19 Eylül 2013 Perşembe

Türkiye'de İslam sanatlarının geometrisini bilen yok!

19 Eylül 2013
Sultanahmet'teki İstanbul Tasarım Merkezi (İTM) ve Ümraniye Belediyesi, 23 Eylül Pazartesi günü Türkiye'de ilk kez düzenlenen bir sempozyum gerçekleştirecek. 1. Uluslararası İslam Sanatında Geometrik Desenler Çalıştayı, başta Hollanda olmak üzere, zaman zaman dünyanın farklı ülkelerinde düzenleniyor. İstanbul'daki programa ABD, Hollanda, İngiltere, Fransa, İran ve Dubai'den olmak üzere 10'dan fazla uzman katılıyor. Türkiye'den ise sadece 1 isim olacak. Hepsinin uzmanlık alanı ya İslam mimarisi ya da İslam sanatında geometrik desenler. 29 Eylül'e kadar Ümraniye Nikah Sarayı ve Kültür Merkezi'nde devam edecek olan çalıştayda uzmanlar, İslam sanatının matematiğini konuşacaklar.

"Türkiye'de İslami Geometrik Desenler" paneli ile başlayacak olan etkinlikte İTM’nin merkez binasında aynı adla bir sergi açılacak. 1. Uluslararası İslam Sanatında Geometrik Desenler Çalıştayı'nın koordinatörü ve İslam bilim tarihi uzmanı Hüseyin Şen'in hem kendi hikayesi, hem etkinliğe katılan davetlilerle ilgili anlattığı bilgiler, tarihimize ve kültürümüze verdiğimiz değeri göstermesi bakımından manidar. (www.igp-istanbul.com, İstanbul Tasarım Merkezi 0212 458 61 61)

Sizi Türkiye'de pek tanımıyoruz, neden?
Ben Hollanda'da doğdum. Hollanda İnholland Üniversitesi'nde Uçak ve Uzay Mühendisliği okudum. Sonra Utrecht Üniversitesi'nde Bilim Tarihi ve Felsefesi alanında master yaptım. İstanbul'daki İslam ve Bilim Tarihi Müzesi'nde TÜBİTAK görevlisi olarak beş ay çalıştım.

İslam bilim tarihine nasıl merak sardınız?
Hollanda'da Türk ve farklı Müslüman çocuklara ev ödevi yardımı verirken ‘onların özgüvenini nasıl artırabilirim?' diye araştırma yapıyordum, kendimi İslam bilim tarihinin içinde buldum. Hollanda Leiden Üniversitesi'nde Arapça bilim yazmaları olduğunu öğrendim ve ‘Bu eserler burada ne arıyor?' diye araştırınca hocamla tanıştım.

Hocanız kim?
Profesör Dr. Jan P. Hogendijk. Utrecht Üniversitesi'nden. İslam sanatında grafik desenler konusunda en yetkin nadir isimlerdendir. Kendisi bu çalıştaya gelemedi. Tanıştığımızda “Gel benim öğrencim ol, bu senin tarihin, bunu araştıran kimse yok.” deyince İslam bilim tarihi master'ı yapmaya başladım. Hollanda'daki bu konuyu okuyan tek öğrenciyim. O gün bugündür bu alanda uğraşıyorum.

Ne gibi çalışmalar yaptınız bu alanda?
Dünyanın her yerinde usturlap sunumları yapıyorum. Usturlap Ortaçağ’ın bilgisayarı denilebilir; navigasyon aleti, bir nevi yıldız haritası gibi bir şey. Sultanahmet'teki İslam ve Bilim Tarihi Müzesi'nde örnekleri var. Türkçe literatürde usturlap fazla geçmediği için ne olduğu pek bilinmiyor, faaliyet de yok. Master tezi için III. Murat döneminde rasathane kuran Takiyüddin'in güneş saatleriyle ilgili eserinin bir kısmını Arapça'dan İngilizce'ye tercüme ettim. Bu kolay bir şey değil, sırf matematik var içinde, teknik açıklamalarını yazdım.

Matematik ile İslam sanatlarının ilgisi nedir?
Özellikle Selçuklu desenleri çok kompleks. Matematiksel arka planı var. Ama Türkiye'de doğru dürüst bu alanda araştırmacı yok. Olanlar da sanat tarihçisi, desenlerin matematiğini anlayamıyorlar ve orijinal kaynakları okuyamıyorlar. Hocam Arapça ve Farsçayı çok iyi okuyor ve matematiğini de anlıyor.

Böyle bir sempozyum düzenleme fikri nasıl gelişti?

