Tutuklu hastalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tutuklu hastalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2019 Pazar

Şekeri 400’e fırlayan hasta arife günü tutuklandı

11 Ağustos 2019 
Dün gözaltına Ahmet Doğan, sağlık kontrolü için götürüldüğü hastanede şekeri 400’e çıkmasına rağmen tutuklanıp cezaevine gönderildi. Ailesi, “Eşimden dünden beri haber alamıyorum. Ne halde, hangi cezaevinde bilmiyorum.” dedi.


Ağır şeker hastası Ahmet Doğan (44), dün öğlen saatlerinde Kahramanmaraş Andırın Yeşilova’da gözaltına alındı. Sağlık kontrolü için götürüldüğü hastanede, stres ve sıkıntıdan şekeri 400’e çıkan hasta yine de tutuklanıp cezaevine gönderildi.

Eşi E. Doğan, “Eşimden dünden beri haber alamıyorum. Hem Kahramanmaraş Cezaevini, hem de Osmaniye Cezaevini aradım. Bilgi veremeyiz, mesai başlayınca arayın dediler. Mesai perşembe günü başlıyormuş. O güne kadar nasıl bekleyeceğiz, eşim nerede, ne halde bilmiyorum.” dedi.

KURBANLIK ALMAYA GİDİYORDU

Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2017’de tutuklandıktan sonra 5 Ekim 2017’de denetimli serbeslikle bırakılan muhasebeci Ahmet Doğan, yaklaşık 1,5 yıldır ailesiyle memleketi Osmaniye Kadirli’de yaşıyordu.

Mahkemesi devam eden Doğan her cumartesi imzasını atıp hayata tutunmaya çalışıyordu. 1,5 ay önce mahkemesi sonuçlandı ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Eşi, “Eşim dün imzasını kullandı. Kurbanlık almak için kasabaya gitti. Yol kontrolünde jandarma tarafından tekrar tutuklandı. Yani bir saat önce imzasını atan eşimi, sanki kaçakmış gibi bir saat sonra tutukladılar. Neden teslim olmadım demişler bir de. Tutuklanma kararı bize gelmedi. Eşime kaçak muamelesi yapıldı, bu doğru değil.” ifadelerini kullandı.

BİR FABRİKADA İŞ BULDU, ÇALIŞTIRMADILAR

Elazığ Cezaevinde 10 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan Ahmet Doğan memleketinde bir iplik fabrikasında iş buldu ancak bir ay çalışabildi. Eda Doğan, tutuklanıp bırakılan insanların toplumdan tamamen tecrit edildiğini ve çok zor süreçler yaşadığını ifade ediyor:

“Kadirli’de bir iplik fabrikasında işe girdi eşim. Orada muhasebeye bakıyordu. Bir ay sonra çıkarıldı. İŞKUR’dan aradılar. Fetö davasından tutuklandığın için seni çalıştıramayız dediler. Hiç kolay geçmiyor bu süreçler. Herkesin bunlara duyarlı olması lazım.”

9 ve 5 (ikiz) yaşlarında üç çocuğu bulunan Doğan ailesi, bayram arifesinde zulme maruz kalan yüzlerce mağdur aileden biri. Türkiye’de birçok aile bayramı bu şekilde geçiriyor.




7 Ağustos 2019 Çarşamba

Hasta tutuklu Deniz Hakan Şen'in cezaevinde öldürülmesine çifte takipsizlik

7 Ağustos 2019 
Yaşadığı hak ihlalleri nedeniyle hayatını kaybeden hasta tutuklu Deniz Hakan Şen'in ölümüyle ilgili Bakırköy ve Küçükçekmece başsavcılıkları skandal kararlara imza attı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandıktan sonra Silivri Cezaevine gönderilen ve cezaevi ile 3 hastanede yaşadığı hak ihlalleri sonucu 6 Mart 2018'de hayatını kaybeden Deniz Hakan Şen davasında sorumlulara takipsizlik verildi.

Deniz Hakan Şen'in eşi Hüsna Şen, Silivri Devlet Hastanesi, Halkalı Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi, Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi ve cezaevi doktoru hakkında 5 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu.Bakırköy ve Küçükçekmece Cumhuriyet başsavcılıkları 'olayda ihmal yoktur' diyerek takipsizlik kararı verdi.

