Şanlıurfa Cezaevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şanlıurfa Cezaevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2019 Perşembe

Futbol sahasından cezaevine: Engelli tutuklu Sebahattin Akbaş’ın öyküsü

31 Ekim 2019 
Doğuştan yüzde 45 yürüme engelli Sebahattin Akbaş: “Tutuksuz yargılamak varken hapiste yargılayarak beni cezalandırmak istiyorlar. Bu dünyada da mahşer gününde de hakkımı arayacağım.”

Cezaevindeki hastaların ve engellilerin tahliye edilmesine dair 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununda madde olmasına rağmen hala bu kanun uygulanmıyor.

Altı ay önce tutuklanan ve yarın hakim karşısına çıkacak olan yüzde 45 yürüme engelli Sebahattin Akbaş, “8 kişilik koğuşta 26 kişi kalıyoruz. Tuvalet, banyo ihtiyaçlarımızı karşılamak ayrı bir eziyet. Ayaklarımdaki protezden dolayı zaman zaman oluşan yaraları tedavi etmek ayrı bir meşakkat. Tutuksuz yargılamak varken benim gibi birini hapiste yargılayarak cezalandırmak istiyorlar.” dedi.

EZİYET ÇEKMEME SEBEP OLANLARDAN…

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazan Akbaş, “Ben 1993 Şanlıurfa doğumluyum. Şu anda Şanlıurfa 2 Nolu T2 Tipi C3 koğuşunda kalıyorum. 6 aydır tutuklu yargılanıyorum. Ayaklarımdan yüzde 45 engelliyim. Koğuşta koltuk değneğiyle yaşamıma devam ediyorum. Benim gibi ayaklarından yüzde 45 engelli birine haksızlık yaparak, hapse atarak, ruhen ve bedenen eziyet çekmeme sebep olanlardan elbette mahşer gününde hakkımı alacağımı biliyorum. Bu dünyada da hakkımı hukuk içerisinde arayacağımı da bilmenizi isterim. Bir memlekette kurtlar ve çakalları tok geziyorsa olan zavallı kuzulara oluyor demektir” ifadelerini kullandı.

Sebahattin Akbaş, bu karesini 17 Aralık 2018’de sosyal medyada şu notla paylaşmıştı: “Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmayı dileyen taş ezilmeyi ve yontulmayı göze almalıdır.” Fotoğraf: İbrahim Şahin.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü son sınıf öğrencisi olan Akbaş, Şanlıurfa’nın Aşağı Demircik Köyünden 6 çocuklu bir ailenin oğlu. Babası çiftçi, annesi ev hanımı. 6 kardeşin ikincisi. Beş kardeşiyle birlikte okuduklarını belirten Akbaş, “Mezuniyetime bir ay kala tutuklandım. Zaten kıt kanaat imkanlarla okuyordum, tutuklanmasaydım şimdiye mezun olmuştum.” dedi.

BEN TERÖRİST DEĞİLİM

Dört yıldır Trabzon’da yaşayan Akbaş, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 2 Mayıs 2019’da Trabzon’da gözaltına alındı. 6 Mayıs 2019’da Şanlıurfa’da tutuklandı. “İnandığım tüm mukaddesler üzerine yemin ederim ki ben terörist değilim” diyen Akbaş, kimsenin kendisini yakalamadığını, ayaklarıyla ifade vermeye gittiğini belirtip “Hatta iki kez gittim, hakkında işlem yapmaya gerek yok dediler. Benim kendimden endişem olsa gidip teslim olmazdım” diye yazdı.

SENİ TOPAL HALİNLE Mİ İÇERİ ALMAYACAKLAR!

