaşık 800 bebek Ramazan Bayramını hapiste geçiriyor. Yüzlerce, belki binlerce çocuk ise anne babasından ayrı. Çocuklar için bayram anne-baba demek, hep birlikte olmak, ziyaretlere gitmek, yeni kıyafet almak, harçlık demek.

Son üç yıldır birçok aile için dini bayramlar eziyete dönüştü. Anne-babası tutuklu bulunan çocuklar, torun bakmak zorunda kalan, yaşını başını almış nineler otobüs terminallerinde, cezaevi yollarında perişan haldeler.

“Torunlarıma bakıyorum, bir de görüş günlerini kaçırmamak için İzmir-Adana arasında mekik dokuyoruz. Ömrümüz bu yaştan sonra cezaevi yollarında geçiyor” diyen Adanalı Halime Teyze’nin* (58) yol telaşı arife günü başladı.

5 torunuyla ilgilenmek zorunda kalan Halime Teyze’nin bir kızı İzmir’de, diğeri Mersin’de tutuklu. Damadı ise Kahramanmaraş’ta hapiste. Üç gün içinde Adana-Manisa-İzmir-Mersin-Kahramanmaraş arasında git gel yapacaklar. Hem de Ayşe Esra (7), Azra (7), Bahar (5), Yavuz Selim (3,5), Yağız Sinan (2) yaşlarındaki küçücük torunlarıyla birlikte.

Halime Teyze ve eşi, arife günü önce büyük kızının kızları; Azra ve Bahar’ı yanlarına alarak 12 saat süren yolculuktan sonra Manisa’ya vardılar. Bir gece burada, şu anda boş olan kızlarının evinde dinlendiler. Bu arada diğer torunları akrabalarına bıraktılar. Dün büyük kızının İzmir’deki açık görüşündeydiler. Bugün ise Mersin’de tutuklu bulunan ortanca kızının görüşüne yetişmeye çalışacaklar. Daha sonra torunlarını Kahramanmaraş’taki damatlarına götürecekler.

BÜYÜK KIZI 2,5 YILDIR CEZAEVİNDE

Halime Teyze’nin üç kızı var. Matematik öğretmeni olan en büyük kızı Pınar Güler (35) eşiyle birlikte Manisa’da yaşıyorken 28 Ekim 2016’da örgüt üyeliği bahane edilerek tutuklandı. Bir mesai arkadaşı “Bu da onlardan” diye ihbar ettiği için 2,5 yıldır İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu.

Pınar Güler, çocukları ve yeğenleriyle Şakran Cezaevinde.
Selçuk Üniversitesi’nden mezun olan Pınar Güler’in eşi, yurt dışında bulunduğundan Azra’ya ve Bahar’a anneanne bakıyor. Halime Teyze, kızı tutuklanınca Adana’daki evini bırakıp Manisa’ya yerleşmiş. Manisa’dan İzmir’e gidip gelmek daha kolay olur hem de çocuklar annelerini görürler diye.

6 ay öncesine kadar bu şekilde idare etmişler. 25 Aralık 2018’de ortanca kızı Derya Gül ve üç gün sonra da onun eşi Mustafa Gül tutuklanınca iyi kötü kurdukları bu düzen de alt üst olmuş. Manisa’dan tekrar Adana’ya dönmek zorunda kalmışlar. Çünkü üç çocuğu bulunan Derya Gül (33), Mersin Tarsus Cezaevi’nde tutuklu. Eşini ise Kahramanmaraş’a göndermişler.

Derya Gül’ün büyük kızı Ayşe Esra 7 yaşında. Diğer ufaklar Yavuz Selim (3,5) ve Yağız Sinan (2) dönüşümlü olarak annelerinin yanına gidiyorlar.










DOĞUMDA POLİS KAPISINDA BEKLEMİŞTİ

Derya Gül’ü, 24 Temmuz 2017’de hastane odasında ve kapısında çekilen aşağıdaki fotoğrafla hatırlayacaksınız. Adana Avrupa Hospital Hastanesinde sezaryen ile doğum yapan Derya Gül’ü polisler gözaltına almak için doğumhane kapısında beklemişti. O gün şimdi Tarsus Cezaevi’nde bulunan Yağız Sinan’ın doğum günüydü. Ta doğumhane kapısında başlayan, cezaevi yollarında ve hapiste hayatına devam eden bu dönemin sembolü olacak bebeklerinden biri Yağız Sinan.