Hüsna Şen, "Suç duyurusunda bulunurken Bakırköy Sadi Konuk Hastanesinden bilirkişi olarak bir doktor atamışlardı. O doktor bana 'bundan bir şey çıkmayacak, biliyorsunuz değil mi' demişti. Dediklerini yaptılar. Ulusal ve uluslararası tüm platformlarda hakkımızı aramaya devam edeceğim" dedi.



NE OLMUŞTU?

1 Ekim 2017'de tutuklanıp Silivri Cezaevine gönderilen tıbbi mümessil Deniz Hakan hapse girdiğinde herhangi bir hastalığı yoktu. İki ay sonra şikayetleri artınca Ocak 2018'den itibaren cezaevi yönetimine hasta olduğuna dair dilekçeler yazmaya başladı. Avukatının verdiği bilgiye göre yaklaşık 40 dilekçe yazdı. Vefat ettiğinde ailesine teslim edilen eşyalarının arasından bu dilekçelerden dördü çıktı.

Deniz Hakan Şen’in tedavi edilmek için adeta yalvardığı, acıdan kıvrandığı dilekçelerine cevap verilmedi. Hastalığı ilerledi ve 8 Şubat 2018 perşembe günü, koğuşunda namaz kılarken düşüp bayıldı. Bir saat kendine gelemeyince Silivri Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Fakat aynı gün ‘bir şeyi yok’ diye taburcu edildi. Cezaevi arabasında tekrar bayılınca geri götürüldü.

Üç gün Silivri Devlet Hastanesinde yatan Şen'e burada endoskopi yapıldı. Kanser bulgularına rastlanınca 12 Şubat 2018 Pazartesi Halkalı Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi ve burada ileri derece mide kanseri teşhisi konuldu. Şen iki gün Halkalı’daki hastanede yattı. Fakat zamanında müdahale edilmediği için sarılığı ilerlemişti. Vücutta biriken sıvının boşaltılması ve sarılığın düşürülmesi için PTK (Perkütan Transhepatik Kolanjiografi) adı verilen işlemin yapılması gerekiyordu. Ancak PTK işlemini yapacak görevli izinli olduğu için 'başka elemanımız yok' denilerek Okmeydanı'na sevk edildi.

Bir hafta içinde üç hastane değiştiren Deniz Hakan Şen, 13 Şubat 2018’de gönderildiği Okmeydanı Devlet Hastanesinde yaşadıkları ise daha vahimdi. Yoğun bakımda yatması gerekirken 6 gün hiçbir tedavisi yapılmadan tutuklu odasında bekletildi. Acil yapılması gereken PTK işlemi geciktirildi. Yatakta kendi başına dönebilecek durumda değilken yatağa kelepçelendi. Başında bekleyen polisler idrar torbasını bile kendisine boşalttırdılar.

DENİZ HAKAN ŞEN'İN HASTANEDEKİ SON GÜNLERİNDEN GÖRÜNTÜLER BU LİNKTE 



DENİZ HAKAN ŞEN'İN CENAZESİNDE GÖRÜNTÜLER BU LİNKTE

85 KİLODAN 45 KİLOYA DÜŞMÜŞTÜ

Hüsna Şen ve avukatı, mahkemeden bin bir güçlükle alabildikleri tahliye kararını 19 Şubat’ta hastane yönetimine sundular. Deniz Hakan Şen, hemen o gün tutuklu odasından çıkarılıp yoğun bakıma alındı ve PTK işlemleri yapıldı. Hüsna Şen ve avukatının, ‘Neden bekliyorsunuz, neden tedavisini yapmıyorsunuz’ diye sorduklarında doktordan şu cevabı aldıklarını ifade ediyorlar: “Biz top sayıyoruz. Siz tahliyesini alana kadar o zaten ölecek. Boşuna uğraşmayın.”

Hüsna Şen, “O doktorun adını özellikle veriyorum, cerrah Şeraceddin Eğin. Bizi oyaladı. Raporu vermedi. Patoloji sonucu olmadan bir şey yazmam dedi. Mahkemenin kararına aykırı davrandı. Eşimi yoğun bakıma alınırken idrar torbasını kendisinin boşalttığını söyledi. Keşke videoya çekseydim o anı ama nereden bileyim böyle olacağını” demişti.2 ay içinde 85 kilodan 45 kiloya düşen Deniz Hakan Şen, 6 Mart 2018’de hayatını kaybetti.

