17 Aralık 2017
Efsanevi rock grubu Moğollar, 16 Aralık Cumartesi Almanya'nın Darmstadt şehrinde 50. yıl konserlerinden birini daha verdi. Fakat, Cahit Berkay'ın "Gari de Gari" ismiyle de bilinen ünlü bestesi bittikten sonraki 'küçük açıklama'sı, Moğollar'ın tarihinde unutulmayacak bir an oldu.

“Bu şarkıyı 1993’te yaptık, şimdi kimse üstüne alınmasın!” Evet,
aynen böyle söyledi Cahit Berkay dün akşam. Pek çok insan dondu kaldı. Bahsettiği şarkı, sözü ve
müziği kendisine ait olan ‘Moğollar 94’ albümünün açılış parçası
Dinleyiverin Gari idi. Moğolların’ın muhalif tavrını en iyi anlatan
bestelerden biri olan, “Gari de Gari” ismiyle de bilinen şarkı başlar
başlamaz tüm salon eşlik etti onlara. Çünkü memleket yangın yeri;
sağcısı, solcusu, Müslümanı, Kürdü, Alevisi, Ermenisi herkes dertli. Cümle
alem içini döküverdi. Fakat şarkı bitince Berkay, “Küçük bir açıklama”
diye söze başladı ve şöyle devam etti: “Biz bu şarkıyı 1993 sonunda
yaptık, şimdi kimse üstüne alınmasın.” Peki ama bu açıklama kime ve niye? Salonda şarkıdan nem kapacak kim vardı ki?
1967’nin son aylarından kurulan ve 50 yılı geride bırakan efsanevi
rock müzik grubu Moğollar, 16 Aralık cumartesi akşamı Darmstadtium
Kongressaal’da gerçekten unutulmaz bir konser verdi. Onlar 50 yıl
heyecanını sahnede, biz de koltuklarımızda yaşadık. Avrupa konserlerine
10 Kasım’da Köln’den başlayan grubun, Gent, Den Haag, Den Bosch, Genk,
Amsterdam ve Essen’den sonraki durağı Frankfurt’a 30 km uzaklıktaki
Darmstad şehri idi. Grup, Ozan Müzik Evi tarafından bu yıl üçüncüsü
düzenlenen Kültür Müzik Festivali kapsamında sahneye çıktı.
Hürşehit Köse’nin kurduğu Ozan Müzik Evi, türkülerimiz, kültürümüz adına
Almanya’da güzel işler yapıyor. Amacı Anadolu kültürünü, diğer
kültürlerle buluşturmak. 1997 yılından beri adım adım ilerleyerek bugüne
gelmişler. Evrenin Sesi Müzik Topluluğu adlı bir gönüllüler korosu var.
Gençlerden ve çocuklardan oluşan saz ekibi kurulmuş. Köse’nin çocukları
Direnç ve Özge de o grubun baş solistleri olarak sahnedeydiler.
Moğollar’dan önce onları dinledik. Çoğunluğu Almanlar’dan oluşan
Darmstad Müzik Akademisi’nin öğrencileri ve öğretmenleri de konserin bir
bölümünde onlara eşlik etti ve Pir Sultan Abdal’ın Tevhit, Ötme Bülbül, Kalenin Dibinde Bir
Taş Olaydım eserlerini kemanlarıyla icra etti.

Hürşehit Köse, eşi Fatma Köse ve çocuklarıyla birlikte ailece büyük
bir çaba içindeler. Dostları, sevenleri oldukça fazla. Siyasi partilerle
de iyi ilişkiler kurulduğu ortadaydı. Yeşiller Partisi’nin Darmstad
Meclis Üyesi Barbara Akdeniz konser boyunca onları yanız bırakmadı,
plaket sunumlarına katıldı. Cahit Berkay ve Taner Öngür, sanırım
Hürşehit Köse’nin uğraşları boşa gitmesin diye konser boyunca epey bi
uğraştılar ama kendi geçmişlerini, 50 yıllık birikimlerini o cümleyle
birlikte Almanya’ya gömdüler.
Salonda Dinleyiverin Gari şarkısını üstüne alınacak pek kimse yoktu.
