müzayede etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzayede etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2015 Cumartesi

‘Müzayedelerde egolar yarışır’

9 Mayıs 2015
2006’da kurulan Beyaz Müzayede’nin yarınki müzayedesinde 4 özel koleksiyon satılacak. Şirketin sahibi Aziz Karadeniz’e göre son on yılda müzayede sektörü büyüdü ve ‘müzayede’nin anlamı da farklılaştı. En önemlisi, müzayedelerin sanatçılar nezdindeki itibarı arttı, fakat durum koleksiyonerler cehpesinde farklı.
Beyaz Müzayede'nin sahibi Aziz Karadeniz, “Müzayedelerde sahip olma tutkusu ve egolar yar ışır. Ama bu, koleksiyonerin sanatla ilgisi olmad ığı anlam na gelmez.” diyor. (Fotoğraf: Oğuzhan Köse, Zaman)
Çok uzak değil, on yıl önce Müzayedeler bir ilkbaharda, bir de sonbaharda yapılırdı. Artık her hafta ikişer müzayede var. Biri bitiyor, diğeri başlıyor. Dudak uçuklatan, iştah kabartan fiyatlar konuşuluyor, paralar havada uçuyor. Türkiye’de düzenli olarak müzayede yapan 10-15 firmadan söz edilebilir. Toplam satışın yüzde 60’tan fazlası ise iki şirketin elinde: Beyaz Müzayede (Aziz Karadeniz), Antik AŞ (Turgay Artam). Çağdaş ve klasik resimler, antikalar, Osmanlı’dan kalan tombaklar, seramikler ve kitapların yanı sıra hat, ferman, hilye-i şerif, tarihî Kur’an-ı Kerim’ler bu müzayedelerin en gözde eserleri. Buna rağmen Türkiye’deki sanat piyasasının büyüklüğü, dünya ortalamasının çok gerisinde. Hatta Türkiye ekonomisinde sanatın yeri çok küçük. Beyaz Müzayede’nin sahibi Aziz Karadeniz’in ifadesiyle “Boğaz’da iki yalı fiyatı anca eder.”

    Türkiye’deki sanat piyasasının toplam büyüklüğü 100 milyon doların altında. Dünyada önde gelen sanat fuarı Art Basel’de sadece dört günde 3-5 milyar dolar satış oluyor. Dünyadaki müzayede cirosu 25 milyar dolar, Türkiye’deki müzayede cirosu ise 40 milyon dolar civarında. Böylesine hareketli ve sıcak paranın döndüğü sektör, aynı zamanda çok eleştiriliyor. Eserlere bu kadar parayı kim, niye veriyor, sanat dünyası ve sanatçının bu işte kârı ne? Sanat sadece bir yatırım aracı mı? Sanatın kendisi kimsenin umurunda değil mi? Bu ve benzeri konular epeydir tartışılıyor.

     2006 yılında kurulan Beyaz Müzayede, piyasayı hareketlendiren birkaç şirketten biri. Her müzayedesinde 7 bin müşterisine katalog gönderiyor. Müzayede günü, salondaki müşteriler hariç, 10 kişi de telefon başında uzaktan katılan müşterilere cevap veriyor. Aziz Karadeniz’e göre son on yılda Türkiye’de müzayede sektörü büyüdü ve anlamı farklılaştı. En önemlisi, müzayedelerin sanatçılar nezdindeki itibarı arttı. Eskiden ‘müzayedeye düşmek’ deyimi vardı, artık ‘müzayedeye çıkmak’ deniyor. ‘Osmanlı ve İslam eserleri’, ‘çağdaş sanat’ ve ‘klasik eserler’ gibi temalı müzayedeler 2005’ten sonra yapılmaya başlanmış. Müzayedede ‘yeni eser’ satma fikri yine son yıllarda yerleşmiş. Karadeniz, “Her çağdaş sanat müzayedemize ortalama 2 bin 500 eser başvurur. Biz maksimum 250 eseri satışa koyarız. Seçim yaparız. Dünyada gelişmiş piyasalarda müzayedeye girebilmek kariyer açısından önemlidir. Sadece bunun için özel eser yapan sanatçılar vardır. Bizde de artık bu olay kanıksandı. Müzayedelerimize koleksiyonerlerden olduğu gibi galerilerden ve sanatçılarından da eser geliyor.” diyor.   

