hamile tutuklu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamile tutuklu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2020 Cuma

Hamile tutuklu Elif Tuğral bu sabah doğum yaptı: Oğlumu kucağıma aldım...

21 Şubat 2020 
Hamileliğinin son dört ayını cezaevinde geçiren Elif Tuğral, bu sabah oğlu Vehbi Enes’i dünyaya getirdi. Tuğral doğuma başında 8-10 asker ve gardiyanla girdi.

5 aylık hamileyken tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen Elif Tuğral bu sabah 10.30’da İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesinde doğum yaptı. Bir erkek çocuk dünyaya getiren Tuğral’ın ve bebeğinin sağlık durumu henüz bilinmiyor. Başında yaklaşık 8-10 askerle asker ve gardiyan ile doğuma giren Tuğral’a annesinin refakat edebilmesi için savcılığa izin başvurusu yapıldı.

Oğlunu kucağına alan baba Nuri Tuğral, “Oğlumu kucağıma aldım. Sağlıklı görünüyordu. Eşimi henüz göremedim. Tahliyesi konusunda yetkililerin gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum” dedi.

Ev hanımı Tuğral’ın Hilmi adından bir erkek çocuğu daha bulunuyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2019’da tutuklanan Elif Tuğral, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Halen Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Tuğral’ın dosyası İstinaf’ta bulunuyor.




Elif Tuğral ve ailesi, bir görüş gününde. Ocak 2020.

 

11 Şubat 2020 Salı

“Karnımda ölü bebekle cezaevinde 3 hafta yaşadım”

11 Şubat 2020 
Cezaevinde düşük yapan hamile tutuklu Gülden Aşık, üç hafta karnında ölü bebeğiyle yaşamak zorunda bırakıldı. Ev hanımı Aşık, yaşadıklarını Bold’a anlattı.
Gülden Aşık, Mayıs 2019’da tutuklu bulunduğu Bandırma Cezaevinde 10 haftalık çocuğunu düşürmüş, sonra da eşine mektup yazarak yaşadıklarını anlatmıştı. Aşık’ın 19 sayfalık mektubunun sonunda yer alan “Benim yavrum canım kanım, onlar için çöptü” cümlesi ise akıllara kazınmıştı.

10 Temmuz 2019’da tahliye edilen Gülden Aşık’a, serbest kalmasından hemen sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Cezaevinde yaşadığı ağır travmanın etkisi henüz geçmemişken, şimdi kanserle mücadele ediyor. 26 Şubat’ta karar mahkemesi görülecek olan Gülden Aşık ile bebeğini kaybetme sürecini ve hastanede yaşadıklarını konuştuk.

Geçmiş olsun. Teşhis ne zaman konuldu?


İlk biyopsi cezaevindeyken yapıldı. Tahliyemden 4 gün önce. Cezaevindeyken beni rutin hamilelik kontrolüne götürmüşlerdi. Bebeğin alındığı dönemdi. Hipotiroid bende zaten vardı. Onun için dahiliyeye sevk etmişlerdi. Doktor miyom var dedi, Bandırma’da endokrinoloji olmadığı için beni Balıkesir’e sevk ettiler. O zaman şüphelenmişlerdi ama ikinci bir biyopsi yapma ihtiyacı hasıl oldu. O zaman da zaten özgürdüm. Ağustos 2019’da teşhis kondu. Birçok yere gittim, tek bir yerle yetinmedim. Lenflere sirayet etmiş, lenflerin de alınmasını gerektiren bir ameliyat olmam lazım. Lenflere sıçradığı için ağrı sızı biraz oluyor. Ama diğer kanser türleri gibi değil çok şükür.

Ne zaman çıkmış hastalığınız, doktor herhangi bir şey söyledi mi?


Son hamileliğimde nodül çıkmıştı bende ama kanser şüphesi yoktu. Doktor, 4 kadından 2’sinde rastlanabiliyor demişti. Ama tabi ki stres, sıkıntı tetikliyor. Kansere dönüşebiliyor. Cezaevinde olmamın etkisi olmuştur. Çok büyük travmalar yaşadık. Son 3-4 yıldır. Daha öncesinde de. Oradan buraya bakınca nasıl görünüyoruz bilmiyorum ama çok sağlıklı değiliz açıkçası.

Cezaevindeyken düşük yaptınız, dediğiniz gibi büyük travmalar yaşadınız. Baştan beri yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?

Eşim 15 Temmuz’dan sonra tutuklanmıştı. 17 ay cezaevinde kaldı. Bir yıl sonra ben tutuklandım. 2019 yılının nisan ayıydı. Korkunç günlerdi. Aleyhimde ifadeler varmış, sigorta geçmişi vs. Alındığımda hamile olduğumu bilmiyordum. 2 günlük gözaltı süreci oldu. O süreçte doktora götürüyorlar ama sadece darp raporu alıp çıkartıyorlar hastaneden. Bana hiçbir şekilde tahlil yapılmadı. Doktor yüzünüze bakıyor, darp var mı diye soruyor. Hayır deyince, raporu imzalayıp sizi gönderiyor. Cezaevine girerken çıplak muayenede gösterilen hassasiyeti sağlık raporunda göstermediler. Hamile olduğumu tahmin ediyordum ama o anda kimseye söyleyemedim.

Rahatsızlıklarınız ne zaman başladı?

Cezaevine girdikten 10 gün sonra. Baygınlık geçiriyordum. Tansiyonum, şekerim düşüyordu. Sonra ani yükselmeler oluyordu. Hemşire koğuşun kapısına, mazgala gelip tansiyonumu ölçüp gidiyordu. Şunu yap, bunu yap yat deniyordu. Ramazan’dı. Oruçla birlikte rahatsızlığım arttı. Kanama vardı bu arada. Bir gün namaz kılarken bayılmışım. Durup dururken baygınlık geçiriyordum. Ben bu süreçte hamile olabilirim diye şüphelenmeye başladım.

Bayılınca hastaneye gitmediniz mi?

İlk başta çok kötüydüm hastaneye gidemedim. Sonrasında dilekçeler yazdım, cevap gelmedi. En son ‘gebelik şüphesi’ diye yazdım. Yine de 4-5 gün sonra gidebildim kurum revirine. Oraya gidince doktor ile gardiyanlar arasında tartışma oldu.

Nasıl bir tartışma?

Dilekçelerimiz hep revire gidiyor ama dönüş alamıyoruz, gardiyanların inisiyatifine kalmış. Doktor, “Bunca zamandır dilekçeler geliyor, neden getirmediniz bu kadını, gebelik şüphesi var, yaşı ortada, yaşadığı sağlık problemleri var, riskli bir gebelik.” dedi. “Biz ne yapabiliriz, idari” diye gardiyan kendini savunuyor. Sonra yetkili gardiyan geldi. Bu sefer jandarmada problem biz ne yapabiliriz, o götürmezse biz ne yapabiliriz mantığı. Kurum içindeki revire çıkamıyorum, jandarmalık bir durum yoktu. Sonra doktor “Hemen acil sevk yazıyorum, hastaneye götüreceksiniz” dedi. Gittim hastaneye. Hamileyim.

Gülden Aşık, cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine dair Adalet Bakanlığı’na gönderdiği şikayet dilekçesine de henüz cevap verilmediğini söylüyor.
Hamile olduğunu duyunca ilk ne hissettiniz, tutsak bir anne olarak?

Bir sevinç yaşıyorsunuz tabi ama garip bir sevinç. Burada hamileliği nasıl geçiririm. Bu bebek burada sağlıklı nasıl doğar. Daha dosya yok, iddianame yok. Endişeler yaşıyorum. Halbuki bebek ölüymüş. Doktor 10 haftalık hamile olduğum söyledi. Fakat şöyle bir şey var. Bebeğin otopsi sonucu geldi. Bebek 7 hafta 5 günlükken kalbi durmuş. Küçülmüş de mi 7 haftalık olmuş, o zaman mı ölmüş de 10. haftada fark edilmiş belli değil.

Yani karnınızda ölü bebekle 3 hafta cezaevinde mi yaşadınız?

Evet…

Bu mümkün mü? Bebek anneyi zehirlemiyor mu?

