Cihat Aşkın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cihat Aşkın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2014 Perşembe

Dünyanın bütün kemanları

6 Şubat 2014
Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda 19-21 Şubat arasında üç gün devam edecek butik bir festival düzenleniyor. Keman sanatçısı Cihat Aşkın’ın koordinatörlüğünde yapılan Dünyanın Kemanları Festivali’nde 400 yıllık kemanlar sergilenecek, ünlü kemancılar genç sanatçılara ders verecek, kemanın tüm dünyada neden bu kadar çok sevildiğini yine ustalar tartışacak.
Sergide, önemli keman restoratörü, yapımcısı ve koleksiyonerlerinden İsrailli Amnon Weinstein'a ait 400 yıllık bu keman da sergilenecek.
Dünya üzerinde beş yüz yıldır çalınan keman, hem Doğu hem Batı kültüründe sevilen bir enstrüman. Türk, İran, Hint, Çin, Japon, Yunan, İtalyan, İspanyol, Alman, Amerikan ve İrlanda müziğinde önemli bir yer tutmuş. Kemanla hem klasik hem halk müzikleri çalınabiliyor. Cauntry, caz, klasik Batı müziği ve tabii ki Türk müziği... Dünyaca ünlü keman sanatçımız Cihat Aşkın, festivale bu nedenle Dünyanın Kemanları Festivali adını verdiğini söylüyor.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda üç gün sürecek olan festivalin açılışı, 19 Şubat’ta Dünyanın Kemanları sergisi ile yapılacak. Sergide, önemli keman restoratörü, yapımcısı ve koleksiyonerlerinden İsrailli Amnon Weinstein'a ait 300-400 yıllık kemanlar sergilenecek. Yaklaşık 20 kemanın yer alacağı sergide, Mozart zamanından kalma keman da var, Arap dünyasında çalınan kemençe tarzı keman da, Orta Asya'da gelen yaylı sazlar da… Dünyanın bütün kadim kültürlerini yansıtmak için keman bütün yönleriyle ele alınacak.

Sergi açılışından sonra Cihat Aşkın'ın 2001'de kurduğu “Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları” (CAKA) grubunun minik kemancıları küçük bir fuaye konseri verecek. Saat 17.00'deki bu konserin ardından CAKA Yıldızları konseri 18.00'de başlayacak. CAKA'nın artık dünyada tanınan yıldızları olduğunu söyleyen Aşkın, “Alkım Berk Önoğlu, Azra Berfin Eren, Emre Engin, İdil Yüzkuş, Amerika'da, İngiltere'de konserler veriyorlar. Oralarda Türkiye'nin sesini duyuruyorlar. Genç arkadaşlarımızla yıldızlar geçidi konseri yapacağız.” diyor.

İkinci gün, 20 Şubat saat 10.00'da önemli keman eğitmenlerinden Rodney Friend'in masterclass (ustalık sınıfı) eğitimi olacak. Keman konusunda yetenekli olan çocuklar, Friend ile çalışacaklar. Yaklaşık 12 gencin katılacağı bu özel dersi, dışarıdan izleyebilir, uluslararası bir keman hocasının öğrencilerine neler anlattığına tanık olabilirsiniz. Üç gün boyunca üç kez yapılacak olan bu etkinliği Aşkın, bir ders olmanın ötesinde, ülkemizdeki gençlerin potansiyelinin yabancı sanatçılara gösterilmesi bakımından önemli buluyor.