‘İSVİÇRE BANKALARININ SANAT BÖLÜMÜ VAR’
Beyaz Müzayede’nin yarınki müzayedesinde dört özel koleksiyon satılacak. Onca para ve emek harcanarak oluşturulan koleksiyonlar birdenbire gözden çıkarılabiliyor. Eser al, eser sat, fuar gez, sanatçı takip et, koleksiyon yap, sonra hepsini birden sat… Bu ve benzeri durumlar, koleksiyonerlerin yatırımcı yönünü ön plana çıkarıyor. Aziz Karadeniz, eserlerin yatırım aracı olarak pazarlanmasına karşı. Fakat İsviçre bankalarının sanat departmanlarının olduğunu hatırlatmayı da unutmuyor.

Sanatla ilgilenmeye koleksiyonerlikle başlayan Karadeniz, ‘sanatın kendisi kimsenin umurunda değil’ eleştirisine doğal olarak katılmıyor. Tutkuyla resim alan çok koleksiyoner var ona göre. Eskiden, galeriler, resim satın alma ve izleme merkeziydi. Galeri duvarlarında saatlerce resim seyreden koleksiyoner görmüşlüğümüz vardır. Şimdi müzayede şirketleri öne geçmiş durumda. Fakat müzayedelerin modern insanın ruhunu okşayan başka bir yönü daha var. “Müzayedelerde sahip olma tutkusu ve egolar yarışır. Ama bu, koleksiyonerin sanatla ilgisi olmadığı anlamına gelmez.” diyor, Karadeniz.

IV. Mustafa’nın fermanı satılacak
Beyaz Müzayede yarın Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde saat 14.30’da ve 12 Mayıs Salı akşamı 18.30’da 4 özel koleksiyonu satışa çıkaracak. İki gün sürecek bu müzayede sezonun son müzayedesi sayılır. Koleksiyonlardan biri tamamen hat, hilye-i şerif ve fermanlardan oluşuyor. Çok kısa bir süre tahtta kalan Osmanlı Padişahı IV. Mustafa’nın fermanı müzayedenin en nadide eserleri arasında. Açılış fiyatı 45 bin TL. Müzayedede satışa sunulacak diğer eserler arasında Halil Paşa, Nazmi Ziya, Namık İsmail, Hikmet Onat, Avni Lifij, Sami Yetik, Feyhaman Duran, Lepold Levy, Üsküdarlı Cevat, Şefik Bursalı, Şeref Akdik, Cemal Tollu, Mehmet Ali Laga, İbrahim Safi gibi Osmanlı ve Cumhuriyet resminin önemli ressamlarının eserlerinin yanı sıra Leonardo De Mango, Fausto Zonaro ve Fabius Brest gibi oryantalist ressamların resimleri yer alıyor. (www. www.beyazart.com)



HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ


18 Aralık 2014 Perşembe

Müzayedede ‘bayram sevinci’

18 Aralık 2014


Yıl 1920… İtalyan ressam Leonardo de Mango, fırçasını, şövalesini alıp atölyesini İstanbul’un Kurtuluş semtine kurmuş. Sebebi, mahallede yaşanan Ramazan Bayramı sevincini tuvaline yansıtmak. 1883 yılında İstanbul’a yerleşen De Mango, tablolarını genellikle açık havada ve Beyoğlu’ndaki atölyesinde yaparmış. İstanbul’da saray ressamı, Zonaro, Valeri ve Bello gibi diğer İtalyan sanatçılarla aynı dönemde çalışan De Mango sadece Kurtuluş değil, şehrin Fener, Eyüp, Adalar, Büyükdere, Göksu gibi semtlerine de ziyaretler yapar, günlük yaşamı resmeder ve o eserlerini daha çok Beyoğlu’nda yaşayan Avrupalılara satarmış. İşte o eserlerden, 1920 tarihli Ramazan Bayramı adlı tablo, Portakal Sanat ve Kültür Evi’nin 20 Aralık Cumartesi günü düzenleyeceği kış müzayedesinde satışa çıkacak.