Yani yaşamışım. Doktor siz 10 haftalık hamilesiniz demişti. Öldüğünde 7 haftalık. Gelişimi 7 haftalık 5 günlükken durmuş sanırım. Kalbinin durma tarihini, ona göre veriyorlar. Üç hafta ölü bebekle cezaevinde yaşama hadisem var. Büyük bir şey atlattık. Verilmiş sadakamız varmış. Sevineyim mi üzüleyim mi onu da bilmiyorum, farklı bir hadise.

Hastaneye gittiğiniz ilk gün mü size kürtaj yapıldı?

Hayır ertesi gün. 30 Mayıs 2019’da beni revire çıkardılar. 31 Mayıs’ta sevk yapıldı. Bebeğin ölü olduğu o gün yapılan ultrason sonuçlarında ortaya çıktı. Yatış yaptılar ve 1 Haziran’da bebek alındı.

Bebek karnınızda cezaevindeyken mi öldü, yoksa öncesinde mi?


Öncesinde öldüğünü düşünmüyorum. Çok büyük bir bebek değil. Çünkü bebek 2,5 aylık. 11 Nisan 2019’da cezaevine girdim. 1 Haziran 2019’da 10 haftalıktı. O süreçte öldüğü gözüküyor. 2 Haziran 2019’da da hastaneden taburcu oldum.

Dilekçelerinize zamanınızda cevap verilse, kontrole gitseniz bebeğin yaşama ihtimali var yani?


Yaşayabilir. Yaşamasa bile ben o sıkıntıları yaşamazdım.

Peki hastanede neler yaşadınız? Mahkum koğuşunda kalmak bildiğim kadarıyla çok zor.

Ameliyattan önce mahkum koğuşuna koymak istediler. Fakat doktorun ısrarıyla normal odada yatabildim. Onlara kalsa benimle hiç kimse ilgilenmeyecekti. Mahkum koğuşu denilen yere bir Allah’ın kulu uğramıyor, sizinle kimse ilgilenmiyor. Kimse size bir yardımda bulunmuyor. Kapı kilitli. Ve jandarma gelip size pencereden bakıp gidiyor, her 15-20 dakikada bir. Kaçmış mı bu diye. Kadınsınız, yaralısınız yatıyorsunuz öyle bir ortamda. Doktor benim ısrarla normal odada yatmamı istedi ameliyat süresince. O noktada yardımlarını gördüm doktorun. Ameliyattan sonra mahkum odasına götürdüler tabi.

Bebeğinizi ihmal sonucu kaybettiğinize dair bir rapor istediniz mi doktordan?

Ben orada doktora dedim ki, bakın ben mağdur edildim, siz de farkındasınız, ihmale maruz kaldım, bana bebeğimin hakkını arayabileceğim bir rapor verin. “Ben avukat da değilim, hakim de değilim” dedi. Hakim, avukat aramıyorum, mesleğinizle alakalı yapmanız gerekeni istiyorum, dedim. “Karışamam” dedi. Raporu kürtaj yapılmıştır, şeklinde verdi. İhmal sebebiyle bebeğini kaybetmiştir demedi. Bandırma Devlet Hastanesinde oluyor bunlar.

Gardiyanlara kızdı, “Akarı kokarı getiriyorsunuz bu kadını neden getirmediniz” dedi. Doktor da benim fetöden yargılandığım için bu muameleyi gördüğümün farkında. Onlara sitem ediyor, tartışıyor ama sizin lehinize bir karar da vermiyor.
Erzurum Atatürk Üniversitesinde ilahiyat okuyan Gülden Aşık’ın Tarık (11), Zafer (10) ve Nilgün (7) adında üç çocuğu bulunuyor.

Refakatçi izni alabildiniz mi?

Normalde kanserli, yoğun bakımda yatan hastalara bile refakatçi verilmiyor. Fakat benim hadisem kurum ihmalinden kaynaklı olduğu için savcı eşime refakatçi izni verdi. Ve ameliyat olduğum günün gecesi eşim yanımda kaldı. Sabahında zaten onu gönderdiler. Ve benim çıkış işlemlerimi yapıyorlar. Kolumda serum, iğneler var. Onların çıkarılması için hasta bakıcının gelmesi lazım. Biraz uzadı gelmesi.

Evet, gardiyanlarla ilgili bir sorun yaşamıştınız hastanede.


Tabi gardiyanlar da ilk defa hastanede nöbet tutuyorlar. Çok da hoşlarına gitmiyor bu durum. Çok iyi insanlar da vardı ama bu gardiyan sabırsız, tahammülsüz, bir an önce evine gitmek istiyor. “Evde bebeğim beni bekliyor” diyor. Hasta bakıcı gelmeyince iğneyi kendi çıkarmaya kalktı. Hatta iğneyi damarda iken kırdı. Canım acıyor yapmayın dedim. Hasta bakıcıyı bekliyoruz, gidiyor geliyor, sinirleniyor. Sonra nöbet değişimi oldu. Jandarma komutanı geldi. Komutan “Bu bayan bebeğini kaybetmiş, öyle mi” diye sordu. “Ya abi işte ne olacak, 7-8 haftalık, çöp işte ya” şeklinde argo tabirlerle durumumu komutana izah ediyor. Ben de uzaktan dinliyorum. Moraliniz bozuluyor, tepki veremiyorsunuz, esaret böyle bir şey. Gıkınızı çıkaramıyorsunuz. Onları dinledim öyle. Sonra beni ring aracına bindirdiler, hiçbir şey olmamış gibi cezaevine attılar. Yaşadığım hadiseyle ilgili idareden herhangi bir açıklama, yorum, geçmiş olsun, nabzımı bile yoklamadılar.

Cezaevinde kendinizi nasıl toparladınız?

Eşim telefonda, avukatımın idari mahkemeye dilekçe verdiğini ve tahliyemi istediğini söyledi. Ben de eşime sorumluların yargılanmasını istiyorum dedim. Bu meselede hukuki yol aransın, bebeğimin hakkı sorulsun. Bütün sıralı amirlerden şikayetçiyim, ihmale kurban gitti bebeğim. Ben de ölebilirdim. Bunlar hakkında soruşturma açılmasını istiyorum diye avukattan talep etmesini söyledim. Orada emir komuta var. Bizim muhatap olduğumuz gardiyanlar mesul değil, onlar sadece emirleri yerine getiriyor ama revire gidip gitmeyeceğime karar verecek amirler var. Açık açık telefonda konuştum, görüşte de ifade ettim. Ondan sonra bir hareketlilik başladı, bana karşı daha pozitif davranıldı. Hastaneye götürmeye, daha yumuşak ve esnek davranmaya başladılar.

Daha sonra savcı ile görüşmek istediğime dair dilekçeler yazdım. Sormak istedim bir soruşturma açıldı mı diye. Çünkü siz sanki saçınızı kuaförde kestirip gelmişsiniz, hiçbir şey olmamış gibi hayat rutin devam ediyor gibi davranıldı. Zaten haksızlığa uğradığınızı düşünüyorsunuz, bunun üstüne bir de travma yaşıyorsunuz. Ağlıyorum sürekli. Yemek yiyemiyorum. Kürtaj oldum, hamilelik sona erdi ama hamilelik sıkıntıları devam etti. Bulantı oluyor, kokulara karşı hassasiyet var. O psikoloji de düşünün. Üstüne vurdumduymazlık, hiç saymak… Çok kırıldım, psikolojim çok fazla etkilendi. O dönemde hızla çok fazla kilo verdim. Hiç uyumuyorum, ağlıyorum, sürekli kitap okuyorum, delirmemeye çalışıyorum. Öyle bir dönem geçirdim.
Gülden Aşık ve çocukları bir görüş gününde.
 “Delirmemeye çalışmak” ağır ve taşıması zor bir kelime.

Kalkıyorsunuz sabah ve akli melekelerimi kaybetmemişim (ağlıyor), çok şükür bugün de böyle başladım diyorsunuz. Yatarken Allahım aklımı alma. Sağlık problemleri illaki yaşıyorsunuz, çünkü bedeni besleyen şey ruh. Ruhunuz yaralandı mı bedeniniz de isyan ediyor. Dinlerken başkalarına sıradan basit bir şeymiş gibi geliyor. Çünkü burada daire daire insanlarda duyarsızlık var. Kendisine dokunmadıktan sonra… Orada herkes sizin yaşadıklarınız biliyor, mağduriyetlere kulak tıkıyor. Kimse umursamıyor. Sen kurtulmuşsun şükret, arkasını arama diyorlar. Öyle bir mantık var. Her şeye kırılıyor, üzülüyorsunuz. Kendinizi sosyal bir kıyımın içinde hissediyorsunuz. Dışlanmışlık, her şey üst üste geliyor.

