Cemal Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cemal Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2019 Çarşamba

Adliyelerde kalmayan adaleti sokakta arıyorlar

13 Kasım 2019
Sokaklar, adliye saraylarında adaleti bulamayanların kendilerini vurduğu alanlar olarak öne çıkmış durumda. Türkiye’deki parçalanmışlık, sokaklarda yerini birleşen ellere bırakıyor.

Türkiye’de her geçen gün artan baskı rejimi, ülkenin ezilen kesimleri arasında sokakta farklı birliktelikler oluşturmaya başladı. Geçmişte sol gruplar ve Kürtler’de görülen sokak eylemlerinin artık farklı müdavimleri var.

15 Temmuz’dan sonra hayatlarında ilk kez hapishane süreçleriyle karşılaşan kesimler, bireysel eylemlerle sokakta haklarını arıyor. Sokaklar, adliyelerde adaleti bulamayanların kendilerini vurduğu alanlar olarak öne çıkmış durumda. Türkiye’deki parçalanmışlık, sokaklarda yerini birleşen ellere bırakıyor.


CUMARTESİ ANNELERİ
Sokak eylemlerinin en eskilerinden biri her cumartesi Beyoğlu Galatasaray Medyanında toplanan Cumartesi Annelerinin yaptığı eylem. 27 Mayıs 1995’ten bu yana toplanan anneler, kimi zaman oturarak, kimi zaman basın açıklaması yaparak 90’lı yılların karanlık günlerinde gözaltında kaybedilen çocuklarının ya da faili meçhul cinayetlere kurban edilen yakınlarının akıbetini soruyor.

Her şey Hasan Ocak’ın işkence yapılmış cesedinin bulunmasıyla başladı. 12 Mart 1995’te Alevilerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul’un Gazi Mahallesinde kimliği belirsiz kişiler bir kahvehaneye silahlı saldırı gerçekleştirdi. 3 gün süren Gazi Mahallesi Olaylarında 22 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi yaralandı.


Hasan Ocak olaylardan sonra gözaltına alındı ve ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca onu aradı. 15 Mayıs’ta işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu. Ceset, Ocak gözaltına alındıktan 5 gün sonra Beykoz Ormanında köylüler tarafından fark edilmişti.

Hasan Ocak’ın bulunması için İnsan Hakları Derneğinin de desteğiyle başlayan kampanya cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü. İlk kez 27 Mayıs’ta Galatasaray Önünde oturma eylemi yapan 15-20 kişilik grup zamanla büyüdü.

2013’te Uluslararası Hrant Dink Ödülü verilen Cumartesi Anneleri, 745’inci haftalarında 15 Temmuz’dan sonra siyah Transporter ile Şubat 2019’da kaçırılan 6 kişi için buluştu. Salim Zeybek, Mustafa Yılmaz, Gökhan Türkmen, Erkan Irmak, Özgür Kaya ve Yasin Ugan’ın eşleri ve annelerinin katıldığı buluşmayla Cumartesi Anneleri tüm kesimleri kucaklayan daha büyük bir harekete dönüştü.
HARBİYELİ ANNELER

Cumartesi Annelerine ilham olan 41 yıl önce mücadeleye başlayan Arjantinli Mayıs Anneleriydi. Arjantin’de kirli savaş olarak adlandırılan diktatörlük döneminde (1976-1983) sol görüşlü 30 binden fazla kişi kayboldu. Arjantinli anneler de gözaltında kaybedilen çocuklarını arıyorlardı. 25 yıl önce mücadeleye başlayan Cumartesi Anneleri de Harbiyeli Annelere esin kaynağı oldu.

Kara Harp Okulundan (KHO) 367 öğrenci 15 Temmuz 2016 gecesi darbe gerekçesiyle tutuklandı. 108 öğrenci Haziran 2019’da beraat etti ancak KHO’dan 259, Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulundan 26 öğrenci üç yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. Kimine müebbet, kimine 12 ya da 17 yıl ceza verildi.

Harbiyeli Anneleri, Silivri Cezaevinde tutuklu olan ve müebbet verilen askeri öğrenci Taha Furkan Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya öncülüğünde her çarşamba Ankara Sakarya Caddesinde çocukları için adalet arayışına çıkmaya karar verdi.

