İzmir Şakran Cezaevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir Şakran Cezaevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2020 Pazar

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

29 Mart 2013 

23 aydır İzmir Şakran T1 Cezaevine tutuklu bulunan Ali Uysal, korona günlerinde cezaevinde alınan önlemleri yazdı. Uysal, "1 kişi grip oldu. 5 günde yayıldı. Siz dışarıda biz içeride Allah'a emanet." dedi. 


Geçen hafta Şakran Cezaevinde 4 siyasi mahkum yüksek ateş nedeniyle hastaneye sevk edilmişti. Büyük bir cezaevi olan Şakran'da yakınları bulunan aileler oldukça endişeli. İçeriden sağlıklı bir bilgi alamadıklarını belirtiyorlar. Eğitimci Ali Uysal, eşine gönderdiği 12 sayfalık mektubunda koğuşun yarısının grip olduğunu, buna rağmen yeterli ve gerekli önlemlerin alınmadığını, gardiyanların aramalarda botlarıyla yatakhaneye rahatça girip çıktığını söyledi.
BURASI GÜVENLİ EDEBİYATI YAPILIYOR
Ali Uysal, 23 Ocak 2020 Pazartesi günü yazdığı mektupta şöyle dedi:
"Güya birtakım önlemler alınıyor görüntüsü var. Ama gerek arama için geldiklerinde gerekse ilaçlama, pat diye giriyorlar içeri ve yatak koyduğumuz alana dahi (ki yatak koymadığımız alan yok zaten) botlarıyla basıyorlar. Ama bu gerizekalı virüsler botların altına bulaşmayı akıl edemedikleri için korkmamıza gerek yokmuş. Burası çok güvenli edebiyatı tam gaz yapılıyor."
1 KİŞİ GRİP OLDU, 5 GÜNDE KOĞUŞUN YARISINA YAYILDI
Koğuşta bir kişinin grip olduğunu, 5 günde koğuşun yarısına bulaştığını belirten Uysal, "Halsizlik, boğaz gıcıklaması, öksürük şikayetleri var. Bu virüs meselesinden dolayı o kadar dikkatliyiz ki sürekli el yıkamaktan ellerimiz tahriş oldu çoğumuzun. Seccadeye değsek ya da masaya hemen koşup el yıkıyoruz. Başka bir yolu yok. Bu kadar kalabalıkta her an tetikte olmak gerekiyor." ifadelerini kullandı.
MEMURLARIN SAYISI BİN, AYNI MANAV, AYNI KANTİN KULLANILIYOR
Uysal şöyle devam etti: "Gelelim işin sonuç kısmına: O grip olan bir kişinin şikayet ettiği rahatsızlıklar 5 gün içinde koğuşun yarısına yayıldı. İşin realitesi buyken aptal yerine konmaktan rahatsız oluyor insan. İnsan hayatının bu kadar rahat gözden çıkarıldığı ikinci bir ülke var mı acaba? En güvenli dedikleri yere görevli olarak her gün yüzlerce kişi girip çıkıyor. Memurların toplam sayısı 1000'e yakın. Aynı manav, aynı açık cezaevinden yemek, aynı kantin vs. Sistemi izole etmek mümkün değil... Dışarıda siz Rabbime emanet, içeride biz."

Ali Uysal, koğuşa bir-iki defa dezenfenktan sıkıldığını ve ateşlerinin ölçüldüğünü de belirtti.

Hilal Uysal, eşinin mektubunun iki sayfasını Bold Medya ile paylaştı.


14 KİŞİLİK KOĞUŞTA 24 KİŞİ KALIYOR
Bold Medya'ya bilgi veren Ali Uysal'ın eşi Hilal Uysal, "14 kişilik koğuşta 24 kişi kalıyorlar. Yerde yataklar var. Kışın bile camın açık kalması gerekiyor. Nefes alamıyorlar. Birine çarpmadan bir yere gitmek imkansız. Dar bir alan. Sadece ortak alanda iki masa sığabiliyor. Ramazan'da bile önce bir grup iftar açıyor. Öbürleri namaz kılıyor." ifadelerini kullandı.