Jan P. Hogendijk, 2005'te Leiden Üniversitesi'nde bir çalıştay düzenlemişti. Uzmanların bir kısmını orada tanıdım. Türkiye'de böyle bir çalıştay yapalım diye konuştuk. Senelerce bir sponsor bulamadık. İstanbul Tasarım Merkezi hemen kabul etti.

2005'te bu ilgi nereden çıkmış?
İslam sanatlarında geometrik desenlere ilgi her zaman vardı. İslam dünyasına ve matematiğe meraklıysanız, yolunuz İslami grafik desenlere çıkıyor. Türkiye'ye gelecek uzmanlar da öyle. Mesela Polonya asıllı Miroslav Mayevski, ‘İstanbul'da Grafik Desenler' diye bir eseri var. Sırf İstanbul'u çalışmış.

O da Türkiye'de bilinmiyor değil mi?

Bilinmiyor. O kadar şok oluyorum ki, nasıl olur da biri kültürümüzle alakalı kitap yazar, Polonya'da çıkar ve bizim haberimiz olmaz! Bu üzücü bir şey. Kendi dilinde yayınlanmış bu eser sadece. Mesela Carol Bier'in uzmanlık alanı Doğu halılarında matematiksel düzen. Halıların matematiği aklınıza gelir miydi? Öğrencilerle Türk halısını alıp içindeki simetri gruplarını analiz etmek muhteşem olurdu. Ama biz bu konuda çok gerideyiz.

Bu alanda bizde hiç kimsenin çalışması yok mu?
İki uzman var. Biri Selçuk Mülayim hoca. Çalıştayda olacak. İkincisi Harvard Üniversitesi Sanat ve Mimarlık Tarihi Bölümü'nde Ağa Han İslam Sanatı Kürsüsü Profesörü Gülru Necipoğlu. Bu programa davet etmek için çok uğraştım ama maalesef kendisine ulaşmak mümkün değil. İslam sanatında geometrik desenler alanında en önemli kitap onun yazdığı Topkapı Scroll'dur. Bu aslında sarayda bulunan bir parşömendir. 1986 yılında keşfedilmiştir. Üzerinde 110 tane İslami desen var. Orijinali Tebriz'de üretilmiş, 15-16. yüzyıllarda. Topkapı Scroll, parşömenin tıpkıbasımını da içeren yorumlu bir kitaptır. Ama sadece İngilizce ve Farsçası var bu eserin, maalesef Türkçesi yok. Ne kadar yazık değil mi?

Üyelerinin hepsi bilim adamı olan Resüli Hanedanlığı'nı anlattı
 

Hüseyin Şen: “16 Eylül 2013 Pazartesi günü tarihçi Salim Aydüz ve İhsan Fazlıoğlu hoca ile birlikte Türkmenistan'da bir çalıştaya katıldık. Orada bir tebliğ sundum ve usturlabı anlattım. Tebliğim Yemen'de hüküm sürmüş Resuli hanedanlığı ile ilgiliydi. Bu hanedanlık Oğuz Türklerinden. Üyelerinin hemen hepsi bilim adamı. Birçok alanda eserler vermişler. İlginç bir hanedanlık. Hanedanlığa mensup üçüncü sultan Melikül Eşref'in bizzat imal ettiği bir usturlap var. Şu anda aslında New York Metropolitan Müzesi'nde onun yeni bir modelini geliştirdik bir arkadaşla. Yıldız konumlarını günümüze göre uyarladım, kartondan renkli bir çalıştay metodu geliştirdik. Usturlap ortaçağların bilgisayarı, navigasyon aleti, bir nevi yıldız haritası gibi bir şey. İslam ve Bilim Tarihi Müzesi'nde örnekleri var. Türkçe literatürde usturlab fazla geçmediği için ne olduğunu bilinmiyor, pek faaliyet de yok. Türkmenistan'da hem Resulileri, hem de usturlabı anlattım. İslam dünyasında bir sultanın bizzat kendi yaptığı usturlabın günümüze gelmiş olması çok nadir. O usturlabı nasıl yaptığına dair bilgilerin yer aldığı bir el yazmasının günümüze ulaşması daha da nadir bir olay. En nadiri, bu el yazmasında sultanın icazetinin yer alması. Yani Yemenli Türk Sultan'a iki astronomi hocasının verdiği icazet diploması bulunuyor kitapta. Çalıştayda bütün bunları anlattım.”

