koronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2020 Pazartesi

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

30 Mart 2020 
Tedavisi geciktirildiği için cezaevinde zatürreden hayatını kaybeden öğretmen Nesrin Gençosman'ın ablası Adalet Bakanı'na seslendi: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın!



Cezaeevinde ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran Kursu öğretmeni Nesrin Gençosman'ın ablası Zeynep Gençosman, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e çağrıda bulundu.
İNSANLIK ADINA SİZE SESLENİYORUM
"İnsanlık vazifem adına..." başlıklı bir mail yazıp Gül'e gönderen Gençosman, "O sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın. Yaşatılan ihmalller geri dönüşü mümkün olmayan hatalar yaşatmasın istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileleri tek başına dertleriyle bırakamaz, kendi vatandaşını ölüme terk edemez, etmez." dedi.

Nesrin Gençosman hayatını kaybettiğinde 30 yaşındaydı.
KORONA SEMPTOLARININ AYNISI VARDI
Kardeşinin 11 Temmuz 2018'de tutuklanıp Ordu Cezaevi İnfaz Kurumuna gönderildiğini, o dönem adı konulmamış fakat COVİD-19 virüsünün oluşturduğu semptomların aynısını gösterdiğini ifade eden Gençosman, "Hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen, cezaevi yetkilileri hastaneye sevk etmediği ve 5 gün sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu, entübe halinde reanimasyon yoğun bakım servisine acilen kaldırılan ve 8 gün sonra yaşamını yitiren Nesrin Gençosman'ın ablası ve o sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum" ifadelerini kullandı.
YAŞAM HAKLARI ELİNDEN ALINMASIN
Zeynep Gençosman, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının ellerinden alınmasının yasal ve doğru olmadığını da sözlerine ekledi ve siyasi tutuklu ve hükümlülerin de ivedilikle tahliyesini talep etti.

Zeynep Gençosman bu mesajını başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkili kurumlara gönderdiğini söyledi.



29 Mart 2020 Pazar

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

29 Mart 2013 

23 aydır İzmir Şakran T1 Cezaevine tutuklu bulunan Ali Uysal, korona günlerinde cezaevinde alınan önlemleri yazdı. Uysal, "1 kişi grip oldu. 5 günde yayıldı. Siz dışarıda biz içeride Allah'a emanet." dedi. 


Geçen hafta Şakran Cezaevinde 4 siyasi mahkum yüksek ateş nedeniyle hastaneye sevk edilmişti. Büyük bir cezaevi olan Şakran'da yakınları bulunan aileler oldukça endişeli. İçeriden sağlıklı bir bilgi alamadıklarını belirtiyorlar. Eğitimci Ali Uysal, eşine gönderdiği 12 sayfalık mektubunda koğuşun yarısının grip olduğunu, buna rağmen yeterli ve gerekli önlemlerin alınmadığını, gardiyanların aramalarda botlarıyla yatakhaneye rahatça girip çıktığını söyledi.
BURASI GÜVENLİ EDEBİYATI YAPILIYOR
Ali Uysal, 23 Ocak 2020 Pazartesi günü yazdığı mektupta şöyle dedi:
"Güya birtakım önlemler alınıyor görüntüsü var. Ama gerek arama için geldiklerinde gerekse ilaçlama, pat diye giriyorlar içeri ve yatak koyduğumuz alana dahi (ki yatak koymadığımız alan yok zaten) botlarıyla basıyorlar. Ama bu gerizekalı virüsler botların altına bulaşmayı akıl edemedikleri için korkmamıza gerek yokmuş. Burası çok güvenli edebiyatı tam gaz yapılıyor."
1 KİŞİ GRİP OLDU, 5 GÜNDE KOĞUŞUN YARISINA YAYILDI
Koğuşta bir kişinin grip olduğunu, 5 günde koğuşun yarısına bulaştığını belirten Uysal, "Halsizlik, boğaz gıcıklaması, öksürük şikayetleri var. Bu virüs meselesinden dolayı o kadar dikkatliyiz ki sürekli el yıkamaktan ellerimiz tahriş oldu çoğumuzun. Seccadeye değsek ya da masaya hemen koşup el yıkıyoruz. Başka bir yolu yok. Bu kadar kalabalıkta her an tetikte olmak gerekiyor." ifadelerini kullandı.
MEMURLARIN SAYISI BİN, AYNI MANAV, AYNI KANTİN KULLANILIYOR
Uysal şöyle devam etti: "Gelelim işin sonuç kısmına: O grip olan bir kişinin şikayet ettiği rahatsızlıklar 5 gün içinde koğuşun yarısına yayıldı. İşin realitesi buyken aptal yerine konmaktan rahatsız oluyor insan. İnsan hayatının bu kadar rahat gözden çıkarıldığı ikinci bir ülke var mı acaba? En güvenli dedikleri yere görevli olarak her gün yüzlerce kişi girip çıkıyor. Memurların toplam sayısı 1000'e yakın. Aynı manav, aynı açık cezaevinden yemek, aynı kantin vs. Sistemi izole etmek mümkün değil... Dışarıda siz Rabbime emanet, içeride biz."