DENİZ HAKAN ŞEN'İN YAŞADIKLARI AYRINTILI OLARAK BU LİNKTE

25 Haziran 2019 Salı

Kanser hastası iki kız kardeş ikinci kez tutuklandı

25 Haziran 2019 
Ailecek kalıtsal kanser hastalığı olan iki kız kardeş tedavileri sürerken tutuklandı. Raziye Koç’un kocası da tutuklu. Bebek hasta annenin koğuşunda.
Zehra Koç, Adil Bera Işık (3,5) ve Raziye Koç Işık
Koç Ailesi, milyonda bir görülen ve tiroid kanserine dönüşen Men2A adlı kalıtsal bir hastalıkla mücadele ediyor. Hastalık nedeniyle birçok acı yaşayan aile, şimdi de Hizmet Hareketi’yle bağlantıları olduğu gerekçesiyle soruşturma kıskacına alınmış durumda.

Tedavi süreçleri devam eden iki kız kardeş, 4 ay önce ikinci kez tutuklandı. Kardeşlerden Raziye Koç Işık’ın eşi ve 3.5 yaşındaki küçük çocuğu da demir parmaklıklara hapsedildi.

GATA’DA AMELİYAT OLDU, ASKERLİKTEN MUAF EDİLDİ

Raziye, Zehra ve Fatih Koç, Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Eskihamal köyünde doğup büyüdü. Babaları Nuri Koç, 38 yaşındayken kalıtsal hastalık nedeniyle genç yaşta hayata veda etti. Babaanneleri de 1994’te, henüz 50’li yaşlarındayken aynı hastalıktan yaşamını yitirdi. Üç kardeş hasta ve yaşlı annelerine bakıyor, köylerinde çiftçilik yaparak hayatlarını geçiriyordu.

Ailedeki kalıtsal hastalık zamanla üç kardeşte de ortaya çıktı. 28 yaşındaki Fatih Koç, 2012’de askere gittiğinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) ameliyat oldu. ‘Askerlik yapamaz’ denilerek terhis edildi.

Hastalığın belirtileri Raziye Koç Işık’ta 2005’te başladı. Önce böbrek üstü bezinde bir kitle oluştu. O kitle eğer alınmazsa guatrı tetikleyip beyne vuruyor ve beyin kanamasıyla hasta hayatını kaybedebiliyor.

2013’TE TROİD KANSERİ TEŞHİSİ KONULDU

Raziye Koç Işık (32)


Belirtiler artınca doktora giden Raziye Koç Işık’a 2013 yılında Sivas Anadolu Hastanesinde multinodüler troid teşhisi, daha sonra da tiroid kanseri teşhisi konuldu.

Ses tellerini etkileyecek ciddi bir hastalık olduğu için Işık, Sivas’taki doktorları tarafından Ankara Dışkapı Eğitim Araştırma Hastanesine sevk edildi. Buradaki doktorlar, Sivas’ta yapılan operasyonda böbrek üstü bezleri ve troid bezindeki kitlenin tamamen temizlenemediği tespit etti.

Konsey kararı ile böbrek üstü ameliyatını yapabilecek tek doktorun Ankara Atatürk Hastanesinde olduğu kararı verilerek Işık buraya gönderildi. Yedi saat süren zorlu ameliyat sonrası kitleler alındı. Ancak troid bezine operasyon yapılacakken hamile olduğunu öğrenen Işık’ın tedavisi ertelendi.

Raziye Koç Işık, kendisi için de sürpriz olan hamilelik ve doğum sürecini atlattıktan sonra tekrar tedavisine devam edecekken Haziran 2018’de Sivas’ta bir AVM’de arkadaşlarıyla alışveriş yaparken örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklandı.


YEMEK MUHABBETLERİ ŞİFRE SAYILDI

Ev hanımı Raziye Işık, Sivas E Tipi Kapalı Cezaevinde 6 ay kaldı. Bu süreçte tedavisi aksadığı için ataklar geçirmeye başladı. 8 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Işık, Aralık 2018’de tahliye edildi.