Darmstad Alevi Derneği Başkanı’nın tebrik mesajı gönderdiği gecenin
konuklarının büyük bir kısmı Alevi’ydi. Bilakis alınmak ne kelime bayağı
da memnundular. Berkay’ın ‘kimse üstüne alınması’ diye hitap ettiği tek
isim Frankfurt Başkonsolosu Burak Karartı idi. Ön sıradaki yerini alan
Karartı, festivalin en önemli destekçileri arasında bulunuyor. Fakat
Karartı böyle bir şarkıyı niye üstüne alınsın ki! Moğollar’ı tanımıyor
mu, nasıl bir müzik grubu olduğunu bilmiyor mu? 1993’te yaptığınız bir
eser nedeniyle size kızacak ve mütevazı müzik festivallerini, kültürel
çabaları desteklemekten vazgeçecek kadar çapı çerçevesi dar bir bürokrat
mı? Özür diler gibi, böyle bir açıklama yapmanıza gerek var mıydı?
Dinleyiverin Gari’nin sözlerini hatırlayalım:
baylar bayanlar, kayacak merdiven bulamayanlar, sizlere bir manimiz var dinleyiverin gari.
Paralar oldu yeşil mani
Tanımıyor engel mani
Yok insafı imanı
Bol keriz bol enayi
Gemisini kurtaran
Fedakar ve cefakar
Kaptanın yüzdüğü deniz
Biziz abicim biziz
Yüzdürmeyin gari
Dul hakkı yetim hakkı
Palavradır palavra
Niyazidir şehitler
Sızlamaz mı o kemikler
İnilerler gari
Yeşili inekler yedi
Hazineyi yamyamlar
Memleketin içine
Ediverdiler gari
Ne şiş yansın ne kebap
Diye diye olduk harap
Kalmadı başka örecek çorap
Yarab bizim başlara
Akıl veriver gari
Şimdi eller havada
Oylar yandı tavada
Yok eksilme cakada
Cek caklı vaatlere
Tok karnımız gari
Kıl olmadan dinleyiverin gari
Hayret bir şey oluvermeyin gari
Zilleri takıverip oynayıverin gari
Görüldüğü üzere 1993’ten bugüne memlekette pek bir şey değişmedi.
Fakat Moğollar için çok değişmiş. Hadi onlara fazla haksızlık
yapmayalım! Türkiye’de aşağı yukarı sanatçıların durumu böyle. Kafalar
bu denli kuma gömülmemişti. Sesini çıkaranlar linç ediliyor.
Ötekileştiriliyor. Bazı sanatçıların da tepki biçimlerini anlamak mümkün
değil. Meltem Cumbul-Semih Kaplanoğlu örneğinde olduğu gibi. Fakat
Moğollar gibi her dönem tavır ve duruşlarını belli eden, siyasetçileri eleştirmekten korkmayan, toplumsal olayları bestelerine taşıyarak sistemi protesto
eden bir grubun sindirilmiş olmasına inanmak istemiyor insan. Konserde
bu sindirilmişliği görmek çok üzücüydü.

Grup, konserin açılışını Ağrı Dağı Efsanesi’yle yaptı. Cahit Berkay,
Taner Öngür, Serhat Ersöz, Emrah Karaca neredeyse her konserlerinde olduğu gibi sırt
sırta vererek, 50 yıldır neden birlikte olduklarını anlatan çok güzel
karelerle müziklerini icra etti. Sonra peşi sıra Selvi Boylum Al
Yazmalım, Devlerin Aşkı, Dila Hatun filmlerinin besteleri geldi. 9 yıl
önce vefat eden Engin Yörükoğlu, Cem Karaca ve Barış Manço da unutulmadı
ve Dağlar Dağlar, Bir Gün Belki Hayatta ve Tamirci Çırağı ile onları da
andılar. 2000’li yıllardan ise sadece iki eser söylediler. Berkay’ın
‘Bir gün internette bir şiir yakaladım ve onu besteledim’ dediği Çaya
Kaç Şeker ve Geri Sar…

Sıra grubun klasiklekmiş ve artık onların sloganı olmuş eserlerine
geldi. Önce Dinleyiverin Gari’yi söylediler ve peşinden malum
açıklama geldi. Ardından Bergamalı köylüleri desteklemek için yaptıkları
Ölüler Altın Takar mı… Taner Öngür, eseri anons ederken “Bu şarkıyı
1996’da Bergama’da siyanürle mücade eden köylüler için yapmıştık. Sonra
söylemekten vazgeçtik. Çünkü o şirket siyanürle altın çıkarmaya devam
etti. Fakat bugün planlı ve bilinçli bir çevre felaketi yaşanıyor
ülkede. HES’ler, madenler… O yüzden yeniden söylemeye başladık.”
diyebildi. Karadeniz’in o güzelim derelerini yok eden HES projelerine ve
Artvin’deki maden çıkarma olaylarına cılız da olsa dokunmuş oldular
böylece.