25 Eylül 2019’da başlayan ilk eylem Melek Çetinkaya’nın gözaltına alınmasıyla sona erdi. Çetinkaya vazgeçmedi. Her hafta eylemlere diğer annelerle birlikte Ankara’da devam ediyorlar. TBMM’ye gitmeye kalktılar engellendiler, Kızılay’da otobüsten iner inmez gözaltına alındılar ve bu defalarca tekrar etti ama yine vazgeçmediler.
NEVİN YILMAZ


Cemaat soruşturmaları kapsamında yargılanırken devlet güçleri tarafından zorla kaybedilen Mustafa Yılmaz’ı arayan anne Nevin Yılmaz da önemli sembollerden biri oldu. Kendi halinde bir Anadolu kadını olan ve politik yönü bulunmayan Nevin Yılmaz, hukuksal yolların bittiği noktada kendini sokağa vurdu.

Beyaz önlüğe bastırdığı oğlunun fotoğrafını pardösüsünün altına saklayan Nevin Yılmaz, kalabalık yerlerde aniden ortaya çıkıp “Yavrumu istiyorum, bana yavrumu verin” çığlıkları attı, defalarca gözaltına alındı. Bir çoğunda fenalık geçirip bayıldı. Nevin Yılmaz’a bu eylemlerinde KHK’lı sol gruplar destek verdi.
YÜKSEL DİRENİŞÇİLERİ


Yüksel Direnişi, 9 Kasım 2016’da Nuriye Gülmen ile başladı. CNN International’ın 2016’nın önde gelen 8 kadını arasında gösterdiği Gülmen, Konya Selçuk Üniversitesinde akademisyenliğe başlamıştı. Ertesi gün 15 Temmuz oldu ve örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 679 sayılı KHK ile okuldaki görevinden atıldı. O günden itibaren kaybettiği işine geri dönmek üzere Ankara Yüksel Caddesindeki İnsan Hakları Anıtı önünde 9 Kasım 2016’da ‘İşimi Geri İstiyorum’ eylemini başlattı. Yüzlerce kez gözaltına alındı.

Nuriye Gülmen’e daha sonra Semih Özakça katıldı ve birlikte açlık grevine başladılar. Gülmen 59 kilodan 34 kiloya düştü. Nuriye Gülmen 26 Ocak 2018’de açlık grevine son verdi. Fakat Yüksel’deki “İşimizi Geri istiyoruz” direnişi devam ediyor. KHK ile atılan Acun Karadağ, Deniz Aydın, Murat Çeşme, Gülnaz Bozkurt, Nazan Bozkurt, Simge Aksan, Özge Çırpan, Burak Aydemir, Sibel Balaç, Mehmet Dersulu gibi isimler haklarını geri almak için gün oradalar.
HDP ÖNÜNDEKİ ANNELER


Hacire Akar, 21 Ağustos’ta kaybolan oğlu Mehmet’in (21) HDP’liler tarafından dağa kaçırıldığını iddia edip, 1 gün sonra partinin Diyarbakır binası önünde oturma eylemine başladı. Eylemin 3. gününde Mehmet Akar ortaya çıktı, annesine kavuştu. Oğluna kavuşan Hacire Akar, çocukları kayıp diğer annelere çağrıda bulundu.

Çağrıya 3 anne cevap verdi. 3 Eylül 2019’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl binasının önünde Fevziye Çetinkaya, Remziye Akkoyun ve Ayşegül Biçer bir araya gelerek oturma eylemi başlattı. Anneler, PKK’ya katılan çocuklarının dağa çıkmasında HDP’nin aracı olduğunu iddia ediyorlardı.
Anne sayısı daha sonra 56’ya kadar yükseldi. Bu eylemin devletin yönlendirmesiyle başladığı ailelerin de açıklamalarıyla ortaya çıktı. Eyleme gelen AKP’li siyasetçiler ve sanatçılarla yandaş medyanın yaptığı yayınlar bunun göstergesiydi. Yine de çocuğunu arayan annelerin çığlıklarının kutsallığına herkes saygı duydu.
CEMAL YILDIRIM