Ali Uysal, koğuşa bir-iki defa dezenfenktan sıkıldığını ve ateşlerinin ölçüldüğünü de belirtti.

Hilal Uysal, eşinin mektubunun iki sayfasını Bold Medya ile paylaştı.


14 KİŞİLİK KOĞUŞTA 24 KİŞİ KALIYOR
Bold Medya'ya bilgi veren Ali Uysal'ın eşi Hilal Uysal, "14 kişilik koğuşta 24 kişi kalıyorlar. Yerde yataklar var. Kışın bile camın açık kalması gerekiyor. Nefes alamıyorlar. Birine çarpmadan bir yere gitmek imkansız. Dar bir alan. Sadece ortak alanda iki masa sığabiliyor. Ramazan'da bile önce bir grup iftar açıyor. Öbürleri namaz kılıyor." ifadelerini kullandı.

Geçen hafta Şakran T1 Cezaevinde 4 siyasi tutuklunun yüksel ateş nedeniyle hastaneye sevk edildiğini hatırtlatan Hilal Uysal, "Eşimin hastalandığı döneme denk geliyor. Sıkıntım o. Önce 4 kişi ateşleniyor, sonra eşim ve koğuş arkadaşları. Şu an yapılan bir test yok İzmir'de. Negatif çıktı sonuçlar diye açıklama yapıldı ama sonuçlar hemen gelmiyor ki. Bu nasıl oldu. Çok endişeliyiz açıkçası." dedi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında Mayıs 2018'de tutuklanan Ali Uysal, 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay'da bulunuyor. 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat mezunu olan Uysal, etüt merkezlerinde eğitmenlik yapıyordu.
1,5 YAŞINDAKİ KIZIMLA 7 AY HAPİS YATTIM


Hilal Uysal da eşiyle ayn gün tutuklandı. 1,5 yaşındaki kızı Zülal ile 7 ay Şakran Kadın Kapalı Cezaevinde kaldı. Hilal Uysal, "Ben oradayken kızım iki kere kaza geçirdi. Ranzadan düştü ve kampüs içerisindeki hastaneye sevk ettiler. İki saat boyunca gözlem altında tutulduk. Doktor yoktu. Kendi çocuğunuzun doktoru kendiniz olacaksınız denildi ve gönderildik." diye konuştu.
9 YIL SONRA DOĞDU
Uysal, kontrol için 3 ay sonraya gün verildiğini,  şimdi 3,5 yaşında olan kızının 9 yıl süren bir tedaviden sonra dünyaya geldiğini, devam eden tedavilerini mahkemeye bildirmelerine rağmen dikkate alınmadığını da sözlerine ekledi.