Sivas Katliamı’nda öldürülen 33 şair ve yazara adanan Issızlığın
Ortasında’ya sıra geldiğinde grup kimliğini hatırladı ve “Bir beste var,
her konserde çalıyoruz, çalmaya da devam edeceğiz. Ta ki Sivas
Katliamı’nın katilleri bulunana kadar. Unutmayacağız, unutturmayacağız.”
dediler. “Bir Şey Yapmalı”da da ise yine olanlar oldu ve Taner Öngür
kendini tutamayıp “Bugün bütün yöneticiler ceplerini doldurma peşinde.”
diye başladığı cümlesini “Bu ne kadar sürecek? Bütün yöneticiler, yani
dünyayı yöneten insanlar bence sadece kendi ceplerini düşünüyorlar genel
olarak. Sadece bir ülkeden bahsetmiyorum hepsi hepsi… O yüzden tüm
halklar birleşmeli ve bir şey yapmalı.” diye toparladı.
Konserin sonunda gruba, Evrenin Sesi Müzik Topluluğu eşlik etti ve
Uzun İnce Bir Yoldayım’ı söyleyerek geceyi tamamladılar. Cahit Berkay,
Burak Karartı’nın takdim ettiği 50. yıl plaketini “Büyükelçimize grup
arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum. Böyle bir etkinliği destekleyen
devletimizin bir temsilcisini burada görmekten ben çok onore oldum.”
cümleleriyle teslim aldı.
Bir yanda “Önümdeki birkaç yıl için arkamdaki onlarca yılı korkaklık
ederek çöpe atacak biri değilim.” cümlesini de içeren tarihi
savunmasıyla Ahmet Altan, diğer yanda 50 yıllık müzik kariyerini Avrupa
turnesiyle taçlandırmak için yola çıkan ve ‘ne şiş yansın ne kebap’
diyerek kendi bestelerine dahi ihanet eden Moğollar… Oysa Cahit Berkay,
2007 yılında verdiği bir röportajda şöyle demişti:
“1993’te Moğollar’ı tekrar kurduğumuzda dünya da değişmişti biz de.
Ailemiz, çocuklarımız vardı, sosyal sorumluluğumuzu kavramıştık. Tepki
göstermemiz gereken konular vardı. Sivas’ta yakılan aydınlara sahip
çıkmalıydık. Erozyonu dert edinmiştik. Siyanürlü altıncılara,
Türkiye’nin muhafazakarlaşmasına tepki vermeliydik. Eğlendirme çabası
yerine, muhalif müziği seçtik. Tiraj, rating kaygısı olmadan müzik
yaptık. Bizi bu mutlu etti. Müzikseverler bize sahip çıktı. Bugün
Moğollar bu sayede saygı duyulan bir topluluk. Keşke Türkiye
yaşanabilir, sorunsuz bir ülke olsaydı. Politik kaygı duymadan müzik
yapabilseydik.”
Evet, keşke… 1993 Moğollar’ın yeniden bir araya geldiği önemli bir
tarihti. Grubun bugün dahi sahip çıkmaktan vazgeçmediği Sivas Katliamı
da ne yazık ki aynı yıla denk gelmişti. Ve daha birçok olay… Fakat
Moğollar, dün gece müziğiyle, tavrıyla 1990’larda kalan nostaljik bir grup
olduğunu kanıtladı. Mesela 2000’li yıllarda memlekette protesto
edeceğiniz hiç mi bir şey olmadı? Günümüzde sizi ilgilendiren hiçbir şey
yok mu? Suçları kanıtlanmadığı halde tutuklu bulunan binlerce kadın
ve cezaevindeki 700 bebek de mi dikkatinizi çekmedi? Fikir özgürlüğüyle
ilgilenmiyor musunuz? Yaklaşık 200 gazeteci ve yazar hapiste. Aslında
Moğollar, dün geceki tavırlarıyla 12 Mart ve 1980 darbelerinde sırf
söyledikleri şarkılar nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ya
da hapis yatan Cem Karaca, Selda Bağcan gibi sanatçılara da vefasızlık
etmiş oldular.
Acilen bir şey yapmalı sevgili Moğollar. Biz yine sizi
dinlemeye geleceğiz, şarkılarınıza eşlik edeceğiz ama Darmstad
konserinizdeki açıklamalarınızı da asla unutmayacağız…
ozarslansevinc@gmail.com