Geçen hafta Şakran T1 Cezaevinde 4 siyasi tutuklunun yüksel ateş nedeniyle hastaneye sevk edildiğini hatırtlatan Hilal Uysal, "Eşimin hastalandığı döneme denk geliyor. Sıkıntım o. Önce 4 kişi ateşleniyor, sonra eşim ve koğuş arkadaşları. Şu an yapılan bir test yok İzmir'de. Negatif çıktı sonuçlar diye açıklama yapıldı ama sonuçlar hemen gelmiyor ki. Bu nasıl oldu. Çok endişeliyiz açıkçası." dedi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında Mayıs 2018'de tutuklanan Ali Uysal, 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay'da bulunuyor. 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat mezunu olan Uysal, etüt merkezlerinde eğitmenlik yapıyordu.
1,5 YAŞINDAKİ KIZIMLA 7 AY HAPİS YATTIM


Hilal Uysal da eşiyle ayn gün tutuklandı. 1,5 yaşındaki kızı Zülal ile 7 ay Şakran Kadın Kapalı Cezaevinde kaldı. Hilal Uysal, "Ben oradayken kızım iki kere kaza geçirdi. Ranzadan düştü ve kampüs içerisindeki hastaneye sevk ettiler. İki saat boyunca gözlem altında tutulduk. Doktor yoktu. Kendi çocuğunuzun doktoru kendiniz olacaksınız denildi ve gönderildik." diye konuştu.
9 YIL SONRA DOĞDU
Uysal, kontrol için 3 ay sonraya gün verildiğini,  şimdi 3,5 yaşında olan kızının 9 yıl süren bir tedaviden sonra dünyaya geldiğini, devam eden tedavilerini mahkemeye bildirmelerine rağmen dikkate alınmadığını da sözlerine ekledi.



26 Mart 2020 Perşembe

Eşim duruşmada bayıldı, savcı bile başında durdu, karardan vazgeçmediler

26 Mart 2020 
Tutuklu Yeliz Kurtok, ileri derecede boyun fıtığı ve kronik bronşit hastası. Birlikte kaldığı kızından ayrıldıktan sonra safra ve mide sorunları çıkan Kurtok'un kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşları gideriyor.



Koronavirüs nedeniyle hem hasta tutuklular hem de yakınları büyük bir endişe ve panik içinde.
10 Ekim 2019'dan bu yana İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Yeliz Kurtok, cezaevinde zor günler geçiriyor. İleri derecede boyun fıtığı olan, kronik bronşit hastası Kurtok'un eşi Nizamettin Kurtok, koronavirüsü sebebiyle zaten hasta olan eşinin daha da kötüleştiğini söyledi.
AMELİYATLIK DURUMDA
Nizamettin Kurtok, "Eşim ileri derece boyun fıtığı. Ameliyatlık derecede. Kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderebiliyor. Doktor, ameliyat olman lazım dedi ama cezaevinde bu mümkün değil. Cezaevine girdikten sonra da safra ve mide rahatsızlığı başladı. Mahkemeler, kızının artık yanında kalamaması gibi sıkıntılardan bu rahatsızlığı oldu." dedi.

Tedaviler sonrası geç çocuk sahibi olan Yeliz Kurtok, 1 Ocak 2020'de 6. yaşını dolduran kızı Azra'dan ayrılmak zorunda kalınca hastalıkları arttı. Strese bağlı safra ve mide rahatsızlığı ortaya çıktı.

Eşinin cezaevi yemeklerini yiyemediğini belirten Nizamettin Kurtok, "Ketilda yaptıkları domates ve yoğurt çorbası ve bir de meyve ile idare ediyor. Aşırı kilo kaybetti bu süreçte." diye konuştu.