Mektubunda iç konuşmalarına yer veren, görüş günlerinde anne babasıyla yaşadıklarını da anlatan Sebahattin Akbaş:

“Bu süreçte öyle şeylere şahit oldum ki, bazen kendi kendime ‘Yahu Sebahattin adamlar emziren kadınları bebekleriyle beraber içeri alıyorlar. Seni topal halinle mi içeri almayacaklar’ diyorum. Ama durum böyle olmamalıydı. Bazen çığlık atıp gök kubbeyi yırtıp Allah’a sesimi duyurmak istiyorum. Bağırmaya gerek yok ki Sebo diyorum. Allah sesini duyuyor ve ne durumda olduğunu biliyorum diyorum. Lakin yaşadığım acılardan dolayı gözyaşlarıma engel olamıyorum. Bazı geceler yüzümü gözyaşlarıyla yıkıyorum. Ruhumun temizlendiğini hissediyorum ağlarken. Her açık görüşte gariban anam babam ile gözyaşlarına boğuluyoruz.”


EN ÇOK TOP OYNAMAYI ÖZLEDİM

İki yıldır Trabzon Ortahisar Belediyesi Ampute Futbol Takımında oynayan Akbaş, hem bir Karadeniz tutkunu, hem de futbol aşığı. 63 nolu formaya ile sahaya çıkan Akbaş, Trabzonspor ile yaptıkları maçı sosyal medya hesabından böyle yayınlamıştı.

ANNEM BABAM PERİŞAN

Abisinin tahliye edilmesini istediklerini belirten kız kardeşi Kader Akbaş şöyle devam etti: “Abimin sağ bacağı sol bacağında 14 santim kısa. Sol ayağında da dezenformasyon var, yani parmakları yok. Çocukluğundan beri geçirdiği ameliyatlar sayesinde şu an yürüyebiliyor. Her şeye rağmen futbol oynuyordu. Cezaevinde en çok top oynamayı özlediğini söylüyor. Annem babam perişan. Yarın mahkemesi var. Tahliye edilmesini istiyoruz. Onun durumundaki biri cezaevinde kalmamalı.”

SEBAHATTİN AKBAŞ’IN MEKTUBU






18 Temmuz 2019 Perşembe

“Kardeşim cezaevinde sakat kalmak üzere!”

18 Temmuz 2019 
İlahiyat öğrencisi Esra Çepik, bel kayması rahatsızlığına rağmen bir yıldır cezaevinde tutuluyor. Cezaevi yönetimi tarafından tedavisi aksatılıyor. Ablası Fikriye Canlıer, "Kardeşim cezaevinde sakat kalmak üzere" diyor.


Esra Çepik (25) Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık öğretim İlahiyat Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyken hakkında gözaltı kararı çıktı. Telefonuna Bylock uygulaması yüklediği  ve Hizmet Hareketi gönüllüsü olduğu gerekçesiyle 27 Temmuz 2017 tarihinde gözaltına alındı.

8 günlük nezarethane sürecinden sonra adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Bir yıl sonra aynı tarihte Esra Çepik için yeniden tutuklama kararı verildi. Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesi,önce 03.07.2018'de tutukluluğuna, sonra 23 Ekim 2018'de Çepik hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmetti.

Esra Çepik, defalarca yazdığı dilekçelerin ardından cezaevi yönetiminin izniyle 3 ay önce doktora götürüldü. Doktor, MR çekilmesi gerektiğini söyledi. Ancak cezaevi yönetimi, MR çektirmeye izin vermedi.

OLAYIN ARDINDAN BABAM KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Şanlıurfa Hilvan Cezaevinde bulunan Esra Çepik'in ailesi, BOLD'a konuştu. Esra Çepik'in küçük ablası Zeynep Çepik, kardeşinin gözaltına alındığı gün yaşananları anlattı. Esra Çepik'i tutuklamak üzere polisler, Çepik ailesinin yaşadığı Şanlıurfa'nın Bozova köyüne gitti. Evin etrafını askerler kuşatırken 3 araç da dışarıda üniversite öğrencisi Esra Çepik'i bekledi.

Abla, Zeynep Çepik, "Bu olayın ardından babam kalp krizi geçirdi. 8 günlük gözaltı sürecinde şeker hastası olan annemin kan değerleri 600'e çıktı" dedi. Hasta halleri ile her hafta cezaevine ziyarette bulunan anne-baba artık kızlarının serbest bırakılmasını istedi.