677 Sayılı KHK ile Maliye Bakanlığı Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğünden ihraç edilen devlet memuru Cemal Yıldırım 13 Mart 2017’den bu yana Ankara’da eylem yapıyor. Önce iş yerinin önünde “İşimi geri istiyorum” pankartı açan Yıldırım, daha sonra bu eylemlerini Ankara’nın her yerine taşıdı. Yüksel Direnişçileri, Veli Saçılık, HDP Ankara, Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi isimlerin destek verdiği Yıldırım iki yılda birçok kez gözaltına alındı, para cezası kesildi.

Cemal Yıldırım 16 Eylül 2019’da kendisinin ifadesiyle ‘AKP’nin iki yüzlülüğünü ortaya çıkarmak’ için Kocatepe’deki AKP İl Başkanlığının önünde elinde dövizle 5 gün oturma eylemi yaptı, her seferinde gözaltına alındı. Amacı HDP’nin önündeki annelere oturma izni veren AKP’nin Ankara’da aynı eylemleri neden yasakladığına dikkat çekmekti. Sosyal medyayı da aktif kullanan Cemal Yıldırım sokak eylemlerine devam ediyor.
MAHMUT KONUK
22 Kasım 2016’da 677 sayılı KHK ile ihraç edilen Mahmut Konuk 989 gündür sokaklarda… Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğünden ihraç edilen Konuk, 27 Şubat 2017’de iş yerinin önünde başlattığı eylemlerine devam ediyor. 142. haftasına girdi. O da her seferinde gözaltına alınıp 320 TL para cezasına çarptırılıyor. “40 yıllık emeğimi gasp edemezler, iki elim yakanızda” diyen Konuk en son eyleminde şöyle dedi:




“Anayasal bir hak olan basın açıklaması yapmaya çalışıyorum. Elimde Anayasa Mahkemesinin ‘OHAL koşullarında bile basın açıklaması yapmak anayasal bir haktır’ şeklindeki kararı, Ankara Valiliğinin Ankara Barosunun yazısına verdiği ‘Ankara’da Genel Bir Eylem Yasağı Yoktur’ şeklindeki yazı, bunları sallıyorum ve “Bakın suç işliyorsunuz, öyle bir ülke yarattınız ki birileri dörder maaş alırken insanlar dörder dörder intihar ediyor.

Bu kadar sıkarsanız bu toplum patlar, patladığında da altında kalırsınız” diyorum ama harami saltanatının zebanileri gibi saldırıyorlar. Gözaltı aracına atıyorlar ancak tamamen vesayet altına almış olsalar da “hukuk” karışmasın diye resmi gözaltı işlemi yapmıyorlar, hastaneye götürüp Kabahatler Kanunundan İdari Para cezası kesip bırakıyorlar. Tam bir hukuksuzluk rejimi, tam bir yağma ve talan düzeni, tam bir zulüm ve zorbalık düzeni, tam bir Harami Saltanatı… Ama ne yaparlarsa yapsınlar bizi yıldıramazlar.”
KENAN GÜNGÖRDÜ


Terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçe gösterilerek işten atılan Zeytinburnu Belediyesi çalışanı Kenan Güngördü, belediye önündeki eylemleri 500 günü geçti. 3 Nisan 2018’de KHK ile işinden atılan Güngördü de defalarca kez gözaltına aldı. Belediye başkanı 1600 belediye çalışanına ‘onunla konuşmayın, su vermeyin’ talimatı verdi. İdare mahkemesine açtığı işe iade davasını kazanan Güngördü, işe başladıktan 6 dakika sonra ‘personel ihtiyacımız yok’ cevabı verilerek bir kez daha işten atıldı.