Yeliz Kurtok ve kızı Azra.
MAHKEMEDE BAYILDI
Mahkemeye getirme süreçlerinin eşini iyice yıprattığını belirten Kurtok şöyle devam etti:
"30 Ocak 2020'de görülen 4. mahkemede bayıldı. Açlık ve yorgunluktan. Sabah 7'de elleri kelepçeli ring arabaları ile 2 saat yol gidip gelme. Nezarette akşama kadar bekleme. O gün savcı bile yarım saat başında bekledi, ilgilendi ama karardan vazgeçmediler. Açlık stres iyice hastalığını ilerletti. Hatta ağrıları için 3 tane kortizon iğnesi vurdular. Mahkeme hastaneden rapor istedi. Sonraki karar mahkemesinde raporu sormadan ve beklemeden 7.5 yıl ceza verip tutukluluğa devam dediler."
YURTTA ÇALIŞTIĞI İÇİN
Özel bir yurtta memur olarak çalıştığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Yeliz Kurtok, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesince 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar duruşması 28 Şubat 2020'de görüldü. Kurtok'un dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyor.


Yeliz-Nizamettin ve Azra Kurtok, Şakran Cezaevinde bir görüş gününde.



9 Şubat 2020 Pazar

10 gün sonra doğum yapacak olan hamile tutuklu: Adalet istiyorum

9 Şubat 2020
9 aylık hamile tutuklu Elif Tuğral’dan mesaj var. Avukatı aracılığıyla yetkililere seslenen Tuğral “Adalet istiyorum” dedi.


İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan 9 aylık hamile Elif Tuğrul, avukatı aracılığıyla yetkililere seslendi. “Burada doğum yapmaktan korkuyorum. Hastaneye gidip gelmek o araçlarda çok zor. Sağlam çocuğumu da yollarda kaybetmek istemiyorum. Sadece adalet istiyorum.” dedi.

Sezeryanla doğum yaptıktan sonra cezaevinde çocuğuna nasıl bakacağı konusundan da çok endişeli olduğunu ifade eden Tuğral, “Doğum sezeryanla olacak. O halde koğuşta bebeğe nasıl bakacağımı bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Elif Tuğral’ın eşi Nuri Tuğral, eşinin son fotoğrafını sosyal medyadan paylaştı. Ocak ayının ilk hafasında, bir görüş gününde ailesiyle birlikte çekilen fotoğrafta Elif Tuğral’ın hamileliği artık iyice kendini gösteriyor.

Kontrol için Çiğli Bölge Eğitim Hastanesine götürülen Elif Tuğral’a verilen raporda 21 Şubat’ta sezeryanla doğum yapacağı yazıyor. Genetik kan pıhtılaşması sorunu nedeniyle hamileliği süresince her gün iğne olan Elif Tuğral’ın doğumu da risk taşıyor. Aynı hastalığa sahip ablası, bebeğini 9. ayında bu yüzden kaybetmişti

YANLIŞ RAPOR DOSYASINA KONULDU

Nuri Tuğral, 3 Şubat 2020’de İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine bir dilekçe yazarak eşinin durumunu şöyle açıkladı:

“Eşim şu anda 36 haftalık gebe olup, doğumuna 15 günden az kalmıştır. Eşimin mevcut hastalıklarından dolayı sezeryan doğum yapılacağından en geç şubat ayının 15-20 arası doğumu gerçekleşecektir. Daha önce cezaevi tarafından sayın mahkemenize eşimin dosyası yerine yanlışlıkla eşimin yan koğuşundaki başka bir hamile tutuklunun dosyası gönderilmiş olup eşimin doğumuna çok az kalmış olmasına rağmen çok büyük bir yanlışlık yapılarak 17 haftalık gebe olduğu zannedilmiştir. Bu hususu da telafisi mümkün olmayan durumlara sebep olacağından dolayı tekrardan önemle belirtmek isterim.

GENETİK PIHTILAŞMA BOZUKLUĞU VAR

Eşimin ciddi sağlık problemlerinin olduğunu daha önceki dilekçelerde de belirtmiş idim. Eşimin şu andaki en önemli hastalığı bebeği ve kendisi için zamanında müdahale edilmez ise ölümcül risk oluşturabilecek Genetik Pıhtılaşma Bozukluğudur. Bu rahatsızlık kanın damarlar içinde dolaşırken aniden pıhtılaşmasına sebep olabiliyor ve bu da ciddi sorunlara yol açıyor. Gebelikte hormonların etkisiyle kanın pıhtılaşma riski daha da artar ve bu da kan damarlarında, beyinde, böbreklerde emboli denilen kan pıhtısıyla bu organların tıkanması ve işlev yapamamasına neden olur. Eğer bu durum plesentada gerçekleşirse fetüs yani anne karnındaki bebeğin kaybına neden olur.