Mektubu yazmaya nasıl karar verdiniz?


Ben normalde de yaşadığım her şeyi günlük tutar gibi yazıyordum. Yaşadıklarımı telefonla eşime anlatamadım ama bilinmesini istedim. Eşimin paylaşacağını da tahmin etmiyordum. Canınız yandıkça bu orada dilinize de halinize de yanıyor. Canınız yandıkça vaveyla etmek istiyorsunuz, sesinizi herkes duysun istiyorsunuz. Allah da sesimi duyurdu. Bizden terörist çıkaramazsınız ama mücadele insanı çıkardınız.

Koğuş ortamı nasıldı?

Benim kaldığım koğuş eskiden revir olarak kullanılan bir yermiş. Biz 8 kişiydik. Tamamen demirlerin arasında yaşıyorsunuz. Ne kadar temizliğe dikkat ederseniz edin, hijyenik bir ortam değil. Bina çok eski, rögarın taştığı bir yer. Eskiden koğuşun içine taşıyormuş, benim gittiğim dönemde bahçeye taşıyordu. Bahçe zaten küçük bir alan. Havalandırma imkanı yok koğuşun. Tuvaletin, banyonun ve mutfağın tavanı ortak. Üst duvar yok. Bütün kokuların birbirine karıştığı bir yer düşünün. Tuvalete gitmek istediğinizde iki kişinin koridorda geçemediği, duvara yaslanmak zorunda olduğu bir ortam. Benim girdiğim dönemin iyi olduğunu söylüyordu arkadaşlar. Tavuk fabrikalarının olduğu bir bölge orası. Sinekten, kokudan durulmuyor. Yüzde 45 özürlü biri vardı, hala içeride. 3 yılına girmek üzere. Çocuk felci geçirmiş, kolunu kullanamıyordu. Böyle hayatını idame ettirmeye çalışan insanlar var içeride…
Gülden Aşık'ın bebeğini kaybediş süreci ve mektubu: Bebeğini kaybeden tutuklu anne: Benim yavrum kanım, canım, onlar için çöptü!!

9 Şubat 2020 Pazar

10 gün sonra doğum yapacak olan hamile tutuklu: Adalet istiyorum

9 Şubat 2020
9 aylık hamile tutuklu Elif Tuğral’dan mesaj var. Avukatı aracılığıyla yetkililere seslenen Tuğral “Adalet istiyorum” dedi.


İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan 9 aylık hamile Elif Tuğrul, avukatı aracılığıyla yetkililere seslendi. “Burada doğum yapmaktan korkuyorum. Hastaneye gidip gelmek o araçlarda çok zor. Sağlam çocuğumu da yollarda kaybetmek istemiyorum. Sadece adalet istiyorum.” dedi.

Sezeryanla doğum yaptıktan sonra cezaevinde çocuğuna nasıl bakacağı konusundan da çok endişeli olduğunu ifade eden Tuğral, “Doğum sezeryanla olacak. O halde koğuşta bebeğe nasıl bakacağımı bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Elif Tuğral’ın eşi Nuri Tuğral, eşinin son fotoğrafını sosyal medyadan paylaştı. Ocak ayının ilk hafasında, bir görüş gününde ailesiyle birlikte çekilen fotoğrafta Elif Tuğral’ın hamileliği artık iyice kendini gösteriyor.

Kontrol için Çiğli Bölge Eğitim Hastanesine götürülen Elif Tuğral’a verilen raporda 21 Şubat’ta sezeryanla doğum yapacağı yazıyor. Genetik kan pıhtılaşması sorunu nedeniyle hamileliği süresince her gün iğne olan Elif Tuğral’ın doğumu da risk taşıyor. Aynı hastalığa sahip ablası, bebeğini 9. ayında bu yüzden kaybetmişti

YANLIŞ RAPOR DOSYASINA KONULDU

Nuri Tuğral, 3 Şubat 2020’de İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe yazarak eşinin durumunu şöyle açıkladı:

“Eşim şu anda 36 haftalık gebe olup, doğumuna 15 günden az kalmıştır. Eşimin mevcut hastalıklarından dolayı sezeryan doğum yapılacağından en geç şubat ayının 15-20 arası doğumu gerçekleşecektir. Daha önce cezaevi tarafından sayın mahkemenize eşimin dosyası yerine yanlışlıkla eşimin yan koğuşundaki başka bir hamile tutuklunun dosyası gönderilmiş olup eşimin doğumuna çok az kalmış olmasına rağmen çok büyük bir yanlışlık yapılarak 17 haftalık gebe olduğu zannedilmiştir. Bu hususu da telafisi mümkün olmayan durumlara sebep olacağından dolayı tekrardan önemle belirtmek isterim.

GENETİK PIHTILAŞMA BOZUKLUĞU VAR

Eşimin ciddi sağlık problemlerinin olduğunu daha önceki dilekçelerde de belirtmiş idim. Eşimin şu andaki en önemli hastalığı bebeği ve kendisi için zamanında müdahale edilmez ise ölümcül risk oluşturabilecek Genetik Pıhtılaşma Bozukluğudur. Bu rahatsızlık kanın damarlar içinde dolaşırken aniden pıhtılaşmasına sebep olabiliyor ve bu da ciddi sorunlara yol açıyor. Gebelikte hormonların etkisiyle kanın pıhtılaşma riski daha da artar ve bu da kan damarlarında, beyinde, böbreklerde emboli denilen kan pıhtısıyla bu organların tıkanması ve işlev yapamamasına neden olur. Eğer bu durum plesentada gerçekleşirse fetüs yani anne karnındaki bebeğin kaybına neden olur.

AYNI HASTALIK NEDENİYLE ABLASI 9 AYLIK BEBEĞİNİ KAYBETTİ

Bu hastalığın şiddetlenmesinde hamilelik risk faktörüdür. Gebelikte pıhtılaşma riskini, normal hastalara göre en az 7 kat artırmaktadır. Bu hastalık gebelikte ilk aylarda düşük riskinden ziyade gebeliğin son ayına hatta doğuma kadar her an bebeğin hayatının kaybına neden olabilecek durumdadır. Şu anda eşim hamile olduğu için eşim ve bebeği hayati risk altındadır. Bu hastalık nedeni ile gebeliğinin başından beri aylardır her gün iğne vurulmaktadır. 5 aydır cezaevinde olduğu için hafta içi her gün revire giderek iğne vurulmakta olup hafta sonu revirin kapalı olmasından dolayı iğne vurulmak bile kendisine zulüm olmakta iğneyi kendisi zor şartlar altında vurmaya çalışmaktadır.
Bu hastalığını ispatlar nitelikteki Tromboz-Kardiyovasküler Hastalıklara Yatkınlık Paneli Resal-time PCR Raporu’nu Sayın Mahkemenize sunuyorum. Rapor 2014 tarihinde Üniversite Hastanesinden alınmıştır, genetik bir rahatsızlık olması nedeniyle doğuştan bu yana eşimde bu hastalık bulunmakta ve geçme ihtimali de yoktur. Bu nedenle raporun tarihinin de bir önemi yoktur. Aynı hastalık eşimin ablasında da vardır ve ablası yakın zamanda, doğuma giderken hastaneye geç kalması nedeniyle 9 aylık bebeğini kaybetmiştir.

CEZAEVİ-HASTANE ARASI 2 SAAT

Elif Tuğral ve ailesi bir görüş gününde. Fotoğraf Ocak 2020’nin ilk haftasında çekildi.
Tuğral artık, son ayında.