Oğlumun 'baba' çığlıklarını duyan yok mu?

29 Mart 2020 
Gelişim geriliği hastası Mesut'un annesi Tuba Yaslı, 15 gündür oğlunu sakinleştirmek için çırpınıyor. İki senedir çocuklarına tek başına bakan Yaslı, "Dayanacak gücüm kalmadı." dedi.



27 aydır İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu olan Ferruh Yaslı ve Tuba Yaslı'nın gelişim geriliği hastalığı bulunan 11 yaşındaki oğulları Mesut'un çığlıkları yürekleri sızlattı. Koronavirüs nedeniyle dışarı çıkamayan oğlunun 15 gündür daha çok hırçınlaştığını söyleyen Tuba Yaslı "Oğlumun çığlıklarının duyulmasını istiyorum." dedi.
DOĞUMDA OKSİJENSİZ KALDIĞI İÇİN
14 yıllık evli olan Tuba-Ferruh Yaslı'nın iki çocukları var. Doğum esnasında oksijensiz kaldığı için nöbet geçiren Mesut konuşamıyor. Kendini bağırarak ifade ediyor. Ayağa kalkıp yürüyemiyor. Tamamen özel bakıma ve desteğe muhtaç.

Mesut dünyaya geldikten sonra hayatlarının hep bir koşturma içinde, hastanede, özel eğitimlerde geçtiğini belirten Tuba Yaslı, "15 gün küvezde yattı. Gelişimsel gerilik dedi doktorlar. Bugüne kadar hep Mesut'un tedavisiyle ilgilendik. Herkes sen çok güçlüsün, nasıl kaldırabiliyorsun diyor. Artık ben de kaldıramıyorum." diye konuştu.



ARTIK SABRIM KALMADI
Son 15 gündür Mesut'un çığlıklarının aşırı derecede arttığını ifade eden Yaslı, "Günü bölersek yüzde 80 hep hırçın. Evden çıkaramıyoruz. Bu süreçte daha da bunaldı. 27 aydır babasını sadece 5 kere gördü. Kapalı alanlarda asla durmuyor. Bağırmaya başladı mı çaresi yok. Alttan komşu geliyor ne oluyor diye. Dolmuş şoförü Alsancak'ta yolun ortasında indirdi, ağlayan çocuğu götüremem diye." ifadelerini kullandı.
Yaslı, İzmir'de Şehit Lütfü Gülşen Özel Eğitim Uygulamalı Okuluna 4 yıl devam eden oğlunun, geçen sene servisten düştüğü için uzun süre okuluna gidemediğini de ifade etti.
BAĞIRMA ABİ, BABAM GELECEK
Yaslı çiftinin küçük oğulları Mirza (5) ise annesinin ifadesiyle evin neşesi. Bir yaşından itibaren babasız büyüyen Mirza, küçücük yaşında abisini sakinleştirebilecek olgunluğa çoktan erişmiş. "Ağlama abi, az kaldı, babam gelecek." diye onu teselli ediyor.
MALİ MÜŞAVİR
Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2018'de tutuklanan mali müşavir Ferruh Yaslı (39), 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay'da bulunuyor.




Tuba-Ferruh Yaslı, çocukları Mesut (11) ve Mirza (5) ile Şakran Cezaevinde bir görüş gününde.



27 Mart 2020 Cuma

"Oğlum ve gelinim tutuklu, biz evden çıkamıyoruz, torunlar ne olacak?"

27 Mart 2020 
Zeynep ve İdris Eker çifti, koronavirüs sebebiyle yaşlılara getirilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle zor durumda... Yozgat'ta yaşayan ve iki torununa bakmak zorunda kalan Zeynep Eker, "Biz ne yapacağız" diye soruyor.