AYNI HASTALIK NEDENİYLE ABLASI 9 AYLIK BEBEĞİNİ KAYBETTİ

Bu hastalığın şiddetlenmesinde hamilelik risk faktörüdür. Gebelikte pıhtılaşma riskini, normal hastalara göre en az 7 kat artırmaktadır. Bu hastalık gebelikte ilk aylarda düşük riskinden ziyade gebeliğin son ayına hatta doğuma kadar her an bebeğin hayatının kaybına neden olabilecek durumdadır. Şu anda eşim hamile olduğu için eşim ve bebeği hayati risk altındadır. Bu hastalık nedeni ile gebeliğinin başından beri aylardır her gün iğne vurulmaktadır. 5 aydır cezaevinde olduğu için hafta içi her gün revire giderek iğne vurulmakta olup hafta sonu revirin kapalı olmasından dolayı iğne vurulmak bile kendisine zulüm olmakta iğneyi kendisi zor şartlar altında vurmaya çalışmaktadır.
Bu hastalığını ispatlar nitelikteki Tromboz-Kardiyovasküler Hastalıklara Yatkınlık Paneli Resal-time PCR Raporu’nu Sayın Mahkemenize sunuyorum. Rapor 2014 tarihinde Üniversite Hastanesinden alınmıştır, genetik bir rahatsızlık olması nedeniyle doğuştan bu yana eşimde bu hastalık bulunmakta ve geçme ihtimali de yoktur. Bu nedenle raporun tarihinin de bir önemi yoktur. Aynı hastalık eşimin ablasında da vardır ve ablası yakın zamanda, doğuma giderken hastaneye geç kalması nedeniyle 9 aylık bebeğini kaybetmiştir.

CEZAEVİ-HASTANE ARASI 2 SAAT

Elif Tuğral ve ailesi bir görüş gününde. Fotoğraf Ocak 2020’nin ilk haftasında çekildi.
Tuğral artık, son ayında.

Eşim Şakran Cezaevinde kalmaktadır ve bu bahsettiğim hastalık nedeni ile cezaevine yakın devlet hastanelerinde yeterli donanım olmadığından doktorlar dosyasına not düşmüş ve doğum esnasında Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesine sevkini istemişlerdir. Cezaevinden bu hastaneye gitme süresi en az iki saattir ve bu zaman aralığında çok acil bir şekilde götürülse dahi sağlıklı bir doğum yapabilmesi neredeyse imkansızdır. Ayrıca şunu da önemle belirtmek isterim ki, normalde gebeliğin son aylarında gebe kadınların kusması normal olmayıp tehlikeli bir durum olmasına rağmen eşim cezaevinden kontrol için hastaneye götürüldüğünde iki saat süren yol boyunca ciddi rahatsız olmakta ve devamlı kusma durumunda kalmaktadır. Sadece bu durum bile gebeliği açısından ciddi risk oluşturmaktadır.”

DOSYASI İSTİNAF’TA

Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2019’da tutuklanan Elif Tuğral, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası İstinaf’ta bulunuyor.

ELİF TUĞRAL’IN, DOĞUM YAPACAĞI TARİHİNİ GÖSTEREN RAPOR



16 Ocak 2020 Perşembe

Hamile tutuklu koğuşta sinir krizi geçirdi

16 Ocak 2020 
Avukatlık stajını yeni tamamlayan hamile tutuklu Esra Uymaz Saral, cezaevinde ilaçları verilmediği için sinir krizi geçirdi. 4,5 aylık hamileyken tutuklanan Saral, bir hafta içinde iki kez doktora götürüldü.