Eşim Şakran Cezaevinde kalmaktadır ve bu bahsettiğim hastalık nedeni ile cezaevine yakın devlet hastanelerinde yeterli donanım olmadığından doktorlar dosyasına not düşmüş ve doğum esnasında Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesine sevkini istemişlerdir. Cezaevinden bu hastaneye gitme süresi en az iki saattir ve bu zaman aralığında çok acil bir şekilde götürülse dahi sağlıklı bir doğum yapabilmesi neredeyse imkansızdır. Ayrıca şunu da önemle belirtmek isterim ki, normalde gebeliğin son aylarında gebe kadınların kusması normal olmayıp tehlikeli bir durum olmasına rağmen eşim cezaevinden kontrol için hastaneye götürüldüğünde iki saat süren yol boyunca ciddi rahatsız olmakta ve devamlı kusma durumunda kalmaktadır. Sadece bu durum bile gebeliği açısından ciddi risk oluşturmaktadır.”

DOSYASI İSTİNAF’TA

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2019’da tutuklanan Elif Tuğral, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası İstinaf’ta bulunuyor.

ELİF TUĞRAL’IN, DOĞUM YAPACAĞI TARİHİNİ GÖSTEREN RAPOR



16 Ocak 2020 Perşembe

Hamile tutuklu koğuşta sinir krizi geçirdi

16 Ocak 2020 
Avukatlık stajını yeni tamamlayan hamile tutuklu Esra Uymaz Saral, cezaevinde ilaçları verilmediği için sinir krizi geçirdi. 4,5 aylık hamileyken tutuklanan Saral, bir hafta içinde iki kez doktora götürüldü.


 9 Ocak 2020’de tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen 4,5 aylık hamile Esra Uymaz Saral (27), ilk gece konulduğu geçici koğuşta sinir krizi geçirdi. Miyom olduğu için riskli bir hamilelik geçiren Esra Uymaz Saral, gözaltına alınmasından itibaren bir haftada iki kez doktora götürüldü, koğuşta sinir krizi geçirdiği gün ise cezaevi revirine çıkarıldı. 
Esra Uymaz Saral’ın avukatı, “Geçtiğimiz cumadan bu yana kendisine kan ilaçları verilmemişti. Özel bir ilaç kullanıyor. Biraz pahalı. Devlet karşılamıyor. Cezaevi yönetimi o ilacı veremeyeceklerini ama başka bir ilaç vereceklerini söylemiş. Fakat o da henüz gelmemiş. Esra hanım 8 Ocak’ta bir gece gözaltında kalmıştı. O zaman da saat 21.00 civarı karın ağrısı şikayetiyle doktora götürülmüştü. Doktor idrar yolu iltihabı için ilaç vermişti. 17 TL imiş ilaç. Yanında para yok diye o ilacı da vermemişler.” dedi.

Tutuklandıktan sonra konulduğu geçici koğuşta ilaçlarını alamadığı için üzülen Saral’ın endişelenip ağlama krizine girdiğini belirten avukat şöyle devam etti: “Bunlara canı çok sıkılmıştı. Koğuşta da ışık bile yanmıyormuş. Tek başına. Zaman mevhumunu kaybetmiş. Dolayısıyla çok korkmuş. Kendisi biraz evhamlıdır. Ağlama krizine girmiş. Kapıları yumruklamış. 5 gardiyan ve revirden görevliler gelmiş. Müdüre çıkarmışlar. Müdür normal koğuşa geçirmiş. Böyle mi olacak hep diye korktuğunu ve bebeğime nasıl bakacağım diye endişelendiğini ifade etti.” dedi.
“BU ŞARTLARDA BURADA DOĞUM YAPMAN İMKANSIZ”
Avukat, dün tekrar hastaneye götürülen Saral’ın orada yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Cezaevine en yakın hastane Çiğli Devlet Hastanesine olduğu için dün tekrar oraya götürülmüş. Oradaki doktor da ‘Bu şartlarda senin burada doğum yapman imkansız. Miyomdan dolayı çok fazla kanaman olur, burada doğum yaptıramam’ diyor. Mahkemeye sunmak için dair bir belge istemiş. Doktor, cezaevinde kalmana engel bir durum yok. Ben öyle bir şey yazamam ama doğum sırasında Tepecik Hastanesine sevkini isteyeceğim’ demiş.”

Avukat, bugün yeni bir gelişme olduğunu ve Saral’ın mahkeme tarafından hastaneye sevkinin yapıldığını da sözlerine ekledi.
AVUKATLIK STAJINI YENİ BİTİRDİ


Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Esra Uymaz Saral, İzmir Barosundaki avukatlık stajını yeni tamamlamıştı. Eylül 2016’da evlenen ve ilk hamileliğini yaşan Saral’da 10 cm büyüklüğünde bir miyom bulunduğu için riskli bir hamilelik geçiriyor.
“DİĞER HAMİLE TUTUKLULAR ÇOK ÜMİTSİZ”
İzmir Şakran Cezaevinde Esra Uymaz Saral dışında bilinen 3 hamile daha bulunuyor. Emine Büşra İbişoğlu 5 aylık, Serpil Özmermer 5 aylık, Elif Tuğral ise 8 aylık hamile. Esra Uymaz Saral dışında cezaevinde bulunan diğer hamile tutukluların çok ümitsiz olduğunu ifade eden avukat: “Dilekçelerine cevap verilmediği için hiçbiri artık dilekçe yazmıyor, hiçbir şey talep etmiyorlar. 8 aylık hamile Elif Tuğral’ın kan pıhtılaşma problemi var, her gün iğne oluyor cezaevinde. Ama iki aydır doktora götürmüyorlar. Tamamen bırakmışlar.” dedi.

27 yaşındaki Esra Uymaz Saral, Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.

ESRA UYMAZ SARAL’IN HASTANE RAPORLARI


9 Ocak 2020 Perşembe

8 aylık hamile tutuklu Elif Tuğral’dan eşine: Elinden geleni yap, burada doğum yapmaktan korkuyorum

9 Ocak 2020 
Hamile tutuklu Elif Tuğral, cezaevinde 8. ayına girdi. Eşi Nuri Tuğral Ankara’ya giderek TBMM’yi ve insan hakları derneklerini bu duruma duyarlı olmaya davet etti.



Hamile tutuklu Elif Tuğral’ın eşi Nuri Tuğral, doğumu yaklaşan eşinin serbest bırakılması için TBMM dahil her yerde çözüm arıyor. Salı günkü açık görüşte eşinin söylediklerini aktaran Tuğral, “Eşim artık 8. ayıma girdim. Elinden geleni yap, burada doğum yapmaktan korkuyorum. Hareket etmekte de zorlanıyorum, koğuş kalabalık olduğu için hep ıslak oluyor, kayıp düşmekten korkuyorum, dedi. Dün İzmir’deki insan hakları derneğine gittim. Bugün TBMM’ye geldim. Ömer Faruk Gergerlioğlu ile görüşeceğim. Randevu verirlerse diğerleriyle görüşmek istiyorum. Herkesi eşimin durumuna duyarlı olmaya çağırıyorum” dedi.

Eşinin ilk doğumunu sezeryanla yaptığını, yine sezeryan olması gerekeceğini belirten Nuri Tuğral, “En az 10 gün bakıma ihtiyacı olacak. Hastane cezaevine zaten 2 saat uzaklıkta. Cezaevi aracında doğum yapmak üzere olan bir kadının taşınması sorun, eşimin endişeleri artık had safhaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

5 aylık hamileyken tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen ev hanımı Elif Tuğral (31), 20 Haziran 2019’da evinde gözaltına alınmış, o gün çıkarıldığı mahkeme tarafından ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı. Dört ay sonra; 10 Ekim 2019’da İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan dava için hakim karşısına çıkan Tuğral, 6 yıl 10 hüküm verilerek cezaevine gönderilmişti.

Daha önce görüştüğümüz Elif Tuğral’ın annesi Aziziye Özünlü, “Aslında savcı hamileliğini göz önünde bulundurarak serbest bırakılmasını talep etti, bir hakim de aynı görüşteydi ama diğer hakim tutuklanmasını istedi. Kızımın düşük yapma tehlikesi var. Ev hapsindeyken kanının pıhtılaşmaması için her gün iğne oldu. İzin alarak sağlık ocağına gidiyordu. Cezaevinde bu iğneleri olup olmadığını bilmiyoruz. Her gün revire çıkma imkanı cezaevlerinde olmuyor. Sevk alıp kontrole gitmesi aylar sürüyor zaten.” demişti.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde mezun olan edebiyat öğretmeni Elif Tuğral, İzmir’de özel bir yurtta çalıştığı için örgüt üyesi olduğu iddia ediliyor. 2014’te evlenen Elif Tuğral’ın 4 yaşında Hilmi adında bir oğlu daha bulunuyor.



