İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2014 Salı

Şehir Tiyatroları'ndan kimler geldi kimler geçti!

4 Mart 2014
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bu yıl 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyor. City’s Nişantaşı Alışveriş Merkezi’nde bugün saat 18.00’de açılacak “Alnında Işığı İlk Hissedenler-Darülbedayi’den Şehir Tiyatroları’na 100 Yıl” adlı sergi, yüz yıllık sanat kurumunun tarihini fotoğraflarla anlatıyor.
Moskova Sanat Tiyatrosu’nun 1902’de sahnelediği Ayaktakımı Arasında (1901) adlı oyun, ünlü Rus yazar Maksim Gorki’nin adından söz ettirmesini sağlayan en önemli eserlerinden biri olarak biliniyor. Türkçesi Vala Nurettin’e ait olan eser, Türkiye’de ilk kez 1936-1937 sezonunda Şehir Tiyatroları tarafından sahnelendi. Daha sonra Ankara Devlet Tiyatrosu başta olmak üzere başka tiyatrolarda da pek çok kez oynandı, ödüller kazandı. Ötelenen insanların hikayelerini anlatan oyunu, en son Devlet Tiyatrosu 19 Nisan 2005’te izleyici ile buluşturdu.
İstanbul Şehir Tiyatroları'nda 1950'li yıllarda sahnelenen Oniki Öfkeli Adam'da rol alan oyuncular arasında Kani Kıpçak ve Hadi Hün de var.
Amerikalı Reginald Rose’un yazdığı, iki kez filmi çekilen On Öfkeli Adam adlı tiyatro oyunu da Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği oyunlar arasında yer alıyor. 1957’de ABD’de ilk filmi yapıldığında başrolde Henry Fonda vardı, diğer tüm oyuncular ise pek de ünlü olmayan tiyatro sanatçılarıydı. 12 Öfkeli Adam, yıllar içinde Şehir Tiyatroları tarafından birkaç kez sahneye taşındı.

Türk edebiyatında tiyatro alanında ilk yazılı eserlerin verilmeye başladığı II. Meşrutiyet döneminde yetişen Musahipzade Celal’in Bir Kavuk Devrildi oyunu da 1930’da yazıldı, aynı yıl sahnelendi, 1936’da ise yayımlandı. Musahipzade Celal, 1927’de Darülbedayi’de (Şehir Tiyatroları’nın ilk adı, 1914) sahnelenen Fermanlı Deli Hazretleri adlı eseriyle tanındı, fakat akıllara en çok Bir Kavuk Devrildi ile kazındı. Tekrar tekrar sahnelenen oyun, politik bir eleştiriydi. Yazar oyunda, yabancı yatırımların ekonomiyi iflasa sürüklemesini, bilgisiz yöneticilerin halkı sömürmesini; Balaban Ağa’da yetişmekte olan yükseköğrenim gençliğinin kendi sorunlarıyla baş başa bırakılmasını yeriyordu.

Kısaca bu üç oyundan bahsetmemizin nedeni bugün City’s Nişantaşı Alışveriş Merkezi’nde açılacak “Alnında Işığı İlk Hissedenler-Darülbedayi’den Şehir Tiyatroları’na 100 Yıl” adlı fotoğraf sergisi. Ayaktakımı Arasında, 12 Öfkeli Adam ve Bir Kavruk Devrildi ve daha pek çok oyunda rol alanlar, ülkemiz sınırlarında sahne tozunu ilk yutan ve ‘alnında ışığı ilk hisseden’ oyunculardı. Türk tiyatrosunun gelişmesine en çok onlar emek verdi. Sergide dünden bugüne Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen oyunlardan kareler ve başta Muhsin Ertuğrul olmak üzere Cahide Sonku’dan Bedia Muvahhit’e, Vasfi Rıza Zobu’dan Kemal Gürmen’e Şehir Tiyatroları’nın efsane sanatçılarının portreleri yer alıyor.