Birkaç ay sonra ise bu kez tüm aile şok yaşadı. 7 Mart 2019’da eşi Ömer Işık, kızkardeşi Zehra Koç ile birlikte teknik ve fiziki takibe takıldıkları için tutuklandılar. Haklarındaki suçlama telefonda arkadaşlarıyla yaptıkları yemek muhabbetleriydi. Polis, içinde ‘dolma, sirke’ geçen cümleleri şifreli konuşma şeklinde değerlendirerek topluca bir aileyi daha hapse attı.

4 AY İÇİNDE 4 KEZ HASTANEYE KALDIRILDI


Raziye Koç Işık’ın 4 ay içinde cezaevinde durumu kötüleştiği için 4 kez Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı. Doktor, “Cezaevinde mikrop kapmışsın, ameliyat olman lazım, seni yatırabiliriz” dedi. İki haftaya kadar yapılan biyopsi sonuçlarına göre durumuna karar verilecek.

Kardeşi Fatih Koç, yaşananları şöyle anlattı: “İkimizin hastalığı aynı. Aynı ilaçları ablam da kullanıyor, guatr ilaçlarımız aynı, ben ayrıyeten tansiyon ilacı kullanıyorum. Ablam benden önce hastalanmıştı. Ankara'da ameliyat oldu. Önce böbrek üstü bezindeki kitleyi aldılar. Sonra boğazda tiroid, partiroid aldılar. Bir tür kanser. Vücut tekrar üretiyor. İkinci ameliyatı riskli.

Nadir bir hastalık olduğu için bunu yapabilen doktor sayısı da az. Ses tellerinin tamamen gitme ihtimali ve masada kalma durumu var. İki hafta sonra biyopsi raporu çıkacak. O rapora göre ya ameliyat edecekler ya da öncesinde bir tedavi uygulayacaklar. Ciddi ve ender görülen bu hastalık için Ankara’daki hekimler kesinlikle kendilerinden habersiz tedaviyi değiştirmemesi veya herhangi bir operasyon yapılmaması konusunda sıkı sıkı tembihlemişlerdi. Şimdi kendisine nasıl bir tedavi uygulanacağını bilmiyoruz.”

Ömer Işık, anne Kıymet Koç, Zehra Koç, Adil Bera ve Raziye Işık Koç (soldan sağa)

3,5 YAŞINDAKİ ÇOCUK DA RİSK ALTINDA

Sadece Raziye Koç Işık değil, 3.5 yaşındaki oğlu Adil Bera da risk altında. Annesiyle birlikte hapiste bulunan Adil Bera’da da bazı belirtiler olduğu için annesini onu doktora götürmüştü. Aynı hastalığın onda da ortaya çıkmasından ve ilerlemesinden endişe ediliyor.

KHK İLE İHRAÇ OLAN EŞİ, BULAŞIKÇILIK YAPIYORDU


Din Kültürü öğretmeni Ömer Işık ise 1 Eylül 2016’da KHK ile ihraç oldu. Bulaşıkçılık yaparak evinin geçimini sağlayan Ömer Işık hakkındaki tek suçlama sendikaya üye olması.

YOĞURT, SÜT SATMAK DA YASAK!


29 yaşındaki kızkardeşi Zehra Koç da ikinci kez hapse girdi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Almanca öğretmenliğinden 3 sene önce mezun olan Koç, bir yandan KPSS’ye hazırlanıyor, bir yandan da bir kolejde çalışıyordu.

2017 Ağustos’ta örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. 9 ay Sivas E Tipi Cezaevinde kaldı. Tahliye olduktan sonra köyüne gitti ve annesinin yaptığı yoğurtları, sütleri satarak aile geçimine katkıda bulunmaya çalıştı.

Tekrar tutuklandığında, telefonla sattığı süt ve yoğurt ‘örgüte yardım ve yataklık’ olarak dosyasına girdi. Ablası gibi hastalığından dolayı tedavi gören Zehra Koç’un sağlık durumu şimdilik iyi fakat cezaevi koşullarından dolayı onun hastalığının da tekrar nüksetmesinden endişe ediliyor.

HEYET RAPORU VERİLİRSE...