8 Ocak 2020 Çarşamba

Hamileyken tutuklandı, 2 yaşındaki çocuğuyla birlikte hapse atıldı, HSK “Her şey normal” dedi

8 Ocak 2020 
Hamileliğin zorlukları, diğer çocuğuna cezaevinde bakmak durumunda kalması ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onun için verdiği hukuk mücadelesiyle Elif Aydın’ın hikayesi…

Elif Aydın (31), eğitim faaliyetlerinde bulunduğu için tutuklanan binlerce eğitimciden biri. Öğrenci yurdunda çalıştığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında 25 Mayıs 2018’de tutuklanarak Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildiğinde iki aylık hamileydi. Ayrıca iki çocuğu daha vardı. Şimdi 8 yaşında olan Kadir annesiz kalmış, Musab (3,5) annesiyle birlikte hapse girmişti. Yusuf Kaan ise annesinin karnındaydı. Üçü birlikte, 8 kişilik koğuşta, tek bir yatakta, cezaevi ortamında yaşamaya mecbur bırakılmıştı. Elif Aydın, cezaevi günlerini BOLD’a anlattı.

Aydın’ın sesini ilk duyurmaya çalışan ve hukuk mücadelesi başlatan isim ise HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’ydu. Aydın’ın yaşadıklarını ve Gergerlioğlu’nun onun için verdiği mücadele sürecini sunuyoruz.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU İŞLEDİLER

HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, kanuna rağmen Elif Aydın’ı tutuklayan Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kadir Gezici, üyeler Gülpınar Duman, Senem Birdal ve tutukluluğun devamı yönünde mütaala veren savcı Yakup Şahin hakkında, görevi kötüye kullanma ve hürriyeti tahdit suçlarından HSK’ya şikayet başvurusunda bulunmuş ve cezai soruşturma yapılmasını talep ederek, mücadelenin fitilini ateşledi. 1 Temmuz 2018 tarihli başvuruya HSK, yeni cevap verdi ve başvurunun işleme konulmadığını açıkladı.

Bunun skandal olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, HSK’nın suça ortak olduğunu belirtti. Gergerlioğlu, “1,5 sene sonra HSK geri dönüş yapmış ve 5275 sayılı kanunun 16/4 maddesini çiğneyerek tutukluluk kararı veren hakim ve savcıları korumuş, şikayet dilekçesini işleme bile almamış. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının keyfi işlemlerini denetlemekle yükümlü olan HSK, verdiği bu kararla denetim görevini yapmaktan kaçınmış, hakim ve savcıların hamile bir kadını tutuklaması suçuna ortak olmuştur.” dedi.

HSK’nın kendisine muhalif gördüğü hakim ve savcılarla ilgili en basit iddiaları anında işleme koyarak soruşturma açtığını, dolayısıyla ayrımcılık da yaptığını belirten Gergerlioğlu, “Türk Ceza Kanununun bir maddesini veya Anayasanın bir hükmünü sosyal medyada paylaştığı için Zonguldak Hakimi Kemal Karanfil hakkında soruşturma açıldı. Savunma istendi.” ifadelerini kullandı.

HSK’nın Gergerlioğlu’na gönderdiği 13 Kasım 2019 tarihli karar.



HAMİLELER HAKKINDAKİ KANUN

Gergerlioğlu HSK’nın açıklamasına 30 Aralık 2019’da itirazda bulundu ama henüz buna da bir cevap verilmiş değil. Hamile kadınlar hakkında hala mahkemelerde tutukluluk kararı veriliyor. Oysa 5275 sayılı CİK 16/4 maddesinde “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.” deniliyor. Bu hükümler tutuklular için de uygulanması gerekiyor.

ELİF AYDIN: İKİ KERE MERDİVENLERDEN YUVARLANDIM

8 aylık olana kadar cezaevinde kalan Elif Aydın, Kasım 2018’de 6 yıl 10 ay ceza verildikten sonra tahliye edildi. Dosyası Yargıtay’da. Tahliye olduktan bir ay sonra, 20 Aralık 2018’de oğlu Yusuf Kaan’ı dünyaya getiren Aydın dışarı çıktı ama hapiste hamile kadınlar bulunuyor. 5 aylıkken tutuklanan Elif Tuğral onlardan biri. Tuğral, Şakran Cezaevinde 8. ayına girdi. Doğumuna çok az kaldı.

Elif Aydın, cezaevinde geçirdiği 6 ayı, hamile ve bebekli bir anne olarak hapiste yaşadıklarını ve sonrasını BOLD’a anlattı:

“Biz Konya’da yaşıyorduk. Ilgın ilçesinde özel bir yurtta idarecilik yapıyordum. Olaylar olunca iş yerimiz kapatıldı. Biz de Kocaeli’ne ailemin yanına taşındık. Eşim 15 Temmuz’dan 2-3 sonra tutuklandı. Bir yıl hapiste kaldı. O çıktıktan 9 ay sonra ben tutuklandım. İçerideyken hamileliğim kötü geçmedi ama beni üzen çocuklarımdı. Dışarıda bir çocuğum kaldı, o zaman 2 yaşında olan Musab yanımdaydı, üçüncüsü karnımdaydı. Üçümüz aynı yatakta uyumaya çalıştık koğuşta.

CEZAEVİ ORTAMI ANNELER İÇİN ÇOK ZOR

Kontroller için her ay doktora götürüldüm, cezaevi yönetimiyle ilgili hiçbir şey diyemem ama suçsuz bir şekilde tutuklu olmak çok ağırdı. İki defa merdivenlerden yuvarlandım, hastaneye kaldırıldım. Pazar günüydü, doktor yoktu, hastane hastane gezdirildim.

Çocuğum da kaç merdivenlerden yuvarlandı. Yüzü gözü patladı. 8 kişilik bir koğuştu. Bazen 9 oluyordu. Cezaevi ortamı çocuklu bir anne için çok zor. Kesinlikle yaşanılmaz, psikolojik olarak da çok zor. Benim girdiğim dönem Allah’tan yaz dönemiydi. Vaktimizi hep avluda geçiriyorduk. Havalar soğumaya başlayınca içeri geçince psikolojik olarak ben de oğlum da yıprandık.

OĞLUM ENFEKSİYON KAPTI, GÖZÜ ŞİŞTİ


Koğuştaki diğer insanlar da kendilerince haklılar. Ses kaldırmıyor, bir sıkıntı duymak, görmek istemiyorlar. Çocukla in çık, oraya dokunma, buraya dokunma. Arkadaşlar her gün çamaşır suyuyla yıkıyorlardı. Buna rağmen ortam hijyen açısından iyi değildi. Musab enfeksiyon kaptı, gözü şişti, kafasını ranzalara vurdu kaç kere. Yuvarlandı, ağzı patladı, kafası şişti. Bunları görünce, bir de hamilesiniz daha çok sıkıntı oluyor haliyle.”

Elif Aydın bu fotoğrafı, tahliye olduktan 2-3 gün sonra çektirdiğini söylüyor.




Elif Aydın’ın eşi de bir yıl Gebze Cezaevinde tutuklu kalmış.




12 Aralık 2019 Perşembe

‘Ablamı serbest bırakın, düşük riski var, iğne tedavisi görüyor’

11 Aralık 2019
Önceki gün İzmir’de tutuklanan 4 aylık hamile Emine Büşra İbişoğlu’nun düşük riski devam ediyor. BOLD Medya’ya konuşan kardeşi yetkililere acil çağrıda bulundu.

6 Aralık 2019’da İzmir’deki evinde gözaltına alınan hamile tutuklu Emine Büşra İbişoğlu S., İzmir Şakran Cezaevine gönderildi. 4 aylık hamile olan genç anne düşük riski olduğu için bir aydır iğne tedavisi görüyordu.