Saat 15.00’te Conrad İstanbul Hotel’de yapılacak müzayedede de Mango’nun bu eserinin dışında, 1795-1805 yılları arasında İstanbul’da yaşayan Fransız ressam Antoine I. Melling’in sarayda bayram sabahı, Sultan III. Selim portresi, Kağıthane’de cirit oynayanlar, Tophane gibi eserleri de satışa çıkacak.

Türk resminden örnekler, usta hattatlardan Kur’an-ı Kerim’ler, Delail-i Hayrat’lar, Hilye-i Şerif’ler Portakal Kış Müzayedesi’nde öne çıkan diğer eserler arasında. İbrahim Sükûti imzalı Kur’an-ı Kerim, ‘Deli’ Osman imzalı Delail-i Hayrat ve Enam-ı Şerif, Osmanlı hat tarihinde çok az bulunan kadın hattatlardan ünlü Emine Servet’in Hilye-i Şerif ve Osmanlı hat sanatının önemli ustalarından Yahya Hilmi imzalı Hilye-i Şerif, müzayedenin nadide eserleri arasında yer alıyor. (www.rportakal.com)
Fransız ressam Antoine I. Melling’in Sarayda Bayram Sabahı adlı eseri.


22 Şubat 2014 Cumartesi

Enver Paşa’nın ölmeden önce hediye ettiği Mushaf-ı Şerif, müzayedeye çıkıyor

22 Şubat 2014
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu ve önderleri arasında bulunan Enver Paşa’nın elyazması Mushaf’ı, bugün müzayedeye çıkıyor. İç sayfaları gül motifleri ile tezhipli, sanatçı imzası sayfasının alt kısmında Allah, Hz. Muhammed (sas) ve dört halifenin isimlerinin yazılı olduğu bu nadide Mushaf’ın açılış fiyatı olarak 160 bin TL belirlendi.

Asar-ı Atika Müzayede’nin bugün Grand Hyatt Hotel Taksim’deki 15. müzayedesinde iki önemli Mushaf-ı Şerif müzayedeye çıkıyor. İlki, Enver Paşa’nın Rusya bozkırlarında savaş cephesindeyken yanında bulunan el yazması Mushaf’ı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu ve önderleri arasında bulunan Enver Paşa, bu Mushaf-ı Şerif’i, 4 Ağustos 1922 günü Tacikistan’da, Duşanbe yakınlarında öldürülmeden 18 gün önce eşi Naciye Sultan’a hediye olarak göndermiş ve iç sayfasına şöyle bir not düşmüş: “Enver Paşa’dan Naciye Sultan’a... Gönderdiğim şu hediyeyi sevgili sultanım, efendiciğim Naciye’me gönderiyorum. Hüda penahinde hıfz eylesin. Amin. 12 Temmuz 1922."

Ser lehvaları klasik Pers üslubunda tezhiplenmiş, her bir sayfası altın cetvelli Mushaf’ın açılış fiyatı 60 bin TL. Diğer Mushaf, Osmanlı döneminde yaşayan en önemli tezhip sanatçılarından ‘Âta yolu’ diye bilinen metodu kuran Seyyid Ahmet Ataullah Hezargradzade’nin tezhiplediği Mushaf-ı Şerif. Üzerinde Mekke ve Medine minyatürleri bulunan, iç sayfaları gül motifleri ile tezhipli, ketebe (sanatçı imzası) sayfasının alt kısmında Allah, Hz. Muhammed (sas) ve dört halifenin isimlerinin yazılı olduğu bu nadide Mushaf’ın açılış fiyatı ise 160 bin TL.