Hukuksuzluklara karşı Ankara’ya yürüyüş yapan Kenan Güngördü bir röportajda “Beni oradan kaldırmak için her türlü şeyi yaptılar. ATM bile diktiler oraya. Gölgesinde eylem yaptığım ağacı kestiler. Yaz sıcağında gölge olmasın diye yapmışlardır. Ancak yaptıkları her haksızlık benim öfkemi arttırıyor, ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anlıyorum.” demişti. Güngördü mağduriyetlere son verilinceye kadar eylemlerine devam etmeye kararlı.
OKTAY İNCE
Oktay İnce, 20 yıllık video arşivine polis tarafından el konulan bir video aktivist. 20 yıldır belgesel film üreten İnce’nin arşivine polis, 18 Ekim 2018’de İzmir’deki evine baskın yapılarak el koydu. Sokaklardaki hak arama mücadelelerini kaydeden İnce o günden beri ‘Filmlerimi yazılarımı ve arşivimi geri istiyorum’ pankartı açarak birikimlerine alıkonulmasını protesto ediyor.

Hakkındaki suçlama sosyal medya paylaşımlarında ‘terörü ve terör örgütünü övmek’ . Dosyası Ankara’ya taşınan İnce eylemlerini de Ankara’ya taşıdı ve geçtiğimiz haftalarda Ankara Sinema Genel Müdürlüğü önünde kendini zincirledi. Gözaltına alındı, bırakıldı, tekrar eylem yaptı, tekrar gözaltına alındı… İnce de mücadelesinde kararlı.
TÜRKAN ALBAYRAK
8,5 yıldır çalıştığı Sarıyer İlçe Sağlık Müdürlüğünden ‘güvenlik ve arşiv araştırması’ gerekçesiyle tazminatsız atılan Türkan Albayrak (55) da sokağa çıkarak adalet çağrısı yapıyor. 15 Ağustos 2018’de çıkarıldığı işine geri dönmek için Sarıyer Kaymakamlığı önünde eylem yapan ve gözaltına alınan Albayrak, serbest bırakıldıktan sonra eylemine aynı yerde devam etti. 400’den fazla günü geride bıraktı. Türkan Albayrak eşinin hastalığı nedeni ile bir süredir Sarıyer’de eylem alanı olarak belirlediği parka gidemese de protestolarına sosyal medyada devam ediyor.

 


54 yaşındaki Türkan Albayrak’ın aslında bu ilk eylemi değildi. Taşeron temizlik işçisi olarak beş yıldır çalıştığı Paşabahçe Devlet Hastanesinden sendikal faaliyetleri nedeniyle 9 Temmuz 2010’da işten çıkarılmıştı. O günlerde 117 gün boyunca hastane bahçesinde kurduğu çadırda oturma eylemi yaptı.

Bu eyleminin ardından İl Sağlık Müdürlüğü ile sözleşme imzaladı ve sözleşmeli personel olarak onu tekrar işe başladı. Açtığı işe iade davasını da kazanan Albayrak’ın, bu süreçteki maddi kaybı da telafi edildi. Türkan Albayrak en son başlattığı eyleminden henüz sonuç alabilmiş değil. Fakat şimdiye kadar yaşadıklarını ‘Direndiğin Kadar Güçlüsün’ isimli kitabında bir araya getirdi.

 KEZBAN ANA


19 Temmuz 2018 perşembe günü Armutlu Cemevi’ne düzenlenen baskında, Cemevi başkanı Zeynep Yıldırım gözaltına alınmıştı. Kamuoyunda Kezban Ana olarak tanınan Zeynep Yıldırım’ın annesi ise o günden beri cemevi önünde oturma eylemi yapıyor. 79 yaşındaki Kezban Ana’ya zaman zaman çeşitli sendika ve meslek örgütlenmelerinden de destek geliyor.

Eyleminde 473. günü geride bırakan Kezban Ana ve ona destek verenler her gün saat 13.00-16.00 arasında Zeynep Yıldırım’ın özgürlüğüne kavuşması için oturuyor. Eylem 16.00’da cemevinin önünde ‘Zeynep Yıldırım serbest bırakılsın’ sloganının atılmasıyla sona eriyor.

15 Eylül 2019 Pazar

Cemal Yıldırım: AKP’nin ikiyüzlüğünü ortaya çıkarmak istiyorum

15 Eylül 2019
KHK’lı devlet memuru Cemal Yıldırım, yarından itibaren 5 gün boyunca AKP Ankara İl Başkanlığının önünde oturma eylemi yapacak. İki yıldır hakkını aramak için sokağa çıkan Yıldırım, tek bir amacı olduğunu söylüyor.