Emine Büşra İbişoğlu S.’nin kardeşi Fatih İbişoğlu, ablasının tutukluğuna sosyal medya hesabından tepki göstererek serbest bırakılması çağrısında bulundu. Fatih İbişoğlu, “4 aylık hamile Emine Büşra İbişoğlu’nu derhal serbest bırakın. Kanunlara göre hamile bir kadın yargılama sürecini tutuklu geçiremez. Ablam tutuksuz yargılansın!!” dedi.

GÖZALTINDAYKEN DOKTORA GÖTÜRÜLDÜ

Ablasının gerçekten düşük riski olduğunu ve son bir aydır son bir aydır iğne tedavisi gördüğünü belirten İbişoğlu, “Ablamı gözaltındayken hastaneye götürüldü. Oradaki doktor evet düşük riski var, seni tanıyorum dedi. Hatta bunu rapora da yazdı. Ama buna rağmen tutukladılar. Şu an geçici koğuşta tutuluyor. Defalarca kanaması oldu, sıkıntılı ve acil bir durum yaşanıyor. Bir çözüm bulunmalı.” dedi.

CEZAEVİ ŞARTLARI DOĞUM İÇİN UYGUN!

Bold Medya’ya konuşan İbişoğlu, ablasının ifade verirken yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Savcı, cezaevi şartları doğum için uygundur, yeterlidir, hastane imkanı var diye söylemiş ablama. Etkin pişmanlıktan faydalan yoksa çocuğun cezaevinde büyür tarzında ifadeler kullanmış.”

FELSEFE ÖĞRETMENİ


Emine Büşra İbişoğlu S. ve eşi geçen yıl evlendi. Balıkesir Üniversitesinden mezun olan genç anne adayı, felsefe öğretmeni. İzmir ve Bornova kolejlerinde öğretmenlik yaptı. 9 Eylül Üniversitesinden mezun olan eşi ise KHK ile ihraç edilen bir matematik öğretmeni. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan genç çiftin mahkemesi 9 Aralık 2019’da İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğinde görüldü ve ikisi de tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderildi.




15 Kasım 2019 Cuma

Yanlış hastaneye götürülen hamile tutukluya yolda işkence

15 Kasım 2019 
Hamile tutuklu Kimya Bozkurt’a cezaevi aracında işkence yapıldı. Rapor almak için yanlış hastaneye götürülen Bozkurt, arabada kusmasına rağmen kimseye sesini duyuramadı.



21 Ekim 2019’da Gaziantep’te tutuklanan 6 aylık Kimya Bozkurt’a yönelik hak ihlalleri artarak devam ediyor. Hakimin duruşma salonunda “sağa dön sola dön” diyerek hamile olduğuna inanmayarak tutukladığı Kimya Bozkurt, kurul raporu almak için başvurdu. Bozkurt, yanlış hastaneye götürülürken kelepçeli yolculuk işkenceye dönüştürüldü.

Kimya Bozkurt, Tenkil Süreci’nde tutuklanan hamile kadınlardan biri. BOLD’a ulaşan Bozkurt’un bir aile yakını, hamile kadının tutuklandıktan sonra yaşadıklarını anlattı:

“Kurul raporu almak için hastaneye götürülmüş ama komikliğe bakın gidilen hastanede doktor yok. Yanlış hastaneye gidilmiş. Kimya da tahlil yapılır diye aç gitmiş. Dönüşte midesi bulanmış, elleri kelepçeli kabinde kusmuş, seslenmesine rağmen bakmamışlar. Hastaneye gitmek onun için işkence artık.”

HAKİM SAĞA SOLA DÖNDÜREREK HAMİLELİK TESTİ YAPMIŞTI

Gaziantep L Tipi Cezaevinde bulunan Bozkurt’un hamile olduğuna inanmayan Ardahan Sulh Ceza Hakimliği, mahkeme salonunda ‘sağa dön, sola dön’ diyerek Bozkurt’a hamilelik kontrolü yapmaya çalışmıştı. Yeni evli olan ve ilk bebeğini bekleyen Bozkurt, tutuklandıktan iki gün sonra da rapor almak için cezaevi yönetimi tarafından kelepçeli bir şekilde hastaneye götürülmüştü.

HAMİLE KADINA KELEPÇELİ HASTANE EZİYETİ
HAKİM İNANMAMIŞTI, 6 AYLIK HAMİLELİĞİ BELGELENDİ


6 Kasım 2019 Çarşamba

Hakim inanmamıştı, tutuklu Kimya Bozkurt’un 6 aylık hamileliği belgelendi

6 Kasım 2011 
Gaziantep’te 15 gün önce tutuklanan Kimya Bozkurt’un 6 aylık hamile olduğu resmi olarak belgelendi. Hakim, genç kadının anne olacağına inanmamış ve tutuklanmasına karar vermişti.

20 Ekim 2019’da tutuklanan ev hanımı Kimya Bozkurt, dört gün sonra 6. ayını dolduracak. Gaziantep L Tipi Cezaevinde bulunan Bozkurt’un hamile olduğuna inanmayan Ardahan Sulh Ceza Hakimliği, mahkeme salonunda ‘sağa dön, sola dön’ diyerek Bozkurt’a hamilelik kontrolü yapmaya çalışmıştı.

Tutuklandıktan iki gün sonra cezaevi yönetimi tarafından kelepçeli bir şekilde Gaziantep’teki Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesine götürülen genç anneye, 22 Ekim 2019’da 24 hafta 3 gündür hamile olduğuna dair rapor verildi.


KİŞİSEL İHTİYAÇLARINI GİDEREMİYOR

Stresten geceleri uyuyamayan, sürekli yorgun ve bitkin durumda olan Kimya Bozkurt’un doğumuna 3 ay kaldı. Kişisel ihtiyaçlarını gidermekte zorlanan Bozkurt’un eşyalarını dahi koğuş arkadaşları elle yıkıyor. Hamile kadınlar için cezaevlerinde en önemli sorunlardan biri de beslenme ve bakım. Yeterli beslenemeyen, stresli bir ortamda hamilelik geçiren anneler daha sonra birçok psikolojik ve fiziksel sorun yaşıyor. Hamileliğin ilk haftalarında tutuklanan bazı anneler cezaevinde bu yüzden bebeklerini kaybetti.

ERKEK BEBEĞİ OLACAK

Bedeni büyüdüğü için yeni kıyafetlere ihtiyacı olan Bozkurt’a sayı kısıtlaması nedeniyle yeterli eşya ulaştırılamıyor. Üç ay sonra bir erkek çocuk dünyaya getirecek olan Bozkurt, bebeğinin ilk patiğini cezaevinde kendisini örmüş.



HAMİLE KADINA KELEPÇELİ HASTANE EZİYETİ

21 Ekim 2019 Pazartesi

Düşük tehlikesine rağmen 5 aylık hamile kadın tutuklandı

21 Ekim 2019
Her gün yapılması gereken iğneleri bulunan, düşük tehlikeli hamile Elif Tuğral, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailesi anne ve bebeğin hayatından endişeli.

İzmir’de yaşayan 5 aylık hamile Elif Tuğral (31) düşük tehlikesi raporlarına rağmen tutuklandı. 10 Ekim’de Şakran Cezaevine gönderilen Tuğral’ın, her gün yapılması gereken iğneler için hastaneye götürülüp götürülmediği bilinmiyor.

20 Haziran 2019’da evinde gözaltına alınan Tuğral, o gün çıkarıldığı mahkeme tarafından ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı. Dört ay sonra; 10 Ekim 2019’da İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan dava için hakim karşısına çıkan Tuğral, 6 yıl 10 hüküm verilerek cezaevine gönderildi.

KIZIMIN DÜŞÜK TEHLİKESİ VAR

Elif Tuğral’ın annesi Aziziye Özünlü, “Aslında savcı hamileliğini göz önünde bulundurarak serbest bırakılmasını talep etti, bir hakim de aynı görüşteydi ama diğer hakim tutuklanmasını istedi. Kızımın düşük yapma tehlikesi var. Ev hapsindeyken kanının pıhtılaşmaması için her gün iğne oldu. İzin alarak sağlık ocağına gidiyordu. Cezaevinde bu iğneleri olup olmadığını bilmiyoruz. Her gün revire çıkma imkanı cezaevlerinde olmuyor. Sevk alıp kontrole gitmesi aylar sürüyor zaten.” dedi.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde mezun olan edebiyat öğretmeni Elif Tuğral, İzmir’de özel bir yurtta çalıştığı için örgüt üyesi olduğu iddia ediliyor. 2014’te evlenen Elif Tuğral’ın 4 yaşında Hilmi adında bir oğlu daha bulunuyor.