Keman neden kitleleri sürükleyen bir enstrüman, bütün dünyada neden bu kadar seviliyor, bu sesin sihri ne? Rodney Friend, Amnon Weinstein, Şenol Aydın, Cihat Aşkın ve Hakan Şensoy, aynı gün saat 17.00'de bu konuyu tartışmaya açacaklar. Ülkemizdeki yaylı çalgılar geleneğini ise müzikolog Süleyman Şenel anlatacak. Bugünün kapanış konseri ilginç. Saat 20.00'de başlayacak Kemençeden Kemana Gezgin Kemancılar Konseri'nde, Anadolu'dan gelen gezgin keman grupları sahneye çıkacak. “Gaziantep, Zonguldak, Kırşehir'den çok değişik bazı göçer grupları var. Bağlama değil, keman çalıyorlar. Henüz isimleri kesinleşmedi ama bunlardan birkaç önemli sanatçıyı getireceğiz.” diye anlatıyor Aşkın, bu konserin içeriğini. Gezgin kemancılardan sonra sahneye Onur Şentürk (Karadeniz kemençesi), Derya Türkan (İstanbul kemençesi), Turay Dinleyen (keman) ve Irak doğumlu Arap asllı sanatçı Yair Dalal (keman ve ud) çıkacak.

‘İstanbul’dan dört mevsim’

Dünyanın Kemanları Festivali, Cihat Aşkın ve Aşkın Esemble'nin 21 Şubat saat 20.00'de vereceği “İstanbul Dört Mevsim ve Dünyanın Kemanları” konseri ile sona erecek. Cihat Aşkın bu konserde, Vivaldi'nin Dört Mevsimi'nin yanı sıra İstanbul'dan Dört Mevsim adını verdiği yeni bestesini ilk kez yorumlayacak. Aşkın, henüz tamamlamadığı bu besteyi Yahya Kemal Beyatlı, İlhan Berk, Nedim'in İstanbul üzerine yazdığı şiirlerden yola çıkarak bestelediğini söylüyor. Konserde Aşkın'a, Göksel Baktagir, Mehmet Emin Bitmez, Derya Türkan eşlik edecek. 

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ

22 Temmuz 2013 Pazartesi

İTÜ’den Balkan ülkeleriyle sanat protokolü

22 Temmuz 2013 
İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM), Balkan ülkeleriyle bir müzik projesine başladı. İlk protokol geçtiğimiz ay, Saraybosna Müzik Akademisi ile imzalandı. Buna göre ekim ayında Saraybosna'da, Türk Müzik Günleri, Saraybosna'nın milli gününü müteakiben ise mart ayında İstanbul'da Bosna Müzik Günleri düzenlenecek.
İTÜ Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM) Başkanı Prof. Dr. Şefika Şehvar Beşiroğlu ile Saraybosna Müzik Akademisi Başkanı Prof. Ivan Cavlovic, sanat protokolünün imzasını İstanbul’da attı.
Müzik alanındaki çalışmaları geliştirmek üzere keman sanatçısı Cihat Aşkın tarafından 1999'da kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM), Saraybosna Müzik Akademisi ile sanat işbirliği başlattı. İki kurum arasındaki imza geçtiğimiz ay İstanbul'da atıldı. Buna göre ekimde Saraybosna'da Türk Müzik Günleri, Saraybosna'nın milli gününü müteakiben ise 2014'ün mart ayında İstanbul'da Bosna Müzik Günleri düzenlenecek.

Projenin temeli iki yıl öncesine dayanıyor. 2011'de İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı müdürüyken bir konser vesilesiyle Saraybosna'ya giden keman sanatçısı Cihat Aşkın, gece indiği şehri tanımak üzere sabah yürüyüşüne çıkar. Bakar ki, buralar bizim Bursa gibi… Camiler, medreseler, vakıflar, ortada bir şadırvan, çarşı aynı. Bir anda duygulanır, gözleri dolar sanatçının. Bütün Avrupa'nın seyirci kaldığı 1990'lı yıllardaki o acıları, katliamları hatırlar, evlerin duvarlarında hâlâ duran kurşun deliklerini görünce içi kan ağlar. Hem bir sanatçı hem de bir yönetici olarak kurumsal bir Balkan misyonu oluşturmaya karar verir. Niyeti acıları kaşımak değildir, fakat bir daha böyle soykırımların yaşanmaması için bu olayları unutmamak ve unutturmamak adına birtakım faaliyetlerle, anma günleriyle kültürümüzü dünyanın önemli merkezlerine taşımak gerektiğine inanır. Nihayetinde de Saraybosna, Belgrad, Özbekistan müzik akademileriyle bir anlaşma imzalanır. Protokole göre kurumlar arasında sanatçı, akademisyen ve öğrenci değişimi başlar. Özellikle Saraybosna'dan MİAM'a gelmek isteyen master ve doktora öğrencilerinin yolu açılır. Ortak konser projeleri hazırlanır.