İSLAM SANATLARI DESEN UZMANLARI

Mekke ve Medine için tasarımlar yaptı

Jay Bonner (ABD): İslam mimarisi ve geometrik desenler alanında otorite kabul edilen isimlerden biri olan Jay Bonner, çalıştayın en ilgi çekici konukları arasında. 1983'te Royal College of Art'tan mezun olan Bonner, Mekke ve Medine için tasarımlar yaptı. Peygamber Efendimizin (sas) kabrinin (Mescid-i Nebevi) genişletilen kısmındaki bezemeleri ve Kabe için taşınabilir minber tasarladı. www.bonner-design.com

İslam Sanatında Geometrik Desenler kitabını yazdı

 Eric Broug (İngiltere): Eric Broug ismi ilgililerine yabancı gelmeyecek. Geçen yıl temmuz ayında Klasik Yayınları tarafından yayımlanan İslam Sanatında Geometrik Desenler adlı bir eseri bulunuyor. Orijinal adı “Islamic Geometric Designs” olan eser, Türkçe dışında İngilizce, Hollandaca ve Farsça olarak yayımlandı. Bu alandaki ikinci kitabını ekim ayında yayınlayacak olan Broug yeni çalışmasında, İslami geometrik desenler alanında 800 fotoğraf ve çizime yer veriyor. Eric Brough, Londra'daki Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu (SOAS), İslam Sanat ve Mimarisi Tarih Bölümü'nde yüksek lisans yaptı. Yorkshire'da çağdaş İslam sanatı üreten Broug, Atelier for islamic Architecture, Arts and Crafts'ı işletiyor. İslami geometrik desenler konusunda dünyanın birçok yerinde çalıştaylar yapıyor ve bu konuda makaleler yayınlıyor. www.broug.com

Uzmanlık alanı, Doğu halılarının matematiği 

Carol Bier (ABD): Daha önce Washington Tekstil Müzesi'nde küratör olarak çalışan Carol Bier, İslam sanatının halılara nasıl yansıdığını ve matematiğini araştırıyor. Halılarda simetri ve bezeme hakkında özel bir website geliştiren Bier, halen aynı müzede araştırmacı olarak çalışıyor ve MarylanCollege of Art'ta ders veriyor. Carpet and History adlı bir eseri yayımlandı.

Çini sanatının geometriğini iyi biliyor

Jean-Marc Castera (Fransa): Fransız asıllı Jean Marc-Castera da İslami geometrik desenler konusunda uzman. Fas'ta geometrik çini sanatı konusunda kapsamlı bir kitabı, “Arabesques: Decorative Art in Morocco” adıyla yayınlandı. Bunun dışında güncel mimari projelerde danışman olarak görev alıyor. www.castera.net

Lise öğrencilerine İslami desenler dersi veriyor

Goossen Karssenberg (Hollanda): Goossen Karssenberg, Hollanda'nın kuzeyinde bir adada matematik öğretmeni olarak çalışıyor. Hollanda Bilimsel Araştırma Kurumu'nun verdiği destekle araştırmacı öğretmen olarak lise seviyesi öğrenciler için İslami geometrik desenler hakkında farklı çalıştaylar ve materyaller geliştirdi. İslami mozaik ile ilgili hem öğrencilere hem de matematikçilere ders veriyor. Hollanda Leiden Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü'nde de mozaik workshopları düzenliyor. www.goossenkarssenberg.nl

İslami geometrik desenler ve mineraller

Emil Makovicky (Danimarka): Danimarkalı jeoloji profesörü Emil Makovicky, İslami geometrik desenler ile minerallerin iç yapıları ve şekilleri arasında kurduğu bağlantıdan yola çıkarak yaptığı araştırmalarla ödüller alan bir bilim adamı. Yani mineralogist. Son dönemlerde İstanbul, Konya ve Sivas'ta bulunan geometrik desenleri yerinde incelemiş ve analiz etmiş. İslami geometrik desenler konusunda oldukça önemli yayınları var. Hala Kopenhag Üniversitesi, Jeoloji ve Doğal Kaynaklar Yönetimi Bölümü'nde ders veriyor.

Kimyanın sanatla ilişkisini kuruyor

Hacali Necefoğlu (Azerbaycan): 1955 Azerbaycan doğumlu olan Necefoğlu, Azerbaycan Devlet Üniversitesi Kimya Fakültesi'ndeki lisans eğitiminin ardından, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Anorganik ve Fizikokimya Enstitüsü'nde doktorasını tamamladı. Halen Kafkas Üniversitesi Fen Edebiyat. Fak. Kimya bölümünde profesör olarak çalışıyor. Aynı zamanda Kafkas Üniversitesi Kafkasya ve Orta Asya Araştırma Merkezi Müdürü de olan Necefoğlu'nun, kimyadaki kristal yapıların formları ve Türk-İslam mimarisinde uygulanmış olan geometrik formlar arasındaki ilişkisiyle ilgili akademik araştırmaları bulunuyor.