Sergide şimdilik sadece 30 fotoğraf bulunuyor, aslında bu yıl 100. yaşını kutlayan Şehir Tiyatroları’nın tarihini 30 fotoğrafla anlatmak elbette zor. Neden bu kadar az fotoğrafa yer verildiğini fotoğraf seçimine katkıda bulunan Şehir Tiyatroları emektar oyuncusu Engin Uludağ şöyle açıklıyor: “Arşivimizde çok fotoğraf var. Fakat eski fotoğraflar iyi değil. Basılabilir ve büyütülebilir olanları seçtik. Bu sergi, çok büyük bir serginin küçük bir parçası. Daha sonraki sergilerde Şehir Tiyatroları’nın tarihini kronolojik bir akış içinde sergileyeceğiz.” 31 Mart’a kadar devam edecek sergi, daha sonra İstanbul’un çeşitli mekânlarında gezilebilecek.

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ


9 Temmuz 2013 Salı

Şehir Tiyatroları, 100. yılında tiyatro müzesi açacak

9 Temmuz 2013
Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin “Ben makamın değil, sandalyenin peşindeyim.” diyor. Şahin, fotoğrafta gördüğünüz o siyah koltuğu, 20 yıldır nereye giderse peşinde taşıyor. Geçmişte Muhsin Ertuğrul’un odasında olan koltuğun onun için manevi değeri yüksek. FOTOĞRAF: ZAMAN, MUSTAFA KİRAZLI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Türk tiyatrosunun kurumsal kimlik kazandığı öncü bir kurum. Tiyatro, 1914’ün ağustosunda Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girmeden üç ay önce kuruldu ve bugün adı Türk tiyatrosu ile anılan pek çok sanatçı yetiştirdi. Fakat kurum son yıllarda hep tartışmalarla gündeme geliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin’in altını çizdiği ‘bilgi’ üzerinden üretim çok az. Şahin’in söylediği şu cümle ise önemli bir itiraf: “Bütün kurumlarda olduğu gibi bizde de çok az insan aslında kurumun geleceğiyle ilgili bilgi üretiyor. Ve doğal olarak da benimle ya da bir başkasıyla çatışmalar yaşanabiliyor.”
    Şehir Tiyatroları 2014’te 100. yılını kutlamaya hazırlanıyor. Geçen yıl nisan ayında göreve gelen ve bir yıl içinde tiyatro sahnesinde 13 yeni oyun çıkaran Şahin’e, böyle köklü bir kurumun yüzüncü yılına yakışır neler yapacağını soruyoruz. Yüz yıllık arşivin sunulacağı bir tiyatro müzesi hazırlıkları olduğunu söylüyor. Henüz müzenin nerede açılacağı belli değil. Tüm birikim Ayazağa’daki depoda saklanıyor. Şahin, ‘Hangi oyunun kostümünü kim tasarlamış, hangi oyunlar tasarım ödülü almış?’ gibi sorulara cevap veren bir tasarım tarihçesi kitabı ile yüz yılı anlatan iki kitap projesinden daha bahsediyor. Özdemir Nutku’nun 1914 ile 1964 yıllarını kapsayan ‘Darülbedayi’nin 50 Yılı’ adlı eserinin dışında Şehir Tiyatroları’nın tarihini kapsamlı anlatan bir eser bulunmuyor. Son 50 yıla dair bir bellek oluşturulma fikri henüz şekilleniyor.
    Diğer taraftan, 1920’den beri pek çok kez değiştirilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yönetmeliğindeki bazı maddeler 12 Nisan 2012’de de değişince Şehir Tiyatrosu’nda kıyamet koptu. Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmet Emekçileri Sendikası (TÜM-BEL-SEN), Şehir Tiyatroları’na bir dava açtı. Dava, geçtiğimiz mayıs ayında sonuçlandı. Sonuca göre tiyatrocular ‘kaybettik’lerini düşündükleri haklarını geri aldılar. Bütün bunları ve tiyatro ile ilgili merak edilenleri, bir yıl içinde kurumun gelişmesine katkıda bulunacak her türlü bilgi ve belgeyi değerlendirmeye çalıştığını söyleyen Şahin’e sorduk.

Kurumsal Tartışmalar Hep Oldu

“Şehir Tiyatroları’nın yönetmeliği dünden bugüne hep tartışılmış. Halk tiyatrosuna bakış, geleneksel tiyatroyu değerlendirme, kurumsallaşma, bürokrasi-tiyatro ilişkisi nasıl olmalı, kurum nasıl yapılanmalı… bu tartışmalar yeni değil. Muhsin Ertuğrul’un bazen belediye ile bazen de kurum içindeki ya da dışındaki kişilerle karşı karşıya geldiği yazıları var. Mesela İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Selim Nusret Gerçek’le tartışmaları olmuş. Şehir Tiyatrosu üzerinden tartışılan bu konular, aslında bugünden yarına ışık tutacak bir yerde duruyor.”