Öte yandan Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan diğer bir hamile Zeynep Şakrak da hala tahliye edilmedi. 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu 16/4 maddesine göre hamile kadınlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Haklarında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan hamile kadınlar Türkiye’de tutuklu yargılanıyor. Oysa tutuklanmaması gerekiyor. Hüküm aldıktan sonra ise hüküm kesinleşirse cezası erteleme sonrası infaz edilmeli.

Geçtiğimiz günlerde Adana’da röntgen filmiyle kapıları açıp evleri soyan biri hamile 3 kadın yakalanmıştı. 6 yıl 10 ay 10 gün cezası olduğu tespit edilen zanlılardan Kader Ç., hamile olduğu için ev hapsiyle serbest bırakılmıştı. 15 Temmuz’dan sonra başlatılan Tenkil sürecinde tutuklanan kadınlara uygulanmıyor.










12 Eylül 2019 Perşembe

Nurhayat Yıldız’ın kaleminden cezaevinde ikiz bebeklerini kaybediş süreci

12 Eylül 2019
Cezaevinde ikiz bebeklerini kaybeden Nurhayat Yıldız, bebeklerini kaybettiği şartları ve günleri mektubunda anlattı. Son fotoğrafındaki manzara bile çok şey ifade ediyor.


29 Ağustos 2016’da tutuklanan ve cezaevindeyken ikiz bebeklerini kaybeden evhanımı Nurhayat Yıldız’ın bebeklerini kaybettiği süreci anlattığı mektubuna BOLD ulaştı. Tenkil sürecinde tutuklanan ve bebeğini cezaevinde ilk kaybeden anne olan Yıldız, o günlerde 3 aylık hamileydi. Bebeğinin cinsiyetini öğrenmek üzere doktor kontrolüne giderken Samsun 19 Mayıs ilçesinde yolda gözaltına alındı. İkizleri olacağını hapse girdiğinde öğrendi ama bu sevinci uzun sürmedi. Bebekler 19 haftalıkken anne karnında öldü. Mektubunda “Bebeklerim cezaevi şartlarına, strese dayanamadı” yazan Yıldız tutuklandığı günden bebeklerini kaybettiği ana kadar yaşadıklarını mektupta ayrıntılarıyla anlatıyor.

HAMİLEYKEN TUVALETİN ÖNÜNDE UYUDU

Yıldız bu süreçte, hamile bir kadın olarak tuvaletin önünde yerde uyumaya mecbur bırakıldı. Sinop Cezaevinde kaldığı 10 kişilik koğuşta kendisiyle birlikte 22 kişi, 1 de bebek vardı. Hastanede yattığı odanın camının kulpu söküldü. İlaç verilerek düşük yaptıktan sonra aylarca bu travmayı atlatamadı. 6 ay depresyondaydı.

Nurhayat Yıldız’ın el yazısıyla avukatına yazdığı mektup, avukatı aracılığıyla bilgisayara geçirilip aile yakınlarına gönderilmiş. Sonrasında Yıldız’ın avukatı da tutuklandığı için mektubun orijinali yerine şimdilik bilgisayara geçirilmiş halini yayınlıyoruz.

Nurhayat Yıldız, Sinop Cezaevi’nde Ağustos 2019’da çektirdiği son fotoğrafındaki duvarın durumu cezaevi şartlarını anlatmaya yetiyor.

Nurhayat Yıldız, Sinop Cezaevi’nde Ağustos 2019’da çektirdiği son fotoğrafındaki duvarın durumu cezaevi şartlarını anlatmaya yetiyor.
Fotoğraf yasağı olduğu için 3 yıldır ailesine cezaevinde çekilmiş hiçbir fotoğrafını gönderemeyen Yıldız, yasak kalkınca son mektubunda 2 karesini de gönderdi.

YILDIZ’IN TEMMUZ 2017’DE KALEME ALDIĞI İŞTE O MEKTUBU:

KONTROL İÇİN SAMSUN’A DOKTORA GİDİYORDUM

“29.08.2016 tarihinde üç aylık hamileliğim sebebiyle Samsun’da özel bir hastaneye giderken otobüsüm durduruldu. Emniyete götürüldüm. Orada hakkımda arama kararı olduğunu öğrendim. Saat öğlen gibiydi. 17.00’a kadar bekletildim. Sinop’tan gelen bir polis ekibiyle Sinop’a götürüldüm. Mide bulantılarım vardı. Yemek yiyemiyordum, emniyette sadece çorba içtim. 19.00 gibi Sinop’taydık ama benim halim kalmamıştı, yorgunluktan kasılmalarım oluyordu. Beni getiren polisler adli kontrol ile salıverileceğimi, çünkü özel bir durumum olduğunu söylemişlerdi ama öyle olmadı. Üç saat bekletildim, yorgunluğa dayanamadım, bir odaya geçip dinlenebileceğimi söylediler.

10 DAKİKADA KARAR VERİLDİ, TUTUKLANDIM


Biraz uzandım. Sonrasında hakim bey gelmiş, mahkemeye çıkarıldım. Neyle suçlandığımı sordum. Bylock dedi hakim bey. Kesinlikle böyle bir program kullanmadığımı, ilk defa duyduğumu söyledim fakat 10 dakikada karar verildi ve tutuklandım. Ailem dışarıda perişandı. Aç mısın dediler. Olayın şokundan saatlerce bir şey yemediğim halde iştahım yoktu. Kasılmam vardı. Sonrasında prosedürler uygulanarak cezaevine gönderildim. Saat 24.00’ı geçiyordu, tecride koyuldum. Öyle bir şok yaşadım ki, bebeğimin sağlığından endişe ediyordum. Ertesi gün 30 Ağustos’tu. Bayram sebebiyle beni koğuşa almadılar. Bir gece daha tek başıma kalmak zorunda kaldım. Bu süre zarfında sürekli ağlıyordum. Üzüntüden yemek yiyemedim. Çarşamba günü 11.00 gibi beni koğuşa aldılar.

3 KİŞİ VE 1 BEBEK TUVALETİN ÖNÜNDE YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI

Normalde 10 kişilik koğuşta benimle birlikte 22 kişiydik. Koğuş iki katlıydı, üst kat yemekhaneydi. Üst katta yatacak yer olmadığı için alt katta 3 kişi 1 bebek tuvaletin önünde yerde yatmak zorunda kaldık. Alt kat yemekhane olarak geçiyormuş, burada yatmak yasakmış, ben bunu aylar sonra öğrendim ama biz mecburduk. Çünkü yukarıda da yerde yataklar vardı.

İKİZ OLDUKLARINI HAPİSTE ÖĞRENDİM

Mide bulantılarım hala devam ediyordu, cezaevinin yemeklerini yiyemiyordum. Dilekçeler yazdım, durumumu belirttim, hiçbir şekilde geri dönülmedi savcılıktan. İki kilo verdim, 63 kiloya düştüm.Tutuklandığımın haftası bebeğimin sağlığından endişe ettiğim için perşembe revire çıkarıldım. Cuma kontrole götürüldüm. Kontrolde iki tane kalp atışı duydum. Orada bebeklerimin ikiz olduğunu öğrendim, çok mutlu oldum.

Ultrason çıktısındaki resimleri hemen dosyaya koydular, resimlerine bakamadım bile. Artık daha çok dikkat etmem gerekiyordu kendime ama cezaevi şartları bu hamileliğe uygun değildi. Onlar için besleyici şeyler yemem gerekiyordu. Üzüntü ve stres içerisindeydim zaten. Dilekçe yazdım savcılığa, yine bir dönüş olmadı. 26 güne yakın A2 koğuşunda kaldım, sonrasında A1 koğuşuna geçirildim. Ben tahliye beklerken baktım iyice yerleştiriliyorum, bir kez daha yıkıldım. Koğuştaki arkadaşlar yemek yemem gerektiğini söylüyorlardı sürekli. 26 Eylül’de revire çıktım, aylık kontrol için sevk yaptırdım. Çünkü dışarıda da kontrollere düzenli gidiyordum, hiçbir sorun yoktu.

