Karagöz ve Hacivat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karagöz ve Hacivat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2014 Pazartesi

Polonya’nın imdadına Karagöz yetişti

8 Aralık 2014
İki ay önce İstanbul'a gelen Polonya kültür bakanı, milli şairleri Adam Mickiewicz'in Tarlabaşı'ndaki müzesini ziyaret ediyor ve çok üzülüyor. Beyoğlu gibi merkezi bir bölgede kimsenin uğramadığı müzeyi ve Mickiewicz'i Türklere nasıl tanıtabiliriz diye düşünüyor. Ve tam o sırada karşısına bakın kim çıkıyor?
Bu yıl, Türkiye ile Polonya diplomatik ilişkilerinin 600. yıldönümü kutlanıyor. Polonya Kültür ve Ulusal Miras Bakanlığı Türkiye'de, bizim Kültür ve Turizm Bakanlığı ise Polonya'da çeşitli etkinlikler yapıyor. Ömer Çelik, Polonya'ya sergiler götürüp açılışlara katılıyor mu bilemiyoruz ama Polonya'nın bakanı Prof. Dr. Malgorzata Omilanowska 31 Ekim'de Pera Müzesi'nde açılan “Polonya Sanatında Oryantalizm” sergisinin açılışına bizzat gelmiş ve Sultan Abdülaziz'in resim hocası Çelebovski'yi anlatmıştı. Hatta kendisine Varşova'daki Krakov Ulusal Müzesi'nin koleksiyonunda yer alan Sultan Abdülaziz'in eskizlerini Türkiye'ye getirip getirmeyeceklerini sorunca, “Krakov'da böyle bir koleksiyon olduğuna emin misiniz?” diye cevap vererek bizi şaşırtmış, kararlılığımızı görünce sözlerine şöyle devam etmişti: “Türkiye'den böyle bir talep gelirse eskizleri seve seve veririz. Eğer konservasyon açısından bir sorun yoksa tabii ki. Bakan olarak böyle bir serginin hayata geçirilmesinden memnuniyet duyarım.”

Evet, Krakov Ulusal Müzesi'nde böyle bir koleksiyon var. Geçen yıl ekim ayında o müzeden alınan eskizlerin tıpkıbasımları Lütfi Şen küratörlüğünde Dolmabahçe Sanat Galerisi'nde sergilenmişti. Diplomatik ilişkilerin kutlandığı 2014'e, en çok yakışan sergilerden biri elbette Sultan'ın eskizlerinin orijinalini Türkiye'de görmek olurdu. Fakat kimsenin henüz böyle bir girişimde bulunmadığı ortada.

Başa dönersek, bakan Malgorzata Omilanowska, Pera'daki sergiden sonra, Polonyalı şair Adam Mickiewicz'in Tarlaşbaşı'ndaki müzesini ziyaret ediyor ve çok üzülüyor. Beyoğlu gibi merkezi bir bölgede kimsenin uğramadığı müzeyi ve milli şairleri Mickiewicz'i Türklere nasıl tanıtabiliriz diye düşünüyor. Ve tam o sırada karşısına bakın kim çıkıyor? Geçtiğimiz nisanda kaybettiğimiz Karagöz ustası Tacettin Diker'in öğrencisi Umut Nebioğlu. Polonyalı bakan müzede, şairin “Mürted” adlı şiirinden yola çıkılarak hazırlanan Karagöz oyununun videosunu izleyince bu fikrin sahibi, dört yıldır Polonya'da yaşayan Umut Nebioğlu'nu ve 2012'de kurduğu Teatr Ka'yı İstanbul'a gönderiyor. Umut Nebioğlu, Albert Kwiatkowski ve drama eğitmeni Monika Wyrzykowska'dan oluşan Teatr Ka, geçtiğimiz hafta şiirle aynı adı taşıyan “Mürted”i Tarlabaşı'ndaki kahvehanelerde sahneledi. Barış Kıraathanesi, Esnaf Kıraathanesi, Klarnetçi Erol'un Müzisyenler Kahvesi, Yeni Şehir Esnaf Kıraathanesi bir hafta boyunca Karagöz oyunuyla şenlendi. Oyuna, Tacettin Diker'in kızı Gülderen Diker'in yanı sıra Öznur Apaydın da eşlik etti. Nebioğlu, son gün olan 6 Aralık cumartesi ise çocuklara yine şairi anlatan bir atölye çalışması yaptı. Hep beraber sokaklarda şairin izlerini aradılar ve sonra da müzeyi gezerek günü noktaladılar. Polonya'daki Adam Mickiewicz Enstitüsü ve Culturel.pl sitesinin de destelediği Mürted, bundan sonra Polonya'da sahnelenecek. Polonya'daki kültür evleri, müzeler ve okullarda dört yıldır Karagöz oynatan Nebioğlu, “UNESCO mirasındaki Karagöz'e Polonyalılar ilgi gösteriyor. Teatr Ka olarak İstanbul'a daha sık gelmek isteriz." diyor.