18 Haziran’daki ara kararda Raziye Koç Işık’ın tutukluluğunun devamına karar verildi. 22 Temmuz 2019’da tekrar hakim karşısına çıkacak olan Işık’ın, Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi endokrinoloji bölümünden Sivas 3. Ağrı Ceza Mahkemesine ‘cezaevinde kalması uygun değildir’ raporu gelirse tahliye olma ihtimali bulunuyor.


Ablalarıyla aynı hastalığı bulunan Fatih Koç’a GATA’nın verdiği raporlar. 
 


AİLECE TUTUKLULUK DÖNEMİ

Işık ailesiyle birlikte cezaevinde tutuklu bulunan çekirdek ailelerin sayısı da artmış oldu.
Daha önce tutuklanan ailelerden;
Sercan-Zeynep Zeyfeoğlu ve oğulları Hakan Osmaniye Cezaevi'nde.
Zinnet-Babahan Kaya ve oğulları Bedirhan Balıkesir Cezaevi'nde.
Fatma-Ersin Urunga ve kızları Selma Betül Tarsus Cezaevinde.
Nurten-Fuat Alperen Çatpınar, üç çocukları Ali Asaf (1,5), Ömer Mahir (3,5) ve Osman Bahadır (5) birlikte Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunuyor.

4 Nisan 2019 Perşembe

Karaciğer nakli yapılan tutuklu öğretmen Engin Kara'nın eşi Olcay Kara: Eşimin durumu kritik, cezasının ertelenmesini istiyoruz

4 Nisan 2019 
Karaciğer nakli yapılan tutuklu öğretmen Engin Kara için kritik dönem başladı. Eşi Olcay Kara endişeli: Temiz, stressiz, hijyenik bir ortamda tedavisine devam edilmezse ölümle sonuçlanabilir. 20 kişilik koğuşta 44 kişi kalıyorlar. Eşim cezaevine dönmemeli.



5 Şubat 2017'de tutuklanan, 22 yıllık öğretmen Engin Kara'ya önceki gün Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi'nde karaciğer nakli yapıldı. Oğlundan alınan karaciğerin yüzde 70'i babaya nakledildi. Doktorların ifadesine göre ameliyat başarıyla gerçekleştirildi fakat karaciğerin uyum süreci kritik bir dönem. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Engin Kara'nın mikrop kapmaması için tedavisine hijyenik ve sağlıklı bir ortamda devam edilmesi gerekiyor. Oysa Ordu E Tipi Cezaevi'nde 20 kişilik koğuşta 44 kişi kalıyorlar. TC. Anayasası'na göre hasta tutukluların cezalarının ertelenmesi kanunda açıkça belirtiliyor. Engin Kara'nın eşi Olcay Kara bu talebi yetkililere ilettiklerini söylüyor. Telefonda görüştüğüm Olcay Kara yaşadıkları süreci anlattı:

BİR İTİRAFÇI ADINI VERDİ DİYE...

Benim eşim 22 yıllık öğretmen. Türkiye'nin birçok yerinde görev yaptı. Dershane öğretmeniydi. Genel müdürdü bir taraftan. Onu sevmeyen, yardımının dokunmadığı, işini halletmediği kimse yoktu. Ordu'dan bir itirafçının ismini vermesiyle içeri alındı. Oğlunu Gülen Cemaati'nin okullarına gönderdiği için, Bank Asya'da parası olduğu için tutuklandı. Bunlar 2,5 yıl önce Türkiye'de suç değildi. 26 aydır haksız bir şekilde cezaevinde eşim.

ÖNCE KOLUNDA BİR ÇATLAMA OLUYOR

Ordu E Tipi Cezaevi'ne ilk girdiği günlerde tahliye olan biri, sevincini paylaşmak üzere eşimin boynuna atlayınca yere düşüyorlar ve kolunda bir çatlama oluyor. Revire gitmişler aslında, ama çok üstünde durulmamış. Eşim de zaten pek ilgilenilmiyor diye 16 ay kadar hiç revire gitmemiş. O süreçte bacaklarında şişmeler, yüzünde sarılık-beyazlık oluyor. Hapiste güneş görmüyorlar, hareket edemiyorlar, D vitamini eksikliği diye düşünmüştük. Aklımıza başka bir ihtimal gelmemişti.