 9 Ocak 2020’de tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen 4,5 aylık hamile Esra Uymaz Saral (27), ilk gece konulduğu geçici koğuşta sinir krizi geçirdi. Miyom olduğu için riskli bir hamilelik geçiren Esra Uymaz Saral, gözaltına alınmasından itibaren bir haftada iki kez doktora götürüldü, koğuşta sinir krizi geçirdiği gün ise cezaevi revirine çıkarıldı. 
Esra Uymaz Saral’ın avukatı, “Geçtiğimiz cumadan bu yana kendisine kan ilaçları verilmemişti. Özel bir ilaç kullanıyor. Biraz pahalı. Devlet karşılamıyor. Cezaevi yönetimi o ilacı veremeyeceklerini ama başka bir ilaç vereceklerini söylemiş. Fakat o da henüz gelmemiş. Esra hanım 8 Ocak’ta bir gece gözaltında kalmıştı. O zaman da saat 21.00 civarı karın ağrısı şikayetiyle doktora götürülmüştü. Doktor idrar yolu iltihabı için ilaç vermişti. 17 TL imiş ilaç. Yanında para yok diye o ilacı da vermemişler.” dedi.

Tutuklandıktan sonra konulduğu geçici koğuşta ilaçlarını alamadığı için üzülen Saral’ın endişelenip ağlama krizine girdiğini belirten avukat şöyle devam etti: “Bunlara canı çok sıkılmıştı. Koğuşta da ışık bile yanmıyormuş. Tek başına. Zaman mevhumunu kaybetmiş. Dolayısıyla çok korkmuş. Kendisi biraz evhamlıdır. Ağlama krizine girmiş. Kapıları yumruklamış. 5 gardiyan ve revirden görevliler gelmiş. Müdüre çıkarmışlar. Müdür normal koğuşa geçirmiş. Böyle mi olacak hep diye korktuğunu ve bebeğime nasıl bakacağım diye endişelendiğini ifade etti.” dedi.
“BU ŞARTLARDA BURADA DOĞUM YAPMAN İMKANSIZ”
Avukat, dün tekrar hastaneye götürülen Saral’ın orada yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Cezaevine en yakın hastane Çiğli Devlet Hastanesine olduğu için dün tekrar oraya götürülmüş. Oradaki doktor da ‘Bu şartlarda senin burada doğum yapman imkansız. Miyomdan dolayı çok fazla kanaman olur, burada doğum yaptıramam’ diyor. Mahkemeye sunmak için dair bir belge istemiş. Doktor, cezaevinde kalmana engel bir durum yok. Ben öyle bir şey yazamam ama doğum sırasında Tepecik Hastanesine sevkini isteyeceğim’ demiş.”

Avukat, bugün yeni bir gelişme olduğunu ve Saral’ın mahkeme tarafından hastaneye sevkinin yapıldığını da sözlerine ekledi.
AVUKATLIK STAJINI YENİ BİTİRDİ


Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Esra Uymaz Saral, İzmir Barosundaki avukatlık stajını yeni tamamlamıştı. Eylül 2016’da evlenen ve ilk hamileliğini yaşan Saral’da 10 cm büyüklüğünde bir miyom bulunduğu için riskli bir hamilelik geçiriyor.
“DİĞER HAMİLE TUTUKLULAR ÇOK ÜMİTSİZ”
İzmir Şakran Cezaevinde Esra Uymaz Saral dışında bilinen 3 hamile daha bulunuyor. Emine Büşra İbişoğlu 5 aylık, Serpil Özmermer 5 aylık, Elif Tuğral ise 8 aylık hamile. Esra Uymaz Saral dışında cezaevinde bulunan diğer hamile tutukluların çok ümitsiz olduğunu ifade eden avukat: “Dilekçelerine cevap verilmediği için hiçbiri artık dilekçe yazmıyor, hiçbir şey talep etmiyorlar. 8 aylık hamile Elif Tuğral’ın kan pıhtılaşma problemi var, her gün iğne oluyor cezaevinde. Ama iki aydır doktora götürmüyorlar. Tamamen bırakmışlar.” dedi.

27 yaşındaki Esra Uymaz Saral, Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.