“Karagöz, Mickiewicz'den Anlatıyor-Mürted” projesinin amacı, şairin eserlerini ve müzesini tanıtmaktı. Fakat Polonya bakanının ilgilenmesi gereken başka bir konu daha var. Şairin Türkçede yayınlanmış şiir kitabı bulunmuyor. Sadece bazı şiirleri çeşitli vesilelerle dilimize çevrilmiş. Çünkü yazdığı dil, Osmanlı Türkçesi gibi Polonya'da eskiden kullanılan ağır bir dil. Paşa olmak için din değiştiren bir adamı ve aşkını anlatan Mürted'in oyunda kullanılan çevirisini ise Ankara Üniversitesi Leh Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Neşe Yüce yapmış. Herhalde Polonya dili ve edebiyatı bölümümüz, bu ‘ağır dil' nedeniyle bugüne kadar Mickiewicz'in şiirlerini yayınlamayı düşünmedi…  

Mill şair 

Romantik şiirlerin şairi 24 Aralık 1798'te doğan Adam Mickiewicz, kolera nedeniyle 26 Aralık 1855'te İstanbul'da şu anda müze olan evde öldü. Naaşı, iç organları tahnit edilerek Polonya'ya götürüldü. Tarlabaşı, Tatlı Badem Sokak'taki Adam Mickiewicz Müzesi, şairin ölümünün 100. yılında (1955) açıldı. Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü'ne bağlı olan müzede, şairin hayatına dair fotoğraflar, gravürler, eşyalar ile Polonya'nın özgürlük mücadelesini anlatan belgeler sergileniyor. İstanbul'a 1855'te gelen Mickiewicz'in amacı Rusya ile yapılmakta olan Kırım Savaşı`nda, Türk hizmetinde çalışan Polonyalılarla ilişkileri arttırmak, onları güçlendirmekti. Polonya'nın milli şairi olan Mickiewicz, romantik şiirleriyle Polonya halkının milli mücadelesine önemli katkıları bulunuyor. Paşa olmak için din değiştiren Polonyalı bir adamı ve aşkını anlatan Mürted (din değiştiren), Polonya henüz kurulmadığı bir dönemde yazıldığı için aslında şairin vatan özlemini anlatıyor.

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ





12 Temmuz 2014 Cumartesi

Yunus Emre hayal perdesinde

12 Temmuz 2014
Karagöz oyunu, Ramazan’dan Ramazan‘a hatırlanıyor ve sadece çocuklara oynanıyor. Alpay Ekler, birkaç yıldır bu algının değişmesi için çabalıyor. Bugün Üsküdar sahilinde ilk kez gösterilecek olan Yunus Emre Hayal Perdesi’nde oyununu bu nedenle yazdı.
Yunus Emre'nin Hacı Bektaş-ı Veli ile karşılaşması.
Gölge sanatı Karagöz’ün toplum nezdindeki algısı çocuk oyunu olmaktan öte geçmiyor. Ramazan’dan ramazana hatırlatılan, eğlencelik, sıradan, hatta basit bir sanat olarak görülüyor. Oysa Karagöz hiciv sanatı. 2008’de kaybettiğimiz Karagöz araştırmacısı Metin And’ın ifadesiyle Karagöz’ün aslı siyasi taşlamaya dayanıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ‘aman devlete laf gelmesin’ diye bu yönü törpülendiği için, maalesef günümüzde basit bir içerikle, yılın bir ayında ortaya çıkıyor.

Bu algıdan rahatsız olan ustalar var elbette. Kukla sanatçısı Mahmut Hazım Kısakürek, sırf bu amaçla 2012’de politik bir Karagöz oyunu yazmış ve Bursa’da oynatmıştı. Karagöz deyince akla gelen önemli isimlerden biri olan Alpay Ekler de sözkonusu algıya direniyor. 3-4 yıldır çocuklar için Karagöz oynatmadığını ve eskiden yapıldığı gibi büyükler için oyunlar yazdığını söylüyor. Bugün Üsküdar sahilinde prömiyeri yapılacak olan “Yunus Emre Hayal Perdesinde” oyununu da bu amaçla yazdı ve izlemek isteyen herkese iftardan sonra oynatacak.

2007’den bu yana Kocaeli Üniversitesi Sahne Sanatları bölümünde geleneksel Türk tiyatrosu öğretim görevlisi olarak eğitim veren Ekler’in, Karagöz konusunda günümüzün en yetkin isimlerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Malum, Karagöz 2009’da UNESCO tarafından Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın UNESCO’ya sunduğu dosyada tasvir tarihi ve tasvir yapımını Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) üyesi olan ve şu anda UNIMA İstanbul’un başkanlığını yürüten Alpay Ekler geniş bir makalede anlatmıştı.