677 Sayılı KHK ile ihraç edilen devlet memuru Cemal Yıldırım 13 Mart 2017’den bu yana Ankara’da eylem yapıyor. Sadece kendisi için değil, haksızlığa uğrayan herkes için döviz açan Yıldırım, eşleri kaçırılan ailelere, müebbet hapis cezasına çarptırılan Harbiyeli askeri öğrencilere, hasta tutuklulara, işkence görenlere kadar herkesin sesi olmaya çalıştı.

Herkesi de insan hakları ve demokrasi paydasında birleşmeye davet etti. İnsanlık dışı uygulamalara hep birlikte karşı çıkılması gerektiğini anlattı ve KHK mücadelesini ileriye taşımanın yolunun buradan geçtiğini vurguladı.

Eylemlerinde bugüne kadar Yüksel Direnişçileri, Veli Saçılık, HDP Ankara, Miletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, çeşitli dergi çevrelerinin destk verdiği Yıldırım iki yılda içinde birçok kez gözaltına alındı, para cezası kesildi. Yıldırım, yarından itibaren ise 5 gün boyunca Ankara Kızılay Kocatepe’deki AKP İl Başkanlığının önünde elinde dövizle oturma eylemi yapacak.

“Pazartesi gününden itibaren Ankara AKP il binası önünde ‘İhraç edildim, işimi ekmeğimi çocuğumun geleceğini geri istiyorum’ oturma eylemi yapacağım. Saat 12-13 saatleri arasında. Yılmıyor, sinmiyor, teslim olmuyoruz. Haklıyız haklarımızı alıncaya dek mücadeledeyiz…Biz kazanacağız.” açıklaması yapan Cemal Yıldırım amacını şöyle anlatıyor:

“Bir tarafta demokrasi varmış gibi hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde atılan işçiler oturma eylemi yapabiliyor, diğer tarafta HDP il binasının önünde devlet oturma eylemi yapıyor, ilginç bir şekilde. Bir komedi resmen. Bizler sokağa çıkıp hak aradığımızda gözaltına alınmamız 1 dakika sürmüyor. Anayasal hakkımız engelleniyor. Amacım burada AKP’nin ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarmak. ”

Cemal Yıldırım ile eylemlerine dair bir röportaj yaptık.



Sizi eylem yapan adam olarak tanıdı herkes. Siz kimsiniz?

1970 Ankara doğumluyum. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. 1998’de Maliye Bakanlığına girdim. Ankara Defterdarlığında Muhasebe Müdürü olarak çalışmaya başladım. iki dönem sendika başkanlığı yaptım, iki dönem yöneticilik yaptım ve o dönemde sürgün yedim sendikal faaliyetlerimden dolayı.

Hangi sendika?

KESK’a bağlı Büro Emekçileri Sendikası. İdari cezalar aldım ama o dönemde açılan davaların hepsinden beraat ettim. Epeyce bir dava açılmıştı. 15 Temmuz’dan sonra, AKP darbesi sonrasında da bize yönelik bir şeylerin de olacağını biliyordum. 22 Kasım 2016’da 677 Sayılı KHK ile işimden atıldım. 18 yıllık memuriyetim vardı atıldığımda.

Eylemlere ne zaman başladınız?


Ben atıldığımda Yüksel Caddesinde eylemler yeni başlamıştı. Bir süre evde oturduktan sonra daha fazla evde kalamayacağımı fark ettim. Birçok insanın hakkını arayan biri olarak kendimde bir haksızlığa uğradığımda sokağa çıkmam gerekiyordu. AKP’nin politikası bizi ‘terörist’ diye yaftalayıp toplumdan yalıtmak. Evimize hapsolmamızı istiyorlardı. Biliyorsunuz 60 intihar vakası var. Toplumdan yalıtılmak ve arkadaşların içlerine kapanmaları bu intiharların nedenlerinden bir tanesi. Bizim kafamızı eğeceğimiz hiçbir durum yok. Bu nedenle sokakta olmalıydım.