ESRA UYMAZ SARAL’IN HASTANE RAPORLARI


15 Ocak 2020 Çarşamba

“İnsaf edin hakim bey; kızımın, torunlarımın ne suçu var?”

15 Ocak 2020
Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Kızı, damadı ve 7 aylık torunu hapse giren, bir torununa da kendisi bakmak zorunda kalan Zahide Şen isyan etti.

Artvin’de özel bir okulda sınıf öğretmeni olarak çalışan Ayşegül Atalay ve eşi Mehmet Atalay 5 Aralık 2019’da tutuklandı. İki çocuk sahibi Ayşegül Atalay İzmir Şakran Cezaevine, eşi ise Artvin Cezaevine gönderildi.

Anne ve babanın birlikte tutuklanması geride kalan çocukları ve aile büyüklerini perişan etti. 7 aylık kızı Kardelen Betül’ü ile birlikte hapse gönderilen Ayşegül Atalay, 5 yaşındaki oğlu Mustafa Burak’ı annesine bırakmak zorunda kaldı.

Mustafa Burak ile tek başlarına kalan anneanne Zahide Şen (56), “Benim okumam yazmam yok. Samsun’daki evimi bırakıp İzmir’e geldim. Toruna yalnız bakıyorum. Kimim var başka. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen komşular yardımcı oluyor. Mustafa Burak okula gidiyor. Dava Artvin’den açıldığı için damadımı Artvin’e götürdüler. Kızımı bebek var diye burada bıraktılar. Damada daha hiç gidemedim” dedi.

Ayşegül Atalay ve çocukları.

“ANNEM BABAM GELECEK YİNE AİLE OLACAĞIZ DEĞİL Mİ?”

Mustafa Burak’ın sürekli anne ve babasını sorduğunu ifade eden anneanne, “Ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Eriyorum olduğum yerde. Annem, babam, kardeşim gelecek ve biz yine aile olacağız değil mi diyor. Çocuğumun hiçbir suçu yok, melek gibi kızım. Çok zor geldi bu bana. Çok ağır bir imtihandayız. Mustafa Burak artık durmuyor. Annesini istiyor. Geçen hafta bir haftalığına yanına verdik. Annesi ikisine birden bakamadı, ancak bir hafta kalabildi, geri gönderdi. Bayağı zorlu süreçten geçiyoruz. İnsafa gelin hakim bey, evlatlarım, torunlarım perişan. Onların ne suçu var?” diye konuştu.

BEBEKLİ ANNELERİ BİR KOĞUŞA TOPLADILAR


Cezaevi şartları ve ortamının bebekli anneler için uygun olmadığı sürekli dile getiriliyor fakat bugüne kadar bu konuyla ilgili yasal bir düzenleme yapılmadı. Zahide Şen, Şakran Cezaevinde pilot bir uygulama başlatılarak bebekli annelerin aynı koğuşa toplandığını belirtti ve Kardelen Betül’ün 6 haftadır cezaevinde yaşadıklarını anlattı:

“Kardelen Betül orada iki diş çıkarttı. Cezaevi şartları zor. Banyo yaptırmakta zorlanıyorlar. Çocuk hiç uyumuyormuş, kızım saat 3-4 uyuyorum diyor. İnsanlar ne de sorun yapmasa bile rahatsız oluyorlar. Bir de yeni bir uygulama varmış. Bebekli bütün anneleri aynı koğuşa toplamışlar. Herkesin çocuğu olduğu için kimse birbirine yardımcı da olamıyor. Biri ağlayınca öbürü uyanıyor. Artık curcuna.”

Zahide Şen ve torunu Mustafa Burak.


KARAR MAHKEMESİ 22 OCAK’TA

Hakkari ve Artvin’de olmak üzere toplamda 3 yıl öğretmenlik yapan Ayşegül Atalay ve eşi Mehmet Atalay, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandılar. 22 Ocak 2020’de Artvin’de karar mahkemeleri olacak. Zahide Teyze, “Kızım mahkemede hiçbir suçum yok, ekmek parası için çalıştım, dedi. 7 aylık kızı da kucağındaydı. Avukat ev hapsi vermelerini talep etti ama hakim ByLock var, yapacak bir şey yok dedi. Tutukladı. Avukat 3 haftalık süre istemişti. 22 Ocak’ta kızımı bırakmalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.