70'ten fazla tasvir yapıldı

Bu akşamki oyuna dönersek, Ekler’in ifadesine göre oyun birkaç açıdan önemli. İlk defa gölge oyununda halk şairi Yunus Emre anlatılacak. Ayrıca oyun için Yunus Emre’nin dedesi, ninesi, atı Akkız, Tapduk Emre ve Hacı Bektaş’ın da aralarında bulunduğu 70’ten fazla tasvir yapıldı. Yani Yunus Emre Hayal Perdesi’nde bugüne kadar oynatılan en fazla tasvirli oyun olacak. Yunus Emre’nin eserleri dikkate alınarak 6 ayda 12 kişilik ekip tarafından hazırlanan oyunda dört önemli sahnede bulunuyor: Yunus Emre’nin Taptuk Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, kendi aklı ve nefsiyle karşılaşması.

Gölge oyunlarında alışık olduğumuz komik taklitler Yunus Emre’de yok. Klasik Karagöz oyunlarından Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun’da olduğu gibi bir hikâye anlatacak Hacivat seyirciye. Karagöz de zaman zaman hikâyenin içine -Şeyh Küşteri meydanına- atlayıp biraz muzırlık yapıp hikâyeden çıkacak.

Yunus Emre’nin köyünde başlayıp Tapduk Emre’nin kapısında bitecek oyun için Alpay Ekler, “Yunus Emre’nin 19, 30 ve 40 yaşlarını canlandırıyorum. Oyun, Karagöz ile Hacivat’ın itiş kakışmasıyla başlayacak. Daha sonra Hacivat, Karagöz’e ‘Şimdi sana bir hikâye anlatacağım, dinle’ dedikten sonra Yunus Emre’nin hikâyesinin anlatılacağı bölüme geçilecek. Yunus Emre’nin Turna ile konuştuğu bir sahne var oyunumuzda. Turna, Bektaşi kültüründe çok önemlidir. Hz. Ali’nin sesinin turnada olduğu söylenir. Yani boş bir metnimiz yok. Bilenler anlayacak konuyu. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’yi de anlatıyoruz.” diyor.

Yunus Emre Hayal Perdesi için bugün Üsküdar sahiline, 1,2 x 4,5 metrelik özel bir sahne kurulacak. Alpay Ekler’in senaryosunu yazıp seslendirdiği ve yönetmenliğini yaptığı oyunun yapımcılığını Volkan Kara üstleniyor. Oyun için Levent Çelik özel müzikler besteledi, bu besteleri canlı olarak Hayal Musiki Topluluğu seslendirecek.
Moğol askeri ve Yunus Emre

Veda
Köln’deki Karagöz koleksiyonu saraydan çalındı

Bugünlerde Karagöz sanatçıları arasında bir tartışma sürüyor. Almanya’da yaşayan Karagöz sanatçısı Ali Köken, 30 Haziran 2014’te milliyet.tv’ye bir açıklama yaptı ve açıklamasında Karagöz oyununa ait nadide koleksiyonlardan birinin Almanya’da Köln Üniversitesi’ne ait olduğunu, toplam 150 parçadan oluşan bu zengin koleksiyonda 200 yıllık figürlerin yer aldığını ayrıca, bir şatoda muhafaza edilen koleksiyonda, Türkiye’de 1936’da basılan, Rahmi Balaban’a ait ilk Karagöz kitabının toplatılarak yakılmasına neden olan domuz figürü de bulunduğu söyledi. UNIMA İstanbul Başkanı Alpay Ekler, bu bilgilerin doğru olmadığını iddia ediyor:

“Açıklamaya göre Türkiye’de eski koleksiyon yok, Karagöz ile ilgili hiçbir şey yapılmamış, Almanlar bizden daha çok sahiplenmiş Karagöz’ü vs. Bunlar doğru değil. Hem Topkapı Sarayı’nda hem Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koleksiyonunda çok daha eski tasvirler yer alıyor. Köln’deki bu koleksiyon oraya nasıl gitmiş, ne zaman gitmiş, Asar-ı Antika Nizamnamesi’ne göre işlem yapılmış mı, yoksa kaçırılmış mı? Bu konular araştırılırsa bu milletin kültürüne daha çok hizmet edilir. Belki de o koleksiyonun Türkiye’ye geri gelmesine vesile olur. Domuz figüründen dolayı kitap toplatma olayının belgesi de yoktur. Domuz tasvirinin hangi oyunda kullanıldığı bilinmesi gerekir.” diyen Ekler, Avrupa’ya kaçırılan pek çok tarihi eser gibi Köln’deki Karagöz tasvirlerinin de saraydan çalındığını iddia ediyor.

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