MAHKEME, RAPORU DİKKATE ALMADI

Zeynep Çepik, mahkeme sürecinde kardeşinin sağlık raporunu hakime sunduklarını ancak raporun hiç dikkate almadığını bildirdi. Kardeşinin cezaevinde arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını karşılayabildiğini vurguladı. Oturup kalkarken ya da yürürken bile artık çok zorlandığını belirtti.


CEZAEVİNDE DAHA DA KÖTÜYE GİDİYOR

Büyük abla Fikriye Canlıer de kardeşi üniversiteye başladığında ortaya çıkan bel kayması rahatsızlığının cezaevi şartlarında daha kötüye gittiğini aktardı.

Canlıer, Esra Çepik'in hastalığı ile ilgili "Biz, ilaçlarını götürdük, içeriye almadılar. İçeride doktorların ilgileneceğini söylediler. Ama doktorlar da ilgilenmemiş" ifadelerini kullandı. Görüş sırasında kardeşinin çok yavaş hareket edebildiğini dile getirdi.

"Abla artık dilekçe yazmaktan yoruldum" diyen Esra Çepik'in, taleplerinin dikkate alınmaması nedeniyle yeni dilekçe yazmadığını anlattı.

Esra Çepik, ablası Fikriye Canlıer ve yeğeni ile birlikte Şanlıurfa Hilvan Cezaevinde. (05.04.2019)

Fikriye Canlıer, şu bilgileri paylaştı: "Koğuşları 27-28 kişi. İki koğuşu birleştirmişler. Şanlıurfa'nın sıcağında buna dayanamazsınız. Çamaşırları ellerinde yıkıyorlar ama kardeşim yıkayamıyor, arkadaşları yardımcı oluyor. Çünkü oturup kalkamıyor. Açık görüşe gittiğimizde elinde bir poşeti varsa onu arkadaşları alıyor o yavaş yavaş yürüyerek geliyor. Arkadaşları içeri giriyor o arkadaşlarından sonra geliyor. Yatıp uyuyamıyor arkadaşları masaj yapıyor, yine de yatamıyor."

SULAR HEP KESİK

Görüş günlerinde cezaevine giden abla Canlıer, içeride su sıkıntısı olduğunu, su akmadığı için kimsenin ellerini yıkayamadığını söyledi. "Günde 1 saat su veriliyor sadece. Belli bir saatte su veriyorlar o saatte kullandık kullandık kullanamadık kalıyorsun, diyor kardeşim. Bunların banyo yapmaya, çamaşır yıkamaya, abdest almaya ihtiyacı var. İçme suyu da kısıtlı, kantinden alıp içebiliyorlar. Yemekler kısıtlı, su kısıtlı..." dedi.

KOLTUK DEĞNEĞİ KULLANMASI GEREKECEK

"Doktora götürmek için kardeşimin sakatlanmasını ya da ölmesini mi bekliyorlar" diye soran Canlıer, şöyle devam etti:

"Benim kardeşim daha çocuk... Zaten suçsuz yere tutukladınız, o zaman içeride ilgi gösterin onlara. Şu anda kendisi hiç oturup kalkamıyor, arkadaşları yardımcı oluyor. Eğer böyle devam ederse bir iki ay sonra koltuk değneği kullanması gerekir."

5275 sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre, cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyen kişilerin cezası, hasta iyileşinceye kadar ertelenmesi gerekiyor. Fakat bu yasa, Cemaat operasyonları kapsamında tutuklananlara uygulanmıyor, kanunlar çiğneniyor. Türkiye cezaevlerinde 2019 yılı itibariyle yaklaşık 1154 hasta ve engelli tutuklu bulunuyor.

Esra Çepik, cezaevine girmeden önce. (Haziran 2018)
 * Bu haber Gül Nur Hasesoğlu imzasıyla www.boldmedya.com'da da yayınlanmıştır.