9 Ocak 2020 Perşembe

8 aylık hamile tutuklu Elif Tuğral’dan eşine: Elinden geleni yap, burada doğum yapmaktan korkuyorum

9 Ocak 2020 
Hamile tutuklu Elif Tuğral, cezaevinde 8. ayına girdi. Eşi Nuri Tuğral Ankara’ya giderek TBMM’yi ve insan hakları derneklerini bu duruma duyarlı olmaya davet etti.



Hamile tutuklu Elif Tuğral’ın eşi Nuri Tuğral, doğumu yaklaşan eşinin serbest bırakılması için TBMM dahil her yerde çözüm arıyor. Salı günkü açık görüşte eşinin söylediklerini aktaran Tuğral, “Eşim artık 8. ayıma girdim. Elinden geleni yap, burada doğum yapmaktan korkuyorum. Hareket etmekte de zorlanıyorum, koğuş kalabalık olduğu için hep ıslak oluyor, kayıp düşmekten korkuyorum, dedi. Dün İzmir’deki insan hakları derneğine gittim. Bugün TBMM’ye geldim. Ömer Faruk Gergerlioğlu ile görüşeceğim. Randevu verirlerse diğerleriyle görüşmek istiyorum. Herkesi eşimin durumuna duyarlı olmaya çağırıyorum” dedi.

Eşinin ilk doğumunu sezeryanla yaptığını, yine sezeryan olması gerekeceğini belirten Nuri Tuğral, “En az 10 gün bakıma ihtiyacı olacak. Hastane cezaevine zaten 2 saat uzaklıkta. Cezaevi aracında doğum yapmak üzere olan bir kadının taşınması sorun, eşimin endişeleri artık had safhaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

5 aylık hamileyken tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen ev hanımı Elif Tuğral (31), 20 Haziran 2019’da evinde gözaltına alınmış, o gün çıkarıldığı mahkeme tarafından ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı. Dört ay sonra; 10 Ekim 2019’da İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan dava için hakim karşısına çıkan Tuğral, 6 yıl 10 hüküm verilerek cezaevine gönderilmişti.

Daha önce görüştüğümüz Elif Tuğral’ın annesi Aziziye Özünlü, “Aslında savcı hamileliğini göz önünde bulundurarak serbest bırakılmasını talep etti, bir hakim de aynı görüşteydi ama diğer hakim tutuklanmasını istedi. Kızımın düşük yapma tehlikesi var. Ev hapsindeyken kanının pıhtılaşmaması için her gün iğne oldu. İzin alarak sağlık ocağına gidiyordu. Cezaevinde bu iğneleri olup olmadığını bilmiyoruz. Her gün revire çıkma imkanı cezaevlerinde olmuyor. Sevk alıp kontrole gitmesi aylar sürüyor zaten.” demişti.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde mezun olan edebiyat öğretmeni Elif Tuğral, İzmir’de özel bir yurtta çalıştığı için örgüt üyesi olduğu iddia ediliyor. 2014’te evlenen Elif Tuğral’ın 4 yaşında Hilmi adında bir oğlu daha bulunuyor.



30 Aralık 2019 Pazartesi

Hamile bir kadın daha tutuklandı

30 Aralık 2019 
4 aylık hamile Serpil Özmermer, 17 Aralık 2019’da tutuklanarak İzmir Şakran Cezaevine gönderildi. KHK’lı Özmermer’in 4 yaşında bir oğlu daha bulunuyor.

2016 yılında çıkarılan KHK ile memurluktan ihraç edilen hamile Serpil Özmermer (29) on beş gün önce tutuklandı. Riskli bir hamilelik yaşayan Serpil Özmermer’in eşi H. Özmermer, BOLD Medya’ya ulaşarak seslerinin duyurulmasını istedi.