Halime Teyze o anları şöyle anlatıyor: “Doğum için hastaneye gittik, kaydı yaptırdık, odamıza çıktık. Beş dakika sonra arkamızdan polisler geldi. Ve bize o kadar sert davrandılar ki, neye uğradığımızı şaşırdık. Doğum yapana kadar kapıda 2-3 polis bekledi. Sonra kızımı odaya aldılar, yine kapısına tekrar polis koydular. Biz hastaneden çıkana kadar beklediler. Bir gün sonra o halde, sezaryen ile doğum yapmış kadını mahkemeye götürdüler.”



Derya Gül ve Yağız Sinan o gün şanslıydı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. Bu süreçte mahkeme devam etti ve Derya Gül, 2. duruşmada üyelikten 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf Mahkemesi kararı onaylayınca da 6 ay önce oğullarıyla birlikte hala devam eden cezaevi süreci başladı.

Yağız Sinan sadece 2 yaşında…
Torun sevmekten torun bakma duruma geçen Halime Teyze, “Derya’nın tutuklandığını duyunca Manisa’dan yola çıktık. Kış günüydü. 5 saat yolda, karda kaldık. Düşünebiliyor musunuz, iki çocukla arabanın içinde sabahladık. Eşim artık çok yoruldu, 62 yaşında var, araba kullanamıyor. Otobüs tercih ediyoruz. Yol 12-13 saat sürüyor. Çocukları indir bindir, tuvaletleri geliyor. Kolay değil” diyor.

ÜMMÜ TEYZE İLE ALİ AMCANIN ÇİLESİ 2,5 YILDIR SÜRÜYOR





Kızı ve damadı tutuklu olan Denizlili Ümmü-Ali Fışkınlı’nın da çilesi aynı. 2,5 yıldır 4 torunlarına bakan Ümmü Teyze ile Ali Amca cuma günü Afyon’a, pazar günü de İzmir’e gidecekler.

28 Temmuz 2016’da tutuklanan kız Kamile ile damadı Ali Tüter’in 4 çocukları var. Çocukları Ömer 13, Nihal 9, Bilal 8, Fatma Nur 4,5 yaşında. Kamile Tüter İzmir Şakran’da, Ali Tüter Afyon Cezaevi’nde tutuklu.

Ömer, Nihal, Bilal, Fatma Nur Tüter, yaklaşık 3 yıldır anne babalarından ayrı.


Emekli maaşlarıyla Tavas Akıncılar Köyü’nde yaşayan Fışkınlı ailesi zaten 4 çocuk büyütüp okutmuşlar. Şimdi 60’lı yaşlarını sürüyorlar. Ümmü Teyze diyor ki, “Bizim dört çocuğumuz vardı. Büyüttük, okuttuk, evlendirdik, yerlerini yurtlarını yaptık. Yuvadan uçup gittiler. Onların yerine şimdi 4 çocuk daha geldi. Biz yaşlıyız, sakinlik istiyoruz. Onlar da çocuk, oynamak istiyorlar. Böyle bir dünya telaşının içindeyiz.”

Ali Fışkınlı derdini mütevazı cümlelerle dile getiriyor: “Hamdolsun iyiyiz. Emekli maaşıyla idare ediyoruz, çocuklarla uğraşıyoruz. Kızım ve damadım ifade verip döneceğiz diye gittiler, kendi ayaklarıyla teslim oldular. Kaç bayram böyle geçti, anne babanın yokluğuna ne kadar alışılırsa onlar da alıştılar işte, çocukların boynu bükük” .

Kamile Tüter çocuklarıyla birlikte bir açık görüşte, 2017.




KAÇ BAYRAM DAHA?

Derya Gül 6 yıl 3 ay, eşi Mustafa Gül 7,5 yıl, Pınar Güler ise 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyaları Yargıtay’da bulunan Kamile ve Ali Tüter’e ise 9 yıl ceza verdiler. Yani daha kim bilir kaç bayram daha çocuklarından ayrı kalacaklar.

Cezaevi yollarında büyüyen, maddi manevi yıpratılan bu çocukların yaşadıkları acılar, sıkıntılar defalarca dile getirilmesine, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından pek çok kez önerge verilmesi rağmen, anne babadan birinin tutuksuz yargılanmasını bırakın, aynı şehre nakli dahi yapılmıyor. İçeride ya da dışarıda fark etmiyor, cezaevi yollarında büyüyen bir nesil geliyor.

Burası Şakran Cezaevi, Pınar Güler’in bulunduğu koğuş. Üst katta yatakhaneler var, alta katta çocuklar oyun oynuyor. Güler’in küçük kızı Bahar (ortada, gri tişörtlü) ve cezaevindeki diğer arkadaşları.



* Halime Teyze’nin adı isteği üzerine değiştirilmiştir.