SİROZ TEŞHİSİ KONULDU, OĞLUMUN KARACİĞERİ NAKLEDİLDİ

Son dönemde vücudunda benek benek yaralar çıktı, anlayamadık çok durumu. Oysa bunların hepsi karaciğer hastalığının belirtisiymiş. Kaşıntı ve yaralar artınca doktora tekrar çıkıyor. Ordu Devlet Hastanesi'nde bir bayan doktorun dikkatiyle önce kemik kanserinden şüpheleniyorlar. Sonra siroz teşhisi konuluyor. Zaten sirozun üç evresi varmış. İlk iki evre enjektör tedavisiyle iyileşebiliyor. Üçüncü evre nakil gerektiriyor. Eşimin karaciğeri o durumdaydı. Bir hafta kadar Ordu Devlet Hastanesi'nde kaldı. İş ciddiye binince Ordu'da nakil imkanı olmadığı için Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi'ne sevk edildi. Burası nakil konusunda çok başarılı bir hastane. İyi ki gelmişiz, ameliyat başarılı geçti.

NAKİL OLUP ENFEKSİYON KAPAN HASTALAR VAR 

Vücudunun vereceği tepkiye göre, karaciğerin uyup sağlayıp sağlamamasına göre eşimin bir ay mı olur, iki ay mı olur artık hastanede kalması gerekiyor. Çünkü hastanede karaciğer nakli yapılmış ve sonra enfeksiyon kapmış hastalar var. Eşim şu an kritik bir dönem geçiriyor. Bakım çok önemli. Karaciğeri ölmüştü eşimin.

CEZA ERTELEME DİLEKÇESİ VERDİK, ÜMİTLE BEKLİYORUZ

Savcılığa ceza erteleme dilekçesi verdim. Eşim hükümlü olduğu için cezasının infazı için 1 yıl erteleme istedik. İnfaz koruma dilekçesinin de işleme konulduğunu söylediler. Ordu Cezaevi hastaneden, dilekçeden dolayı hasta bildirim raporu istedi. Bir ay içinde cevabın elimize ulaşmasını bekliyoruz. Doktorların ifadesine göre eşimin enfeksiyon kapma riski çok yüksek ve en ufak bir komplikasyon ölümle sonuçlanabilir. Ameliyatın tekrarlanma tehlikesi doğabilir. Bu yüzden cezasının ertelenmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Daha önce karaciğer nakli yapılan ve tekrar cezaevine gönderilen bir hasta ihmaller sonucu hastalığı kansere dönüştü. Ailesi korku içinde. Son günlerini yaşadığını söyledikleri başka bir vaka daha var. Bu durumların göz önünde bulundurulmasını istiyoruz.

Bize bekleyin ve gelişmeleri takip edin dendi. Biz de endişeli ama ümitli bir şekilde bekliyoruz. Bu ameliyat bitmiş bir ciğere bir operasyon için yapıldığından daha da önem arz ediyor. Temiz, stressiz, steril bir ortamda devam etmezse ölümle sonuçlanabilir. Eşim cezaevine dönmemeli. Yoğun bakım ana girişinde her gün 4 jandarma bekliyor. Onlar da işlerini yapıyor. Kimseden şikayetim yok.

20 KİŞİLİK KOĞUŞTA 44 KİŞİ KALIYORLAR

Eşim 2 yıldır Ordu E Tipi Cezaevi'nde bulunuyordu. 5 Şubat 2017'de tutuklandı. 6 yıl 10 ay hapis cezası verildi. 20 kişilik koğuşta 44 kişi kalıyorlar. Dört kişinin yatağı yok. Gecenin bir yarısına kadar biri yatıyor, sonra o kalkıyor, diğeri yatıyor. 44 kişilik yerde 2 tuvalet var. Sıraya giriyorlar. 1,5 saat sonra sıra geliyor bir kişiye. Sonra günlük suları kesiliyor. Günde 5 saat su veriyorlar. Farklı farklı zamanlarda. Gün içinde 10 dakika sıcak su veriliyor. Genelde tavuk yemeği çıkıyormuş, eşim onu yiyemiyor. Cezaevi şartları hastalar, ameliyatlı insanlar için uygun değil. Eşimin cezasını ertelenmesi gerekiyor. Zaten TC. Anayasası'nda hasta tutuklularla ilgili kanun var. Bunun uygulanmasını istiyoruz.