Dönem dönem Yüksel Caddesindeki eylemlerde arkadaşlara destek verdim ama 13 Mart 2017’de kendi işyerimin önünde eyleme başladım. İk ay hafta içi her gün oradaydım. Sonrasında benimle birlikte atılan kadın bir arkadaşımız vardı, o da bana katıldı ve 1 yıl boyunca bu eyleme devam ettik.

Çalışma arkadaşlarınız sizi görünce nasıl tepki veriyor, ne diyorlardı?

İlk iki ay çok zor geçti. İki otobüs çevik kuvvet ve sayısını bilemeyeceğim kadar sivil polis vardı. Ciddi bir korku atmosferi yarattılar. Çünkü bizim işyerimiz, Ulus’ta Valiliğin hemen yan tarafındaydı. 20 metre ilerisi valilikti. Bana selam verenler hakkında soruşturma açacaklarını dahi söylediler. İnsanları tehdit ettiler. Göz ile selam veriyorlardı başlangıçta. Sonrasında o atılma korkusu büyüdü. Eylemin son iki ayında ben her gün gözaltına alınıyordum. Arkadaşlar da aşağıya inip gözaltına alınırken beni alkışlıyorlardı. O derece korkuları artmıştı.


Bir yıl sonunda nerede devam ettiniz eylemlere?

İş yerinin önünde artık bizim alacağımız bir şey olmadığına karar verince eylemi orada sonlandırdık. Benimle birlikte eyleme başlayan arkadaş OHAL Komisyonu tarafından işe iade edildi. “Bir şey yapmayın, yaparsanız iade edilmesiniz” gibi cümleleri de boşa çıkarmış olduk. 13 Mart 2018’de iş yeri önündeki eylemi bitirdik, hemen o hafta cumartesi günü Sakarya Caddesinde eylemlere başladım. 6 ay devam ettim. Sonra ara vermek zorunda kaldım.

Neden ara vermek zorunda kaldınız?

Eşimin işyerinde sıkıntı çıkmaya başlamıştı. Tek geçim kaynağımız eşimin işiydi. Onu da açığa aldılar zaten ve halen bir görev vermiyorlar. Oysa kendisi başarılı bir bankacıdır. Fakat haksızlığa tahammülüm olmadığı için bu yılın mart ayında tekrar eylemlere başladım. O günden beri de devam ediyorum. Çıkar çıkmaz bir dakika sürmeden hemen gözaltına alıyorlar. Ben şimdi strateji değiştirdim. Ankara’nın her yeri eylem alanı. Elimde dövizle oturma eylemi yapıyorum. Polis oralara gelmeden eylemi yapıp bitiriyorum. Yetişemiyorlar.



Nerelerde eylem yapıyorsunuz?

Anayasa Mahkemesi önünde yaptım. İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu önünde yaptım. Güvenpark’ta yaptım. Yarın da AKP Genel Merkezi önünde yapacağım. Onu ilan ettim. 5 gün boyunca oturma eylemi yapacağım.

Şu anki Türkiye ortamında AKP’nin önünde eylem yapmak büyük bir cesaret, aynı zamanda risk değil mi?

Dün biliyorsunuz Melek Çetinkaya’yı yanıma gelir gelmez gözaltına aldılar. Ben de öyle bir şey bekliyorum açıkçası. Benim amacım burada AKP’nin ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarmak. Bir tarafta demokrasi varmış gibi hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde atılan işçiler oturma eylemi yapabiliyor, diğer tarafta HDP il binasının önünde devlet oturma eylemi yapıyor ilginç bir şekilde. Bir komedi resmen. Bizler sokağa çıkıp hak aradığımızda gözaltına alınmamız 1 dakika sürmüyor.

Melek Çetinkaya gözaltına alınırken sizin elinizde döviz yoktu, onun vardı.