Prof. Dr. Çiçek Derman, bir makalesinde belirttiğine göre Seyyid Ahmet Ataullah Hezargradzade, 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir sanatçı, fakat doğum yeri ve tarihi hakkında bilgi bilinmiyor. II. Mahmud devrinde saray sermücellidi olduğu, tezhiplediği eserlerden anlaşılıyor. Hezargradzade’nin pesend tarzı da denilen ve son derece dikkat ve sabır isteyen çalışma sonucunda ortaya çıkan çok az sayıdaki tezhipleri oldukça değerli. Müzayedede ayrıca Mübin Orhon’un en sevdiği çalışmalar arasında yer alan Kainat adlı soyut resmi, Jean Portet imzalı Sultan Abdülmecid portresi, Sultan III. Selim Han dönemi, Beykoz Fabrika-ı Hümayunu tarafından imal edilmiş, kapak üzerinde eski Türkçe “Bismillahirrahmanirrahim” yazılı, Beykoz Sakal-ı Şerif kutusu da satılacak. Danışma Kurulu’nda Agop Egoyan, Avni Baturer, Bayram Karşit, Prof. Dr. Erdinç Bakla, Güner Liman, Garo Kürkman, Doç. Dr. Hüseyin Gündüz gibi isimlerin yer aldığı Asar-ı Atika Müzayedesi, yarın saat 14.30’da başlayacak. (atikaart.com)











11 Şubat 2014 Salı

Şevket Dağ’ın 40 eseri müzayedeye çıkıyor

11 Şubat 2014
Türk resminin önemli isimlerinden Şevket Dağ'a ait 40 eser ile Ayasofya Müzesi'nin restorasyonunu gerçekleştiren Gaspare Fossati'ye ait Ayasofya konulu 7 suluboya eser 1 Mart'ta Artı Mezat'ta satışa çıkıyor.

Son Osmanlı halifesi II. Abdülmecid'in en yakın dostu olan, yurtdışında “Türk Ressam” lakabıyla bilinen Şevket Dağ'ın (1876-1944) interiyör (ev içi), natürmort, peyzaj konulu yağlıboya 40 eseri Teşvikiye'deki Artı Mezat Sanat Galerisi'nde 1 Mart'ta düzenlenecek müzayede ile satışa çıkıyor. Artı Mezat'ın sahibi Jale Tantekin yönetiminde saat 15.00'te yapılacak müzayedede, sanatçının eserlerinin yanı sıra resim çalışmaları sırasında kullandığı palet, fırça ve boyalarından oluşan şahsi eşyaları da yer alacak. Ressam Sırrı Eldem'e ait böyle bir koleksiyonun ilk kez gün yüzüne çıktığını ve yine ilk kez bu kadar çok Şevket Dağ eserinin bir arada olmasının önemli olduğunu belirten Artı Mezat Sanat Galerisi sahibi Jale Tantekin, “Şevket Dağ'ın bu özel çalışmalarının ilgi görmesini bekliyoruz. Türk resminin önemli isimlerinden biri Dağ, 50 yılı aşan sanat hayatında cami tabloları ile ünlendi.” dedi.

Müzayedede ayrıca Sırrı Eldem'in Şevket Dağ hakkında 1945 yılında yazdığı, ancak maddi imkânsızlıklar sebebiyle yayınlanamamış biyografik eser de orijinal haliyle ve yayın hakkıyla satılacak. Sanay-i Nefise Mektebi'ni (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) 1897 yılında birincilikle bitiren Şevket Dağ, Türk resim sanatında asker ressamlar kuşağının yetiştirdiği ilk sivil ressamlar arasında yer alıyor. 1919 yılında arkadaşları İbrahim Çallı ve Hikmet Onat'la birlikte Türk Ressamlar Cemiyeti'ni kuran Dağ, Mahmudiye Rüştiyesi, Vefa, Galata, Nişantaşı ve Galatasaray Liseleri'nde resim öğretmenliği yaptı. Ünlü ressam Fikret Mualla'nın da hocası.

Yurtdışında “Türk Ressamı” olarak bilinen Dağ'ın en ünlü resimlerinden biri, Japon Büyükelçisi tarafından satın alınarak Tokyo Müzesi'ne gönderilmişti. Ayrıca ressam, 1909'da Münih Sergisi'nde altın madalya kazanmış ve Paris'te “Salon des Artistes Français”de üç tablosu sergilenmişti. Şevket Dağ'ın “Ayasofya” isimli bir çalışması, daha önce 2 milyon 150 bin liralıya alıcı bulmuştu.