Tiyatrocuların Yönetimde Olması Kadar Doğru Bir Şey Yok

“Yönetmelikle ilgili değiştirilen kararlar arasında en önemli yerde duran, yönetim kuruluna sanatçıların seçilip seçilmeyeceğiyle ilgili karardı. Artık sanatçılar yönetime katılabilecekler. 8 Temmuz’dan itibaren tatile çıkıyoruz. Dönüşte yasal düzenleme yapılacak ve seçimlere gidilecek. Kurumdan arkadaşlar da yönetimde yer alacak. Bundan daha doğal, daha doğru bir şey yok. Genel sanat yönetmeni olarak benim de fikrim sanatçıların yönetime katılması. Kişiler üzerinden kurumlar tanımlanmaz. Bu kurumun bireyleri olarak geleceğin tiyatrolarını hazırlamakla, tiyatrocu yetiştirmekle yükümlüyüz. Repertuar ne olacak, kim oynayacak, kim yönetecek, kim tasarımını yapacak meselemiz bunlar…  Ama ne yapalım ki kişiler üzerinden yürüyen bir dünyada yaşıyoruz. Kavramlar, kurumlar üzerinden bilgi üretmiyoruz. Bence hiçbir sanatçı hedef gösterilmemeli. Hiçbir arkadaşım bunu hak etmez.”

Bütün Maddeler Sorgulanabilmeli

“İptal edilen ya da edilmeyen kararların tartışılması, bu kadar didiklenmesi taraftarı değilim. Esas bundan sonra Şehir Tiyatrosu çalışanlarıyla iç birimleriyle birlikte belediyenin de katkı vereceği 100 yıla yakışır bir yönetmeliğin oluşturulmasına adım atılmalı. Bu kararlar bizim için başlangıç noktası olabilir. Şunu demek istiyorum: Yönetmeliği yeniden gözden geçireceğimiz bir ortam olmalı. Bütün maddeler sorgulanabilir olmalı.”

Türkiye Sanat Kurumu ile İlgili Net Bir Şey Söylenmiyor

“Bu kurumla ilgili net bir şey söylenmiyor. Bir insanın cümlesinden yola çıkıp birbirimizle ve kurumlarla ilgili bilgi üretiyoruz. Sanat kurumu olur mu olur, olmaz mı olmaz, olacaksa somut bir açıklama yaparsınız. Olmamış şey üzerinde tartışılmasını doğru bulmuyorum. Bütün bilgiler, ‘şuradan duydum, buradan duydum’dan ibaret… Belirsizliğe bırakmamalı. Ama bizim gibi sanatla direkt ilgili kurumların dolaylı ya da doğrudan bilgilendirilmesi lazım. Sabah kalktığımızda yeni bir kanun çıktığını öğrenmemeliyiz. Demokratik kitle örgütlerinin fikirleri alınmalı. Ben olsam, müdürlük yapmış, adı öne çıkmış sanatçıları toplarım, ‘Biz böyle bir şey düşünüyoruz, siz nerede duruyorsunuz.’ diye sorarım.”

Seyircimiz 60 bin Civarında Arttı

“Geçtiğimiz yılın rakamlarına göre ortalama 60 bin civarında seyircimiz artmış. İyi bir seyirci sayısı yakaladığımızı düşünüyorum. Geçtiğimiz yıla göre repertuarımızdaki oyunları daha hızlı değiştirdik. Pek çok oyunumuz nisan ayında ortaya çıktı. Hıdrellez, Kösem Sultan, Para, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli, Ocak yeni sezonun yeni oyunları olacak. kabaca hazır. 13 Temmuz’da Makedonya’da düzenlenen Antik Oyunlar Festivali’nde Aristophanes’in Lysistrata oyununu oynayacağız. 3-9 Eylül’de Zengin Mutfağı ve Ateşli Sabır oyunları Kıbrıs turnesine çıkacak.”

HABERİN SAYFAMIZDAKİ GÖRÜNÜMÜ