H. Özmermer, “Eşim Serpil Özmermer 4 aylık hamile ve hamileliği risk altında. Aynı yıl polisin hakkında soruşturma olduğunu ve ifadesinin alınması gerektiğini söylenmesi üzere kendisi gitti. Gözaltına alındı, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.” dedi.

OĞLUMUN ANNESİNE İHTİYACI VAR

Cemaat soruşturmaları kapsamında hakkında dava açılan Serpil Özmermer’in iddianamesi 2019 yılı içinde tamamlandı. Duruşmalara katıldığı halde 17 Aralık 2019’da görülen 2. celsede tutuklandı. Eşinin kaçma şüphesi bulunmadığını, şartlı tahliye ile bırakılabileceğini söyleyen H. Özmermer, “Eşim hamile ve bir de annesine ihtiyacı olan oğlumuz var. Bu durumlardan psikolojik olarak olumsuz etkileniyor. İzmir Şakran Kadın Cezaevi B6 koğuşunda kalıyor. Sesimizi duyurur musunuz?” ifadelerini kullandı.

2012 yılından beri Adalet Bakanlığında memur olarak çalışan Serpil Özmermer, 2016’da çıkarılan KHK ile ihraç edildi. Bir ifadede adı geçtiği için hakkında soruşturma başlatıldı. Özmermer, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmalarına SEGBİS ile İzmir’den katılıyordu.




21 Ekim 2019 Pazartesi

Düşük tehlikesine rağmen 5 aylık hamile kadın tutuklandı

21 Ekim 2019
Her gün yapılması gereken iğneleri bulunan, düşük tehlikeli hamile Elif Tuğral, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailesi anne ve bebeğin hayatından endişeli.

İzmir’de yaşayan 5 aylık hamile Elif Tuğral (31) düşük tehlikesi raporlarına rağmen tutuklandı. 10 Ekim’de Şakran Cezaevine gönderilen Tuğral’ın, her gün yapılması gereken iğneler için hastaneye götürülüp götürülmediği bilinmiyor.

20 Haziran 2019’da evinde gözaltına alınan Tuğral, o gün çıkarıldığı mahkeme tarafından ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı. Dört ay sonra; 10 Ekim 2019’da İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan dava için hakim karşısına çıkan Tuğral, 6 yıl 10 hüküm verilerek cezaevine gönderildi.

KIZIMIN DÜŞÜK TEHLİKESİ VAR

Elif Tuğral’ın annesi Aziziye Özünlü, “Aslında savcı hamileliğini göz önünde bulundurarak serbest bırakılmasını talep etti, bir hakim de aynı görüşteydi ama diğer hakim tutuklanmasını istedi. Kızımın düşük yapma tehlikesi var. Ev hapsindeyken kanının pıhtılaşmaması için her gün iğne oldu. İzin alarak sağlık ocağına gidiyordu. Cezaevinde bu iğneleri olup olmadığını bilmiyoruz. Her gün revire çıkma imkanı cezaevlerinde olmuyor. Sevk alıp kontrole gitmesi aylar sürüyor zaten.” dedi.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde mezun olan edebiyat öğretmeni Elif Tuğral, İzmir’de özel bir yurtta çalıştığı için örgüt üyesi olduğu iddia ediliyor. 2014’te evlenen Elif Tuğral’ın 4 yaşında Hilmi adında bir oğlu daha bulunuyor.

Öte yandan Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan diğer bir hamile Zeynep Şakrak da hala tahliye edilmedi. 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu 16/4 maddesine göre hamile kadınlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Haklarında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan hamile kadınlar Türkiye’de tutuklu yargılanıyor. Oysa tutuklanmaması gerekiyor. Hüküm aldıktan sonra ise hüküm kesinleşirse cezası erteleme sonrası infaz edilmeli.

Geçtiğimiz günlerde Adana’da röntgen filmiyle kapıları açıp evleri soyan biri hamile 3 kadın yakalanmıştı. 6 yıl 10 ay 10 gün cezası olduğu tespit edilen zanlılardan Kader Ç., hamile olduğu için ev hapsiyle serbest bırakılmıştı. 15 Temmuz’dan sonra başlatılan Tenkil sürecinde tutuklanan kadınlara uygulanmıyor.