Şevket Dağ'ın boya kutusu.

 
 Ayasofya'nın restoratörü Fossati'nin tabloları

Müzayedede, yine özel bir koleksiyonda bulunan önemli bir seri de satılacak. Ayasofya Müzesi'nin restorasyonunu yapan İtalyan mimar Gaspare Fossati'ye (1809-1893) ait Ayasofya konulu 7 adet suluboya eser satışa sunulacak. Ayrıca, saray ressamı Fausto Zonaro, Brindesi, Thomas Allom gibi ünlü oryantalist ressamlardan İstanbul peyzajları, Türk resminin duayenlerinden İbrahim Çallı'dan peyzaj ve natürmort konulu yağlıboya eseri ve Hikmet Onat'ın çok nadir olarak resmettiği 40x60 cm ölçülerindeki yağlıboya “natürmort”u da müzayedede yer alacak. Eserler müzayede öncesi Teşvikiye'de Artı Mezat Sanat Galerisi'nde ve www.artimezat.com.tr adresinde görülebilir. (0212) 233 70 37)


HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ


6 Temmuz 2013 Cumartesi

Leopold Levi’nin Necip Fazıl portresi ortaya çıktı

6 Temmuz 2013
2008’de vefat eden Türkiye sahaflık geleneğinin önemli ismi, felsefeci Arslan Kaynardağ’ın zengin kitap koleksiyonu yarın satışa çıkıyor. Türk edebiyatının en nadide eserlerinin satılacağı mezatın gözden kaçan önemli bir parçası da 1936’da Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nün başkanı olan Fransız ressam ve akademisyen Leopold Levi’nin yaptığı Necip Fazıl Kısakürek portresi.


Fransız ressam ve akademisyen Leopold Levi (1882-1966), Türk resim tarihi için önemli bir isim. 1937 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin davetiyle Türkiye'ye geldi, aynı okulun resim bölümüne 13 yıllık başkanlık yaptı. Bugün Türk resminde adı geçen pek çok ressam onun atölyesinden mezun. Neşet Günal, Nuri İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Nejad Devrim gibi o dönemin genç ressamlarına resim dillerini bulmalarında katkıda bulundu. Levi'ye, Sabri Berkel, Cemal Tollu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nurullah Berk ve Şefik Bursalı gibi ressamlar da asistanlık yaptı. Levi’den bu kadar ayrıntılı bahsetmemizin nedeni, yarın İstanbul Rixos Otel Pera'da yapılacak edebiyat kitapları müzayedesinde onun elinden çıkan bir Necip Fazıl Kısakürek portresinin satılacak olması. Üstad'ın karikatürize edildiği bu tür portrelerine pek rastlanmadığı için değerli olan bu eser, 2008'de vefat eden sahaf, felsefeci Arslan Kaynardağ'ın zengin kitap koleksiyonundan çıktı.

“SEVMEK NE UZUN KELİME” 

Müzayedede Türk edebiyatının en nadide eserleri, dolayısıyla en nadide imzaları da satılıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, Asaf Halet Çelebi, Mehmet Akif, Sait Faik, Oğuz Atay, Turgut Uyar, Nazım Hikmet, Behçet Kemal Çağlar, Orhan Veli, Kemal Tahir, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Refik Halit Karay, Cemal Süreya, Peyami Safa, Ahmet Haşim, Cemil Meriç, Sabahattin Ali ve daha nice yazar ve şair, kimlere kitaplarını imzalamış ve birbirlerine ne notlar yazmışlar. Mesela Sait Faik Abasıyanık, Asaf Halet Çelebi'ye Şahmerdan adlı kitabını imzalarken ‘benim tatlı, şeker, kaymak, baklava, çelebime! Hayatım çelebime' diye not düşmüş. Sait Faik'in Çelebi'yi çok sevdiğini, aralarındaki muhabbetin derinliğini 1944'te yayımlanan Medarı Maişet Motoru adlı kitabına yazdığı ithafta da görüyoruz: “Canım kardeşim Hacı Asafıma...”