Kumdan geometrik desenler yapıyor

Elvire Wersche (Hollanda): 1948 Almanya doğumlu olan sanatçı 1974'den bu yana Hollanda'da yaşıyor. En ilginç projesi, dünyanın 600 farklı yerinden topladığı kum çeşitleriyle, birçok farklı ülkede gerçekleştirdiği özel sunum. Çalıştayda da benzer bir sunum yapacak olan sanatçı son olarak Sarjah Emirliği'nde bulunan İslam Medeniyeti Müzesi'nde 240 saatlik bir çalışmayla rengarenk kumlardan 9×3,6m büyüklüğünde bir geometrik desen oluşturdu. www.elvirawersche.com

Cami mimarisini anlatıyor 

Reza Sarhangi (İran): Amerika Towson Üniversitesi matematik bölümünde profesör. İran'da yaşadığı sırada cami mimarilerden etkilenip araştırmaya başlıyor ve öğrencilere ders veriyor. http://pages.towson.edu/gsarhang/‘Yeni araştırmacı ödülü' aldı.




Doktora tezi tahrip olmuş tezyinatlar

Rima al-Ajlouni (ABD): Texas Tech Üniversitesi Mimarlik Fakültesi'nde yardımcı doçent olan Rima al-Ajlouni, İslami geometrik desenler konusundaki çalışmalarına 1996 senesinden bu yana devam ediyor ve bu konuda seminerler veriyor. Ajlouni, geleneksel matematik ile güncel teoriler hakkında yaptığı araştırmalardan dolayı Mimari Araştırma Merkezleri Konsorsiyumu Yeni Araştırmacı 2011-2012 ödülüne layık görülmüş. Doktora tezini, kısmen tahrip olmuş tarihi geometrik tezyinatların gelişmiş bilgisayar teknikleriyle tekrar rekonstrüksiyonu konusunda bir araştırma yaparak tamamlamış.

Türkiye'den katılan tek uzman

Selçuk Mülayim (Türkiye): Lisans eğitimini İstanbul Üni. Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü'nde tamamlamış olan ve Selçuklu Dönemi Geometrik Süslemeleri konusunda doktora tezi bulunan Prof. Dr. Selçuk Mülayim, halen Marmara Üni. Fen Ed. Fak. Sanat Tarihi Bölümü'nde öğretim üyesi ve bölüm başkanlığı görevinde bulunuyor. ‘Mimar Sinan', ‘Ortaçağ Türk Sanatında Süsleme ve İkonografi' gibi konularda özel çalışmaları mevcut.

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ




15 Eylül 2013 Pazar

Malatya kültürü sözden yazıya geçiyor

15 Eylül 2013
Malatya Valiliği, örnek bir çalışma ile şehrin sözlü kültürünü, mimarî, tarihî ve edebî değerlerini yazıya geçiriyor. 24 kitaplık dizide Malatya’nın yemek kültüründen mimarisine, masal ve öykülerden çocuk oyunlarına kadar Malatya kültürü kayıt İstanbul DT’den altına alınıyor.

24 kitaplık ‘Malatya Kitaplığı’ dizisinden 15’i yayımlandı. Bu kitaplar, Malatya’daki kütüphanelerin yanı sıra diğer illerdeki halk kütüphanelerine, üniversitelere, dernek ve vakıflara da gönderildi.
Malatya Valiliği, gençlerin kitap okuma alışkanlığı kazanırken bir yandan da Malatya’nın kültürel tarihi ve sanat değerlerini öğrenmeleri için bir kitap dizisi hazırladı. Valiliğin öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Özel İdaresi ve Kayısı Vakfı işbirliğiyle hazırlanan “Malatya Kitaplığı” dizisi, toplam 24 kitaptan oluşacak. Kitaplarda, yemek kültüründen mimariye, masal ve öykülerden çocuk oyunlarına, şehrin yetiştirdiği şair ve ressamlardan devlet adamlarına kadar Malatya kültürü kayıt altına alınıyor.

    Kitap dizisi oluşturulurken, öğrencilerin yaşadığı şehrin tarihini ve kültürünü derli toplu bir eserden öğrenmeleri amaçlanmış. Bir dönem önceki Malatya Valisi Doç. Dr. Ulvi Saran öncülüğünde başlatılan proje kapsamında Malatya’nın tarihi, kültürel ve sanatsal değerlerinin gün yüzüne çıkarılması, arşivlenmesi ve tanıtılması da hedeflenmiş.

    İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nce yürütülen proje, yeni Vali Vasip Şahin himayesinde devam ediyor. Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Derviş Özbay, şimdiye kadar 24 kitaplık “Malatya Kitaplığı” dizisinden 15’inin yayımlandığını söylüyor. Bu kitaplar, Malatya’daki tüm kütüphanelere gönderilmiş. Ayrıca yurtiçinde de bürokratlar, il valileri, il halk kütüphaneleri, üniversiteler, dernekler ve vakıflar ile paylaşılmış.

     Bugüne kadar yayımlanan kitaplar arasında Kent Rehberi, Battalname, Malatya Masalları, Malatya Öyküleri, Malatya Bibliyografyası, Malatya  Çocuk Oyunları, Şemsi Belli, Malatya’nın Gönül Sultanı Niyazî-i Mısrî, Akçadağ Öğretmen Okulu, Osmanlı Dönemi Malatya Kökenli Devlet Adamları, Malatya Türk İslam Dönemi Mimari Eserler 1, Medeniyetin Beşiği Malatya, Siyah-Beyaz Malatya, Malatya Mutfak ve Yemek Kültürü, Malatyalı Ressamlar yer alıyor. Yayımlanacak kitaplar ise şöyle: Malatya’da Ziyaret Kültürü ve Ziyaret Yerleri, Malatya Efsaneleri, Sultansuyu Harası, Valilerin Hatıralarında Malatya, Malatyalı Musikişinaslar, Mimari Eserler, Malatya Tarihi.

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ






13 Eylül 2013 Cuma

Bugüne şükretmeyi unutuyoruz

13 Eylül 2013
Sanem Öge, geçen hafta gösterime giren Şimdiki Zaman filmiyle 31. İstanbul Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülü kazanmıştı. Beyoğlu’ndaki bir kafede fal bakan Mina karakterini canlandıran Öge, “Günümüz insanı, geçmişte yaşayıp ve gelecek için kaygılanınca bugüne şükretmeyi unutuyor.” diyor.

Birkaç yıl önce popüler olan ve hâlâ bu popülerliğini koruyan Beyoğlu’ndaki fal kafeler ve o kafelerin müdavimleri, Belmin Söylemez’in geçen hafta gösterime giren ilk filmi Şimdiki Zaman’a konu oldu. Filmin başkarakteri Mina (Sanem Öge), müşterileri memnun etmek için 20 TL’ye fal bakmak zorunda. ‘Geçmişte neler neler olmuş, vah vah vah, tüh tüh tüh ne acılar yaşanmış, ‘kumral bir kadın görünüyor orada, ona dikkat etmelisin, yakışıklı bir adam var ama…’ türünden cümleler duyup ferahlamak günümüz insanı için maalesef bir terapi yöntemi. Oysa yaşamakta olduğumuz an, kıymetini bilmeden nasıl da geçip gidiyor. Zamanımızı bol keseden harcamakta yetenekli bir milletiz.
    Oyunculuk kariyerinin başındaki Sanem Öge ise, bugünlere gelirken her anını değerlendirmek için boş durmadan çalışmış. Yapmadığı iş yok neredeyse. Lunaparkta bilet görevlisi, muhabirlik, editörlük, çevirmenlik… Tüm bu işlerin hepsi geçimini sağlamak üzere hayatta yan dal yapmak gibi bir şey onun için. Asıl hedefi, 1994’te Stüdyo Oyuncuları Oyunculuk Stüdyosu’nda eğitimini almaya başladığı oyunculuktur. Sonra devamı gelir.
       Önce kazandığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünü bitirir, İTÜ’de Sanat Tarihi yüksek lisans eğitimine başlar ama devam etmez. İkinci yüksek lisans denemesi, 2007 yılında Kadir Has Üniversitesi “Film ve Drama Bölümü”nde kabul edildiği oyunculuk üzerinedir. Genç oyuncu, Stüdyo Oyuncuları, Ve Diğer Şeyler Topluluğu, Tiyatro Oyunevi, İstanbul Devlet Tiyatrosu gibi tiyatrolarda önemli roller üstlenir. Bir yandan okul, bir yandan yayınevlerinde editörlük, bir yandan ilk sahne deneyimlerini yaşar bu yıllarda Öge. Tam o sırada, artık tamamen oyunculuğa yönelmesi gerektiğine karar verir. Hayatındaki her şeyin yarım yamalak olmasını istemez. “Birini tam yapmak istedim. Bir kapıyı kapatmadan diğeri açılmıyor. O cesareti göstermek gerekiyor.” diye düşünür ki, ödül almasına vesile olan tiyatro ve sinema teklifleri de işte bundan sonra gelir.
   