Cihat Aşkın, dört yıllık görevini 2012'nin Eylül ayında tamamlayıp yerini Prof. Dr. Şefika Şehvar Beşiroğlu'na devretti fakat iki kurum arasındaki protokol iki hafta önce yenilendi, proje yakında ilk meyvesini verecek. Ekim ayında Bosna'da Türk Müzik Günleri, Mart 2014'te Bosna'nın kurtuluş gününde ise İstanbul'da Bosna Müzik Günleri düzenlenecek.

 Bosna'daki konserde, İTÜ'den ve Anadolu Üniversitesi'nden sanatçıların katılımıyla klasik tasavvuf müziği, Türk halk müziği ve çok sesli çağdaş Türk müziğinden eserler icra edilecek. Cihat Aşkın, konserlere, bize ait bir eseri seslendirmek şartıyla Almanya'dan ve İtalyan'dan sanatçılar davet ettiklerini söylüyor. Mart ayında İTÜ'de yapılacak konserde ise Bosnalı sanatçılar kendi bestelerini icra edecek.

2014 yılı Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı olması nedeniyle 90 kişilik Saraybosna Filarmoni Orkestrası'nı tüm üyeleriyle birlikte İstanbul'da misafir etmek istediklerini söyleyen Aşkın, “21. yüzyılda savaşlar, topla tüfekle değil, kültür varlıklarıyla kazanılabilir. Bizim de kültür varlıklarımızı her şekilde yaşatmamız, göstermemiz lazım. Balkanlar’la beraber bu kurumsal ilişkiyi başlatmanın mutluluğu içindeyiz.” diyor. Saraybosna ile başlayan sanat protokolü Makedonya ile devam edecek.

‘Kültürel bağlarımız yeniden kuvvetlenmeli’

 
Cihat Aşkın: “2-14 Temmuz tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası ile Balkan turnesi gerçekleştirdik. Bulgaristan'da Filibe ve Sofya'da, Bosna Hersek'te Saraybosna'da, Arnavutluk'ta Tiran'da, Kosova'da Priştina'da, Makedonya'da Manas-tır'da ve Yunanistan'da Volos'ta konserler verdik. Türkiye'den 76 kişilik bir orkestra ilk defa Balkanlar'da böylesine büyük çaplı bir konser dizisi gerçekleştirdi. Bu Anadolu Üniversitesi'nin bir açılımıydı. Çünkü AÜ, Kosova, Makedonya ve Bulga-ristan'da şubeler açtı. Buradaki öğrenciler Açıköğretim Fakültesi'ne devam ederek Türkçe eğitim alıyorlar. Özellikle Kosova'da ve Makedonya'da çok öğrenci var. Bütün konserler çok beğenildi, çok sevildi. Çünkü o coğrafya ile aramızda tarihi bağlar bulunuyor. Bu bağlar, Gül Baba'nın attığı tohumlarla yeşerdi. Kültürel bağlar yeniden ortaya çıkarılmalı ve kuvvetlendirilmeli. Oradaki soydaşlarımızın hakikaten bizim varlığımıza ihtiyaçları var. Avrupa'ya da hâlâ oralarda var olduğumuzu göstermeliyiz. Fakat bunları yaparken kültürümüzü belli kalıplarla değil, bir bütün olarak anlatmalıyız.”

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