Evinin salonunda kendi kendine bir video çekip Bold Medya'ya gönderen babaanne Zeynep Eker (59), yetkililere ve vicdan sahibi insanlara seslendi. "Eşim 65 yaşında, dışarı çıkamıyor. Şeker hastası. Ben 59 yaşındayım. İki torunuma bakıyorum. Onları bırakamıyorum. Evde kaldık. Ekmek alacak dahi gücümüz yok. Biz ne yapacağız" dedi.

Yozgat'ta yaşayan Zeynep Eker'in oğlu Hamit Eker ve gelini Emine Eker, 24 aydır Kırıkkale Keskin Cezaevinde tutuklu.

İki yıldır torunları İdris Halit (8) ve Ali Hamza (6) ile ilgilenen Zeynep Eker, "Çocuklarımı serbest bırakmanızı ve onların yavrularını bağrına basmasını istiyorum. Anneden babadan başka torunlarımı emanet edecek kimsem yok" diye konuştu.
İKİSİ DE ÖĞRETMEN
Cemaat soruşturmaları kapsamında 9 Mart 2018'de tutuklanan Eker çifti, 8,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyaları Yargıtay tarafından onaylandı. Özel okullarda çalışan Hamit Eker sınıf, Emine Eker ise matematik öğretmeniydi.

Emine Eker, çocuklarıyla birlikte, Keskin Cezaevinde.
ZEYNEP EKER'İN 9 DAKİKALIK VİDEODAKİ KONUŞMASI
"Ben 61 doğum bir anneyim. Oğlum ve gelinim iki yıldır tutuklu. İki yavrusu var. Biz bakıyoruz. Biz mağduruz. Eşim yaşlı, 65 yaşında, şeker hastası. Üzüntü nedeniyle göz arkaları kanama yaptı. Benim bir gözüm hiç görmüyor, öbürü hafif görüyor. Ama görme şekli daha bozuldu.
BİR GÖZÜM GÖRMÜYOR
Geçen görüş gününde cezaevine gitmiştim. Cezaevinden çıkamadım, mağur kaldım (göz tarama makinesi gözünü okumadığı için otomatik kapı açılmıyor). Cezaevi müdürü bana kızdı, neden bu halde geldin, dedi. İki senedir her ay geliyorum ama ilk defa böyle bir şey yaşadım. Gözümün böyle olmasının nedeni nedir? Bunun nedeni düşüncedir, üzüntüdür. İki yavru annesiz, babasız, sevgisiz, şefkatsiz... Bakıma muhtaç. Bir ekmek bulamayıp... Torunum "Babaanne açılan bir şey vardı, onu neden almıyorsunuz" diye soruyor. Yavrum onun adı muz, diyemedim.
2 LİRA İLE NASIL GEÇİNEBİLİRİZ?
Virüs geldi, bu nedenle çok perişanız. Eşim sokağa çıkmıyor. Ben de yavrularımı bırakamıyorum. Maddi-manevi yeterli imkanımız yok. Her ay çocuklara maaş gönderiyoruz. Bizim maaşımız belli, saklayacak değiliz, banko dekontlar var. 800 lira arıyoruz, evimize 780 lira kesiliyor. Elimize aldığımız 2 lirayla nasıl geçinebiliriz? Bu şekilde yaşamak zorundayız.
KANALLARI ARADIM, DÖNMEDİLER
Her tarafı aradım. Kanalları aradım. Dediler ki eve getiririz. Ararız dediler dönmediler. Benim çocuklarımın orada kalması, bu şekilde yatmaları bizi endişelendiriyor. Oğlum pazar günü aradı. Baba-anne size bir şey olursa o yavrular nerede kalır, ne yaparsınız? Bu bizim içimizi çok acıtıyor. Bu nedenle yavrularımızın bir an önce oradan kurtulmalarını istiyorum.
OĞLUMU YOKLUKLA OKUTTUM
Hamit Eker.