Sakarya Caddesinde cumartesi günleri yaptığım eyleme ben elimde dövizle çıkmıyorum. Sadece sohbet ve arkadaşlarla tanışmak için gidiyorum artık. Özellikle mütedeyyin arkadaşların sokağa çıkma alışkanlığı yok. Sakarya Caddesine de bir tek o arkadaşlar geliyor. Oraya benim yanıma gelebilmeleri bile önemli bir şeylerin kırılmasına neden olduğunu düşünüyorum. Cumartesi günleri ben elimle dövizle çıkmıyorum. Buna rağmen dün 4 araba polis vardı. Normalden fazlaydı. Buna bile tahammülleri yok.

Döviz tutmak mı yasak?

Döviz açtığımızda alıyorlar, yoksa yasak değil aslında. Döviz açmadan açıklama yaptığımda yine gözaltına alıyorlar. Birkaç defa Anayasa ile çıktık küçük bir kitapçık, yine aldılar. Kendimizi ifade edemiyoruz, anayasal hakkımızı kullanamıyoruz. Anayasa Mahkemesinin “OHAL’de dahi barışçıl gösteri ve toplantı hakkı engellenemez” diye 4 kararı var, Mayıs 2019’dan beri çıkan.

Yasaya rağmen mi gözaltına alınıyorsunuz?

Evet buna rağmen. Ankara’da Emniyet Müdürlüğü ve Valilik Anayasa’yı ihlal ediyor. Anayasal suç işliyor. Asıl haklarında işlem yapılması gereken insanlar bunlar. Başka illerde yapıyorlar. Bugün Karacaahmet’te KHK’lılar Platformu bir basın açıklaması yapacak. Başka yerlerde izin veriyorlar. Ancak Ankara’da kimsenin muhalif bir ses çıkarmasına sistem müsaade etmiyor.

Kaç kere gözaltına alındınız, kaç para cezası kesildi size?

Sayısını bilemiyorum. Her gözaltımız 320 TL. Onları ödeyemiyoruz. Bana bugüne kadar 60 para cezası tebliğ edildi ama e-devlete baktığımda daha tebliğ edilmeyenler olduğunu gördüm. İşyeri önünde eylem yaparken son iki ay her gün alındım, onlar para cezası. Yüksel Caddesinde açlık grevi devam ederken 2 ay yine alındım, onlar da para cezası. Mahmut Konut diye bir arkadaşımız var. O da kendi işyeri önünde eylem yapıyor. Ona desteğe gidiyorum. Oradan da para cezaları var. Şu anda sayısını bilmiyorum cezaların. Banka hesaplarımıza da el koydular. Hesaplarımızın hepsi hacizli şu an.


Gözaltına alıp alıp bırakıyorlar sizi, ne yapıyorlar bu sürede?

Aslında resmi gözaltı işlemi yapılmıyor. Resmi gözaltı yapılsa olay savcılığa gidecek ve biz beraat edeceğiz, çünkü ortada suç yok. Gözaltı işleminden sonra bize tazminat davası açma hakkı doğuyor. Bunun adına ‘yakalama işlemi’ diyor polis. Alıp hastaneye götürüyorlar. Muayeneden geçiriliyoruz, darp raporu alınıyor ve ceza kesip bırakıyorlar. Polis de yaptığının yasadışı olduğunu biliyor. Kanun önünde bir aldatmacaya giriyorlar.

Yarın gözaltına alınıp bırakılmazsanız sizi takip edenlere ne söylemek istersiniz?


Yarın karşılaşacağım şey, daha öncekilerden farklı olacağını sanmıyorum. Belki daha fazla polis ve daha fazla şiddet olacak, bilmiyorum tam olarak. Göz korkutmak için ama ben ertesi gün yine gideceğim. AKP’nin tüm haksızlıklarına ve hukuksuzlukların karşı mücadele etmeye devam edeceğim. Arkadaşlarımız da küçük küçük de olsa bulundukları yerlerden haksızlıklara karşı çıksınlar ve hakları için mücadele etsinler. Ancak bu şekilde kazanabiliriz. Ve kesinlikle kazanacağımızı düşünüyorum. Umutsuzluğu akıllarından ve düşüncelerinden çıkarsınlar. AKP yenilmiş ve bitmiş bir siyasi organizasyondur. Sadece bu baskıyla sonunu uzatıyor.