Kendisinin ifadesiyle ‘kovalamayan ve hırs yapmayan biri için’ filmografisi ve ödülleri oldukça göz dolduruyor Öge’nin: 2012 yapımı Şimdiki Zaman’daki rolü ile 31. İstanbul Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu seçildi. Ve Diğer Şeyler Topluluğu’nun sahnelediği Yüz Yılın Aşkı’ndaki rolü ile de Tiyatro Tiyatro ödüllerinde yine en iyi kadın oyuncu o idi. Sanem Öge’yi yakında, Tek Notalık Adam (2008), Ejder Kapanı (2010) ve Şimdiki Zaman’dan sonra, çekimleri kısa bir süre önce tamamlanan ve şu anda post production aşamasında olan Melisa Önel’in Kumun Tadı ve Esra Saydam ile Nisan Dağ’ın birlikte çektiği Deniz Seviyesi’nde izleyeceğiz. İlkinde Iraklı bir mülteci, diğerinde bir aşk hikayesinin bir parçası olarak karşımıza çıkacak olan genç oyuncu ne güzel ifade ediyor şükrünü: “Günümüz insanı geçmişte yaşayıp ve gelecek için kaygılanınca bugüne şükretmeyi unutuyor.”





HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ

11 Eylül 2013 Çarşamba

Tarihî yarımadayı kurtarma adımı

11 Eylül 2013
Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından 2012’nin başında kurulan İstanbul Tarihi Yarımada Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSTYAM), ekimde uluslararası bir sempozyuma hazırlanıyor. Merkezi Yedikule surlarının içinde olan İSTYAM’ın üzerinde durduğu en önemli konu, bölgede yaşayanlarda tarihî yarımada bilinci oluşturmak.
Fotoğraf: İzzet Keribar
 Sur içi diye tabir edilen tarihi yarımada hepimizin bildiği gibi çok önemli bir bölge. İlk İstanbul bu bölgede kuruldu, imparatorlukların merkezi oldu, yüzlerce tarihi yapı ve kültürel zenginlikler yine burada. Fakat tarihi yarımada bir o kadar da ilgiye ve sahiplenilmeye muhtaç. Yıldız Teknik Üniversitesi, bölgenin geleceğini teminat altına almak için 2012 yılının başında İstanbul Tarihi Yarımada Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSTYAM) kurdu. Fatih Belediyesi, Yedikule Mahallesi’nde 5 bin 400 metrekarelik arazi içinde 2 bin metrekare kapalı alanı olan bir binayı 20 yıl boyunca İSTYAM’a tahsis etti.

İSTYAM, bir yıldır hem sur içinde oturanlarda ‘nerede yaşadıklarına’ dair bir bilinç oluşturmak, hem de ‘tarihi yarımada uzmanları’ yetiştirmek için çalışmalar yapıyor. “Cankurtaran’da Dönüşüm ve Cankurtaran’da Yaşayanlar” ya da “İstanbul’un İlk Kadısı Tarafından Yaptırılan Hızır Bey Camii’nin Restorasyon Süreci” gibi seminerlerin yanı sıra Osmanlı Türkçesi atölyeleri açarak, evlerinin yanı başındaki mezar kitabesini okumayı bilmeyen ama öğrenmek isteyen tarihi yarımadalılarla akademisyenleri bir araya getiriyor.

YTÜ Mimarlık Bölümü Bina Bilgisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferah Akıncı’nın öncülüğünde kurulan İSTYAM, ekimde önemli bir sempozyuma hazırlanıyor. İran, İtalya, Azerbaycan, Hollanda gibi ülkelerden katılımcıların bildirilerini sunacağı Uluslararası Tarihi Yarımada Sempozyumu 3-5 Ekim 2013’te gerçekleş-tirilecek. Sempozyumda ‘Tarihi yarımadanın sınırları genişliyor mu? Silüeti bozan Zeytinburnu’ndaki ikiz kulelerin akıbeti ne olacak? Bu konuda akademisyenler ne diyor? Tarihi yarımada nefes almakta zorlanırken akademinin bu emeği yeterli mi?’ gibi konular tartışılacak. Akıncı, “Ben Fatih Malta’da büyüdüm. Tarihi yarımadanın yitip giden değerlerini gözümüzle gördük. Bu merkez, bölgedeki tarihsel dokunun en iyi şekilde korunması ve kültürel sürekliliğin sağlanmasına büyük katkı yapacak.” diyor.