Mehmet Akif Ersoy, 1913'te Mithat Cemal Kuntay'a Safahat'ı imzalarken sanki şiir yazıyor: “İki gözüm kardeşim Mithat Cemal'e, Safahatımda eğer şiir arıyorsan arama / yalnız bir yeri vardır ki hazindir, göster / Küfe, yok, hasta, değil, kahve, hayır, hangisi ya? / Üç buçuk nazma gömülmüş koca bir ömrü heder! 17 Haziran 327” Sırtı deri, kapakları ebrulu orijinal ciltli bu kitaba benzer daha pek çok eser bulunuyor müzayedede.

Açılış fiyatı 650.000 TL olan Cemal Süreya'nın 1958 baskılı Üvercinka adlı şiir kitabı mezadın en anlamlı eserlerinden. Kapak illüstrasyonu, kısa bir süre önce vefat eden şair, çevirmen ve grafik tasarımcısı Sait Maden'a ait olan kitabı değerli kılan, Süreya'nın el yazısıyla kitabın kenarlarına yazdığı notlar ve çizdiği resimler. 15. sayfadaki Dalga şiirinin üzerine ‘Sevmek ne uzun kelime' diye karalamış şair, fakat sıradan bir karalama olmadığını ilk bakışta anlamamak ne mümkün! Şair dalga şeklinde yazıvermiş dizesini, uzunca…

 

Osmanlıca el yazısıyla ‘Aldırma Gönül’
Müzayedeyi düzenleyen Mustafa Ekber And'ın heyecanla anlattığı ve edebiyat okurlarını da heyecanlandıracak eserlerden biri de Sabahattin Ali'ye ait. 1932-1933 arasında önce Konya, sonra Sinop Cezaevi'nde tutuklu kalan Sabahattin Ali'nin Aldırma Gönül adlı şiirini Sinop'ta yazdığı bilinir. İşte mezatta yazarın el yazısıyla Osmanlıca yazdığı o şiiri de satışta… Şiirin yazıldığı kağıdın üzerine “Hapisane şarkısı' 1933 Sinop” notu düşülmüş…

Cemil Meriç'in Halil Vehbi Eralp'e 1964'te imzaladığı Hind Edebiyatı kitabının kapağına yazdıkları ise duygu yüklü: “‘Bülbül hamuş, havz tehi, gülistan harap' Atebe-i irfanımıza vaz ettiğim bu bir avuç çiçek Himalaya eteklerinden sizin için toplanıldı. Sizin yani bu viran mabedin kandillerine nar-ı aşkı ile tutuşturan son kahramanlar için...”

Yarın satılacak 1641 kitap, efemera, resim ve fotoğraf, İstiklal Caddesi 116 numaradaki Hazzopulo Pasajı'nın içindeki Pazar Mezatı'nın ikinci katında sergileniyor. Eserleri bugün son kez burada görebilirsiniz. Almak isterseniz müzayede yarın saat 14.00’te. Öncesinde kayıt yaptırmayı unutmayın. (www.buyukpazarmezati.com)

Sabahattin Ali, konservatuarın önünde
Müzayedede nadir imzaların yanı sıra Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı içinde ve önünde çekilmiş iki kare bulunuyor. İlk karede konservatuvarın kurucusu Carl Ebert, müdürü Orhan Şaik Gökyay, Fransız rejisör Jacques Copeau, güzel sanatlar müdürü Suut Kemal Yetkin, Bedrettin Tuncel var. 25.2.1937’de çekilen ikinci karede (yanda) sağdan Sabahattin Ali, Carl Ebert ve Bedrettin Tuncel birlikte görülüyor. Müzayedede ayrıca 1951’de yapılan Demokrat Parti’nin üçüncü büyük kongresi ile Münif Fehim’in yaptığı Ahmet Haşim portresinin olduğunu da belirtelim. 

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