Yavrumu ben yoksullukla okuttum. Hiç imkanımız yoktu. Beş çocuk annesiyim. Ta Ankara dağlarında, Kayaş'ın tepelerinde susuz ve ekmeksiz kalarak. Ben çocuk bakıcılığı yaptım. Oğlum hamallık yaparak okudu. Neler çekti, buzdolapları, eşyalar sırtında... Bizim suçumuz, günahımız neydi bu ızdırabı çekiyoruz. O kadar anne baba mağdur oldu, ölenler oldu, trafik kazaları geçirenler oldu.
OĞLUMUN SUÇU NEYDİ?
Ben 59 yaşındayım. 60 yaşında bir babanın kızıydım. Su çekerek, çamaşır yıkayarak, bulaşık yıkayarak büyüdüm. Okula 2 gün gittiysem 3 gün gitmedim. Benim namazla, abdestle, Kuran'la hiçbir bilgim yoktu. Şu an okuyorum ama Sübhaneke ve celle diye okuyorum. Yeni dört günlük namaz kılıyorum. Benim oğlum namazlı abdestliydi. Suçu neydi? Böyle mi olmak lazımdı. Hakkını nasıl verebilirler? Tutacak dalım kalmadı. Sade istiyorum ki, benim yavrularımı bu virüs durumunda çıkarsınlar, bağırlarına bassınlar.
TÜRKİYEMİZ KURTULSUN
Bizim yaşımız geldi geçti. Bizim için Türkiyemiz önemli. Türkiyemiz kurtulsun. Şu virüs belasından da kurtulalım. Allah her şeyi verir. İnancımız sonsuz, inanıyoruz, güveniyoruz, ama ekmek alacak daha gücümüz yok. Bulaşığı elimde yıkıyorum, ilaç alamıyorum. Çocuklarıma giysi alamıyorum.
BU YAVRUMU KİME EMANET EDEYİM?
Yavrum okudu öğretmen oldu. Kızlarımın hiçbiri okumadı. Keşke oğlum da okumasa da dışarıda koyun gütseydi, çoban olsaymış, daha gurur duyardım. İşte bir torunum geldi (Ali Hamza videoda yanına geliyor). Ali Hamza gel seni Türkiye görsün. Babaanne sen beni doğurdun, ben senin yavrunum diyor. Bu yavruyu kime emanet ederim. Beni virüs alırsa, eşim ölürse hangi kapıyı çalarım. Anneden babadan başka emanet edecek kimsem yok benim.

İdris Halit (8), Ali Hamza (6).
"POLİSLER GELDİ, EVİMİZİ ARADI"
Hepinize teşekkür ediyorum. Benim sesimi Türkiye duysun. Büyük olan sabaha kadar korkularla uyuyor. Polisler geldi, evimizi aradı. Benimle yatıyorlar. İki yıldır bir gün ayrılmadı. Virüs nedeniyle yatağımı yere koydum, yerde yatıyorum. 4 gün oldu. Ama öncekinde 40 gün gözüme uyku girmedi. Yavrularımı bağrıma bastım, gözlerine bakarak sabaha kadar gözyaşı döktüm. Bunun hesabını kim verecek. Bana cevap verin. Benim sesimi duyun.
VİCDANINIZ NASIL EL VERİYOR?
Biz mektep, medrese, cami görmedik, Kuran bilmedik, Yasin okumadık. Benim oğlum her şeyi okuyor ama maalesef içeride. Eşim dostum akrabam arkasını döndü. Kuran okuyanlar, namaz kılanlar, hepsi dört duvar arasında kalıyor. Buna vicdanınız nasıl el veriyor.
LÜTFEN BİZE YARDIM EDİN
Lütfen bize bir yardım. Bize el uzatın. Rica ediyorum, bütün Türkiye'den, bütün devletten. Devlet de bizim, millet de bizim, insan da bizim. Hepimiz birbirimize bağlı olmalıyız. Hepinize teşekkür ediyorum. Allah'a emanet olun.