ÜÇ KOMİSYON KURULDU

İSTYAM kapsamında kurulan üç önemli komisyon bulunuyor. Op. Dr. Mehmet Görgülü ve ekibinin oluşturduğu Biyolojik Materyal İnceleme Komisyonu, tarihi yarımadada yapılan kazılardan elde edilen yeni ve eski insan, hayvan ve bitkilere ait biyolojik materyallerin analizini yapıyor. Buradaki amaç; örneğin insan iskeletlerinde yaş, boy, cinsiyet, hastalık gibi özelliklerin saptanması yoluyla tarihi yarımadanın geçmişteki sakinlerini kimliklendirmek.

‘Tarihi Yapılarda Deformasyon Ölçmeleri’ adını taşıyan ikinci komisyon, tarihi yapılarda oluşan ya da oluşabilecek deformasyonları saptıyor. Doç. Dr. Atınç Pırtı, Yrd. Doç. Dr. R. Gürsel Hoşbaş, Uzman Taylan Öcalan’dan oluşan komisyonun tecrübeleri arasında sur içinde Fatih Camii deformasyon ölçme ve değerlendirme çalışması yer alıyor. Konservatör Uğur Genç yönetimindeki Tarihi Yarımada Deneysel Araştırma Komisyonu ise sokak sokak gezerek cam, taş, ahşap, fosil toplayıp binaları ve eserleri korumak için malzeme analizi yapıyor, ayakta kalan yapıların ömürlerini ve dayanıklılıklarını ölçüyor.

Sempozyumdan bazı etkinlikler

- “Tezhip ve Minyatür Sanatıyla İstanbul Tarihi Yarımadası” ve “İstanbul Tarihi Yarımada Resim Sergisi”, 3 Ekim 2013.

- Tarih ve ‘şehirli’ arasındaki ilişkinin çeşitli yönleriyle ele alınacağı tarihçi Teyfur Erdoğdu yönetiminde gerçekleştirilecek Şehirli Atölyesi, 2 Ekim 2013.

- Doç. Dr. Ercan Karakoç, “Osmanlı Devleti’nin Son Dönemlerinde İstanbul’da Toplu Ulaşım”, 4 Ekim 2013.

- “Tarihi Yarımadada Küçük Bir Çocuk Olmak” acaba nasıl bir duygu? Bölgede büyüyen Yrd. Doç. Dr. Şule Özkeçeci izlenimlerini aktaracak, 4 Ekim 2013.

- Program çerçevesindeki ilginç atölyelerden biri kesme şekerden Ayasofya Müzesi’nin yapılacağı Sugar Sophia Maket Atölyesi olacak, 1-2 Ekim 2013. Sempozyum oturumları ve etkinliklerin hepsi İSTYAM’ın Yedikule’deki merkezinde yapılacak. Katılmak isterseniz: www.istyam.yildiz.edu.tr, 0212 588 21 14

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ


7 Eylül 2013 Cumartesi

İbrahim Müteferrika koleksiyonu sahibini arıyor

17 Eylül 2013
Osmanlı’da ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika, 1745’te vefat edene kadar matbaasında 17 kitap bastı. Uğur Güracar, Türk, İslam ve Osmanlı tarihi açısından önem taşıyan 17 eseri buldu buluşturdu, bir araya getirdi.
Osmanlı döneminde ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika (1674-1745), vefat edene kadar matbaasında 17 kitap basıyor. 1920’lerde Beyoğlu’nda kurulan sahaf Librairie de Pera’nın bugünkü sahibi Uğur Güracar, ilk Türk matbaasında basılan 17 eser ile birlikte Müteferrika’nın ölümünden sonra yayımlanan dört eseri toparladı, bir koleksiyon oluşturdu.
       Bu koleksiyon önemli, çünkü bugüne kadar 17 eserin bir arada olduğu bir koleksiyon yoktu. Geçtiğimiz mayıs ayında Yalova’da açılan İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesi’nde bile, yetkililer çok arzu etmesine rağmen böyle bir koleksiyon bulunmuyor. Hatta Güracar’ın ifadesiyle dünyanın en önemli kütüphanelerinden biri olan ve yüzyıllık koleksiyonları koruma misyonu ile kurulan Paris’teki Bibliothèque Nationale de France’da (BnF) bile yok. Güracar, “Böyle bir koleksiyon dünyada çok az yerde veya kişide var. Bibliotheque Nationale’de bile tam değil. Bu eserleri müzayedeye çıkarıp satmak gibi bir fikrim yok. Bizim koleksiyonumuzda yer alıyor. Ama görmek, satın almak isteyen koleksiyonerlere de elbette kapımız açık.” diyor.