İKİSİ DE EKS OLMUŞ, DEDİ DOKTOR, ŞOK OLDUM

17 haftalık olduklarından hareket ettiklerini hissettim. Çok güzel bir duyguydu. Canım mandalina çekiyordu, kantin formuna 4-5 kere yazdım, gelmedi. Onun yerine limon yiyordum. 4 Ekim’de kontrole götürüldüm. Birkaç gündür anormallikler hissediyordum. İçim huzursuzdu. Hareketlerini birkaç kez hissettim, sonra hissetmedim. Ultrasona koyulduğumda hareketlerini en son ne zaman hissettiğimi sordu doktor. Birkaç gün olduğunu söyledim. İkisi de eks olmuş, dedi. Şok oldum ağlayamadım bile.

Cezaevinde ikiz olduğunu öğrendiğim bebeklerimi bir ay sonra cezaevinde kaybettim. Doktor almamız gerekiyor, dedi. Ben bir yanlışlık vardır, belki yaşıyorlardır, dedim. Ayrıntılı ultrasona gönderdi, sonuç değişmedi.

Nurhayat Yıldız: Hamile çıktığım cezaevine acılarla geri döndüm. Kolay atlatabileceğimi zannettim ama öyle olmadı. Yemek yeyip karnım şiştiğinde kendimi hamile zannediyordum, kahroluyordum. Karnım şişmesin diye kendimi hamile zannetmemek için kendimce rejim yaptım aylarca.


Nurhayat Yıldız: Hamile çıktığım cezaevine acılarla geri döndüm. Kolay atlatabileceğimi zannettim ama öyle olmadı. Yemek yeyip karnım şiştiğinde kendimi hamile zannediyordum, kahroluyordum. Karnım şişmesin diye kendimi hamile zannetmemek için kendimce rejim yaptım aylarca.
O PSİKOLOJİ İLE CEZAEVİNE DÖNMEK İSTEMİYORDUM

Çok acıydı. Bebeklerim cezaevi şartlarına, üzüntüye, strese daha fazla dayanamadı. Dilekçelerde demiştim dayanamadığımı ama önemsenmedim. Aileme haber verildi, annem refakatçi olarak yanımda kaldı. Doktor düşük yapmanı bekleyeceğiz, kürtaj yapamayız dedi. Salı gün akşam yatış yaptılar, ilaç vermeye başladılar. Çarşamba sabah hiçbir değişiklik yoktu. Doktor düşük yapmanı beklememiz bir hafta sürebilir, dedi.

Durumumu dilekçeyle savcılığa bildirdim, çünkü o psikoloji ile cezaevine dönmek istemiyordum. Adli kontrol verilmesini istedim. Aradan çok geçmeden 15.00’te düşük yaptım. Hala cinsiyetlerini bilmediğim bebeklerimi kaybettim. Ailem perişandı. Abim benimle görüşemeyeceğini bildiği halde gece yarılarına kadar servisin kapısında bekledi.

YATTIĞIM ODANIN CAMININ KULPUNU SÖKTÜLER


Bebeklerimi kaybettikten sonra yattığım odanının camının kulpu söküldü. Normalde yatağa kelepçeliyorlarmış, onu yapmadılar. Bunu bilmek bile bana çok ağır geldi. Perşembe akşam defalarca istediğim mandalinayı abim getirdi ama ben ağlamaktan yiyemedim. Çünkü onlar bilmiyordu defalarca istediğimi, bir iki tane yiyebildim.

HASTANENİN ARKA KAPISINDAN ÇIKARDILAR
Cuma günü sabah taburcu oldum. Odada annemle vedalaştık. Servisin kapısında abim bekliyordu. Askerler ve gardiyanlar beni hastanenin arka kapısından çıkardılar. Annem aşağıya inemedi, eminim yüreği dayanmadı. Çünkü o bir anneydi. Ben de artık anneydim, onu anlamaya başlamıştım. Evladının kayıp gitmesi nasıl bir duygu bir duygu hissetmiştim, canından can gitmesi.

10 AY GEÇTİ, HALA O SAHNEYİ HATIRLADIKÇA AĞLIYORUM

Cezaevi otobüsüne bindirildim. Abim el sallıyordu, ben de ona sallıyordum, güçlü görünmeye çalışıyordum. Otobüs çalıştı, hareket edecekti artık. Abim ellerini yüzüne getirdi, ağlamaya başladı, bana fark ettirmemeye çalışıyordu, orada bulunan banka oturdu, otobüs hareket etti. 10 ay geçti, ben hala o sahneyi hatırladıkça ağlıyorum.

KENDİMİ HAMİLE ZANNETMEMEK İÇİN AYLARCA REJİM YAPTIM

Hamile çıktığım cezaevine acılarla geri döndüm. Kolay atlatabileceğimi zannettim ama öyle olmadı. Yemek yeyip karnım şiştiğinde kendimi hamile zannediyordum, kahroluyordum. Karnım şişmesin diye kendimi hamile zannetmemek için kendimce rejim yaptım aylarca. Doğumdan sonra kontrole götürülene kadar bebeklerim hala karnımda hareket ediyorlar duygusuyla yaşadım 1,5 ay.

“HAMİLE OLMAN SALIVERİLMENE SEBEP DEĞİL”


Savcıya ifade vermeden tutuklandım ama bebeklerimi kaybettikten sonra Ekim 18’inde apar topar ifadeye çağrıldım. İfadeye başlar başlamaz isim söyle seni cezaevi gitmeden evine göndereyim dedi, savcı bey. Bildiğim her şeyi samimi bir şekilde anlattım. Dilekçelerle mağduriyetimi bildirdiğimi ama dönüş olmadığını söyledim. Hamile olman salıverilmene sebep değil, dedi savcı bey. Eğer bildiğim başka bir şey olsa neden söylemeyeyim, yardımcı olun lütfen dedim. Ben o kurumda sadece ekmeğim için çalıştığımı söyledim. Sen bize yardımcı olmadın ki, biz sana yardımcı olalım dedi ve cezaevine geri gönderildim.

6 AY DEPRESYONDAYDIM

6 ay depresyonda yaşadım. Gündüz 15.00’e kadar, bazen daha fazla uyuyordum. Çocuğu olan anneleri mağduriyetten dolayı tahliye ettiler ama beni yaşadığım o kadar mağduriyete rağmen tahliye etmediler. 10 ay sonra iddianamem geldi. 23 Mayıs’ta ilk mahkemem oldu. 28.06.2017 tarihinde ben dilekçe vermediğim halde kurum tarafından psikiyatriye çağrıldım. Yaşadıklarımı anlattım. Doktor ilaç kullanmaya ihtiyacınız var dedi, ben istemedim. Aylarca nasıl baş ettiniz bu yaşadıklarınızla, dedi. İlaç benim için çözüm değildi.

ŞİMDİ GECİKMİŞ ADALETİ BEKLİYORUM

11. ayın içerisindeyim. Yargılandığım davada itirafçı olan bir kişi, aynı zamanda pişmanlık yasasından faydalanmış şu an serbest. Bylock indirdiğini kabul ediyor ama kullanmadım diyor. Kullanıp kullanmadığına nasıl inanıyor, bu programın içeriği gelmiyor ki. Bir şey bana göre suçsa suçtur. Kişiye göre değiştirilemez. Aynı suçlamalar çocuklu annelerde de vardı, ama onlar tahliye edilirken ben hiç önemsenmedim. Patoloji sonucunda bebeklerimin vefat etmesine sebep olacak fizyolojik bir bulguya rastlanmadı. Bebeklerimi üzüntünden, stresten, şahsıma uygulanan haksız muameleden kaybettim. Şimdi gecikmiş adaleti bekliyorum.”


YARIN: Nurhayat Yıldız’ın 31 Temmuz 2019 tarihli son mektubu yarın BOLD Medya’da.






















Üç yıldır Sinop Cezaevinde bulunan Nurhayat Yıldız, 1,5 yıllık tutukluluğunun ardından  Sinop Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Yıldız’ın dosyası 1 yıldır Yargıtay’da bekletiliyor.