Koleksiyonun en değerli eseri, Osmanlı İmparatorluğu’nda ve İslam dünyasında Arap harfleriyle basılan ilk kitap olan Vankulu Lügati. Kapak içinde ebruların yer aldığı, mücellidinin mührünün bulunduğu Vankulu Lügati, Lale Devri’nin en değerli eseri olarak biliniyor. Müteferrika’nın bastığı bir diğer kitap, Türk denizcilik tarihine ilişkin önemli bir kaynak eser olan, Katip Çelebi’nin yazdığı Tuhfetu’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar yani Deniz Seferleri Hakkında Büyüklere Armağan.
    Koleksiyonda, ‘Türkiye’de basılan ilk resimli kitap’ olarak tanıtılan Tarih-i Hind-i Garbi’nin, değerine değer katan bir özelliği bulunuyor. Müteferrika, bastığı ilk üç kitaba adını yazmazken, bu eserin son sayfasına, eseri bizzat kendi eliyle bastığını belirten bir not düşmüş.

  İbrahim Müteferrika, matbaasında kendisinin kaleme aldığı kitapları da basıyor. Bunlardan biri, Osmanlı yönetim sisteminde yeniden yapılanmanın gerekliliğini ve uygulama yöntemlerini bilimsel bir şekilde anlattığı eseri, Usule’l-Hikem fi Nizame’l-Ümem. Koleksiyonda müellifi olduğu eserlerle birlikte, Müteferrika’nın katkıda bulunduğu başka kitaplar da mevcut.

   Müteferrika 71 yaşında vefat edince (1745) matbaa bir süre kapalı kalıyor. Devrin padişahı, matbaanın ruhsatını Müteferrika’nın bizzat yetiştirdiği Rumeli kadılarından İbrahim Efendi ve Ahmet Efendi’ye vermesine rağmen, sadece Vankulu Lügati’nin ikinci basımını yapabiliyorlar. Daha sonra I. Abdülhamid bu işin sürmesi için Divan-ı Hümayun beylikçilerinden Raşid Mehmet Efendi ile Vasıf Efendi’yi teşvik ederek makineleri Müteferrika’nın vârislerinden alarak onların bu işe devam etmelerini sağlıyor. İki ortağın bastıkları ilk eser, Müteferrika Matbaası makinelerinden çıkan on sekizinci kitap, “Tarih-i Sami ve Şakir ve Suphi”. Koleksiyondaki 21 eserin hepsi Türk-İslam ve Osmanlı tarihi açısından oldukça değerli. Bu değere yaraşır şekilde korunması da o kadar önemli. (www.librairiedepera.com)


Müteferrika Koleksiyonu’ndaki eserler

1- Vankulu Lügati olarak bilinen Cevheri’nin yazdığı Tercüme-i Sıhah-ı Cevheri. 

2- Tuhfetu’l-Kibar fi Esfari’l-Bihari Katip Çelebi.

3- Tarih-i Seyyah, Judas Thasddaeus Krusinski. 

4- Tarihu’l-Hindi’-Garbi El-Musemma Bi Hadisi Nev. 
 
5- Tarih Timur-i Gurgan, İbn Arabşah. 
 
6- Tarih-i Mısr-i Kadim ve Mısr-i Cedid, Süheyli Efendi. 

7- Gülşen-i Hulefa, Nazmizade Murteza. 
 
8- Grammaire Turque ou Methode Courte & Facile, Jena-Baptiste Daniel Holdermann. 

 9- Usulü’l-hikem fi nizami’l-umem, İbrahim Müteferrika. 
 
10- Fuyuzat-ı Mıknatısiyye, İbrahim Müteferrika. 

11- Kitab-ı Cihannümali Katip Çelebi, İbrahim Müteferrika-Katip Çelebi. 

12- Takvim el-Tevarih, Katip Çelebi. 
 
13- Tarih-i Na’ima, Mustafa Na’ima. 

 14- Tarih-i Raşid, Mehmed Raşid. 


15- Tarih-i Asım, Çelebizade Asım Efendi. 

16- Ahval-i Gazavat der Diyar-ı Bosna, Ömer Bosnavi. 

17- Ferheng-i Şuuri, Şuuri Hasan Efendi. 

18- “Tarih-i Sami ve Şakir ve Suphi”, Raşid Mehmet Efendi ve Vasıf Efendi. 

19- Tarih-i İzzi, Süleyman İzzi. 
 20- İ’rabu’l-Kafiye, Güzelhisarlı Zeyn,-Zade Hüseyin. 
 
21- Vankulu Lügati’nin ikinci baskısı.

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